Uzay

Ceres (cüce gezegen) Keşfedildi

asteroit kuşağındaki en büyük gök cismidir

Ceres (cüce gezegen) Keşfedildi

Cüce gezegen

Ceres (1801)

Plüton (1930)

Quaoar (2002)

Sedna (2003)

Orcus (2004)

Haumea (2004)

Eris (2005)

Makemake (2005)

Gonggong (2007)

Ceres, Asteroit kuşağı'nda bulunan tek cüce gezegendir.

Cüce gezegen, doğrudan Güneş etrafında hareket ettiği bir yörüngede bulunan, bu nedenle başka bir cismin doğal uydusu olmayan, kütleçekimsel olarak yuvarlak olacak kadar büyük, ancak Güneş Sistemi'nin sekiz klasik gezegeni gibi yörünge baskınlığı elde etmek için yetersiz olan küçük gezegen kütleli bir cisimdir. En tipik cüce gezegen örneği, 2006 yılında "cüce" kavramı benimsenmeden önce onlarca yıl boyunca bir gezegen olarak kabul edilen Plüton'dur.

Cüce gezegenler jeolojik olarak aktif olabilirler; bu olasılık 2015 yılında Ceres'e yönelik olarak gerçekleştirilen Dawn misyonu ve Plüton'a yönelik olarak gerçekleştirilen New Horizons misyonu ile doğrulanmıştır. Bu nedenle astrojeologlar bu cisimlerle özel olarak ilgilenmektedir.

Gök bilimciler en azından en büyük dokuz adayın birer cüce gezegen olduğu konusunda genel bir fikir birliği içindedirler - bunlar kabaca bir büyüklük sırasına göre, Plüton, Eris, Haumea, Makemake, Gonggong, Quaoar, Ceres, Orcus ve Sedna'dır. Bunlar arasına Salacia'nın da eklenmesi muhtemeldir. En büyük on cüce gezegen adayından ikisi uzay araçları tarafından ziyaret edilmiştir (Plüton ve Ceres) ve diğer yedisinin bilinen en az bir uydusu bulunmaktadır (Eris, Haumea, Makemake, Gonggong, Quaoar ve Orcus), bir uyduya sahip olması cüce gezegenlerin kütlelerinin ve dolayısıyla yoğunluklarının belirlenmesine olanak tanımaktadır. Kütle ve yoğunluk da bu gezegenlerin yapısını belirlemek amacıyla jeofizik modellere uyarlanabilir. Sadece bir tanesi, Sedna, ne ziyaret edilmiştir ne de bilinen bir uydusu vardır, bu da doğru bir kütle tahminini zorlaştırmaktadır. Bazı gök bilimciler bu cisimlere daha küçük cisimleri de dahil etmektedir, ancak bunların cüce gezegenler olabileceği konusunda bir fikir birliği yoktur.

Cüce gezegen terimi, gezegen bilimcisi Alan Stern tarafından Güneş Sistemi'ndeki gezegen kütleli nesnelerin üç yönlü sınıflandırmasının bir parçası olarak ortaya atıldı. Bunlar, Klasik gezegen, cüce gezegen ve uydu gezegendir. Cüce gezegenler, adından da anlaşılacağı gibi bir gezegen kategorisi olarak tanımlanmıştır. Bununla birlikte bu terim, 2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) tarafından Güneş'in etrafında dönen cisimlerin üç yönlü yeniden sınıflandırılmasının bir parçası olarak, gezegen olmayan cisimler arasında bir alt kategori olarak kabul edildi.Bu karar, Plüton'dan daha büyük ancak yine de klasik gezegenlerden çok daha küçük ve Güneş'e Neptün'den daha uzak bir cisim olan Eris'in keşfiyle hızlanmıştır. Boyut olarak Plüton'dan daha büyük olan bir dizi başka cisimlerin de keşfinden sonra Plüton'un tanımının yeniden değerlendirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Böylece Stern ve diğer birçok astrojeolog cüce gezegenleri ve büyük uyduları gezegen olarak kabul etse bile, 2006'dan bu yana IAU ve gök bilimcilerin büyük çoğunluğu Eris ve Plüton gibi gök cisimlerini gezegen listesinden tamamen dışlamıştır.

Kavramın tarihçesi

Ana madde: 2006 yeni gezegen tanımı

Plüton ve uydusu Charon

4 Vesta, en büyük asteroitlerden biri ama bir cüce gezegen değil.

1801'den itibaren gök bilimciler, Mars ve Jüpiter arasında bulunan ve onlarca yıl boyunca bir gezegen olarak kabul edilen Ceres ve diğer nesneleri keşfetmektedir. Gezegen sayısının 23'e ulaştığı 1851 yılı civarında, daha küçük cisimler için asteroid tanımı kullanılmaya başlanmış olup daha sonrasında bu cisimlerin gezegen olarak kabul edilmesi veya sınıflandırılması terk edilmiştir.

1930'da Plüton'un keşfi ile birlikte birçok gök bilimci, çok fazla sayıdaki diğer küçük cisimlerle birlikte (astreoidler ve kuyruklu yıldızlar) Güneş Sistemi'nin dokuz gezegenden oluştuğunu düşünmekteydi. Neredeyse 50 yıl boyunca Plüton'un Merkür'den büyük olduğu düşünüldü, ancak 1978'de Plüton'un uydusu Charon'un keşfi ile Plüton'un kütlesinin kesin olarak ölçülebilmesi ve cismin ilk varsayımlara göre çok daha küçük olduğunun öğrenilmesi mümkün oldu. Plüton'u en küçük gezegen yapan, neredeyse kabaca Merkür'ün 20'de bir kütlesinde olmasıydı. Ceres, asteroit kuşağının en büyük cisminin on katından daha büyük olmasına rağmen, Dünya'nın uydusu Ay'ın yaklaşık beşte biri kadar bir kütleye sahiptir. Dahası, büyük yörünge dış merkezliği ve yüksek yörünge eğikliği gibi bazı alışılmadık göstergeler ortaya koyması nedeniyle, diğer gezegenlerden farklı bir tür cisim olduğu görüşü ortaya çıkmıştır.

