Osmanlı

1523 - Rodos Adası, Kanuni Sultan Süleyman tarafından fethedildi.

Tarihte 2 Ocak

1523 - Rodos Adası, Kanuni Sultan Süleyman tarafından fethedildi.

I. Süleyman

 

I. Süleyman
Kanûnî Sultan Süleyman
Muhteşem Süleyman
قانونى سلطان سليمان İslâm Halifesi
İki kutsal caminin hizmetkârı
Kayser-i Rûm
Gazi
Han
Sultânü’l-Berreyn ve Hâkânü’l-Bahreyn

İtalyan ressam Titian'ın 1539 yılında yaptığı ve I. Süleyman'ı tasvir ettiği tablosu.

10. Osmanlı Padişahı Hüküm süresi 30 Eylül 1520 – 7 Eylül 1566
(45 yıl, 11 ay ve 8 gün) Önce gelen I. Selim Sonra gelen II. Selim 89. İslâm Halifesi Hüküm süresi 30 Eylül 1520 – 7 Eylül 1566 Önce gelen I. Selim Sonra gelen II. Selim   Doğum 6 Kasım 1494[a]
Trabzon, Osmanlı İmparatorluğu Ölüm 7 Eylül 1566 (71 yaşında)
Zigetvar, Macaristan Krallığı Defin 28 Kasım 1566
Süleymaniye Camii, Fatih, İstanbul, Türkiye Eş(ler)i Hürrem Sultan
Mahidevran Sultan
Gülfem Hatun
Fülane Hatun Çocuk(lar)ı Şehzade Mahmud
Şehzade Mustafa
Şehzade Murad
Şehzade Mehmed
Mihrimah Sultan
Şehzade Abdullah
Raziye Sultan
II. Selim
Şehzade Bayezid
Şehzade Cihangir Hanedan Osmanlı Hanedanı  Babası I. Selim Annesi Ayşe Hafsa Sultan Dini İslam İmza

I. Süleyman (Osmanlıca: سلطان سليمان اول Sultân Süleymân-ı Evvel, divan edebiyatındaki mahlasıyla Muhibbi; 6 Kasım 1494[a], Trabzon - 7 Eylül 1566, Zigetvar), Osmanlı İmparatorluğu'nun onuncu padişahı ve 89. İslam halifesidir. Batı'da Muhteşem Süleyman, Doğu'da ise adaletli yönetimine atfen Kanûnî Sultan Süleyman (Osmanlıca: قانونى سلطان سليمان) olarak da bilinmektedir. 1520'den 1566'daki ölümüne kadar, yaklaşık 46 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu'na hükmetti. Toplamda 13 kez sefere çıktı ve saltanatının 10 yıl, 1 ayını seferlerde geçirdi. Osmanlı İmparatorluğu'nda en uzun süre hüküm süren ve en uzun süre sefer yapan padişahtır.

Süleyman, 30 Eylül 1520'de babası I. Selim'in yerine padişah oldu ve saltanatına Orta Avrupa ve Akdeniz'deki Hristiyan güçlere karşı seferler düzenleyerek başladı. 1521'de Belgrad'ı ve 1522-1523'te Rodos Adası'nı fethetti. Ağustos 1526'da Mohaç Muharebesi'nde Macaristan'ın askerî gücünü kırdı ve büyük bir kısmını topraklarına kattı. Süleyman, Osmanlı İmparatorluğu'nun ekonomik, askeri ve siyasi gücünün zirvesine hükmederek, 16. yüzyıl Avrupası'nın önde gelen hükümdarlarından biri haline geldi. Süleyman, 1529'daki Viyana Kuşatması'nda fetihleri kontrol altına alınmadan önce, Hristiyanların kaleleri olan Belgrad ve Rodos'un yanı sıra Macaristan'ın büyük bölümünün fethedilmesinde Osmanlı ordularına bizzat liderlik etti. Safevîlerle olan çatışmasında Orta Doğu'nun büyük bir bölümünü ve Cezayir'e kadar Kuzey Afrika'nın geniş alanlarını ilhak etti. Onun yönetimi altında Osmanlı donanması, Akdeniz'den Kızıldeniz'e ve Basra Körfezi'ne kadar denizlere hâkim oldu. Zigetvar Kuşatması'nın sonlanmasından bir gün önce, 7 Eylül 1566'da 71 yaşındayken öldü.

Genişleyen bir imparatorluğun başında bulunan Süleyman, toplum, eğitim, vergi ve ceza hukuku ile ilgili önemli hukuki değişiklikleri bizzat başlattı. Onun reformları, imparatorluğun baş kadısı Ebussuud Efendi ile birlikte yürütülerek Osmanlı hukukunun iki biçimi olan sultani ve dini hukuk arasındaki ilişkiyi uyumlu hale getirdi. Süleyman, aynı zamanda seçkin bir şair ve kuyumcuydu; Osmanlı İmparatorluğu'nun sanatsal, edebi ve mimari gelişiminde "Altın Çağ"ını yöneten büyük bir kültür hamisi oldu.

Süleyman, Osmanlı geleneğini bozarak, hareminden bir kadın olan, Sünni İslam'a geçen ve kızıl saçları nedeniyle Batı Avrupa'da Roxelana adıyla ünlenen Rutenya kökenli bir Ortodoks Hristiyan olan Hürrem Sultan ile evlendi. Süleyman'ın 46 yıllık iktidarının ardından, 1566'da ölümünün ardından yerine oğlu II. Selim geçti. Süleyman'ın diğer potansiyel varislerinden Mehmed ve Mustafa öldüler; Mehmed 1543'te çiçek hastalığından öldü, Mustafa ise 1553'te sultanın emriyle boğularak öldürüldü. Diğer oğlu Bayezid ise bir isyanın ardından dört oğluyla birlikte 1561'de Süleyman'ın emriyle idam edildi. Her ne kadar akademisyenler onun ölümünden sonraki dönemi basit bir gerilemeden ziyade bir kriz ve adaptasyon dönemi olarak görseler de, Süleyman'ın saltanatının sonu Osmanlı tarihinde bir dönüm noktası oldu. Süleyman'dan sonraki on yıllarda imparatorluk, genellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun Dönüşümü olarak adlandırılan önemli siyasi, kurumsal ve ekonomik değişimler yaşamaya başladı.

Yanlış kanaatin aksine en çok sefere çıkan padişah Kanuni Sultan Süleyman değil Fatih Sultan Mehmet'tir. Mehmet Han çıktığı 25 seferle liderken Süleyman Han 13 sefere çıkarak bu konuda ikinciliği elde edebilmiştir.

