Tarihin en ölümcül virüsü hakkında ürpertici keşif: Beyinden tamamen temizlenemiyor!

Enfekte ettiği kişilerin yüzde 90'ını öldüren, insanlık tarihinin en ölümcül virüslerinden biri olan Ebola hakkında korkutucu bir gerçek ilk kez gün yüzüne çıktı. Bilim insanları, virüsün vücuttan temizlendikten aylar, hatta yıllar sonra bile sinir sisteminde saklandığını keşfetti. Her an yeni bir küresel salgını tetikleyebilecek bu gizli tehlikeye hazır olun!

İyileştiği düşünülen hastaların beyninde sinsice pusuda bekleyen ölümcül virüsün yeni adresi deşifre edildi. Bağışıklık sisteminin bile ulaşamadığı o noktada yıllarca saklanabilen bu tehlike, tıp dünyasını alarma geçirdi.

BEYİNDEKİ GİZLİ SIĞINAK DEŞİFRE OLDU
Tarihin en korkutucu patojenlerinden biri olan Ebola virüsü hakkında tıp dünyasını alarma geçiren yeni bir araştırma yayımlandı. Bilim insanları, virüsün iyileşmiş hastaların sinir sisteminde fark edilmeden yıllarca yaşayabildiğini ve ilerleyen süreçte nüksederek yeni salgınları tetikleyebileceğini ortaya koydu.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ BEYNİ KORUYAMIYOR
Saygın bilimsel dergi Nature Microbiology'de yayımlanan çalışmada laboratuvarda yetiştirilen mini beyin modelleri kullanıldı. Araştırma sonuçlarına göre bağışıklık sisteminin hassas dokulara zarar vermemek için sınırlı denetim uyguladığı serebral doku, virüs için mükemmel bir saklanma alanı oluşturuyor. Üstelik virüs, beynin yerleşik bağışıklık hücreleri olan astrosit ve mikrogliyaları bile enfekte edebiliyor.
KUSURLU MUTASYONLARLA PUSUDA BEKLİYOR
Araştırmanın yazarlarından Dr. Gustavo Palacios ve ekibi, virüsün vücutta mutasyona uğramış ve zayıflamış kusurlu bir formda hayatta kaldığı teorisini doğruladı. Bu sinsi mutasyonlar virüsün yayılım hızını azaltsa da, onun vücutta tamamen yok edilmeden yıllarca uykuda kalmasına olanak tanıyor. Bu durum, mevcut tedavilerin virüsü tamamen temizleyemediğine işaret ediyor.
SALGININ ORTASINDA KORKUTAN KEŞİF
Çalışmanın yazarlarından César Muñoz-Fontela, bu bulguların Ebola'yı atlatan kişilerde aylar sonra görülen beyin zarı ve göz iltihaplanmalarıyla birebir örtüştüğünü belirtiyor.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Uganda'da yeni vakaların ve can kayıplarının arttığı bir dönemde gelen bu keşif, filovirüs ailesinin kalıcılık mekanizmalarını çözmek için çok daha kapsamlı çalışmalar yapılması gerektiğini gözler önüne seriyor.
Yorumlar
Yorum Yap