1990'larda gök bilimcilerce asteroit kuşağında ve daha uzak bölgelerde, Plüton'a benzer başka cisimler keşfedilmeye başlandı. Bunlardan bazılarının Plüton'un bazı temel yörünge özelliklerini paylaşması sonucunda plütino olarak adlandırılan yeni bir grup ortaya çıkmıştır. Bunun sonucunda hangi cismin gezegen olarak kabul edilebileceğine yönelik bir tartışma ortaya çıkmıştır. Gezegen olarak kabul edilmenin sınırlarının tespit edilmeye başlanmasının ardından bazı gök bilimciler Plüton'u bir gezegen olarak adlandırmayı bırakmıştır. Alt gezegen ve küçük gezegen dahil olmak üzere birkaç terim, cüce gezegen olarak bilinen cisimler için kullanılmaya başlandı.2005 yılında Plüton ile kıyaslanabilir boyutta olan üç adet Neptün ötesi cismin (Quaoar, Sedna ve Eris) keşfedildiği duyuruldu. Gök bilimciler ayrıca Plüton boyutundaki başkaca nesnelerin keşfedilmesinin oldukça muhtemel olduğunu ve şayet Plüton boyutundaki cisimlerin birer gezegen olarak sınıflandırılmaya devam edilmesi halinde gezegen sayısının hızla artmaya başlayacağını belirtmekteydiler.

Eris (geçici tanımı 2003 UB313 olarak bilinen) Ocak 2005'te keşfedilmiştir; Eris'in kütlesinin Plüton'dan bir miktar daha büyük olduğu değerlendirilmiş ve hatta bazı çalışmalarda gayri resmi olarak onuncu gezegen olarak yer verilmiştir. Sonuçta bu durum, Ağustos 2006'daki IAU Genel Kurulu'nda yoğun bir tartışma konusu haline gelmiştir. AU'nun ilk taslak önerisinde gezegenler listesinde Charon, Eris ve Ceres de yer almaktaydı. Gök bilimcilerin birçoğu bu teklife itiraz etmiştir. Bu kapsamda, Uruguaylı gök bilimciler Julio Ángel Fernández ve Gonzalo Tancredi tarafından bir alternatif hazırlanmıştır. Buna göre, yuvarlak olacak kadar büyük, fakat etraflarındaki küçük gezegenimsi yapıları temizleyememiş olan cisimler için bir ara kategori oluşturulması teklif edilmiştir. Charon'u listeden düşüren bu yeni teklif, yörüngelerini temizleyebilme kriterini karşılayamamaları gerekçesiyle Plüton, Ceres ve Eris'i de liste dışı bırakmıştır.

IAU'nun son Resolution 5A kararı, Güneş'in etrafında dönen gök cisimleri için bu üç kategorili sistemi korumaktadır. Bu kıstaslar aşağıda yer almaktadır:

IAU ... Güneş Sistemimizdeki uydular hariç, gezegenlerin ve diğer cisimlerin aşağıdaki şekilde üç farklı kategoriye ayrılmasına karar vermiştir:

(1) Gezegen1, (a) Güneş etrafında yörüngede bulunan, (b) kendi yerçekiminin katı cisim kuvvetlerinin üstesinden gelmesine yetecek kadar kütleye sahip, böylece hidrostatik denge şeklini almış (neredeyse yuvarlak) ve (c) yörüngesinin etrafındaki çevreyi temizlemiş gök cismidir.
(2) "Cüce gezegen", (a) Güneş'in etrafında yörüngede olan, (b) katı cisim kuvvetlerinin üstesinden gelebilecek şekilde kendi kendine kütle çekimi için yeterli büyüklüğe sahip olan bir gök cismidir, böylece cisim hidrostatik denge (neredeyse yuvarlak) durumundadır,2 (c) bunlar yörüngesinin etrafındaki çevreyi temizleyemez ve (d) bir uydu değildir.
(3) Güneş'in yörüngesindeki uydular dışında diğer tüm cisimler3 topluca "Küçük Güneş Sistemi Cismi" olarak adlandırılacaktır."

Dipnotlar:

1 Sekiz gezegen şunlardır: Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün.

2 Sınıra yakın cisimlere cüce gezegen veya başka bir statü vermek için bir IAU süreci oluşturulacaktır.

3 Bunlar şu anda Güneş Sistemi asteroitlerinin çoğunu, çoğu Neptün ötesi cisimlerini (TNO), kuyruklu yıldızları ve diğer küçük gezegenleri kapsar.

IAU, sınıra yakın cisimleri belirlemek için hiçbir zaman bir süreç oluşturmadı ve bu tür kararları gök bilimcilere bıraktı. Bununla birlikte, daha sonra bir IAU komitesinin olası cüce gezegenlerin isimlendirilmesini de denetleyeceği kimi yönergeler oluşturuldu: Mutlak büyüklüğü +1'den daha parlak olan isimsiz Neptün ötesi cisimler (ve dolayısıyla 1 değerindeki bir geometrik albedo'ya karşılık gelen minimum 838 km çap) cüce-gezegen adlandırma komitesi tarafından adlandırılacaktı. O sırada (ve 2019 itibarıyla), adlandırma kriterini karşılayan cisimler Haumea ve Makemake idi.

Bu beş cisim – 2006'da ele alınan üçü (Plüton, Ceres ve Eris) ve 2008'de adlandırılan ikisi (Haumea ve Makemake) – genellikle yetkililerin isimlendirmesi ile Güneş Sisteminin cüce gezegenleri olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, bunlardan sadece biri – Plüton – mevcut şeklinin hidrostatik denge durumunda olduğuna yönelik varsayımların doğrulanabilmesi amacıyla yeterince ayrıntılı olarak gözlemlenebilmiştir. Ceres de bu denge durumuna yakındır, fakat yine de bazı kütleçekimi anormallikleri henüz tam olarak açıklanamamaktadır.

Öte yandan, astronomi topluluğu sıklıkla daha büyük Neptün ötesi cisimleri cüce gezegenler olarak kabul etmektedir. Örneğin, JPL/NASA, 2016'da gerçekleştirilen bazı gözlemlerden sonra Gonggong'u cüce gezegen olarak nitelendirdi ve Southwest Araştırma Enstitüsü'nden Simon Porter, 2018'de Pluto, Eris, Haumea, Makemake, Gonggong, Quaoar, Sedna ve Orcus'a atıfta bulunarak bunlardan "büyük sekiz [Neptün ötesi] cüce gezegen" olarak bahsetti.