İlk yılları

1579 yılında, Nakkaş Osman'ın Şemâilnâme adlı eserinde yer alan ve I. Süleyman'ı gençlik yıllarında resmeden bir minyatür

6 Kasım 1494 tarihinde, Trabzon'da doğdu. Babası, Süleyman doğduğu zaman Trabzon valisi olan ve 1512 yılında padişah olarak tahta çıkan I. Selim, annesi ise Ayşe Hafsa Valide sultandı.Çocukluk yıllarını, süt kardeşi Yahya Efendi ile birlikte Trabzon'da geçirdi. 7 yaşındayken; bilim, tarih, edebiyat, din ve askeriye alanlarında eğitim almak için İstanbul'a, Topkapı Sarayı'ndaki Enderûn'a gönderildi.

1508 yılında Şarkî Karahisar Sancak Beyi olarak atandı ancak babası Selim'in kardeşi, Amasya Sancak Beyi Ahmed'in itirazı sonrasında Bolu'ya atandı. Ahmed'in buna da itiraz etmesi sebebiyle atandığı Kefe sancağına 1509 Temmuz'unda çıktı. Babası I. Selim'in 1512'de tahta çıkmasından sonra İstanbul ve Edirne'de oturdu. 1513 yılında Saruhan sancak beyliğine atandı. Burada, sonraları başdanışmanlarından biri olacak olan Pargalı İbrahim ile yakın bir arkadaşlık kurdu.Yaklaşık yedi yıllık Saruhan sancak beyliğinin ardından, 1520 yılının 21 Eylül'ü 22 Eylül'e bağlayan gecesi babası I. Selim'in ölümü üzerine İstanbul'a hareket etti ve tahtta hak iddia edecek başka biri olmadığından herhangi bir mücadele vermeden 30 Eylül 1520 tarihinde onuncu Osmanlı padişahı olarak tahta çıktı. Tahta geçişinden birkaç hafta sonra Venedik Elçisi Bartolomeo Contarini, Süleyman'ı "Yirmi altı yaşında, uzun fakat sırım gibi ve kibar görünüşlü. Boynu biraz fazla uzun, yüzü zayıf, burnu kartal gagası gibi kıvrık. Gölge gibi bıyığı ve küçük bir sakalı var. Cildi biraz soluk olsa da yüzü oldukça hoş. Derisi solgunluğa meyilli. Akıllı bir hükümdar olduğu söyleniyor ve herkes onun saltanatının hayırlı olacağını umuyor." şeklinde tanımlamıştır.

Dönemindeki askerî ve siyasî gelişmeler

1520-1529

John Sigismund I. Süleyman'ın huzurunda

I. Süleyman'ın tahta geçmesinden kısa bir süre sonra Şam Beylerbeyi Canberdi Gazâlî, Süleyman'ın padişahlığını tanımadı ve kendi hükümdarlığını ilan ederek isyan başlattı. Merkezden gönderilen Ferhad Paşa komutasındaki birlikler, Zülkadriye Eyaleti'nde bulunan kuvvetler ve Şam'daki kuvvetlerin etkinlikleri sonucunda Şam yakınlarında 27 Ocak 1521 tarihinde yapılan Mastaba Muharebesi sonucunda Gazali'nin yenilmesi ve öldürülmesiyle isyan bastırıldı. Gazali'nin yerine Şam Beylerbeyliği'ne Ayas Mehmed Paşa atandı.Aynı yılın sonunda ise doğu cephesinin merkezi halinde bulunan Diyarbakır Beylerbeyi Bıyıklı Mehmed Paşa’nın vefatı üzerine yerine Divane Hüsrev Paşa tayin edildi.

Süleyman ilk seferini 18 Mayısıs 1521'de, Macaristan Krallığı'nın yönetimindeki Belgrad (o dönemdeki adı Nándorfehérvár) üzerine yaptı. Çevresindeki Böğürdelen, Zemun ve Salankamen şehirlerinin alınmasının ardından 1 Ağustos günü kuşatılan şehir,29 Ağustos 1521 tarihinde teslim oldu. Avrupa'da gerçekleştirilebilecek fetih ve seferler için önemli bir merkez olan Belgrad'ın fethi hakkında Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'nun İstanbul elçisi "Belgrad'ın ele geçirilmesi, Macaristan Krallığı'nın çöküşüne sebep olan olayların başlangıcıydı. II. Lajos'un ölümü, Budin'in ele geçirilişi ve Erdel'in işgaliyle devam eden süreçte Macaristan İmparatorluğu yıkılmış ve diğer ülkeleri de benzer sonu yaşayacağına dair bir korku sarmıştı." ifadelerini kullanmıştı.

Rodos'un fethini gösteren bir minyatür.

Ertesi yıl Süleyman, Hospitalier Şövalyeleri'nin bulunduğu Akdeniz'deki Rodos adasına karadan sefer düzenledi. Kuşatmaya katılacak olan Osmanlı donanması ise Haziran 1522'de adanın "Cem Bahçesi" körfezine demir attı. Süleyman'ın da arasında olduğu kara kuvvetleri, Marmaris'ten gemi yoluyla 28 Temmuz günü adaya geçti. Yaklaşık 100.000 kişi ve 400 gemiden oluşan Osmanlı ordusu, 6 aydan fazla süren kuşatma, 26 Aralık 1522'de şövalyelerin başı Philippe Villiers de L'Isle-Adam'ın teslim koşullarını kabul etmesi ve adanın hakimiyetinin Osmanlı İmparatorluğu'nun eline geçmesiyle sona erdi.Adada Hristiyan kimliğiyle yaşayan Cem Sultan'ın oğlu Murad ve Murad'ın oğulları boğduruldu, eşi ve iki kızı İstanbul'a gönderildi. Rodos'un alınmasının ardından şövalyelerin elinde bulunan Bodrum, Tahtalı ve Aydos kaleleri ile İstanköy ve Sömbeki adaları da alındı.

Şubat 1523'te İstanbul'a dönüşünün ardından Süleyman, saltanatının ilk üç yılında görev yapan Sadrazam Pîrî Mehmed Paşa'yı emekliye ayırdı. 27 Haziran 1523 günü ise daha önce görülmemiş bir biçimde has odabaşısı İbrahim Ağa'yı sadrazam olarak atadı. Sadrazamlığa ek olarak kendisine Rumeli Eyaleti'nin yönetimini de verdi.Sadrazamlık yetkisinin kendisine verilmesini bekleyen ikinci vezir Ahmed Paşa, vali olarak atandığı Mısır'da 1524 yılı başlarında isyan çıkararak bağımsızlığını ilan etti. Ahmed Paşa'nın öldürülmesiyle isyan bastırıldı ve Sadrazam İbrahim Paşa, Mısır'ı düzene sokmakla görevlendirildi.

