Tarih

27 Şubat 2011

Necmettin Erbakan vefat etti

27 Şubat 2011

27 Şubat  Tarihte Bugün Miladi takvime göre yılın 58. günü

 

Olaylar

 

  • 1594 - IV. Henri, Fransa kralı oldu.
  • 1863 - Türkiye'de bilinen ilk resim sergisi, İstanbul Atmeydanı'nda açıldı. Serginin açılmasına Sultan Abdülaziz destek verdi.
  • 1879 - Yapay tatlandırıcı sakarin keşfedildi.
  • Sakarin Genel Kimyasal Adı 1,1-Dioxo-1,2-benzothiazol-3-one Diğer adlar benzoik sülfinit
    E954 Moleküler formül C7H5NO3S SMILES C1=CC=C2C(=C1)C(=O)NS2(=O)=O Molar kütle 183.1845 Görünüm Beyaz kristal katı CAS numarası 81-07-2 Özellikler Yoğunluk ve faz 0.828 g/cm3 Suda çözünürlük 1 g per 290 mL Ergime noktası 228.8-229.7 °C

    Bir diyet kolalı içecek kutusunda sakarin uyarısı.

    Sakarin, yapay bir tatlandırıcıdır.

    Temel maddesi benzoik sülfinit olan sakarin, sakarozdan daha tatlı olup, izne bağlı olarak içki, şekerleme, ilaç ve diş macunu gibi ürünlerde tat vermek için kullanılır. Raf ömrü gıda maddelerinde 6 ay gibi kısayken, ilaçlarda 2 yıl kadardır. İlk kez, 1879 yılında Constantin Fahlberg adlı bir eczacı tarafından üretildi. O Johns Hopkins Üniversitesi ikinci başkanı Ira Remsen ile birlikte maden kömürü katranı üzerinde yapılan denemeler sırasında yanlışlıkla buldukları sakarin hakkında 1879 ve 1880 yıllarında makale yayınlanarak 1884'te patenti alındı.

    I. Dünya Savaşı sırasında şeker yokluğunda yaygın olarak kullanılmasına kadar çok tanınmayan bu ürün, düşük kalorili olması nedeniyle 1960 ve 1970'li yıllarda giderek daha çok kullanılır oldu. Çay şekerinden yaklaşık 500 kat daha fazla tatlandırıcı özelliğe sahip olan sakarin, herhangi bir besin değeri taşımamaktadır. Özellikle şeker hastaları ve kilo almaktan çekinenlerin, çay, kahve gibi içeceklerde tercih ettiği sakarinin kanserojen olup olmadığı uzun süre tartışılmış fakat ıspatlanamamıştır.

    Ticari satışı yaklaşık tek başına 12,5 miligramlık tabletler halinde veya Sakarin Sodyum 12,5 mg ve Sodyum Siklamat 125 mg kombinasyonu ile yapılmaktadır. Bazı ürünlerde sakarinle ilgili kanser uyarısı olduğu gibi, sakarin kullanılan ürünlerde bunun belirtilmesi zorunludur. Maksimum günde 5 mg / kg kullanabilir. (70 kg için 70*5 en fazla 350 mg kullanabilir). Kullananlarda ender olarak ışığa karşı duyarlılık artışı ve alerjik reaksiyonlar görülebilir.

  • 1880 - Haydarpaşa-İzmit Demiryolu işçileri greve çıktı.
  • 1937 - Özel teşebbüsçe inşa edilen ilk Türk gemisi "Belkıs", Haliç'te törenle denize indirildi.
  • 1955 - Türk boksör Garbis Zaharyan, Yunan rakibi Emanuel Zambidis'i sayıyla yendi.
  • 1985 - Bazı Ege illerindeki okulların, "Devrim" olan adları değiştirildi.
  • 1988 - Türkiye'de ilk yapay kalp ameliyatı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn Sina Hastanesi'nde yapıldı. Hasta, gerçek kalp bulunamaması yüzünden bir süre sonra öldü.
  • 2001 - Başbakan Bülent Ecevit, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Kemal Derviş'i istişarelerde bulunmak üzere Türkiye'ye çağırdı.

Doğumlar

  • 272 - I. Konstantin, Konstantinopolis kentinin ve Doğu Roma İmparatorluğu'nun "Büyük" lakabıyla anılan kurucusu (ö. 337)
  • 1898 - Ömer Faruk Efendi, son Osmanlı halifesi II. Abdülmecid'in oğlu ve bir dönem Fenerbahçe Başkanı (ö. 1969)
  • Ömer Faruk Efendi Almanya’nın Potsdam şehrinde askerî eğitim aldığı yıllarda çekilmiş portresi, 1917 Hanedan Osmanlı Hanedanı 13. Fenerbahçe SK Başkanı Görev süresi
    1920-1924 Yerine geldiği Refik Ahmet Nuri Sekizinci Yerine gelen Şükrü Saracoğlu Kişisel bilgiler Doğum 27 Şubat 1898
    Feriye Sarayı, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu Ölüm 28 Mart 1969 (71 yaşında)
    Maadi, Kahire, Mısır Defin yeri II. Mahmud Türbesi Evlilik(ler)

    Sabiha Sultan
    (e. 1920; b. 1948)


    Mihrişah Sultan Çocuk(lar) Neslişah Osmanoğlu
    Hanzade Sultan
    Necla Sultan Ebeveyn(ler) Abdülmecid Efendi, Şehsuvar Kadınefendi Mesleği Asker

    Şehzade Ömer Faruk (Osmanlıca: شهزاده عمر فاروق‎, romanize: Şehzâde ʿÖmer Fârûḳ; 27 Şubat 1898, İstanbul - 28 Mart 1969, Kahire), Türk asker, son Osmanlı halifesi Abdülmecid Efendi’nin oğlu, son Osmanlı padişahı VI. Mehmed’in damadıdır. 1920-1924 yılları arasında Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 13. başkanlığını yapmıştır.

    Yaşamı

    27 Şubat 1898 tarihinde Feriye Sarayı’nda doğmuştur. Dedesi, 32. Osmanlı padişahı Sultan Abdülaziz’dir. Annesi Şehsuvar Kadınefendi idi. Kız kardeşi ise başka bir anneden doğan Dürrüşehvar Sultan’dı. Defalarca cepheye gönderilme talebi yaşının çok küçük olması sebebiyle geri çevrildi. Nihayetinde Galiçya, ardından da Verdun Cephesi’nde kanlı çatışmalara katıldı. Alman İmparatorluğu, Ömer Faruk Efendiyi en büyük 2 madalyasıyla (Kızıl Kartal Madalyası ve Birinci Derece Demir Haç) ödüllendirdiği gibi, kendisini daha önce defalarca taltif etmek istese de; Ömer Faruk Efendi, bunları kabul etmediği halde Kayzer II. Wilhelm, son olarak ısrarla kendisine altın bir tabaka ile imzalı fotoğrafını yollamıştır.