Diğer yıldızların etrafında dönen gezegenlerin sınıflandırılması ile ilgili kimi endişeler daha sonrasında ortaya çıkmış olsa da bu sorun hala çözülememiş; bunun yerine, cüce gezegen büyüklüğündeki cisimler tespit edildiğinde konuya ilişkin net bir tanımlama yapılmasına karar verilmiştir.

İsim

Cüce gezegen terimi bir şekilde kendiliğinden tartışmalıdır çünkü bu cisimler cüce yıldızların yıldız olmaları kadar gezegendir. Bu Güneş sisteminin konseptidir. Bu tanım ayrıca gök bilimciler tarafından da kullanılır ve IAU tanımına uyar. Brown şunu vurgular, gezegenimsi bu tarz cisimler için yıllarca kullanılan oldukça güzel bir kelimedir. Hatta 5A tasarısı bu medyan cisimlere gezegenimsi demiş, ancak genel kurulda kapalı oylama ile böyle olmaması kararı alınmıştır. İkinci tasarı, 5B, cüce gezegenleri altgezegen olarak tanımlamıştır, Stern'in de en başta niyetlendiği gibi diğer sekiz klasik gezegenden farklı olarak. Bu anlaşma altında, reddedilmiş teklifteki on iki gezegen sekiz klasik gezegen ve dört cüce gezegen olmuştur. Ancak, 5B tasarısı da tıpkı 5A ya olduğu gibi yenilgiye uğramıştır. Çünkü cüce gezegenin 5B tasarısının başarısızlığı sebebiyle gezegen olmayışı anlamlı kararsızlığı, nanogezgen ve alt gezegen gibi alternatif terimlerin tartışılmasına sebep oldu, ancak CSBN de değiştirmek için hiçbir uzlaşma yoktu.

2006'nın IAU tasarısı 6a'ya göre Plüton, yeni kategori trans-Neptün cisimlerin prototipidir. Bu kategorinin kesin doğası ve ismi netleştirilmemişti ama IAU için daha sonra yayınlaması için bırakılmıştı; tartışmada tasarının taraftarı olan grup, kategori üyeleri değişiklik göstererek plutonlar ve plutomsu nesnelere yöneldi, ancak isim daha ileri gitmedi bunun sebebi belki de yer bilimcilerin onların plütonu ile karışacağını düşünmelerinden kaynaklanan itirazlarıydı. 11 Haziran 2008'de IAU yönetici komitesi plütoid adını ortaya çıkardı ve onları bütün trans-neptün cüce gezegenler olarak tanımladı. Ayrıca iletişim eksikliğine dair bir e-postanın bir parçası, WG-PSN (gezegen sistemleri cisimleri isimlendirme çalışma grubu) plütoid isminin seçiminde rol almadı. Hatta WG-PSN tarafından yapılmış bir oylamada bu spesifik terimin kullanılması reddedildi ve gök bilimciler arasında yaygın bir kelime olmadı.

Karakteristik

Yörüngesel baskınlık

Alan Stern ve Harold F.Levison yörüngedeki sapmada karşılaşılan sonucu ifade ederek bir parametre tanıttı Λ (lambda). Stern'ün modelinde buparametrenin değeri kütlenin karesiyle doğru orantılı olup periyot ile ters orantılıdır. Bu değer bir cismin komşu yörüngesinde dolanabilme kapasitesini saptamada kullanılabilir, Λ > 1 olması eninde sonunda dolanabilir olması anlamına gelir. Λnın beşli sıralamasındaki boşluk, en küçük karasal gezegen ile en büyük asteroid ve Kuiper Kuşağı nesneleri arasında bulunur.

Bu parametreyi kullanmak, Steven Soter ve diğer gök bilimcilerin gezegenler ile asteroidler arasındaki fark üzerinde anlaştığı, gezegenlerin çarpışmalarla, kütleçekimi dağılmasıyla küçük nesneleri yörüngelerinden atabilmesi ile ilgilidir. Soter gezgen diskriminantı adını vermek istediği bir parametreyi ortay koydu, sembolü µ (mu) olan, yörüngesel bölgedeki gezilebilirliği deneysel olarak ölçen bir derece idi bu. (µ, incelenen kütlenin yörüngedeki toplam kütleye oranı ile hesaplanıyordu.) µ > 100 olduğunda, gezebilir anlamına geliyordu. Gezegenleri ve cüce gezegenleri ayırmada kullanılan daha birçok şema vardır, ancak bu konsept için 2006'nın tanımlaması kullanılır.

Boyut ve kütle

Yeterli iç basınç, cismin kütleçekiminden kaynaklanan, cismi esnek bir hale çevirir ve yeterli esneklik yüksek rakıma sebep olur bu aşamaya kütleçekimsel rahatlama denir. Birkaç kilometreden daha küçük cisimler, kütleçekimsel olmayan kuvvetler altına girmiştir ve şekilsiz bir biçimde olma eğilimindedirler.

Satürn'ün uydusu Methone, yaklaşık 3 km yarıçapında, yuvalar, ancak hafifçe yumurta şeklinde bir nesnedir. Kütleçekiminin önemli, ancak baskın olmadığı daha büyük nesneler patates şeklindedir; cisim ne kadar kütleli ise, cisim aynı zamanda o kadar iç yuvarlak ve iç basıncı yüksektir, basınç iç kuvvetleri yenecek kadar ve hidrostatik dengeye gelene kadar. Bu noktada, cisim olabileceği kadar yuvarlaktır. Bu bir cüce gezegeni tanımlama limitidir.

Bir nesne, hidrostatik dengede iken, üstünü kaplayan sıvının küresel katmanı, aynı şekilde bir sıvı yüzeyi oluşturabilir, tıpkı kraterler ve çatlaklar gibi. Eğer cisim dönmüyorsa küre olur, ancak ne kadar hızlı dönerse o kadar yassılaşır. Ancak bu şekilde dönen bir cisim eriyene kadar ısıtılırsa, bu cismin tüm şekli sıvı iken de değişmeyecektir. Bu tarz küresel olmayan ve hidrostatik dengedeki bir cismin aşırıya kaçan bir örneği Haumea'dir (ana ekseninin uzunluğu kutuplardakinin iki katıdır).

Eğer cisim kütleli bir komşu cisme sahip ise çekimsel kuvvetlerde etki edecektir. Jüpiter'in bir ayı İo buna bir örnektir. İo, gelgitsel ısınmaya bağlı olarak Güneş Sistemi'ndeki volkanik olarak en aktif cisimdir.