I. Süleyman Mohaç Seferi'nde

Mart 1525'te, Süleyman Kâğıthane'de avlandığı sırada yeniçeriler şehirde ayaklanma başlattılar.Kısa sürede bastırılan ayaklanma sonrasında Yeniçeri Ağası Mustafa Ağa, kâhyası Kıran Bali ile reîsü'l-küttâb Haydar idam edildi. Mısır'ı düzene koyan İbrahim Paşa ise 6 Eylül 1525 günü İstanbul'a döndü. Bu dönemde İstanbul'a gelen Fransa elçisi Jean Frangipani, 24 Şubat 1525'teki Pavia Muharebesi sonrası Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'na esir düşen Kral I. François için, kralın annesi Louise de Savoie'un ricası üzerine Süleyman'dan yardım istedi.Yazdığı mektupla yardım sözü veren Süleyman, iki devlet arasında anlaşma sağlanıp François serbest bırakılsa da Macaristan üzerine sefer gerçekleştirme kararı aldı. Macaristan üzerine önce Sadrazam İbrahim Paşa'yı gönderdi, 23 Nisan 1526'da ise Süleyman'ın önderliğindeki ordu Macaristan'a hareket etti. İbrahim Paşa komutasındaki kuvvetler, Petrovaradin ve İyluk şehirleriyle on bir kale ele geçirdikten sonra, Özek kalesini de aldı.[Bosna beyleri de Sirem bölgesindeki bazı kaleleri ele geçirmişti. Macaristan Kralı II. Lajos'un liderliğindeki ordu ile Tuna kıyısındaki Mohaç düzlüğünde karşılaşan Osmanlı ordusu, 29 Ağustos 1526 günü yapılan muharebeyi kazanarak Doğu Avrupa'daki Macar direncini kırdı. Lajos ise muharebeden kaçan bazı askerlerle birlikte bataklıkta boğularak öldü. Osmanlı ordusu yürüyüşüne devam ederek, 20 Eylül günü Budin'e girdi. Şehrin anahtarını alan ve yaklaşık on dört gün boyunca kral sarayında kalan Süleyman, dönüşte Segedin ve bazı şehirleri de alarak 21 Eylül'de Peşte'ye geçti ve Macaristan'ın başına Erdel Voyvodası János Zápolya'yı getirdi. Macaristan'ın Osmanlı İmparatorluğu'na bağlanması ve Fransa-Osmanlı ittifakıyla 5 Ekim 1526 tarihinde sona eren yedi aylık sefer sonrasında, 13 Kasım 1526 tarihinde İstanbul'da zafer alayı düzenlendi. Osmanlı ordusunun Macaristan'da olduğu 1526 Ağustos'unda, Safevîlerin desteğiyle Bozok'ta Baba Zünnûn İsyanı baş gösterdi.Çevredeki bölgelere yayılmasının ardından 1527'de Diyarbekir Beylerbeyi Hüsrev Paşa ve Adana Sancak Beyi Pîrî Bey tarafından bastırıldı. 1527'de orta Anadolu'da yine Safevîlerin desteğiyle Kalender Çelebi İsyanı çıktı. Çevresindeki sancak beyleri ile eyalet beylerini mağlup etmesinin ardından isyanı bastırmak için Sadrazam İbrahim Paşa görevlendirildi. 1527'de Elbistan civarında yenilgiye uğratılan Kalender Çelebi, başı kesilerek idam edildi. Birkaç ay sonra İranlı Molla Kâbız, vaazlarında İsa'nın bütün peygamberlerden üstün olduğu fikrini dile getirdiğinden Sünni ulemanın tepkisini çekti ve bu sebeple Kasım 1527'de dîvânda yargılandı.Ancak fikirlerinden vazgeçmeyen Molla Kâbız idam edildi.

I. Viyana Kuşatması'nı gösteren bir minyatür

Kutsal Roma İmparatoru V. Karl'ın kardeşi Avusturya Arşidükü Ferdinand, János Zápolya'nın krallığını tanımayarak kendini Macaristan kralı ilan etti. János Zápolya'nın kuvvetlerini yenilgiye uğratmasının ardından 20 Ağustos 1527 günü Budin'e girerken, Osmanlı İmparatorluğu'na vergi ödemesi karşılığında kendisinin Macaristan Kralı olarak tanınmasını istedi. Ancak bunu reddeden Süleyman 10 Mayısıs 1529'da yeni bir sefere çıkarken, Sadrazam İbrahim Paşa'ya da serasker unvanı verdi. 3 Eylül 1529'da Budin'e varan Osmanlı kuvvetleri şehri kuşattı. 7 Eylül günü Budin teslim oldu ve yönetimi tekrar János Zápolya'ya verildi.Hemen ardından Estergon'u almayı başaran Osmanlı ordusu, 23 Eylül 1529'da Avusturya topraklarına girmesinin ardından 27 Eylül günü Viyana'yı kuşattı. Ancak hava şartlarının elverişsizliği ve mühimmat bakımından kuşatma için hazırlıksız olunması sebepleriyle 16 Ekim günü kuşatma kaldırıldı ve ordu, 16 Aralık 1529'da İstanbul'a döndü.