    Küçük yaştaki şehzadelerin askerî eğitim almalarını isteyen Enver Paşa bu amaçla Ihlamur Kasrı’nı “Şehzadeler Okulu” olarak tahsis etmiştir. Daha sonra, 15 yaşın altındaki bütün şehzadelerin bu okula devam etmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu sayede Şehzade Ömer Faruk, bu okulda askerî eğitiminin yanı sıra edebiyat, tarih, din, matematik ve geometri eğitimi aldı. Hanedan mensuplarının eğitimlerinin Avrupa'da almalarına yönelik Enver Paşa tarafından oluşturulan kanun neticesi ile ilk etapta Viyana'daki Terezyanum (Theresianum) Askerî Okulunda eğitim aldıktan sonra askerî açıdan daha disiplinli bir eğitim alması amacıyla Alman İmparatorluğu'ndaki Potsdam Askerî Okuluna nakledilmiştir. 1914 yılında Harbiye Mektebinden mezun olmuştur. Potsdam ve Viyana'da aldığı eğitimler sonrasında anadili seviyesinde Almancayı öğrendi. Hatta o denli ki; İngilizce ve Fransızcayı da Almanca aksanıyla konuşabilecek kadar bu dile hakimdi. Şehzade Ömer Faruk, I. Dünya Savaşı başladığı dönem Fransızlarla kanlı çatışmaların yaşandığı Verdun Muharebesi'ne katılmıştır. Ömer Faruk Efendi, savaş sonrasında Potsdam'a dönmüş ve burada Alman İmparatoru'nun Birinci Ayak Muhafızları Alayı'na atanmıştır. Bu alaya kaydolabilmek için iki şarttan birisi; Almanya'daki en aristokrat ailelerden birine ait olmak ve diğeriyse 1.90 cm'den daha uzun boylu olmaktır. Her Prusya prensi 10 yaşından itibaren bu alayda subay olarak kayıtlıydı, ancak boyları kısa olanlar geçit törenlerine katılmıyorlardı. Şehzade Ömer Faruk, sadece 1.85 cm boyunda olmasına rağmen bu özel alaya kabul edildi. Meslektaşları arasında en kısaydı ama yine de Kaiser II. Wilhelm’in önündeki tüm geçit törenlerine katıldı. Ardından, Prusya hassa alayında üsteğmen rütbesiyle tâlim gördü. Alman İmparatoru II. Wilhelm’i, Sultan V. Mehmed Reşad adına Almanya’ya ziyarete giden Şehzade Mehmed Vahdettin Efendi’ye, Mustafa Kemal Paşa ile birlikte yolculukta eşlik eden heyette yer aldı. Ülkeye döndükten sonra sonra kuzeni Şehzade Mehmed Vahdettin Efendi’nin kızı olan Sabiha Sultan ile Topkapı Sarayı’nda Şeyhülislam Haydarizade İbrahim Efendi’nin kıydığı nikahla evlendi ve bu evlilikten 4 Kasım 1921’de Neslişah Sultan, 19 Eylül 1923’te Hanzade Sultan ve 15 Mayısıs 1926’da Necla Sultan adlarında üç kız çocuk sahibi oldu. Evlilikleri boyunca kışları Çifte Saraylar’da, yazları ise Rumelihisarı’ndaki sarayda ikamet ettiler. Saray erkanında, yakışıklılığı ile şöhret bulmuş, hatta bu şöhreti Avrupa saraylarına dahi yayılmış ancak, bununla birlikte eşi Sabiha Sultan’ın, kendisine bu konudaki itimatsızlığından dolayı, evliliği 1948 yılında sona ermiştir. Spora ve özellikle de futbola olan ilgisiyle tanındı. 1919 yılında, 21 yaşındayken Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başkanlığına seçildi ve sürgün nedeniyle ülkeyi terk etmek zorunda kalana kadar 5 yıl boyunca bu görevi sürdürdü.

    Mihrişah Sultan ve Ömer Faruk Efendi

    1921 yılının Nisan ayında çok arzu ettiği Millî Mücadele’ye katılmak için Anadolu’ya yola çıktı. Ancak İnebolu dolaylarında, Mustafa Kemal Paşa’nın silah arkadaşı ve yakın dostu da olmasına rağmen, Ankara Hükûmeti yetkilileri tarafından İstanbul’a geri gönderilmiştir. Mustafa Kemal Paşa tarafından, Millî Mücadele için Anadolu’ya gelmesinin tasvip olunmadığı iletilmiş ve kendisine şu telgraf yollanmıştır:

    Şehzadeyi Necabetpenah Ömer Faruk Efendi Hazretlerine;

    Zatı fehimanelerinin Anadolu’ya teşrif buyurmaları emsali müessefe-i tarihiye delâletiyle sabit olduğu üzere erkânı saltanatı seniyye arasında bazı sui-telâkkiyata mahal verebileceği ve vahdeti tamme halinde bulunan efkârı umumiye-i milliyeyi yeniden teşevvüşe düşürmek suretiyle de fevkalâde dâii mezahir olacağı muhakkak olduğundan vatan ve milletin bütün hanedanı saltanatı seniye erkânının hizmetlerinden istifade edecekleri zamanın hulûline intizaren şimdilik İstanbul’da temdidi ikâmet buyurmaları meftur oldukları hamiyeti vataniye iktizasından görüldüğü maalitiram arzolunur efendim.

    — Mustafa Kemal

    4 Mart 1924 tarihinde TBMM’nin kabul ettiği “Hilafetin kaldırılması ve Osmanlı Hanedanı’nın sınır dışı edilmesi” kanunu gereğince başta babası Abdülmecid Efendi olmak üzere tüm aile üyeleriyle birlikte yurt dışına sürgün edildi. Sürgüne binbaşı rütbesinde gönderildi. Sürgün yıllarında İsviçre ve Nice’te yaşadı. Ayrıca 1925 yılında, Ömer Faruk Efendi’nin Arnavutluk’a hükümdar yapılması söz konusu oldu ise de, Ankara hükûmeti, başvekil Ahmed Zogoğlu aracılığıyla bu olasılığı engelledi. Türkiye’ye bir daha gelemedi ve 45 yıl sürgünde yaşadı. 28 Mart 1969 tarihinde Kahire’de öldü. Ancak ölümünden 5 yıl sonra Osmanlı Hanedanı’nın üyesi olan erkeklerinin ülkeye dönmelerine izin verildi. Yıllar sonra hükûmetin “sessizce defnedilmesi şartıyla” verdiği özel bir izinle, Ömer Faruk Efendi'nin naaşı Türkiye'ye getirildi ve 10 Mart 1977'de Cağaloğlu'ndaki II. Mahmud Türbesi'ne defnedildi.

    Galeri

  • 1920-21 Sezonu'nu namağlup şampiyon olarak tamamlayan Fenerbahçe kadrosu ve aralarında onursal başkan Ömer Faruk Efendi ve Şehzade Ali Vâsıb Efendi'nin de bulunduğu fotoğraf

    1920-21 Sezonu'nu namağlup şampiyon olarak tamamlayan Fenerbahçe kadrosu ve aralarında onursal başkan Ömer Faruk Efendi ve Şehzade Ali Vâsıb Efendi'nin de bulunduğu fotoğraf

  •  
  • 15 Nisan 1909 tarihli Şehbal dergisinde Şehzade Ömer Faruk

    15 Nisan 1909 tarihli Şehbal dergisinde Şehzade Ömer Faruk

  •  
  • 3 Mayıs 1922 tarihli Spor Âlemi dergisinde Bekir Refet Teker

    3 Mayısıs 1922 tarihli Spor Âlemi dergisinde Bekir Refet Teker

  •  
  • Ömer Faruk Efendi askerî üniforması ile, 1920'ler

    Ömer Faruk Efendi askerî üniforması ile, 1920'ler

  •  
  • Aralarında Ömer Faruk Efendi ve Sabiha Sultan'ın da olduğu hanedan üyeleri

    Aralarında Ömer Faruk Efendi ve Sabiha Sultan'ın da olduğu hanedan üyeleri

  • 1927 - Şeref Bakşık, Türk siyasetçi (ö. 2019)
  • 1947 - İsmail Gülgeç, Türk karikatürist (ö. 2011)
  • 1954 - Güngör Bayrak, Türk şarkıcı ve oyuncu
  • 1965 - Ahmet Mahmut Ünlü, Türk din adamı
  • Ahmet Mahmut Ünlü

    Ahmet Mahmut Ünlü

    Doğum 27 Şubat 1965 (61 yaşında)
    Çarşamba, Fatih İstanbul, Türkiye Milliyet  Türkiye Vatandaşlık Türkiye Memleket Giresun Din İslam (Sünni) Evlilik Mine Ünlü
    Büşra Mihrimah Ünlü Çocuk(lar) 8 Resmî site cubbeliahmethoca.com.tr   Kariyeri Dalı Akide, Fıkıh, Hadis, Siyer, Tasavvuf Etkilendikleri Mahmut Ustaosmanoğlu Etkiledikleri İsmailağa Cemaati    

    Ahmet Mahmut Ünlü (d. 27 Şubat 1965, İstanbul), halk arasında Cübbeli Ahmet Hoca olarak tanınan Türk vaiz, hafız ve yazardır.

    Doğup büyüdüğü İstanbul'un Fatih ilçesi Çarşamba semtinde bulunan İsmailağa Cemaati içinde uzun yıllar faaliyet göstermiştir ve 2024 yılında bu cemaatten ayrılmıştır. Resaili Ahmediyye ismiyle farklı konularda yayımlanmış birçok risalesi bulunan Ünlü, medyada yer alan tartışmalı ifadeleri, yazdığı kitaplarla ve verdiği vaazlarla tanınmaktadır.

    İslâmiyet'e getirilen yeni yorumlara ve reformist görüşlere karşı durmaktadır. İslâm dinini Ehl-i Sünnet anlayışına göre yaşamak gerektiğini savunmaktadır. Özellikle İstanbul dışındaki mekânlarda vermiş olduğu vaazlar ilgi görmektedir.

    1999'da Gölcük Depreminin ardından yaptığı bazı açıklamaları sebebiyle 2 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Daha sonraki yıllarda da çeşitli suçlamalarla hakkında davalar açılmıştır.

    Yaşamı

    İlk yılları ve eğitimi (1965-1980)

    Ahmet Mahmut Ünlü, 27 Şubat 1965 tarihinde İstanbul'un Fatih ilçesine bağlı Çarşamba semtinde dünyaya geldi. Babasının adı Yusuf, annesinin adı ise Rabia'dır. Ailesi Giresun'un Görele ilçesinin Yeğenli köyündendir. 'Hazinedaroğulları ünvanı ile tanınan ataları, 18. asırda bugünkü Özbekistan sınırlarının içinde bulunan Buhara şehrinden göç etmişlerdir.