Gelgitsel kuvvetler, ayrıca cisimlerin çekimsel olarak kilitlenmesine de sebep olabilir. Komşu cismine sürekli aynı yüzünü göstermesi gibi. Buna verilebilecek en aşırı örnek Plüton-Charon sistemidir. Bu sistemde iki cisimde gelgitsel olarak birbirine kilitlenmiştir. Dünya'nın ayı da ayrıca bu şekilde çekimsel olarak kilitlenmiştir tıpkı birçok gaz devlerinin uydularında olduğu gibi. En uç ve en alt boyuttaki ve cüce gezegenlerin kütle limitleri IAU tarafından spesifik olarak belirtilmemiştir. Tanımlanmış bir üst sınır yoktur ve Merkür'den daha büyük ya da daha kütleli, komşularının yörüngelerinin etrafında dönmeyen cisimler cüce gezegen olarak adlandırılır. Alt sınırlar, hidrostatik dengeye ulaşabilmek için gereken koşullar göze alınarak belirlenir, ancak bir cismin bu şekle gelebilmesi için gereken boyut ve kütle o cismin yapısına ve termal geçmişine bağlıdır. 2006 IAU nun orijinal taslak önerisi hidrostatik denge olarak tekrar tanımlanmıştır, kütlesi 5×1020 km ‘ın üstünde ve yarıçapı 800 km'den fazla, ancak bu bilgi son taslağa konulmamıştır.

Deneysel gözlemler önerir ki alt limit cismin yapısı ve termal geçmişe göre değişiklik gösterir. Taşlı asteroidler gibi katı silikatlardan yapılmış bir cismin hidrostatik dengeye ulaşması ortalama 600 km yarıçapta ve 3.4×1020 km kütlede ortaya çıkar. Daha az miktarda sudan oluşan bir cisimde ise, limit 320 km ve 1019 kg kütle ile sınırlıdır.

Methone'nin uzamış şeklinin, Satürn'ün uyguladığı gelgitsel kuvvetler ile kendi kütleçekim kuvvetinin arasındaki dengenin yansıması olduğunu varsayarak, yarıçapı sadece 3 km buzlu olduğu öne sürülür. Asteroid kuşağında, Ceres taş bulundurma limitini açıkça aşan tek cisimdir ve şekli dengeli bir küreseldir. 2 Pallas ve 4 Vesta, ancak, taşlı ve limitin altındadır. Pallas, 525–560 km ve 1.85-2.4×1020 kg da neredeyse yuvarlak bir şekle sahiptir fakat hala bir şekilde düzensizdir. Vesta, 530 km ve 2.6×1020 km de elips bir şekilden sapmadır, kutuplarının büyük etkisinden dolayı.

Buzlu cisimler boyunca, hidrostatik dengede olmak için en küçük düşünce, cüce gezegen konsepti tartışılırken Mimastı, 396 km ve 3.75×1019kg.Güneş Sistemi'nde bilinen en büyük şekilsiz cisim Proteus'dur (neredeyse 396 km yarıçapında ve yaklaşık olarak 4.4×1019kg). Neredeyse ama tam olmayacak şekilde yuvarlak kabul edilir. Mimas gibi cisimler Proteus'a göre daha geniş bir termal geçmişe sahip olabilirler ya da bir çarpışmadan sonra şekilleri kaybolabilir. Hiçbir cisim, alt sınırı hesaplamak için kullanıldığı gibi saf buz değildir, ancak ve Mike Brown'un önerdiği üzere, buzlu bir cüce gezegen için olan pratik alt sınır 400 km'nin altında bir yerde olmalıdır. Şu anda bu boyutun üzerine çıktığı varsayılan tahminî olarak yaklaşık 100 TNOs vardır. Ancak, Mimasın hidrostatik dengede olmadığı keşfedildi ve geçmişinde kaynaklı elips bir şekli vardır. Satürn'ün onaylanmış, bilinen en küçük ayı hidrostatik dengede olan Rhea'dır. (1.530 km), dengede olmayan en büyük olan İapetus dışında (1.470 km). Bu bulgular, cüce gezegen konseptinde tartışılmadıysa da İapetus, Makemake'den biraz daha (1.415-1.445 km), Haumea'dan büyük ölçüde büyüktür (1.180-1.310 km).

Cüce gezegenler ve olası cüce gezegenler

Birçok trans-Neptün cismin (TNOs) çekirdeğinin buzlu olduğu düşünüldü ve bu yüzden belki 400   km yarıçaplı (Dünya'nın yüzde üçü kadar) olması gerekiyordu. Bu cisimlerin yarıçapları hakkında sadece kabaca tahminler olmasına rağmen, yaklaşık 100 bilinen TNOs büyük olasılıkla cüce gezegendir. Bunlardan 30'unu araştıran bir grup eninde sonunda Kuiper Kuşağı'nda 200 tane olduğunun kanıtlanacağına inanıyor ve daha binlercesine.

IAU beş cismi cüce gezegen olarak tanımlıyor: Ceres, Plüton, Eris, Haumea ve Makemake. Ceres ve Plüton direkt gözlemlerle cüce gezegen olarak biliniyor. Eris, genellikle Plüton'dan daha kütleli olduğu için cüce gezegen olarak kabul ediliyor. Haumea ve Makemake mutlak büyüklüklerine dayanılarak cüce gezegen olarak kabul ediliyor. Güneş'e göre olan uzaklıkla, beşi;

  1. Ceres – 1 Ocak 1801'de keşfedildi, Neptün'den 45 yıl önce. Yarım asır boyunca gezegen olarak kabul edildikten sonra asteroid olarak sınıflandırıldı. IAU tarafından 19 Eylül 2006'da cüce gezegen olarak kabul edildi.
  2. Plüton – 18 Şubat 1930 tarihinde keşfedildi. 76 yıl boyunca gezegen olarak kabul edildi. IAU tarafından 24 Ağustos 2006'da cüce gezegen olarak tanımlandı.
  3. Haumea – 28 Aralık 2004'te keşfedildi. IAU tarafından 17 Eylül 2008'de cüce gezegen olarak tekrar sınıflandırıldı.
  4. Makemake – 31 Mart 2005'te keşfedildi. IAU tarafından 11 Temmuz 2008'de cüce gezegen olarak tanımlandı.
  5. Eris – 5 Ocak 2005'te keşfedildi. Medya raporlarında onuncu gezegen olarak anıldı. IAU tarafından 13 Eylül 2006'da cüce gezegen olarak kabul edildi.