1530-1539

Osmanlı açısından başarısızlıkla sonuçlanan Viyana kuşatmasının ardından Ferdinand tarafından gönderilen ve Macaristan Krallığı'nın kendisine verilmesi gerektiğini bildiren ikinci elçi de Süleyman'dan ret cevabı aldı. Bunun üzerine Estergon, Vişegrad ve Vaç şehirlerini Osmanlı'dan alan Ferdinand, Budin şehrine bir saldırı düzenlese de bu saldırı başarısızlıkla sonuçlandı.17 Ekim 1530'da, Avusturya elçileri Nicolas Jurischitz ile Joseph von Lamberg İstanbul'a geldi.17 Kasım günü padişah Süleyman ile yaptıkları görüşmelerde bir anlaşma sağlanamayınca Avusturya üzerine sefere çıkılması kararlaştırıldı. 25 Nisan 1532'de, Süleyman ve İbrahim Paşa'nın önderliğindeki ordu İstanbul'dan ayrıldı.Bosna Beyi Gazi Hüsrev Bey, Bâli Beyoğlu Mehmed Bey, Kırım Hanı I. Sahib Giray ve eyalet beylerbeyleri kaleler fethederken, akıncı kolları Almanya'nın içlerine kadar ilerledi. Osmanlı ordusu 11 Eylül günü Slovenya'ya girdi, bir süre sonra da Habsburg Hanedanı'nın elindeki Güns şehri kuşatılarak Karl'ın gelmesi beklendi. Üç hafta kadar süren kuşatma boyunca Karl'ın gelmemesi üzerine 30 Ağustos 1532'de şehir ele geçirdi. İbrahim Paşa birkaç kale daha ele geçirirken; Süleyman'ın gerçekleştirdiği Alman Seferi, 21 Kasım 1532'de İstanbul'a dönülmesiyle sona erdi.Birkaç ay sonra, 22 Haziran 1533 tarihinde Avusturya Arşidüklüğü ile Osmanlı İmparatorluğu arasında İstanbul Antlaşması imzalandı. Bu anlaşmayla Macaristan'ın batısındaki küçük bir bölgenin kendisine kaldığı Ferdinand, Macaristan üzerindeki hak iddiasını sonlandırırken, János Zápolya'nın Macaristan hükümdarlığını tanıdı ve Osmanlı İmparatorluğu'na yıllık 30.000 altın vergi vermeyi kabul etti. Öte yandan sefer sırasında Sikloş, Papoçe, Sopron, Gradcaş, Pojega, Zaçesne, Nemçe ve Podgrad kaleleri ele geçirilirken; Podgogonce ve Zagreb beyleri de kalelerinin anahtarlarını Süleyman'a göndererek bağlılıklarını bildirdi.Alman Seferi sırasında Andrea Doria tarafından alınarak Habsburgların eline geçen Koron, 1534'ün Mart ayında Mora Sancak Beyi Bâli Beyzâde Mehmed Bey tarafından geri alındı.

I. Süleyman, Agostino Veneziano

Osmanlı İmparatorluğu'nun elinde bulunan Bitlis Sancak Beyi Şeref Han 1531'de Safevî Şahı I. Tahmasb'a bağlandığını ilan etti. Osmanlı İmparatorluğu topraklarında doğmasının ardından Safevîlere sığınan, sonrasında tekrar Osmanlı'ya dönen Ulama Han, Şeref Han'ın yerine Bitlis'e gönderildi. Ancak burada Şeref Han'ın kuvvetleriyle karşılaşılmasının ardından Sadrazam İbrahim Paşa, İran üzerine yapılacak sefer için Ekim 1533'te bölgeye hareket etti. İbrahim Paşa bölgeye ulaşmadan önce Ulama Han, Şeref Han ile yaptığı mücadeleden galip ayrılarak Şeref Han'ı öldürdü. Diğer taraftan Bağdat Hanı Zülfikâr Han Süleyman yanlısı bir tutum sergileyerek şehri gizlice Süleyman'a vermesi; ancak olayın Tahmasb tarafından duyulmasının ardından Zülfikâr Han'ın öldürülmesi ve şehrin Safevî Devleti'nde kalması da İbrahim Paşa önderliğindeki kuvvetlerin bölgeye sevk edilmesinin nedenlerindendi.Kış zamanı Halep'e varan İbrahim Paşa, Safevîlerin elindeki Adilcevaz, Erciş, Van ve Ahlat'ı ele geçirmesinin ardından ilkbaharda Halep'ten ayrıldı. Herhangi bir direniş göstermeyen Tebriz, 13 Temmuz 1534 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katıldı.Kışı İstanbul'da geçirmesinin ardından 11 Haziran 1534'te altıncı seferi için hareket eden Süleyman, Eylül ayında Tebriz yakınlarında İbrahim Paşa tarafından karşılandı. Bir müddet sonra buradan ayrılan ordu, 31 Aralık 1534 günü teslim olan Bağdat'ı ele geçirdi. Kışın Bağdat'ta geçirilmesinin ardından 8 Ocak 1536'da İstanbul'a dönüldü.Öte yandan 27 Aralık 1533 günü Cezayir hükümdarı Hızır Reis (Barbaros), filosuyla birlikte İstanbul'a geldi. Kendisine çeşitli hediyeler sunan ve Cezayir'i Osmanlı topraklarına katan Hızır Reis'e "Hayreddin" unvanı veren Süleyman, Hayreddin'i Cezayir Beylerbeyi olarak atadı. İbrahim Paşa ile görüşmek için Halep'e gidip dönen Barbaros Hayreddin Paşa, 1534 yılında kaptan-ı derya oldu. 1534 Mayısıs'ında ilk seferini yaptı. Güney İtalya sahillerine çeşitli saldırılar düzenledikten sonra Tunus'a geldi. Küçük çaplı direnişlere rağmen Mevlây Hasan'ın hükümdarlığındaki Tunus, 1534 Ağustos'unda alındı. Mevlây Hasan'ın yardım istemesi üzerine V. Karl, Andrea Doria komutasında çeşitli devletlerin kuvvetlerinden oluşan bir donanma hazırladı ve 1535 yazında saldırdığı Tunus'u ele geçirdi.

Fransa elçisi Jean de La Forêt'nin girişimleri sonucunda 18 Şubat 1536 günü Süleyman, Fransa ile kapitülasyon anlaşması imzaladı.Anlaşmayla birlikte Fransızlara ticari ve hukuki alanlarda birtakım ayrıcalıklar tanındı.14 Mart'ı 15 Mart'a bağlayan gece Topkapı Sarayı'nda konuk olan Sadrazam İbrahim Paşa, Süleyman'ın emriyle boğularak öldürüldü. Ertesi gün sadrazamlığa Ayas Mehmed Paşa getirildi.