    Babası Yusuf'un sahibi olduğu fabrika, Türkiye'nin en büyük tel çivi fabrikası hâline gelmiştir.[kaynak belirtilmeli]

    Çocukluk yaşlarında cübbeye ilgi duyması ve cübbe giyinmesinden dolayı adaşı olan yaşıtlarından ayırt edilmek için Cübbeli Ahmet olarak çağırılmaya başladı. 3-4 yaşlarında iken din eğitimi almaya başladı.

    Nakşibendi Tarikatı'nın İsmailağa Kolu olarak bilinen dergâhında, 2022 yılındaki vefatına kadar liderlik konumunda olan Mahmut Ustaosmanoğlu tarafından özel olarak eğitilen Ünlü, 11 yaşına kadar Fatih Çarşamba İsmailağa Camii'nde medrese eğitimine devam etti.

    12 yaşında Yavuz Selim ve Kasım Paşa Camii gibi büyük camilerde verdiği vaazlar büyük kalabalıklar tarafından izlenmeye başlandı. Aynı yaşta Rize'nin Pazar ilçesinde Tütüncüler köyü Kur'an kursunda Resul Bölükbaş'tan sarf, nahiv, ilm-i kelam, meânî, tefsir, hadis ve fıkıh dallarında, tahsili uzun seneler sürecek olan kitapları 20 aylık zaman zarfında bitirerek 1980 yılında on binlerin katılımıyla tertip edilen merasimde icazet-i ilmiyesini aldı.

    Sonraki hayatı (1980-günümüz)

    İlk defa 1983 yılında 17 yaşındayken hacca giden Mahmut Ünlü, ileri derecede şeker hastası olduğu için askerlik hizmetinden muaf oldu. İstanbul'a dönüşünden sonra Kefevî Camii İmamı Mustafa Kılıç'tan aldığı hafızlık eğitimini altı ayda tamamladı.

    İsmailağa Camisi'nde kurduğu ders halkalarında on sene içerisinde birçok isim yetiştirerek hizmetlerine devam eden Ahmet Mahmut Ünlü, Türkiye'nin ve dünyanın muhtelif bölgelerinde düzenlediği sohbetlerinde vaazlarını yüz binlere ulaştırdı. 1990'da merkezi Fatih'te olan Fatih Hak ve Hizmet Vakfını kurdu.

    1997 yılına kadar ailesinin kazancı ile geçimini sağlayan Ahmet Mahmut Ünlü, 1997 yılında babasının işlerinin bozulması ve iflas etmesi neticesinde sıkıntılı günler geçirdi. 1997'den sonra bizzat kendisinin kaleme aldığı risalelerin geliri ile geçimini sağladı.

    1999 Gölcük Depremi hakkında yaptığı konuşmanın ardından Halkı din, mezhep ve inanç farklılığı gözeterek, birbirine karşı kamu düzeni için tehlikeli olabilecek şekilde düşmanlığa alenen tahrik etmek suçundan iki yıl yedi ay üç gün hapis cezasına çarptırıldı, fakat sadece 13 ay hapis yattı.

    Fatih Hak ve Hizmet Vakfı tarafından İstanbul Beykoz semtindeki 20 dönüm arazi üzerine kurulu külliyenin yapılmasına önderlik etti. Külliye, hazine arazisi üzerinde kaçak olarak inşa edilmesinden dolayı el konarak Hazine'ye devredildi.

    2006 yılında Hürriyet Gazetesi'nde Cübbesiz Ahmet Hoca başlığı ile sürmanşetten jet ski'li fotoğrafları yayımlanarak haber edilmesiyle tekrar kamuoyunun gündemine girdi. 2009 yılı yazında "Barbie bebekler erkekleri tahrik ediyor" fetvâsı ile tekrar gündeme geldi. Bu konuşmasından sonra Habertürk TV kanalında Fatih Altaylı'nın sunduğu Teke Tek programına katıldı.

    İlki 23 Temmuz 2009'da iki buçuk saat süren, ikincisi 2 Ağustos 2009 olmak üzere beş saat süren programlar yüksek reyting topladı.[10] Programda, Adapazarı Depremi sırasında yaptığı konuşmanın Kur'an-ı Kerîm ve sünnet kaynaklı olduğunu belirten Ahmet Mahmut Ünlü, konuşmasından isim ve yer vererek yaptığı bazı eleştirilerden dolayı özür dilediğini bildirdi.

    Ahmet Mahmut Ünlü, Lâlegül dergisinde dualar ve yazılar yazmaktadır, ayrıca her Perşembe akşamı Lâlegül TV'de ve Lâlegül FM'de sohbet programı yapmaktadır, gündemle ilgili konuları Ehl-i Sünnet çerçevesinde değerlendirmektedir.

    27 Mart 2024'te İsmailağa Cemaati paylaşılan yazıda, Ahmet Mahmut Ünlü'nün Hasan Kılıç'ın şeyhliğini kabul etmediği ve bu sebeple cemaatle hiçbir bağının kalmadığı açıklandı.16 Nisan 2024'te Ünlü ve çevresi Müceddid Mahmud Efendi Hazretleri Cemaati'ni kurduklarını açıkladılar.

    Suçlamalar

    Halkı düşmanlığa tahrik: 1999 yılında yaptığı 17 Ağustos Depremi konuşmasından ötürü İstanbul 2 no'lu Devlet Güvenlik Mahkemesince Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesi uyarınca Halkı din, mezhep ve inanç farklılığı gözeterek birbirine karşı kamu düzeni için tehlikeli olabilecek şekilde düşmanlığa alenen tahrik etmek suçundan iki yıl yedi ay üç gün hapis cezasına çarptırıldı. 13 ay hapis yattı.

    Karagümrük çetesi: 2 Ekim 2011 tarihinde Karagümrük çetesi operasyonu kapsamında Fuhuş amaçlı insan ticareti, tehdit, şantaj ve mafya ile ilişki kurmak suçlamalarıyla gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı mahkemede tutuklandı. Ünlü, tutuklulukta geçen süre ve tutuklamanın koruma tedbiri olması sebebiyle 7 Aralık 2012 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere tahliye olmuştur. 3 Mart 2016 tarihinde görülen duruşmada Ünlü, suçlamalardan beraat etmiştir.

    Dinî değerleri aşağılama: Ahmet Mahmut Ünlü, Şifa Âyetleri adlı eserinde erkeğin tenasül uzvu için okunacaklar başlığında, Bakara suresinin 260. ayetinin bir kısmının okunduğu suyun, tenasül uzvuna serpilmesinin ve Âdiyât suresinin okunup cinsel uzva üflenmesinin cinsel uzvun zayıflığını gidereceğini iddia ettiği için dinî değerleri aşağıladığı gerekçesiyle şikâyetçi olunması üzerine, hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Davanın görüşüldüğü duruşmada Şifa Âyetleri eserini tercüme yaptığını, kendi yorumunun bulunmadığını ve konumu gereği dinî değerleri bilerek aşağılamayacağını belirterek beraatini istemiştir. Mahkeme, eylemin kanunen suç olmadığını belirterek Ünlü'nün beraatine karar vermiştir.

    Eleştiriler

    Ahmet Mahmut Ünlü, bir konuşmasında satranç oynayan kişilerin insanların en yalancısı olduğunu iddia etmesi, oynayanların lanetlendiğini ve oynayana bakanın ise domuz eti yemiş gibi olduğunu ifade etmesinden dolayı eleştirilere uğramıştır. Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, "Biraz satranç oynasan böyle olmazsın Cübbeli. Aslında biraz satranç oynayıp zihnini geliştirmen gerektiğinin itirafını yapıyorsun" şeklinde tepkisini dile getirerek Ünlü'yü eleştirmiştir. Ayrıca Türkiye Satranç Federasyonu (TSF), Ünlü'nün bu yorumu ve değerlendirmesinin kabul edilemez olduğunu, hakkında hukuki süreç başlattıklarını belirtmiştir.