Mike Brown Eris, Plüton, Haumea, Makemake ve altı diğer cismi neredeyse kesin cüce gezegen olarak görüyor, çünkü onlar hidrostatik dengede bulunabilecek kadar yeterli kütleye sahip. Eğer onlar (öncelikli olarak taşlı olacak şekilde) yoğun ise ve tahminî yarıçaplarının altı sınırındalarsa, yüksek olasılıklıdır. Güneş'e göre olan uzaklıklarıyla, altı tane ek olarak cüce gezegen olabilecek cisim:

  1. Orcus – 17 Ocak 2004'te keşfedildi
  2. 2002 MS4 - 18 Haziran 2002'de keşfedildi
  3. Salacia – 22 Eylül 2004'te keşfedildi
  4. Quaoar – 5 Haziran 2002'de keşfedildi
  5. Gonggong - 17 Temmuz 2007'de keşfedildi
  6. Sedna – 14 Kasım 2003'te keşfedildi

Hiçbir uzay probu bunları ziyaret etmedi. Fakat NASA'nın uyduları bu konuda başarılı olursa ve görevini başarıyla tamamlarsa 2015'te bu değişti ve Dawn, Ceres'in yörüngesine girdi. New Horizons'da aynı yıl Plüton sisteminin içinden geçmesi planlanıyor. Bu Kuiper Kuşağı cisimlerini kesfetmek için NASA ise New Horizons 2 adında yeni bir görev planlıyor. Eğer bu görev gerçekleşirse tahmini veriler yerine elimizde kayda değer bilgiler olacak.

Ceres'den sonra asteroid kuşağındaki ikinci en kütleli cisim Vesta da cüce gezegen olarak sınıflandırılabilir, çünkü şekli hidrostatik dengeden çıkmaktadır ve bunun en büyük sebebi katılaşmadan sonra meydana gelen kütleli etkilerdir. Cüce gezegenin tanımı bu probleme hitap etmiyor. Dawn probundan gelen veri, 2011-2012'de Vesta'da dolanan, belki bu konuyu açığa kavuşturmaya yardım edebilir.

Gezegenimsi kütlede olan aylar

Kendi kütleçekimleri altında yuvarlak olabilecek kadar kütleli olan on dokuz tane ay biliniyor ve bunlardan yedi tanesi Eris ve Plüton'dan daha kütleli. Fiziksel olarak cüce gezegenlerden ayılmazlar, ancak o sınıfın da üyeleri değillerdir çünkü direkt olarak Güneş yörüngesinde dolanmazlar. Eris'den ve Dünya'nın ayından daha büyük olan yedisi, Jüpiter'in eylemsiz referans çerçevesindeki ayları İo, Europa, Ganymede ve Callisto, Satürn'ün bir uydusu Titan ve Neptün'ün bir uydusu Triton'dur. Satürn'ün diğer altı uydusu; Mimas, Enceladus, Tethys, Dione, Rhea ve İapetus, Uranüs'ün beş uydusu; Miranda, Ariel, Umbriel, Titania ve Oberon ve Plüton'un bir uydusu Charon'dur. Planemo terimi (gezegenimsi kütlede olan ay) cüce gezegenleri ve bu çeşit ayları içine alır tıpkı gezegenler gibi. Alan Stern onları özel bir gezegen kategorisi olarak görürü, uydu gezegenler.

IAU nun taslak tasarısında gezegen tanımı, Plüton ve Charon cüce gezegen olarak görülmelidir der çünkü tüm kütle ve şekil gereksinimlerini karşılarlar. IAU şimdilerde Charonun cüce gezegen olarak görülmemesi gerektiğini, sadece Plüton'un bir uydusu olarak bilinmesi gerektiğini söyler, ileride tüm cüce gezegen gereksinimlerini sağlayacağını göz önünde bulundursak bile.

Ağırlık merkezinin yeri, sadece cisimlerin göreceli kütlelerine göre değil ayrıca aralarındaki uzaklığa da bağlıdır; mesela Güneş ve Jüpiter in ağırlık merkezi, güneşin dışında yer alır.

Tartışma konusu

IAU nun cüce gezegeni tanımlamasından hemen sonra, birçok bilim insanı IAU nun tanımını reddettiğini açıkladı. Kampanyalara araba tamponu ve t-shirt'leri dahil oldu. Mike Brown (Eris'i keşfetti) gezegenlerin sekize indirgenmesi konusunda hemfikir oldu.

NASA, IAU tarafından ortaya konulan yeni yönlendirmeyi takip edeceğini açıkladı. Ancak Alan Stern, NASA'nın Plüton görevinin yöneticisi, yeni IAU tanımını reddetti çünkü hem cüce gezegeni tanımlamadaki kriterler hem de diğer çeşit gezegen olmayan cisimlerin kriterleri aynıydı ve tanımlamada iç karakteristik özelliklerin kullanımındansa yörüngesel karakteristikler kullanılmalıydı. Dahası, 2011'de o hala Plüton'a gezegen olarak hitap ediyordu. IAU tanımından birkaç yıl önce übergezegenler ile cüce gezegenleri ayırmak için yörüngesel karakteristikleri kullanmıştı.

Notlar

  1. ^ Bir cüce gezegenin hidrostatik denge kriteri, bir uzay aracı nesneyi doğrudan ziyaret etmedikçe doğrulanamamaktadır.
  2. ^ Salacia'nın bir cüce gezegen olup olmadığı konusunda hâlâ önemli belirsizlikler bulunmaktadır. Bu nedenle, Salacia sınırda bir durum olarak kabul edilebilir.

Giuseppe Piazzi

The Reverend

 

Giuseppe Piazzi

Doğum 16 Temmuz 1746
Ponte in Valtellina Ölüm 22 Temmuz 1826 (80 yaşında)
Napoli, Napoli Krallığı Milliyet İtalyan Ödüller Lalande Prize (1803)   Kariyeri Dalı Astronomi    

Giuseppe Piazzi, (d. 7 Temmuz 1746, Ponte in Valtellina, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu - ö. 22 Temmuz 1826, Napoli, Napoli Krallığı), İtalyan rahip, matematikçi ve astronom. Palermo'da bir gözlemevi kurdu ve Ceres'i keşfetti.

Ceres'i bulmasıyla astronomi dünyasında önem kazanmıştır.