Osman Nuri Paşa tarafından yapılan ve Preveze Deniz Muharebesi'nin resmedildiği tablo

Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması, 1536 baharında Akdeniz'deki yabancı limanları vurdu. Donanmanın Avlonya kıyılarında olduğu vakit Süleyman, 17 Mayısıs 1537'de İstanbul'dan ayrılarak "Sefer-i Pulya" denen Adriyatik seferine çıktı.Fransız-Osmanlı ittifakı gereğince Fransa'nın İtalya'ya kuzeyden, Osmanlı donanmasının ise güneyden saldırması kararlaştırıldı. Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki askerler, 1537 Temmuz'unda Puglia bölgesinde yer alan Castro şehrinde konuşlandı.Otranto civarında yaklaşık iki hafta kalan askerler, daha sonra ele geçirdikleri esirlerle birlikte buradan ayrıldı. Öte yandan Fransa, İtalya'ya saldırmaktan vazgeçerek askerlerini Hollanda üzerine göndermişti. İtalya'dan ayrılan Osmanlı donanması, Ağustos ayında Venedik Cumhuriyeti'nin elindeki Korfu adasını kuşattı. Ancak kışın gelmesiyle kuşatma kaldırıldı.Barbaros Hayreddin Paşa, Venedik'e ait Şira, Patmos, Naksos gibi adalar alındı; Naksos ile diğer beş ada Osmanlı İmparatorluğu'na vergi vermek üzere yeniden eski dükalığa bırakıldı. Padişah ile donanma, 22 Kasım 1537'de İstanbul'a döndü.

Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı olan Boğdan Voyvodası Petru Rareș'in vergi ödememesi üzerine Süleyman, Barbaros Hayreddin Paşa'nın donanmayla birlikte denize açılmasından bir-iki gün sonra, 9 Temmuz 1538 tarihinde saltanatındaki sekizinci seferine çıktı. Başkent Yaş da dahil olmak üzere Boğdan'ın büyük kısmı ile Suceava ve Besarabya Osmanlı egemenliğine girdi. Petru Rareș Erdel'e sürülürken, Boğdan'ın başına III. Ştefan getirildi. Bu sıralarda Akdeniz'de olan Barbaros Hayreddin Paşa yönetimindeki donanma, 22 Eylül 1538'de Venedik Cumhuriyeti, İspanyol İmparatorluğu, Papalık Devleti, Ceneviz Cumhuriyeti ve Malta Şövalyeleri'nden oluşan ve Andrea Doria'nın önderlik ettiği Kutsal İttifak donanmasının Korfu'da olduğunu öğrendi.[85][86] 28 Eylül 1538'de, Preveze açıklarında gerçekleşen Preveze Deniz Muharebesi'nden Barbaros Hayreddin Paşa zaferle ayrıldı. Andrea Doria geri çekilirken Kastelnova'yı alsa da 1539 ilkbaharında denizden Barbaros Hayreddin Paşa, karadan ise Gazi Hüsrev Bey'in saldırıları sonucu ada geri alındı. 1540 Ekim'inde Venedik ile Osmanlı arasında imzalanan antlaşmaya göre Mora ve Dalmaçya kıyılarındaki kaleler ve adalar Osmanlı İmparatorluğu'na bırakılırken, Venedik'in Osmanlı'ya yıllık 300.000 altın tazminat vermesi kararlaştırıldı. Öte yandan 15 Temmuz 1539'da Ayas Mehmed Paşa'nın ölümüyle boşalan sadrazamlığa Lütfi Paşa getirildi.

I. Süleyman, Izabela Jagiellonka ve oğlu János Zsigmond Zápolya'yı kabul ederken

1535 yılında Gucerat Sultanı Bahadır Şah'ın gönderdiği elçi ve mektup aracılığıyla Portekiz İmparatorluğu'na karşı gerçekleştirdiği mücadele için yardım istemesi üzerine Süleyman, Hint Okyanusu üzerine gönderilecek gemiler için Hadım Süleyman Paşa'yı görevlendirdi. 13 Haziran 1538'de Süveyş'ten yola çıkan Hadım Süleyman Paşa, ilk olarak geldiği ve Portekizlilerin elinde bulunan Aden'i aldı. 19 Ağustos günü Aden'den ayrılan donanma, 4 Eylül'de Diu'ya ulaştı. Ancak Bahadır Şah 1537'de ölmüş ve Portekiz'in desteğiyle yerine gelen yeğeni III. Mahmud Şah, 1538 Eylül'ünde şehre yapılan kuşatmada Portekiz tarafında yer almıştı.Ancak kuşatma başarısızlıkla sonuçlandı ve 25 Aralık günü Aden'e dönüldü.Bir müddet sonra ise başkent San'a'da dahil olmak üzere tüm Yemen'i Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katıldı.

1540-1552

Nisan 1541'de, padişahın kızkardeşi olan, karısı Şahhuban Sultan'a tokat atması sebebiyle Lütfi Paşa; Sultan Süleyman tarafından Dimetoka'ya sürülürken, yerine Hadım Süleyman Paşa getirildi.

Hünername'de yer alan ve I. Süleyman'ın Boğdan üzerine yaptığı seferi gösteren minyatür

János Zápolya'nın 22 Temmuz 1540'ta ölmesinin ardından eşi Izabela Jagiellonka, Szapolyai'nin ölümünden birkaç gün önce doğan oğlu János Zsigmond Zápolya adına Macaristan'ın başına geçmek için Süleyman'dan onay aldı. Yaşananları duyan Ferdinand, 1541 Ağustos'unda Budin'i kuşattı. Önce Rumeli beylerbeyi, ardından ise üçüncü vezir Sokollu Mehmed Paşa komutasındaki kuvvetleri Budin'e gönderen Süleyman, 23 Haziran 1541'de orduyla birlikte sefere çıktı ve Budin'deki Ferdinand'ın kuvvetlerini yenilgiye uğrattı. Budin'in kurtarılmasından sonra kurulan Budin Eyaleti'yle Macaristan doğrudan Osmanlı topraklarına bağlanırken, Izabela Jagiellonka ve oğlu Sigismund Zapolya Erdel'e gönderildi. Kardeşi Ferdinand'ın 8 Eylül'de Cenova'e ulaşmasıyla yaşananları öğrenen V. Karl, 1541 sonbaharında Osmanlı İmparatorluğu'nun elindeki Cezayir üzerine bir sefer düzenledi. Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu, İspanyol İmparatorluğu, Napoli Krallığı, Sicilya Krallığı, Malta Şövalyeleri, Ceneviz Cumhuriyeti ve Papalık Devleti kuvvetlerinden oluşan Andrea Doria'nın komutanlığındaki donanma, 19 Ekim'de Cezayir'e geldi. Aynı zamanda Cezayir Beylerbeyi de olan kaptan-ı derya Barbaros Hayreddin Paşa'nın yokluğunda Cezayir'i savunan Hasan Ağa komutasındaki askerler, dört ay kadar süren çatışmalar sonunda V. Karl'ın kuvvetleri karşısında zafer elde etti. Süleyman ise ordu ile birlikte 27 Kasım 1541'de İstanbul'a döndü.