    Yazar İhsan Eliaçık, internet'te ‘Cübbeli Ahmet Hoca ürünleri’ adı altında ‘yakmayan kefen’ satıldığını iddia ederek eleştirmiş ve ardından bu iddianın gündeme gelmesi üzerine Ahmet Mahmut Ünlü kefen satışı ile alakası olmadığını, satanların istismarcı olduklarını söyleyerek şöyle demiştir: "Kefen kabir azabından koruyormuş, bu yanmaz kefenmiş. Ya ulan yanmakla ne alakası var? Yandıktan sonra yanmaz maddeye koysan da için yanıyor. Allahu Teala zaten adamın içini yakıyor. Ne saçma sapan adamlar." Ancak bir süre sonra Ahmet Mahmut Ünlü'nün yakmayan kefenle ilgi ortaya çıkan eski bir sohbetinde şöyle dediği ortaya çıkmıştır: "Yazılırsa, o kişi mezarında korkmaz, kabrine cennetten bir pencere açar, cennet bahçelerinden bir bahçe yapar. Bu rivayetle amel etmek isteyenler, önceden yazdırmalı, yakınlarına da vasiyet yapmalı. Kefenin yerini de öğretmeli ki çünkü onlar telaştan başka bir kefen bulurlar... Bu isimlerin hepsi bu kefende mevcuttur. Biri kâğıda yazılıdır, kişinin göğsüne konulacak. Biri kefene yazılıdır, biri de ceylan derisine yazılıdır. Bu da size gelmiştir. Çarşamba'daki dükkânda hazır olmak üzere. Belki de hazırlanmıştır, sorarsınız. Kadın ve erkek farklıdır. Hepsi aynı değil."

    Ahmet Mahmut Ünlü, bir sohbetinde İslam peygamberinin sandaleti olan Nal-ı Şerif'i 130₺'ye alıp kullananların rüyalarında İslam peygamberini göreceklerini ve azgınların saldırısından, düşmanların galibiyetinden, şeytanların şerrinden, sihir ve büyülerin ulaşmasından emin olacaklarını söylemiştir. Bu sözleri Bekir Coşkun tarafından eleştirilmiştir.

    Bir konuşmasında da Mahmut Ustaosmanoğlu'nun Azrail yanına geldiğinde onu kovup defettiğini aktaran Ünlü, "Hiçbir peygambere sorulmayan senin şeyhin kim de ona sorulacak. Böyle bir şey yok İslam'da." sözleriyle Ömer Öztürk tarafından eleştirilmiştir.

    Özel yaşamı

    İlk eşi Mine Akbulut'la olan evliliğinden beş çocuğu olmuştur. İkinci eşi olan Büşra Mihrimah Arabul'la evliliğinden ise üç çocuğu olmuştur.

    Eserleri

    • Dualarım
    • Selâm Risâlesi
    • Fıtrat-ı Tağyîr Risâlesi
    • Kur'ân-ı Mecîd Risalesi
    • Kur'ân-ı Hakîm Risâlesi
    • Nüzûl-i Mesih Risâlesi
    • İ'tikâd Risâlesi
    • Tasavvuf Risâlesi
    • Abdest Risâlesi
    • Tarîkat-i Aliyye'de Rabıta-i Celiyye
    • Şecere-i Nebeviyye Risâlesi
    • Peygamber Efendimizi Hangi Dualarla Rüyada Görürüz
    • Oruç Risâlesi
    • Dürr-u Meknün Kâsîdesi
    • Receb-i Şerîf Risâlesi
    • Şa-bânı Şerîf Risâlesi
    • Kurban Risâlesi
    • Dürr-u Meknün Kâsîdesi'nin Şerhi
    • Ramazan-ı Şerîf Risâlesi
    • Ezân-ı Muhammedi Risâlesi
    • Dinin Direği Müminin M'iracı Namaz
    • Namaz İlmihâli
    • Ta'dîl-i Erkân Risâlesi
    • Salevât-ı Şerîfe
    • Bedir Ehli İle Tevessül Ve İstiğâseler
    • "Yahudi ve Hristıyanlar Cennete Girecek" Diyenler Cennet'e Giremez
    • Cemâaatle Namaz
    • Ellidört Farz Şerhi
    • Salevât-ı Kübrâ
    • Kurtarıcı İstiğfarlar
    • Meva'ız-i Kudsiyye
    • Her Uzuv İçin Şifâ Âyetleri
    • Çörek Otu Mûcizesi Ve Şifâ Duâları
    • Ahlâk-ı Nebî
    • Salavât-ı Muzâ'afât
    • Sefer Duâları
    • Her Derdi İyileştiren Bir Dua
    • Hazret-i Mehdî Muhakkak Gelecek
    • Mevlid-i Şerîf Kıraati
    • İstiğfâr Risâlesi
    • Hac Ve Umre Duaları
    • Hayrettin Karaman'a Reddiyeler
    • Hacc Ve Umre Ahkâmı
    • Safer Ayında Okunacak Dualar
    • Evliliğin Fazîletleri
    • Peygamber Efendimiz'in Mevlid Kıssası Ve Mucez Hayatı
    • Evlenilmesi Haram Olanlar
    • Namaz Kılmayanların Başlarına Gelecek Belâlar
    • Korunmuş Sır
    • Nişan Ve Nikâh Ahkâmı
    • 27 Makbul Duâ
    • Şifâ-i Şerîf
    • Noel Kutlama Tehlikesi
    • Hadislere Îman
    • Zinâya YaklaşMayısın
    • Peygamber Sevgisinin Âlâmetleri
    • 3 Vasiyetim
    • Erba'în-i İdrîsiyye
    • Faizli Muameleler
    • Çok Fazîletli Salât-ü Selâmlar
    • Beşâiru'l Hayrat
    • Fazîletli Kırk Salevât-ı Şerîfe
    • Kadın Halleri Risâlesi
    • Îmân-İslâm İlmihâli
    • El-İhtiyâtât
    • Düğümleri Çözecek Kıymeli Salevât
    • “Duâlarım” Kitabında Geçen Duâlar ve Zikirler
    • İçki, Uyuşturucu ve Kumarın İki Cihanda Yol Açacağı Felâketler
    • Kur'ân-ı Kerîm'deki Tüm Duâlar 1
    • Salât-ı Tefrîciyye ve Salât-ı Münciye (Tüncînâ)
    • İbni Ebî Cemre Hazretleri'nin Hayâtı, Eserleri ve Müjdeci Rüyâları
    • Behcetü'n-Nüfûs
    • Medrese-i Yûsufiyye'den Mektuplar
    • Kırk Hadîs Şerif
    • Âdetli Hanımlar İçin Koruyucu Duâlar
    • Müsebbe'ât-ı Aşere
    • Yâsîn Cüzü
    • Nebevî Vasiyetler
    • Neseb-i Şerîf
    • Mefze'u'l-Halâik ve Menbe'u'l-Hakâik
    • Ezkâr ve De'avât Külliyâtı ve Duâ İlmihâli (1. Cilt)
    • Muhiblerin Habîb'e Salevâtı (Salevâtü'l-muhibbîn 'alâ Habîbi Rabbi'l-'âlemîn)
    • Kız Çocuklarına İyi Bakmanın Faziletleri
    • Kur'ân-ı Kerîm'de Geçen Otuz Yedi Tehlîlât
    • Mürîdin, Şeyhin ve Sohbetin Edepleri ve Dîn Kardeşleri Hakkında Hüsn-ü Zan
    • Evlâd-ı Rasûl Hazarâtı
    • Ezkâr ve De'avât Külliyâtı ve Duâ İlmihâli (2. Cilt)
    • Emrâz-ı Sâriye Bulaşıcı Hastalıklar ve Korunma Yolları (1. Cilt)
    • Emrâz-ı Sâriye Bulaşıcı Hastalıklar ve Korunma Yolları (2. Cilt)
    • Kadir Gecesi'ni İhyâ Sevâbı Kazandıran Ameller
    • Sahîhu'l-Buhârî
    • Necâtü'l-Vâlideyn Risâlesi
    • "İki Âyet-i Kerîme"nin Sırları
    • Âişe (Radıyallâhu Te'âlâ Anhâ) Vâlidemiz'in Evlilik Yaşı

     

  • 1966 - Saffet Sancaklı, Türk futbolcu
  • 1967 - Volkan Konak, Türk halk müziği sanatçısı (ö. 2025)