 

Ceres (cüce gezegen)

 

1 Ceres

Ceres 2015'te gerçek renkte

Keşif Keşfeden Giuseppe Piazzi Keşif tarihi 1 Ocak 1801 Adlandırmalar MPC belirtmesi 1 Ceres

Adın kaynağı

Cerēs

Küçük gezegen kategorisi

Sıfatlar Cererian, -ean Sembol ⚳ Yörünge özellikleri

Dönem 21 Ocak 2022 (JD 2459600.5 )

Günöte 2,98 AU (446 milyon km) Günberi 2,55 AU (381 milyon km)

Yarı büyük eksen

2,77 AU (414 milyon km) Dış merkezlik 0,0785

Yörünge periyodu

  • 4,60 y
  • 1.680 g

Kavuşum dönemi

  • 1,28 y
  • 466,6 g

Ortalama yörünge hızı

17,9 km/s

Ortalama ayrıklık

291,4° Eğiklik

Çıkış düğümü boylamı

80,3°

Günberi zamanı

7 Aralık 2022

Perihelyon açısı

73,6° Doğal uyduları yok Tam yörünge öğeleri

Tam ana eksen

2,77 AU

Tam dış merkezlik

0,116

Tam eğiklik

9,65°

Tam ortalama devinim

78.2 derece / yıl

Tam yörünge süresi

4,60358 yıl
(1.681,458 g)

Perihelyon devinimi

54,1 yay saniye / yıl

Çıkış düğümü devinimi

−59,2 yay saniye / yıl Fiziksel özellikler

Tayf tipi

C[6]

Görünür büyüklük

  • 7,6
  • 9,27 Temmuz 2021

Mutlak parlaklık (H)

3,34

Açısal çap

0,854″ ila 0,339″ Boyutlar (966,2 × 962,0 × 891,8) ± 0,2 km

Ortalama çap

939,4±0,2 km

Yüzey alanı

2.772.368 km2 Kütle
  • (9,38392±0,00005)×1020 kg
  • 0,00016 Dünya
  • 0,0128 Ay

Ortalama yoğunluk

2,1616±0,0025 g/cm3

Ekvatoral yerçekimi

Atalet momenti faktörü

0,36±0,15 (tahmini)

Ekvatoral kurtulma hızı

0.516 km/s (1.141 mph)

Yıldız dönme süresi

9,074170±0,000001 sa

Ekvatoral dönme hızı

92,61 m/s

Eksen eğikliği

≈4°

Kuzey kutbu sağ açıklık

291,42744°

Kuzey kutbu dik açıklık

66,76033°

Geometrik albedo

0,090±0,0033 (V-bandı) Yüzey sıcaklığı min. ort. maks. Kelvin ≈110[   235±4
   

Ceres (küçük gezegen tanımı: 1 Ceres; sembolü: ⚳), Güneş'e en yakın cüce gezegen ve Mars ile Jüpiter arasında yer alan ana asteroit kuşağındaki en büyük gök cismidir.

1 Ocak 1801'de İtalyan gök bilimci Giuseppe Piazzi tarafından Palermo'da keşfedilmiştir. Piazzi, gördüğü cismin önce bulutsuluk içermeyen, yıldıza benzeyen bir kuyruklu yıldız olduğunu düşünmüş, ancak kısa sürede yaklaşık dört yıllık bir periyodu olan bir "gezegen" olduğunu fark etmiş ve bu cisme Sicilya'nın koruyucu tanrıçası Ceres'in adını vermiştir. Asteroitler arasında ilk keşfedilen olduğu için 1 numara ile adlandırılmıştır. Aynı zamanda 50 yıl boyunca da 8. gezegen olarak sınıflandırılmıştır. 950 km çapında olan Ceres, Asteroit kuşağının açık ara en büyük cismidir ve kuşağın toplam kütlesinin %32'sine sahiptir. Gözlemler sonucunda şeklinin düşük yerçekimine sahip diğer asteroitler gibi düzensiz değil, küresel olduğu ortaya konmuştur. Ceres'in yüzeyinin su buzu ve karbonat, kil gibi çeşitli hidratlı minerallerden oluştuğu tahmin edilmektedir. Ceres, taş - kaya bir çekirdek ve buzdan oluşan bir manto yüzeyi ile farklılaşmış olarak görünmektedir. Yüzeyinin altında sıvı sudan oluşan bir okyanus olma ihtimali bulunmaktadır. Yüzey sıcaklığı yaklaşık -38 °C (235 K)'dir.

Ceres'in görünür büyüklüğü 6,7 ila 9,3 arasında değişir. Yüzey özellikleri, en güçlü teleskoplarla bile zar zor görülebilir. Robotik NASA uzay aracı Dawn, 2015 yılında yörünge görevi için Ceres'e yaklaşana kadar hakkında çok az şey biliniyordu. Dawn, Ceres'in beklenenden daha az büyük kratere sahip olmasına rağmen yoğun bir şekilde kraterli bir yüzeye sahip olduğunu ortaya çıkardı. Mevcut asteroit kuşağının oluşumuna dayanan modeller, Ceres'in 400 kilometre (250 mi) çapından daha büyük 10 ila 15 kratere sahip olması gerektiğini önermişti.

2020 yılında yapılan bir araştırmada Ceres'in yüzeyinin altında, 40 kilometre derinliğinde tuzlu su rezervi olduğu ortaya atılmıştır.

Gözlem ve Keşif

Karşı konumdayken, Ceres Dünya'dan bakıldığında 6.7 Kadir'e kadar görünebilir. Bu sıradan bir insanın çıplak gözle göremeyeceği kadar sönük bir parlaklıktır, ancak ideal gözlem koşullarındayken, bazı keskin gözlü kişiler görebilir. Benzer bir parlaklığa düzenli olarak ulaşan tek asteroit Vesta'dır.

Bununla beraber Pallas ve 7 Irıs de karşı konumda bu parlaklığa yaklaşabilir. Kavuşum'da ise Ceres yaklaşık olarak 9.3 Kadirlik bir parlaklığa ulaşır.

Bu parlaklık, 10X50'lik bir dürbünün görebileceği en sönük parlaklıklardan biridir, bu yüzden gözlenmek istenirse Yeni Ay'da şehirden uzakta gözlemlenmelidir. 13 Kasım 1984'te Ceres'in BD+8°471 yıldızının önünden geçmesi, Meksika'da, Florida'da ve Caribbean'da gözlemlendi ve uzunluğu ve şekli hakkında bize bilgi verdi. 25 Haziran 1995'te Hubble Ceres'ten gelen morötesi ışınları 50 km'lik bir çözünürlükle kaydetti.