1542'de Ferdinand'ın tekrar Budin ve Peşte'ye yaptığı kuşatmalar üzerine,17 Kasım 1542'de yeni bir sefer hazırlığı için gittiği Edirne'de bir müddet kalan Süleyman, 23 Nisan 1543'te Macaristan üzerine bir kez daha sefere çıktı. 8 Ağustos'ta, iki hafta süren kuşatma sonucunda Estergon Osmanlı İmparatorluğu tarafından ele geçirildi. Birkaç hafta içerisinde ise Siklós, Székesfehérvár ve Szeged şehirleri de alındı.19 Haziran 1547'de, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan ilk yazılı antlaşma olma niteliği taşıyan İstanbul Antlaşması ile Ferdinand ve V. Karl, Macaristan'ın Osmanlı İmparatorluğu kontrolünde olduğunu kabul ederken, Habsburg Hanedanı'nın elinde bulundurduğu batı ve kuzey Macaristan için Osmanlı İmparatorluğu'na yıllık 30.000 altın florin vermeyi kabul etti.

Ayrıca bakınız: Fransa-Osmanlı ittifakı

1542-1546 İtalya Savaşı esnasında Süleyman ile I. François, V. Karl ile İngiltere Kralı VIII. Henry'e karşı bir ittifak oluşturdu. 29 Mayısıs 1543'te İstanbul'dan yola çıkan Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması, Ağustos ayında Marsilya'ya ulaştı.6 Ağustos günü, Osmanlı ve Fransa kuvvetlerinden oluşan donanma, Savoie Dükü III. Charles'ın yönetimindeki Nice şehrini kuşattı. 22 Ağustos'ta Nice ele geçirilirken, kaledeki direnişin devam etmesi sebebiyle kuşatma 8 Eylül'e kadar sürdü. İleride düzenlenecek saldırılarda Fransa'ya daha kolay yardım edebilmesi için François, Osmanlı donanmasının kışı Toulon'da geçirmesini sağladı. Yaklaşık sekiz ay süren konaklama sonrası, 1544 Mayısıs'ında donanma İstanbul'a dönüş için yola çıktı.

Kasım 1544'te, Sadrazam Hadım Süleyman Paşa ile Divane Hüsrev Paşa'nın divanda kavga etmesi üzerine ikisi de görevlerinden alındı ve sadrazamlığa Damat Rüstem Paşa getirildi 4 Temmuz 1546'da kaptan-ı derya Barbaros Hayreddin Paşa'nın vefat etmesiyle de yeni kaptan-ı derya Sokollu Mehmed Paşa oldu.

Hint Okyanusu'ndaki Osmanlı gemilerini gösteren bir minyatür (16. yüzyıl)

1547'de Safevî Şahı I. Tahmasb'a karşı isyan başlatan kardeşi Elkas Mirza da İstanbul'a geldi. Eşi Hürrem Sultan ile birlikte 1544, 1545 ve 1546 yıllarını Edirne'de geçiren Süleyman, İstanbul'a döndükten sonra Elkas Mirza'yı doğuya gönderdi ve 29 Mart 1548'de İran üzerine sefere çıktı. Süleyman yönetimindeki ordu tarafından Van'a yapılan kuşatmayı Ulama Paşa devralırken, kısa bir süre sonra şehir ele geçirildi. 1534'te Osmanlı egemenliğine girse de sonradan tekrar Safevî Devleti'nin eline geçen Tebriz, Süleyman komutasındaki kuvvetler tarafından tekrar alındı Kışı Halep'te geçiren ordu, 1549'da Diyarbakır'a geldi ve İkinci vezir Kara Ahmed Paşa'yı Gürcistan taraflarına yolladı. Bir buçuk ay içerisinde, başta Tortum ve Akçakale olmak üzere yirmi kadar şehri ele geçiren ve Şirvanşahlar Devleti Osmanlı İmparatorluğu'na bağlayan Kara Ahmed Paşa, ordu ile birlikte 21 Aralık 1549'da İstanbul'a döndü.

31 Mart 1547'de ölen I. François'nın yerine Fransa kralı olan II. Henri, Akdeniz'de Habsburglarla mücadele için Süleyman ile anlaşma yaptı. Bunun üzerine Andrea Doria komutasındaki donanma, 8 Ekim 1550'de V. Karl adına Mehdiye'yi ele geçirdi. Buna karşın Osmanlı ve Fransa kuvvetlerinden oluşan donanma Fransa'nın güneyini savundu. Sokollu Mehmed Paşa'dan sonraki kaptan-ı derya Sinan Paşa yönetiminde olan ve Salih Reis ile Turgut Reis'in eşlik ettiği donanmanın, Temmuz 1551'de Gozo adasını ele geçirdikten sonra, 18 Temmuz günü Malta adasına yaptığı saldırı başarısızlıkla sonuçlandı.Kısa bir süre sonra donanma, Malta Şövalyeleri'nin kontrolündeki Trablus'u kuşattı. 14-15 Ağustos günlerinde ise şehir ele geçirildi.Trablus'un alınmasıyla 1551-1559 İtalya Savaşı'nın zemini hazırlanmış oldu. 1552'de, Fransa'ya yardım etmek amacıyla yola çıkan Fransa ve Osmanlı gemilerinden oluşan donanma İtalya'nın güneyindeki Reggio Calabria'yı ele geçirdi. 5 Ağustos 1552 günü, Ponza açıklarında Andrea Doria komutasındaki donanmayla karşılaşan Fransa-Osmanlı donanması, yapılan deniz muharebesinden zaferle ayrıldı. 1553'te ise bu donanma, Ceneviz Cumhuriyeti'nin elindeki Korsika'nın büyük bir kısmını ele geçirdi.

1551 yılında, Avusturya kuvvetlerinin Erdel'e girmesinin ardından Süleyman, Rumeli Beylerbeyi Sokollu Mehmed Paşa'yı Erdel üzerine gönderdi.10 Temmuz 1551'de Sofya'dan hareket eden Sokollu, 7 Eylül'de Slankamen'den ayrılarak Beçe önlerine geldi ve yaklaşık 16 kaleyi ele geçirdi. Temmuz 1552'de Lipve'yi de ele geçirdikten sonra,[124] Temeşvar'ı kuşatsa da hava şartlarının müsait olmaması üzerine Belgrad'a döndü. Sokollu Mehmed Paşa'nın çekilmesi üzerine Avusturya kuvvetleri Erdel'e girerek Lipve'yi geri aldı ve Segedin'i kuşatsa da bu kuşatma başarısızlıkla sonuçlandı. Lipve'yi geri almak amacıyla 26 Temmuz 1552'de hareket eden Kara Ahmed Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri, 35 gün kadar süren kuşatma sonrasında Temeşvar'ı ele geçirdi. Kısa bir süre sonra da Lipve'nin geri alınırken, Vesprim ile Solnok da ele geçirildi. Eğri'ye yapılan kuşatma ise kış mevsiminin gelmesi sebebiyle kaldırıldı.