Ölümler

  • 98 - Nerva, 96 - 98 arası Roma İmparatoru (d. 30)
  • 731 - Kül Tigin, İkinci Doğu Göktürk Kağanlığı yöneticisi (d. 685)
  • 956 - Theofilaktos, 2 Şubat 933 ile öldüğü 956'ya kadar Rum Ortodoks patriği (d. 917)
  • 1425 - I. Vasili, 1389-1425 arasında Moskova Büyük Prensi (d. 1371)
  • 1644 - Zekeriyâzâde Yahyâ, Türk divan şairi ve Şeyhülislam (d. 1553)
  • 1712 - I. Bahadır Şah, Babür İmparatorluğu'nun 7. Şahı (d. 1643)
  • 1914 - Tayyareci Fethi Bey, Türk asker ve ilk Osmanlı pilotlarından (d. 1887)
  • 1914 - Tayyareci Sadık Bey, Türk asker ve ilk Osmanlı pilotlarından (d. ?)
  • 1947 - Cemal Nadir Güler, Türk karikatürist (d. 1902)
  • 1959 - Hüseyin Siret Özsever, Türk şair (d. 1872)
  • 1961 - Selahattin Adil, Türk asker ve siyasetçi (d. 1882)
  • 2001 - Jale İnan, Türk arkeolog (d. 1914)
  • 2002 - Semahat Geldiay, Türk zoolog (d. 1923)
  • 2011 - Necmettin Erbakan, Türk siyasetçi (d. 1926)
  • Prof. Dr.
    Necmettin Erbakan Saadet Partisi Genel Başkanı Görev süresi
    17 Ekim 2010 - 27 Şubat 2011 Yerine geldiği Numan Kurtulmuş Yerine gelen Mustafa Kamalak Görev süresi
    11 Mayısıs 2003 - 30 Ocak 2004 Yerine geldiği Recai Kutan Yerine gelen Recai Kutan Türkiye Büyük Millet Meclisi
    14, 15, 16, 19 ve 20. Dönem Milletvekili Görev süresi
    20 Ekim 1991 - 22 Şubat 1998 Seçim bölgesi 1991 – Konya
    1995 – Konya Görev süresi
    12 Ekim 1969 - 12 Eylül 1980 Seçim bölgesi 1969 – Konya
    1973 – Konya
    1977 – Konya Türkiye Büyük Millet Meclisi
    Ana Muhalefet Partisi Lideri Görev süresi
    30 Haziran 1997 - 16 Ocak 1998 Başbakan Mesut Yılmaz Yerine geldiği Mesut Yılmaz Yerine gelen Tansu Çiller Görev süresi
    6 Mart 1996 - 28 Haziran 1996 Başbakan Mesut Yılmaz Yerine geldiği Mesut Yılmaz Yerine gelen Mesut Yılmaz Refah Partisi Genel Başkanı Görev süresi
    11 Ekim 1987 - 16 Ocak 1998 Yerine geldiği Ahmet Tekdal Yerine gelen Parti kapatıldı. 23. Türkiye Başbakanı Görev süresi
    28 Haziran 1996 - 30 Haziran 1997
    (1 yıl ve 2 gün) Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Yerine geldiği Mesut Yılmaz Yerine gelen Mesut Yılmaz Millî Selamet Partisi Genel Başkanı Görev süresi
    20 Ekim 1973 - 16 Ekim 1981 Yerine geldiği Süleyman Arif Emre Yerine gelen Parti kapatıldı. Türkiye Başbakan Yardımcısı Görev süresi
    21 Temmuz 1977 - 5 Ocak 1978 Başbakan Süleyman Demirel Yerine geldiği Turan Güneş
    Orhan Eyüboğlu Yerine gelen Orhan Eyüboğlu
    Hikmet Çetin
    Turhan Feyzioğlu
    Mehmet Faruk Sükan Görev süresi
    31 Mart 1975 - 21 Haziran 1977 Başbakan Süleyman Demirel Yerine geldiği Zeyyat Baykara Yerine gelen Turan Güneş
    Orhan Eyüboğlu Görev süresi
    26 Ocak 1974 - 17 Kasım 1974 Başbakan Bülent Ecevit Yerine geldiği Kemal Satır
    Nizamettin Erkmen Yerine gelen Zeyyat Baykara Millî Nizam Partisi Genel Başkanı Görev süresi
    26 Ocak 1970 - 20 Mayısıs 1971 Yerine geldiği Makam oluşturuldu. Yerine gelen Parti kapatıldı. 10. TOBB Başkanı Görev süresi
    25 Mayısıs 1969 - 8 Ağustos 1969 Yerine geldiği Sırrı Enver Batur Yerine gelen Sırrı Enver Batur Kişisel bilgiler Doğum 29 Ekim 1926
    Sinop, Türkiye Ölüm 27 Şubat 2011 (84 yaşında)
    Ankara, Türkiye Defin yeri Merkezefendi Mezarlığı, İstanbul Milliyeti Türk Partisi Millî Nizam Partisi (1970-1971)
    Millî Selamet Partisi
    (1973-1981)
    Siyasi yasaklı dönemi (1981-1987)
    Refah Partisi (1987-1998)
    Siyasi yasaklı dönemi (1998-2003)
    Saadet Partisi (2003-2011) Evlilik(ler)

    Nermin Erbakan
    (e. 1967; ö. 2005)

    Çocuk(lar) Zeynep Erbakan, Elif Erbakan, Fatih Bitirdiği okul İstanbul Erkek Lisesi, İstanbul Makina Fakültesi, RWTH Aachen Üniversitesi Mesleği Siyasetçi, yüksek makine mühendisi, akademisyen Hükûmeti 54. Türkiye Hükûmeti İmzası

    Necmettin Erbakan (29 Ekim 1926, Sinop - 27 Şubat 2011, Ankara), Türk makine yüksek mühendisi, akademisyen, siyasetçi ve Millî Görüş ideolojisinin kurucusudur. Başbakan yardımcılığı ve başbakanlık görevlerinde bulunmuştur. 1974 yılında Bülent Ecevit liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi ile kurulan koalisyon hükûmetinde başbakan yardımcısı ve devlet bakanı olmuştur. 1974 Genel Affı ve Kıbrıs Harekâtı'na destek vermiştir. 1996'da başbakan olmuş, başbakanlık görevini 28 Haziran 1996 ile 30 Haziran 1997 tarihleri arasında sürdürmüştür. 28 Şubat sürecinde istifa etmeye zorlanmış, partisi kapatılmış ve kendisine 5 yıl süreliğine siyaset yasağı getirilmiştir. Kayıp Trilyon Davası'nda 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştır.

    Ailesi ve eğitimi

    Sinop'ta kadı vekili olarak görev yapan Mehmet Sabri Bey ile Kamer Hanım'ın dört çocuğunun en büyüğü olarak dünyaya geldi. Anne tarafı Çerkes, baba tarafı ise 19. yüzyılın sonlarında Adana'nın Kozan, Saimbeyli ve Tufanbeyli bölgelerinde hüküm sürmüş Kozanoğlu Beyliği'ne dayanır. İlköğrenimine Kayseri'de başlamasına karşın babasının tayin olması dolayısıyla Trabzon'da tamamladı. 1937'de orta tahsile başladığı İstanbul Erkek Lisesi'nden 1943'te birincilikle mezun oldu. Üniversiteye sınavsız giriş hak kazanmış olmasına rağmen sınava girmeyi tercih etti. Erbakan'ın öğrenime başladığı yıl olan 1943'te, öğretim süresi altı yıl olan Yüksek Mühendis Mektebi üniversiteye dönüştürülerek adı İstanbul Teknik Üniversitesi olarak değiştirildi ve öğretim süresi beş yıla indirildi. Bu nedenle Erbakan kendisinden önce okula başlayan öğrencilerle birlikte tahsiline 2. sınıftan başladı. Teknik üniversitede aynı dönemdeki öğrenciler arasında inşaat fakültesinden Süleyman Demirel ve elektrik fakültesinden Turgut Özal da vardı. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesinden 1948 yılında mezun oldu. 1948'den 1951 yılına kadar motor kürsüsünde asistan olarak görev yaptı. Bu süreçte öğretim üyesi olarak Prof. Dr. Selim Palavan'la beraber motor dersi verdi.

    Üniversite tarafından 1951'de gönderildiği Almanya'da RWTH Aachen'de (Aachen Teknik Üniversitesi) doktorasını yaptı. Deutz AG motor fabrikasına davet edildi. Alman ordusu için araştırma yapan DVL Araştırma Merkezi'nde Prof. Dr. Schmidt ile çalışmalar yaptı. Leopard tankının motor tasarımında görev yaptı.

    1953'te doçentlik sınavını vermek üzere Türkiye'ye döndü. 1954'te, 27 yaşındayken, İTÜ'de doçent oldu. Araştırmalar yapmak üzere altı aylığına tekrar Almanya'ya Deutz fabrikasına gitti. Mayısıs 1954-Ekim 1955 arasında askerlik hizmetini yerine getirdi. Tekrar üniversiteye döndü. 1956-1963 arasında ilk yerli motoru üretecek olan 200 ortaklı Gümüş Motor'u kurdu ve motor üretimini gerçekleştirdi. 1965'te profesör unvanını aldı. 1967'de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin genel sekreterliğine seçildi. Aynı yıl, TOBB'da sekreteri olarak görev yapan Nermin Erbakan'la evlendi. Bu evliliğinden üç çocuğu (Zeynep, d. 1968; Elif, d. 1974 ve Fatih, d. 1978) oldu.