Dawn görevinden önce, Ceres'in yüzeyinin özellikleri sadece birkaç defa açık bir şekilde gözlenmişti. Hubble tarafından çekilmiş yüksek çözünürlüklü mor ötesi fotoğraflar bize Ceres'in yüzeyinde karanlık bir leke olduğunu gösteriyordu, daha sonra da bu yere kaşifinin onuruna "Piazzi" olarak isimlendirildi. Bunun bir krater olduğu düşünüldü, daha sonra Hubble tarafından 2003 ve 2004 yıllarında çekilmiş gezegenin her yerinin göründüğü, görünür ışık fotoğrafları 11 adet daha önce bilinmeyen şekli açığa çıkardı. Bunlardan biri Piazzi'ye uyuyordu. 2012'de Keck rasathanesi tarafından uyarlanabilir optikler ile çekilen, Ceres'in her yerinin çekildiği yakın kızıl ötesi fotoğraflarını elde etti.

Sınıflandırma

Ceres (sol altta), Ay ve Dünya, ölçekli olarak gösterilmiştir

En büyük dört asteroitin göreceli boyutları. Ceres en solda.

Ceres'in sınıflandırılması birden fazla defa değişmiştir ve bir anlaşmazlık konusu olmuştur. Johann Elert Bode, Mars ve Jüpiter arasında var olduğuna inandığı "kayıp gezegen"in Ceres olduğuna inandı. Ceres'e bir gezegen sembolü verildi ve gezegen olarak (Vesta, Pallas ve Juno ile beraber) astronomi kitapları ve tablolarında yarım yüzyılın üzerinde yer aldı.

Ceres'in yakınlarında başka objeler keşfedildikçe astronomlar Ceres'in yeni bir gök cismi sınıfının ilk örneği olduğundan şüphelendiler. 1802'de Pallas'ın keşfi ile beraber William Herschel asteroit ("yıldız benzeri") terimini bu cisimleri ifade etmek için ilk defa kullandı. "Onlar küçük yıldızlara o kadar çok benziyor ki güçlü teleskoplarla bile ayırt etmek oldukça zordur" dedi. 1852'de astronom Johann Franz Encke Berliner Astronomisches Jahrbuch'ta geleneksel gezegen isimlendirme sisteminin bu yeni objeler için çok hantal olduğunu, onun yerine bu cisimlerin isimlerinin başına keşif sırasına göre numaralandırması gerektiğini beyan etti. İlk olarak, numaralandırma sistemi beşinci astreoit olan 5 Astraea ile başladı ve birinci numara verildi. Ancak 1867 yılında Ceres'in yeni numaralandırma sistemine adapte edilmesiyle 1 Ceres ile 1. sıra Ceres'e verilmiştir.

1860'larda astronomlar yaygın olarak Ceres gibi asteroitler ile ana gezegenlerin arasında temel bir fark olduğunu kabul etmişlerdi, ama "gezegen" kelimesi henüz tam olarak tanımlanmamıştı. Daha sonra 2006'da Plüton çerçevesindeki bir toplantıda "gezegen" kavramını tam olarak tanımlamıştır ve Ceres'in muhtemel yeniden sınıflandırmasını da gerçekleştirmiştir. Astronomik adlandırma ve sınıflandırmadan sorumlu küresel kuruluş olan Uluslararası Astronomi Birliği'nden (IAU) önceki bir teklif, bir gezegeni "a: equilibrium (neredeyse küresel bir şekil) olmasına yetecek kadar kütle çekimi olması (çünkü kütle çekimi her yönde eşittir ve bu kütlenin gücü arttıkça başka kuvvetlerin bu gök cismine yaptığı etkiden fazla gelir.) ve b: Yıldız olmayıp, bir yıldızın çevresinde dolanan, başka bir gezegenin uydusu olmayan gök cisimleridir." Bu tanım Ceres'i Güneş'e yakınlık bakımından 5. gezegen yapmaktadır; ama 24 Ağustos 2006'daki toplantı bu tanıma "Bir gezegen yörüngesinde var olan tek cisim olmalıdır" maddesini ekledi. Bu yeni tanımla, Ceres bir gezegen olmaktan çıktı çünkü yörüngesini Asteroit Kuşağı'ndaki binlerce başka asteroit ile paylaşıyordu. Öyle ki, kuşak'taki cisimlerin toplam kütlesinin sadece %25'ini oluşturuyordu. Ceres gibi yeni tanıma göre gezegen olmayıp, son madde eklenmeden önce gezegen olan cisimler Cüce Gezegen olarak kabul edildi.

IAU 2006'da Ceres'i cüce gezegen kabul ettiğinden beri, Ceres'in hala asteroit olup olmadığı konusunda karışıklık vardı. NASA'nın internet sitesinde, Vesta'nın var olan en büyük asteroit olduğu yazmaktadır. IAU bu konuda belirsiz davranır.Yine de IAU'ya bağlı olan Minor Planet Center (Küçük Gezegen Merkezi) bunun gibi objeleri kataloglandıran bir organizasyon, cüce gezegenlerin ikili adlandırmalara sahip olabileceğini belirtir. IAU/USGS/NASA ortak olarak yer adları sözlüğünde Ceres'i hem cüce gezegen hem de asteroit olarak sınıflandırmışlardır.

Yörünge

Ceres'in yörüngesi, eğik olup, Jüpiter ve Mars arasındaki asteroid kuşağında yer alırken, ekliptik düzleme göre belirgin bir farkla hareket eder.

Ceres Mars ile Jupiter'in arasındaki Asteroit Kuşağı'nda 4,6 Dünya yılı'na denk bir periyot ile hareket eder. Başka gezegenler ve cüce gezegenler ile kıyaslandığında, Ceres (çok olmasa dahi) eğik bir yörüngede hareket eder. 10,6°'lik bir eğime (i) sahiptir (Merkür'ün yörüngesi 7°, Plüton ise 17°'dir). Yörüngesel dışmerkezliği (e) = 0,08'dir (Mars 0,09'dur).