Öte yandan 1548'de, ikinci kez Hint seferine gönderilen donanmanın başında Pîrî Reis vardı. Pîrî Reis, Osmanlı İmparatorluğu'na dahil olduğu halde Portekiz egemenliğine giren Aden'i, 26 Şubat 1548 tarihinde geri aldı. Ağustos 1552'de ise Portekiz İmparatorluğu'nun kontrolündeki Maskat'ı ele geçirdi. Sonrasında ise Arap Yarımadası'nın sahil kısımlarını ele geçirerek Basra Körfezi'ne kadar geldi ve Katar ile Bahreyn'i Osmanlı İmparatorluğu topraklarına kattı. Ancak ilerleyişine devam etmeyen Pîrî Reis, donanmayı Barsa'da bırakarak Süveyş'e döndü. Bu yüzden bir süre hapsedildi, 1554'te ise Süleyman tarafından idam edildi. Hint Okyanusu üzerine yapılacak olan üçüncü sefer için Koca Murat Reis görevlendirildi. Açık denizde Dom Diogo de Noronha komutasındaki Portekiz Donanması'yla yapılan çarpışmalardan Koca Murat Reis zaferle ayrılsa da rüzgârın aksi istikamette olması sebebiyle Basra'ya dönmek zorunda kaldı. Başarıyla sonuçlanmayan bu seferin ardından Seydi Ali Reis'in önderliğinde dördüncü ve son sefer 1553 yılında yapıldı. Portekiz gemileriyle yapılan çatışmalar ve yakalanılan fırtınalar sebebiyle zayıflayan ve sayısı azalan Osmanlı gemileri Surat'a ulaşarak, kalan teçhizat ve topları Gucerat sultanının valisi Recep Han'a bıraktı. Osmanlı İmparatorluğu ile Safevî Devleti arasındaki ilişkilerin iyi olmaması sebebiyle bir süre burada kalan Seydi Ali Reis, 1555'te imzalanan Amasya Antlaşması'nın ardından hareket ettiği İstanbul'a 1557 yılında vardı.

1553-1561

Süleymanname'de yer alan I. Süleyman'ı Nahcıvan Seferi sırasında gösteren bir minyatür

Şah Tahmasp'ın Erciş, Adilcevaz, Bargiri ve Ahlat'ı; oğlu İsmail Mirza'nın ise Erzurum'u alması üzerine Damat Rüstem Paşa komutasındaki kuvvetler İran üzerine yollandı. Ancak sonraları bu kuvvetler geri çağrıldı ve 28 Ağustos 1553'te Süleyman komutasındaki ordu sefere çıktı.Süleyman, tahta geçmek istediği yönünde söylentiler olan oğlu Mustafa'yı 6 Ekim'de, Konya Ereğlisi'nde boğdurdu. Aynı gün Rüstem Paşa sadrazamlıktan azledildi ve yerine Kara Ahmed Paşa getirildi. Öte yandan kışı Halep'te geçiren, ilkbaharda ise Nahçıvan'a kadar ilerleyen Osmanlı ordusu, Şah Tahmasp'ın çekilmesi üzerine Nahçıvan, Revan ve Karabağ taraflarını ele geçirdi.Amasya'ya döndü ve kışı burada geçirdi. 29 Mayısıs 1555'te, iki devlet arasında imzalanan Amasya Antlaşması ile sınır belirlenirken; Bağdat dahil Irak'ın büyük kısmı, Gürcistan'ın batısı (İmereti, Megrelya, Guria, Fırat ile Dicle nehirleri arasındaki bölge (Azerbaycan'ın batısı ve Tebriz) Osmanlı İmparatorluğu'nda, Azerbaycan, Irak'ın ve Gürcistan'ın doğusu (Mesheti, Kaheti, Kartli) ise Safevîlerde kaldı. 31 Temmuz 1555'te İstanbul'a dönen Süleyman, 29 Eylül'de Sadrazam Kara Ahmed Paşa'yı idam ettirdi ve yerine tekrar Damat Rüstem Paşa'yı getirdi.

Habsburglarla Fransa arasında 1551 yılından beri süregelen savaş esnasında Fransa Kralı II. Henri, 30 Aralık 1557 tarihinde Süleyman'a mektup yazarak kendisinden yardım istedi. Fransa'ya yardım amacıyla Nisan 1558'de İstanbul'dan ayrılan Turgut Reis ve Piyale Paşa komutasındaki Osmanlı donanması, 13 Haziran 1558'de İtalya'ya vardı. Temmuz ayında İspanyol İmparatorluğu'nun elindeki Balear Adaları'na, başarıyla sonuçlanan saldırılar düzenlenmeye başlandı.] Bunun üzerine İspanya Kralı II. Felipe, Osmanlı İmparatorluğu'nun elindeki Trablus'u geri almak amacıyla Papa IV. Paulus'tan yardım istedi. İspanyol İmparatorluğu, Venedik Cumhuriyeti, Papalık Devletleri, Ceneviz Cumhuriyeti, Savoie Dükalığı ve Malta Şövalyeleri'nden oluşan donanma, 10 Şubat 1560'ta Trablus'a doğru yola çıktı. 7 Mart'ta Cerbe adasını ele geçiren donanma, burada bir kale inşasına başladı. Piyale Paşa komutasındaki Osmanlı donanması ise 11 Mayısıs'ta Cerbe'ye ulaştı.Yapılan deniz muharebesinden Osmanlı donanması zaferle ayrıldı.

Oğulları Şehzade Bayezid ile Şehzade Selim arasında yaşanan Konya Muharebesi'nde büyük oğlu Şehzade Selim'in taraftarı oldu. İran'a sığınan Bayezid ve oğullarını, Şah Tahmasb ile yaptığı mektuplaşmanın sonunda, 25 Eylül 1561'de, Kazvin'de boğdurttu.

1562-1566

Johann Peter Krafft tarafından 1825 yılında yapılan bu tabloda, Zigetvar Kuşatması gösterilmektedir.