    Bu dönemde büyük sanayici ve tüccarlara karşı Anadolu'nun tüccar ve küçük sanayicilerini savunmasıyla dikkati çekti. 25 Mayısıs 1969'da TOBB genel başkanlığına seçildi. Ama Adalet Partisi hükûmetinin seçimleri iptal etmesiyle 8 Ağustos 1969'da başkanlıktan ayrılmak zorunda kaldı.

    Siyasî hayatı

    12 Eylül öncesi

    1969 genel seçimleri'nde Adalet Partisi'nden milletvekili aday adaylığı Süleyman Demirel tarafından veto edildiği için Konya'dan bağımsız aday oldu ve iki milletvekili seçtirecek oy alarak milletvekili seçildi. 17 Ocak 1970'te 17 arkadaşıyla Millî Nizam Partisi'ni kurdu. Ancak parti 12 Mart 1971 Askeri Müdahalesi'nden kısa süre sonra, "laikliğe aykırı çalışmalar yürüttüğü" iddiasıyla açılan dava sonunda 20 Mayısıs 1971'de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı, yöneticileri hakkında ise ceza davası açılmadı. Erbakan, MNP'nin kapatılmasından sonra İsviçre'ye gitti ve bir süre orada kaldı. 1973 genel seçimlerinden önce Türkiye'ye döndü. Türkiye'ye dönüşüyle ilgili olarak Süleyman Demirel'in liderliğindeki Adalet Partisi'nin oylarını bölmek amacıyla Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur ile Orgeneral Turgut Sunalp tarafından ikna edildiği iddia edildi.

    11 Ekim 1972'de MNP kadrolarıyla Millî Selamet Partisi'ni kurdu. 14 Ekim 1973 seçimlerinde Millî Selamet Partisi yüzde 12 oy oranıyla 48 milletvekilliği kazandı. Seçimlerden hemen sonra 1974'te Bülent Ecevit'in liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi ile MSP arasında kurulan koalisyon hükûmetinde devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu.

    Erbakan'ın, koalisyonun kurulmasından hemen sonra İstanbul'un Karaköy'deki Güzel İstanbul Heykeli'ni "ahlaksızlık" olduğu iddiasıyla kaldırtıp çöpe attırması ve yayımlattığı genelge ile bira satışlarını yasaklaması büyük tepki çekti. Çıkarılması planlanan genel affın solcuları da kapsamasına karşı çıktı. Genel af çıktı ileride Erbakan'ın yanında siyaset yapacak olan Kadir Mısıroğlu gibi isimler de aftan yararlandı. Her geçen gün koalisyonun iki ortağının dünyaya çok farklı baktıkları ortaya çıktı. Kıbrıs'tan gelen darbe haberi bir anda gündemi değiştirdi ve her şeyi unutturdu. Bu dönemde Kıbrıs Harekâtı'nın yapılmasını savundu. Harekâttan sonra adanın tamamının ele geçirilmesi konusunda Ecevit ile görüş ayrılığına düştü. Ecevit'e göre Erbakan ve MSP, "harekâta bir cihat havası, fetih havası vermeye kalkıyordu ve bu tutum; dünyada ciddi kuşkular uyandırabilecek, Türkiye'nin elini kolunu bağlayabilecek sorunlar yaratabilirdi." 17 Eylül 1974'te hükûmet dağıldı.

    Mart 1975'te Adalet Partisi, Millî Selamet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP) arasında kurulan I. Milliyetçi Cephe Hükümeti'nde devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu. 1977 genel seçimlerinde MSP'nin milletvekili sayısı yarı yarıya düşerek 24'e geriledi. Temmuz 1977'de AP, MSP ve MHP koalisyonuyla kurulan II. Milliyetçi Cephe Hükümeti'nde yine devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu. Adalet Partisi'nin Kasım 1979'da kurduğu azınlık hükûmetini dışarıdan destekledi. 6 Eylül 1980'de partisinin Konya'da düzenlediği Kudüs Mitingi'nde İstiklal Marşı protesto edildi, şeriat sloganları atıldı. Erbakan'ın ve diğer MSP'lilerin kol kola girdiği kortej, Arapça pankartlarla yürüyüş yaptı. Bu mitingin 12 Eylül Darbesi'nin sebeplerinden birisi olduğu söylenmiştir.

    12 Eylül sonrası

    12 Eylül'de bir süre İzmir Uzunada'da gözaltında tutuldu. 15 Ekim 1980'de 21 MSP yöneticisiyle birlikte "MSP'yi illegal bir cemiyete dönüştürmek ve laikliğe aykırı davranmak" suçlamasıyla tutuklandı. 24 Temmuz 1981'de serbest bırakıldı. 1983'te hakkında verilen hüküm Askerî Yargıtay'ca bozulduktan sonra 14 Şubat 1985'te beraat etti. Toplamda 395 gün cezaevinde kaldı.

    1982 Anayasası gereğince 10 yıl siyaset yapma yasağı aldı. 6 Eylül 1987 halk oylaması sonrası siyasete döndü.

    Refah Partisi dönemi ve başbakanlığı

    11 Ekim 1987'de Refah Partisi genel başkanı seçildi. Refah Partisi'nin Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile (IDP) ittifak kurduğu 1991 seçimlerinde Konya'dan milletvekili seçildi. 27 Mart 1994'te yapılan yerel seçimlerde partisi %19 oranında oy alarak büyük bir başarı kazandı. İki önemli büyükşehir olan İstanbul ve Ankara'yı genç adayları Recep Tayyip Erdoğan ve Melih Gökçek ile kazandı.

    1994 yılında "Refah Partisinin Libya ve Suudi Arabistan'dan yardım aldığı" iddiaları ortaya atıldı. Ardından da "partinin Bosna Müslümanlarına yardım için topladığı milyarlarca liranın parti kasasına aktarıldığı" gündeme geldi. Konuyu gündeme getiren Başbakan Tansu Çiller oldu. Erbakan ise iddialara,

    "Yardımı toplamışlar. Bu insana inanmışlar, buna parasını vermişler, sen ne karışıyorsun? Sen ne karışıyorsun!" şeklinde cevap verdi.

    Erbakan daha sonra, "toplanan paralarla Bosna'ya füze fabrikası kurduklarını" söyledi. Başbakan Çiller bunu yalanladı. Toplanan yardım paralarının "partinin kasası" olarak bilinen Süleyman Mercümek'e verildiği, Mercümek'in milyon dolarları ekonomik krizde bankalarda batırdığı ortaya çıktı. Erbakan ve partisi sert şekilde eleştirildi. Mercümek yargılandı ve hapis cezasıyla birlikte cumhuriyet tarihinin o güne kadarki en ağır para cezasına çarptırıldı. Daha sonra Erbakan'ın mal varlığında ortaya çıkan 148 kilo altın gündeme geldi. TRT'den canlı yayımlanan Meclis oturumunda konuyu gündeme taşıyan SHP'li Mustafa Kul'un Refah Partili milletvekilleri tarafından dövülmesi tepki çekti. Bosna'da yaşanan olaylara tepki için Taksim'de düzenlenen mitingde Arapça pankartlarla yürüyüş yapılması, "Laik devlet, yıkılacak elbet." gibi sloganların atılması şeriat tartışmalarını doğurdu. 13 Nisan 1994 tarihinde partisinin grup toplantısında söylediği,

    "Refah Partisi iktidara gelecek, adil düzen kurulacak. Sorun ne? Geçiş dönemi sert mi olacak, yumuşak mı olacak? Tatlı mı olacak, kanlı mı olacak?" sözleri tepkileri daha da artırdı.

    Millî Görüş Hareketi'nin tarihindeki en büyük başarıyı elde ettiği 1995 seçimlerinde Refah Partisi, aldığı yüzde 21,37 oy oranı ve kazandığı 158 milletvekili ile birinci parti oldu. Doğru Yol Partisi (DYP) ile Anavatan Partisi (ANAP) arasında kurulan kısa ömürlü koalisyon hükûmetinin istifasından sonra son genel seçimde birinci parti olan Refah Partisi'nin, Tansu Çiller'in DYP'si ile kurduğu Refah-Yol Hükûmeti'nde 28 Haziran 1996'da başbakan olarak göreve başladı. Koalisyon hükûmeti başbakanı olarak görevde olduğu 1996-1997 arası 1 yıllık dönemde Türkiye ekonomisi %7,5 oranında büyümüş ve Türkiye'nin GSMH'si dünya toplamının binde 11,96'sınden binde 12,37'sine yükselmiştir.[15] Yapılan reformlar arasında, kamu kuruluşları arasında havuz sisteminin kurulması ve gelişmekte olan ve halkının çoğunluğu Müslüman ülkelerden 8 tanesini bir araya getiren D8 oluşumu gösterilebilir.