Ceres bir asteroit ailesinin parçası değildir. Muhtemelen büyük buz oranı sebebiyle, aynı bileşimlere sahip daha küçük cisimler çoktan süblimleşmiş ve dağılmış olurlardı. Bir zamanlar Gefion Asteroit Ailesi'nden olduğu düşünülse de daha sonrasında farklı bileşenlere sahip olduğu keşfedilmiştir.

Rezonans

Küçük boyutları ve çok geniş bir alana yayılmaları sebebiyle Asteroit kuşağındaki cisimler birbirleriyle nadiren rezonans etkileşimine girerler. Yine de Ceres, başka asteroitleri yakalayıp 1:1 rezonansa sokup onları geçici trojana çevirebilir. Bu cisimleri birkaç yüz bin ila 2 milyon yıldan fazla bir süre tutabilir. Bunun gibi 50 adet cisim belirlendi. Ceres ile Pallas, 1:1 yörüngesel rezonansına yakındır (yörünge farklılıkları sadece %0,2'dir) ama bu yakınlık astronomik ölçekte önemli değildir.

Dönüş ve eksen eğimi

Ceres'in kendi etrafındaki bir dönüşü(1 Ceres günü) 9 saat 4 dakikadır. Ceres'in başlangıç meridyeni Dawn ekibi tarafından küçük bir ekvatoryel krater olan Kait'i seçmişlerdir. 4°'lik bir eksen eğimi vardır. Bu Ceres'in kutuplarında kalıcı olarak gölgede kalmış kraterlerin soğuk tuzağı olarak işlev görmesi için yeterlidir. Ay ve Merkür'de olanla benzer olarak bu kraterler zamanla su buzu biriktirirler. Yüzeyeden salınan su moleküllerinin yaklaşık %0.14'ünün bu tuzaklarda sona ermesi beklenmektedir. Ceres'in yörüngesine giren ilk uzay aracı, Ceres güneş ışığı alma bakımından enlemde neredeyse hiç mevsimsel değişiklik göstermez. 3 milyon yıldan uzun sürelik Jüpiter ve Satürn'ün kütle çekimi Ceres'in döngüsel eğimini 2°-20°'ye kadar tetikledi, tahmini olarak en son 14.000 yıl önce mevsimsel değişim gözlemlendi. Eğimin en çok olduğu dönemlerde gölgede kalan kraterler muhtemelen

Güneş Sistemi'nin yaşı boyunca patlamalardan ve kuyruklu yıldız çarpışmalarından en çok su-buz tutan şeylerdir.

Köken ve Evrim

Ceres 4.56 milyar yıl önce yaşamayı başaran bir öngezegendir, Vesta ve Pallas ile beraber iç güneş sisteminde sadece 3 adet ön gezegen cüce gezegen olmayı başarmıştır. Başaramayanlarsa ya birbirleriyle çarpışır ya da Jüpiter'e çekilirler. Ceres'in şu anda bulunduğu Asteroit Kuşağında değil, Jüpiter ile Satürn arasında bir yerde oluştuğu düşünülüyor, daha sonraysa Jüpiter'in kütle çekimi ile asteroit kuşağına savrulduğu ve yörüngeye oturduğu tahmin ediliyor. Üzerindeki Occator Kraterindeki saf amonyağın varlığı bu cüce gezegenin oluşumunun Güneş Sisteminin dış kısımlarında oluştuğunu destekler.

Ceres'in jeolojik evrimi, oluşumu sırası ve sonrasında oluşan ısı kaynaklarına bağlıydı. Radyonüklitlerin gezegenimsi birikim ve bozunmasından kaynaklanan darbe enerjisinden oluştu (muhtemelen alüminyum-26 gibi kısa ömürlü soyu tükenmiş radyonüklitler dahil).

Bunlar Ceres'in oluşumundan kısa süre sonra kayasal bir çekirdeğe ve buzla kaplı bir yüzey için, hatta belki de bir sıvı okyanus için dahi yeterlidir. Böyle bir okyanus zamanında oluşmuşsa, şu anda donması sebebiyle bir buz tabakası oluşturması lazımdır. Ancak Dawn'ın buna benzer bir tabaka hakkında herhangi bir kanıt bulamamasından ötürü, Ceres'in ilk zamanlardaki yüzeyinin parça parça tahrip edildiğini göstermektedir.

Ceres beklenmedik bir şekilde çok az miktarda büyük krater içerir. Bu durum, şekil değişimi ve buz volkanlarının eski jeolojik kanıtları yok ettiğinin göstergesidir. Tutarlı bir hidrotermal aktivite ile 50 derecenin üstünde kimyasal tepkimelerde oluşan Killer ve Karbonatlar Ceres'in üzerinde mevcuttur.

Ceres zamanla kayda değer bir jeolojik aktivite azalması göstermiştir, çarpışma kraterlerinin domine ettiği bir yüzeye sahip olmasına rağmen, Dawn'dan gelen kanıtlar gösterir ki içsel süreçler Ceres'in yüzeyini önemli bir miktarda şekillendirmeye devam etmiştir ve Ceres'in genç yaşta boyutundan ötürü jeolojik olarak ölmesi beklentilerini haksız çıkarmıştır.

Muhtemel yaşanılabilirlik

Her ne kadar Ceres Dünya'dan sonraki evimiz olarak MarsTitanEuropa ya da Enceladus kadar konuşulmasa da, Güneş Sistemi'nde Dünya'dan sonra en çok su bulunduran cisimdir. Yüzeyinin altındaki tuzlu su havzaları yaşam için uygun bir ortam oluşturur. Her ne kadar Europa ve Enceladus'un yaptığının aksine bir gelgit etkisine maruz kalmasa dahi, Güneş'e yeteri kadar yakın olduğu için hala uzun ömürlü radyoaktif izotoplar yüzeyine ulaşır ki yüzeyinin altında sıvı su bulundurması için yeterlidir. Uzaktan tespit edilen organik bileşikler ve yakın yüzeyinde su ile karışık %20'lik bir karbon kütlesi organik kimya için güzel imkanlar sağlayabilir. Biokimyasal elementler bakımından, Ceres karbon, hidrojen, oksijen ve nitrojen zenginidir. Ama henüz fosfor keşfedilmemiştir, ayrıca Hubble UV gözlemlerinin aksine, kükürt Dawn tarafından tespit edilememiştir.

 

 

 

Wikipedia.org

Türkçe Vikipedi - Vikipedi

Yorumlar

Yorum Yap

E-posta adresiniz gizli tutulur
Yukarıdaki işlemin sonucunu yazın

Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.