    Erbakan'ın başbakanlığından sonra Mustafa Kemal Atatürk'e, laikliğe ve cumhuriyete karşı Refah Partisi'nin bazı milletvekilleri, il ve ilçe teşkilatları ve üyeleri tarafından edilen hakaretler ve sokaklardaki şeriat eylemleri kamuoyunun bir kesiminde endişe ve tepki ile karşılandı. Erbakan ilk yurt dışı ziyaretini İran'a yaptı. 2-7 Ekim 1996 tarihleri arasında sırasıyla Mısır, Libya, Nijerya'yı ziyaret etti. Libya'da bir çadırda Muammer Kaddafi'nin Türkiye Cumhuriyeti'ni suçlayıcı konuşması karşısında sessiz kalması basın ve muhalefet tarafından büyük tepki çekti. 3 Kasım 1996'da Susurluk'ta meydana gelen trafik kazasından sonra tartışılan mafya-siyasetçi-polis ilişkileri için "Bunlar faso fiso." dedi. Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık eylemine katılanlar için "Gulu gulu dansı yapıyorlar." dedi. Erbakan'ın Adalet Bakanı Refah Partili Şevket Kazan ise bu eyleme katılanlar hakkında, "Bunlar mumsöndü oynuyorlar." diyordu. Bu sözler büyük tepki çekti. Erbakan, 11 Ocak 1997 günü resmî başbakanlık konutunda tarikat liderleri ve şeyhlere iftar yemeği verdi. Davetliler arasında Fethullah Gülen de vardı. Ancak Gülen'in davete gitmediği bilinmektedir. 30 Ocak 1997'de Sincan Belediyesi, "Kudüs Gecesi" düzenledi. Salona Hamas ve Hizbullah liderlerinin fotoğraflarının asılması, İran Büyükelçisi'nin yaptığı konuşma, sergilenen cihat oyunu kamuoyunda büyük tepki yarattı. Birkaç gün sonra Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Sincan sokaklarında tanklar yürütüldü. Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir, tankların yürütülmesi için "Sincan'da demokrasiye balans ayarı yaptık." dedi. 3 Şubat 1997 günü Ankara'da Star TV muhabiri Işın Gürel'in muhafazakar biri tarafından dövülmesi toplumda büyük bir tepkiye neden oldu.

    28 Şubat'ta yapılan MGK toplantısı 9 saat sürdü. MGK, "laikliğin Türkiye'de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu" vurguladı. Toplantıdan "irticayla mücadele" kararları çıktı, hükûmete bildirildi.

    İrtica, cumhuriyet, laiklik ve Atatürkçülük tartışmaları sonucunda postmodern darbe olarak nitelendirilen 28 Şubat süreci ile Erbakan istifa etmeye zorlansa da bu teşebbüs ilk etapta başarıya ulaşamadı. Koalisyon 30 Haziran 1997'ye kadar devam etti. 21 Mayısıs 1997 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, "yasa dışı bazı eylemlerin odağı olmaya başladığı ve bazı üyelerinin laik rejimi hedef alan girişimleri" iddiasıyla Refah Partisi'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Başsavcı Vural Savaş, dava ile ilgili yaptığı açıklamada partinin "laikliğe aykırı eylemlerin odağı hâline geldiğini ve ülkeyi giderek bir iç savaş ortamına sürüklediğini" belirtti. Dava devam ederken Erbakan, başbakanlık görevini Tansu Çiller'e devretmek amacıyla 18 Haziran 1997'de Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e istifasını sundu. Cumhurbaşkanı Demirel ise yeni hükûmeti kurma görevini Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller'e değil, Mesut Yılmaz'a verdi. 55. Hükûmet (ANASOL-D Hükûmeti), Mesut Yılmaz'ın liderliğinde Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti, Demokrat Türkiye Partisi koalisyonu ile kuruldu.

    Fazilet Partisi ve Saadet Partisi dönemi

    Açılan kapatma davası sonunda Anayasa Mahkemesi, 16 Ocak 1998'de Refah Partisi'nin kapatılmasına ve aralarında Erbakan'ın da olduğu 6 kişiye 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesine karar verdi. Refah Partisi'nin kapatılma kararından bir ay önce Millî Görüş çizgisindeki Fazilet Partisi kurulmuştu; partinin başına önce İsmail Alptekin, ardından da Recai Kutan getirildi. Bu dönemde tarafların aksi yöndeki demeçlerine karşın Fazilet Partisi'nde Erbakan'a yakın olan ve "Ak Saçlılar" ya da "Gelenekçiler" olarak tanımlanan kanat ile Abdullah Gül'ün temsil ettiği kanat olan "Yenilikçiler" arasındaki gerilim tırmanmaya başladı. Kanatlar arasındaki çekişmenin artık görünür hâle geldiği 14 Mayısıs 2000'de yapılan FP 1. Kongresi'nde "Yenilikçi" kanadın adayı Abdullah Gül 521, Recai Kutan 633 oy aldı. Haziran 2001'de Anayasa Mahkemesinin Fazilet Partisi'nin kapatılmasına karar vermesinden sonra kurucusu olduğu Millî Görüş Hareketi bölündü. 16 Ocak 1998'de Refah Partisi'nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasıyla Millî Görüş geleneğinden gelen siyasiler Fazilet Partisi altında tekrar birleşti. Haziran 2001'de ise Fazilet Partisi AYM kararıyla kapatıldı. Recep Tayyip Erdoğan'ın da aralarına katılması ile Yenilikçiler yeni parti çalışmalarına başladı. 14 Ağustos 2001 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi kuruldu.

    25 Şubat 1994'te Bingöl'de yaptığı konuşma nedeniyle Diyarbakır 1 No.'lu DGM tarafından "halkı din, ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek’" suçundan 1 yıl hapis cezasına çarptırılan ve 14 Ocak 2001'de cezaevine girmesi beklenen Erbakan, 22 Aralık 2000'de çıkarılan Rahşan Affı ile kurtuldu. Affın çıktığı gün umreye gitti.

    Kayıp Trilyon Davası

    Ana madde: Kayıp Trilyon Davası

    Erbakan, Kayıp Trilyon Davası olarak bilinen -Refah Partisi'ne 1998 yılı için yapılan yaklaşık 1 trilyon TL'lik hazine yardımının harcanmış gibi gösterilerek devlete iade edilmemesi- davada, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 Mart 2002'de "özel evrakta sahtecilik" suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edildi. 2002 genel seçimlerinde Konya'dan bağımsız milletvekilliği adaylığı başvurusu Yüksek Seçim Kurulu tarafından reddedildi. 5 yıllık siyasi yasağı Şubat 2003'te sona eren Erbakan, 11 Mayısıs 2003'te Saadet Partisi'nin genel başkanlığına seçildi. 3 Aralık 2003'te hakkındaki mahkûmiyet kararı Yargıtay tarafından onandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Kayıp Trilyon Davası'nda mahkûm olan ve mahkûmiyet kararları kesinleşen Erbakan dâhil 6 kişinin parti üyeliğinden çıkarılması ve parti organlarındaki görevlerine son verilmesini isteyince Erbakan, 30 Ocak 2004'te Saadet Partisi genel başkanlığından ve parti üyeliğinden ayrıldı.

    Aldığı sağlık raporu doğrultusunda infazı ertelen Erbakan'ın "Kayıp Trilyon Davası" nedeniyle aldığı hapis cezası Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yapılan değişiklik uyarınca Nisan 2008'de ev hapsine çevrildi. Erbakan ev hapsini çekerken Adli Tıp Kurumu'nun sürekli hastalık raporu doğrultusunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından 19 Ağustos 2008’de affedildi.

    17 Ekim 2010'da tekrar Saadet Partisi'nin genel başkanlığına seçildi. Bu sırada ise sağlık durumu giderek kötüleşiyordu.

    Eski Adalet Bakanı Şevket Kazan, Kayıp Trilyon Davası'nın 28 Şubat Süreci'nin ürünü olan bir kumpas davası olduğunu iddia etmiştir.

    Bingöl konuşması

    Necmettin Erbakan için, 24 Şubat 1994'te Bingöl'de yaptığı konuşmada sarf ettiği

    "Allah'ın izniyle çile devri bitti. Zulüm bitti, Türkiye'de Rusya'dan büyük devrim oldu. Nasıl Rusya'da komünizm çöktüyse, Türkiye'de de Batı taklitçiliği, gavur uşaklığı çöktü.

    Artık bu ülkede 12 parti yok. 2 tane parti var. Hak ve batıl. RP'nin dışındaki hepsi batıldır. Hepsi tek parti sayılır. Bunlar gavur uşağı. Bu ülkenin evlatlarına ne dediler? Dinini bir tarafa bırakacaksınız, arkamıza düşeceksiniz, ne din ne de dünya bıraktılar.

    Bu ülkenin evlatları asırlar boyu mektebe başlarken, besmeleyle başlar. Siz geldiniz, bu besmeleyi kaldırdınız. Ne koydunuz yerine, 'Türküm, doğruyum, çalışkanım.' Sen bunu söyleyince, öbür taraftan da Kürt kökenli bir Müslüman evladı, 'Ya öyle mi, bende Kürdüm, daha doğruyum, daha çalışkanım' deme hakkını kazandı. O Meclis yarın inananların eline geçecek. Bütün bu haklar kan dökülmeden verilecek.".

    sözleri nedeniyle, 1998 yılında "halkı din, ırk ve bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" iddiasıyla Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinde dava açıldı. 10 Mart 2000'de Diyarbakır 1 No.'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), Erbakan'ı "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" gerekçesiyle 1 yıl hapis cezasına mahkûm etti. Aynı yıl içinde Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Diyarbakır 1 No.'lu DGM'nin Erbakan'ın 1 yıl hapis cezasına çarptırılmasına ilişkin kararını onadı. Yargıtayın yerel mahkemenin kararını onamasıyla birlikte 312. maddeden dolayı hapis cezası alan Erbakan, ömür boyu siyasi yasaklı hale geldi. 2000 yılının sonlarında yasalaşan Şartla Salıverilme Yasası uyarınca Erbakan hakkındaki hapis cezası ertelendi.

    Necmettin Erbakan'ın avukatları, 4454 sayılı Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Yasa uyarınca Diyarbakır 1 No.'lu DGM'ye iadeyi muhakeme talebinde bulundu. Yerel mahkeme, bu yasa uyarınca, Erbakan'ın geçmiş hükümlülüğünün "vaki olmamış sayılmasına" dair talebi reddetti. Bu karar temyiz edilince dosya Yargıtay'da görüşüldü, 8. Ceza Dairesi 2004'te yerel mahkemenin kararını bozdu.

    DGM'lerin kaldırılması (2004) sonrasında davaya bakan Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Erbakan hakkındaki "mahkûmiyet hükmünün vaki olmamış sayılmasına, mahkûmiyet hükmünün tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmasına" ve "beraat isteminin reddine" karar verdi. Karar Erbakan'ın avukatları tarafından "müvekkilinin beraat etmesi gerektiği" ileri sürülerek temyiz edilince dosya Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nce ele alındı. 2006 yılında Yargıtay 8. Ceza Dairesi, oy birliğiyle yerel mahkeme kararını onadı.

    Erbakan'ın 2000 yılında yaptığı başvuruyu değerlendiren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2006'da açıkladığı kararda Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğüyle ilgili 10. maddesi ve adil yargılanma hakkıyla ilgili 6. maddesinin 1. fıkrasını ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme, tanınan süre içinde Erbakan'ın maddi tazminat talebinde bulunmadığı gerekçesiyle para cezasına gerek görmedi.

    Ölümü

    19 Ocak 2011'de ayağında nükseden vaskülit rahatsızlığı sebebiyle hastanede yoğun bakım altına alınarak, bir süre tedavi görerek taburcu edilmesinin ardından kısa süre sonra solunum ve kalp yetmezliği rahatsızlığı sebebiyle kaldırıldığı Ankara'daki Güven Hastanesinde yoğun bakım altında uygulanan tüm tedavilere rağmen solunum yetmezliğine bağlı kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011 sabahı saat 08.50'de doktorlarının muayenesi esnasında koroner arter rahatsızlığı sonucu şuurunu yitirerek komaya girdi, saatler aynı sabahın 11.40'ını gösterirken doktorların tüm müdahaleleri ile yaşamsal işlevlerinin desteklenmesine rağmen 85 yaşında öldü.

    Necmettin Erbakan'ın Merkezefendi Mezarlığı'nda bulunan kabri

    Vasiyetine uygun olarak resmî devlet töreni tertip edilmedi ve 1 Mart 2011 Salı günü önce Ankara'da Hacı Bayram Camisi'nde sabah namazını müteakip cenaze namazı kılındıktan sonra cenazesi İstanbul'a getirilerek öğlen namazını müteakip Fatih Camisi'nde kılınan cenaze namazı sonrasında İstanbul Merkezefendi Mezarlığı'ndaki aile kabristanlığında kendisinden önce ölen eşi Nermin Erbakan'nın yanına gömüldü. Mezarına, sevenleri tarafından Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden getirilen topraklarla birlikte Kudüs, KKTC ve Boşnak lider Aliya İzzetbegoviç'in mezarından getirilen topraklar serpilmiştir.

    Cenaze merasimine cumhurbaşkanı, meclis başkanı, başbakan, parti başkanları, bakanlar, milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, büyükelçiler, belediye başkanları ve partililerin yanı sıra 60 ülkeden cemaat ve hareket liderleri ile temsilcileri katılmış, cenaze namazı iki milyonu aşkın kişi tarafından kılınarak naaşı aile kabristanın da bulunduğu Merkezefendi Mezarlığı'na defnedilmiştir.

    Recep Tayyip Erdoğan ve AKP hakkındaki görüşleri

    Necmettin Erbakan'ın, Recep Tayyip Erdoğan ve AKP hakkında görüşleri tartışma konusu olmuştur. Erbakan'ın görüşleri özellikle seçim dönemleri daha AK Parti'yi eleştiren çizgideyken, ölmeden önce 2011 yılında seçimlere hazırlanırken katıldığı TRT programında Erdoğan hakkındaki son konuşmasında Erdoğan'ı övmüştür.

    Erdoğan hakkındaki son konuşmasında Necmettin Erbakan; "Tayyip Bey gençlik kolu başkanımızdı... Yıllarca beraber çalıştığımız evlatlarımız. Bunlar iyi niyetli insanlar, hiçbir zaman bilerek Türkiye'ye kötülük yapmazlar, kendilerine her zamanki sevgim bakidir." demiştir.

    Erbakan daha önce Erdoğan ve AK Parti'ye karşı sert eleştiriler dile getirdi. Erbakan, Erdoğan'ın Siyonizm'in kasiyeri olduğunu iddia etti ve bir röportajında; "Erdoğan Siyonizm'in kasiyeri oldu. O benim öğrencimdi. Ona yapması gerekenleri söyledim, ama dediklerimi yapmadı." dedi.

    2007 Türkiye genel seçimleri döneminde Erbakan, AK Parti'yi ve Erdoğan'ı İsrailci, Amerikancı ve IMF'ci olmakla suçladı. Yaptığı konuşmada; "AKP'ye oy vermek demek İsrail'e oy vermek demek, Amerika'ya oy vermek demek, IMF'ye oy vermek demek." ifadelerini kullandı.

    İthaflar

    İstanbul'un Ümraniye ilçesinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Eğitim ve Sosyal Hizmet Merkezi bulunmaktadır. Tokat'ın Turhal ilçesinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Merkezi bulunmaktadır. Ankara'nın Mamak ilçesinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür ve Kongre Merkezi bulunmaktadır.İstanbul'un Bağcılar ilçesinde Prof.Dr Necmettin Erbakan Fen Lisesi bulunmaktadır. Sivas'ta Prof. Dr Necmettin Erbakan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bulunmaktadır. Selçuk Üniversitesi'nin bölünmesi ile Konya'daki ikinci devlet üniversitesi olarak kurulan Necmettin Erbakan Üniversitesi'ne de ismi verilmiştir.

    Yazdığı kitaplar

  • Çetinkaya, Tacettin, (Ed.) (1991). Adil Ekonomik Düzen: Faizsiz Bir Dünya. MGV Yayınları.
  • Çetinkaya, Tacettin, (Ed.) (2010). Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen. MGV Yayınları.
  • Davam: Ne Yaptıysam Allah Rızası için Yaptım. Millî Gazete Yayınları. 2013.
  • İslam ve İlim. MGV Yayınları. 2013.
  • Çetinkaya, Tacettin, (Ed.) (2016). Darbe: Arkasındakilerle ve Türkiye'nin Kayıplarıyla Darbe. MGV Yayınları.
  • Millî Görüş İktidarı Niçin ve Nasıl. MGV Yayınları. 2016.
  • İslam Birliği. MGV Yayınları. 2017.
  • 2025 - Derya Erke, Türk olimpiyat yüzücüsü (d. 1983)
  • Trabzon'un Çaykara ilçesinin Rus ve Ermeni işgalinden kurtuluşu (1918)
  • Artvin'in Şavşat ilçesinin Gürcü işgalinden kurtuluşu (1921)
  • Dünya Ressamlar Günü

 

 

Wikipedia.org

Türkçe Vikipedi - Vikipedi

Yorumlar

Yorum Yap

E-posta adresiniz gizli tutulur
Yukarıdaki işlemin sonucunu yazın

Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.