10 Temmuz 1561'de Sadrazam Rüstem Paşa öldü, yerine Semiz Ali Paşa atandı. 1562 yılında İstanbul'a gelen elçi Ogier Ghislain de Busbecq aracılığıyla Habsburglarla Osmanlı İmparatorluğu arasında sekiz yıllık bir antlaşma imzalandı. Bu antlaşmaya göre Ferdinand, Erdel'in Osmanlı'da kaldığını ve 1547'deki antlaşmada olduğu gibi yıllık 30.000 altın vergi vermeyi kabul etti.

Turgut Reis ve Piyale Paşa'nın komutasındaki Osmanlı donanması, 18 Mayısıs 1565 tarihinde Malta Şövalyeleri'nin elindeki Malta adasını bir kez daha kuşattı.[ Malta Şövalyeleri'nin yanında İspanyol İmparatorluğu, Sicilya Krallığı ve Maltalı siviller de adanın savunmasına destek oldu. 11 Eylül'de başarısızlıkla sonuçlanan kuşatma sonrasında Turgut Reis de çarpışmalar esnasında aldığı darbe ile öldü.[ Ancak 1565 yılında I. Süleyman'ın vefatına az kala Piyale Paşa komutasındaki gemiler Sakız adasını Osmanlı topraklarına katmışlardır.

Yaşlanmış I. Süleyman’ı iki has-oda ağası ile birlikte tasvir eden minyatür

I. Süleyman'ın bedeninin Belgrad'tan dönerken. Oğlu İkinci Selim onu bekliyor.

Osmanlı hükûmeti, 1562'deki antlaşmada yer alan koşullara göre yıllık vergisini ödemeyen Ferdinand'ın 1564 yılındaki ölümünün ardından Kutsal Roma İmparatoru olan II. Maximilian'dan hem eski borçların ödenmesini hem de kalan altı yıl için vergilerin ödenmesi teminatını istedi. Maximilian, İstanbul'a gönderdiği elçiyle bu koşulları yerine getirdi. Ancak karşılıklı sınır ihlalleri sonrasında, Semiz Ali Paşa'nın 28 Haziran 1565'teki ölümünün ardından sadrazamlığa gelen Sokollu Mehmed Paşa'nın tutumu üzerine Süleyman; 1 Mayısıs 1566'da, yaklaşık 13 yıl aradan sonra, 72 yaşında 13. seferine çıktı.27 Haziran'da Belgrad'a varan ve burada Sigismund Zapolya'nın kuvvetlerinin de katıldığı Osmanlı Ordusu, 2 Ağustos'ta Zigetvar'a vardı. Süleyman ise kuşatma yerine 5 Ağustos'ta varmış ve kuşatmanın görülebileceği bir tepede yer alan çadırına yerleşmişti. 7 Eylül 1566 gecesi, Zigetvar'ın alınmasından bir gün önce, kaynaklara göre gut, dizanteri, felç veya anjin sebebiyle öldü.Öte yandan Zigetvar'ın yanında Göle, Yanva, Lügos ve diğer bazı kaleler de ele geçirilmişti.Zigetvar Kalesi hücumları devam ederken 73 yaşında ordusunun başında on üçüncü seferini yapmış olan Sultan Süleyman, 6-7 Eylül 1566 Cuma günü akşamı yani Cumartesi gecesi sabaha dört kala vefat etmişti. Çadırında hasta hâlinde bulunan pâdişah, kale zaptının uzamasından dolayı canı sıkılarak Sadrazâm Sokullu Mehmed Paşa'ya hitaben en son olarak "Şu ocağa yanacak dahi alınmaz mı?" yazılı hatt-ı hümâyûnunu gönderip kalenin zaptını işaret etmişti. Filhakika pâdişahın vefatının ertesi günü kale alınmış ve Süleyman'ın ölümü 48 gün boyunca, 21 Ekim günü ordunun Zigetvar'dan ayrılışına kadar saklandı. Çünkü düşman karşısında gerçekleşen bu hâdiseyi Kapıkulu Ocakları'nın öğrenmesi durumunda ayaklanabilecekleri için Sokullu Mehmed Paşa bu konuda çok titiz davranmış, böylece herhangi bir olumsuz durum oluşmasının önüne geçilmiştir] Sultan'ın cenazesi, 28 Kasım'da Şeyhülislam Ebussuud Efendi'nin kıldırdığı namazın ardından Süleymaniye Camii'nde toprağa verildi. Süleyman'ın vefatının ardından yerine oğlu II. Selim geçti.

Hukuki ve siyasi reformlar

Sultan Süleyman'ın ABD Kongresi'nde bulunan mermerden yapılmış kabartma portresi

Sultan Süleyman Batı'da "Muhteşem" olarak bilinirken, Osmanlı tebaasında Kanunî (Osmanlıca: قانونی) olarak bilinirdi.Kendisinden önceki dokuz Osmanlı Padişahı tarafından verilen tüm kararları topladı. Yinelemeleri ortadan kaldırdıktan ve çelişkili ifadeler arasında seçim yaptıktan sonra, İslam'ın temel yasalarını ihlal etmeyecek şekilde tek bir kanunname yayınladı. Süleyman bu çerçevede, mevzuatta reform yapmaya çalıştı ve bu reformlar, Şeyhülislamı Ebussuud Efendi tarafından desteklendi. Kanun yasaları nihai halini aldığında Kanun‐i Osmânî (Osmanlıca: قانون عثمانی) olarak bilindi. Süleyman'ın kanunnamesi üç yüz yıldan fazla devam etti.

Kültür ve sanat alanındaki gelişmeler

Mimari gelişmeler

Süleymaniye Camii, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a 1551-1558 yılları arasında yaptırılmıştır.

I. Süleyman'ın padişahlığı döneminde, I. François tarafından İstanbul'a yollanan Fransız elçi Pierre Gilles'in yazdıklarına göre şehirde Bizans İmparatorluğu döneminden fazla yapı kalmamıştı. Döneminde birden fazla sultan külliye yaptıran Süleyman döneminde ilk olarak, babası I. Selim döneminde yapımına başlanılan I. Selim Külliyesi'nin yapımı tamamlanırken; oğlu Mehmed için Şehzadebaşı Külliyesi ve kendisi için, Osmanlı mimarisinin en önemli örneklerinden biri olarak kabul edilen Süleymaniye Külliyesi yapıldı. Yine padişahın yakınlarının külliyeleri; Rüstem Paşa Külliyesi, Sokollu Mehmed Paşa Külliyesi, Kılıç Ali Paşa Külliyesi, Haseki Külliyesi ve Mihrimah Sultan külliyeleri (Üsküdar ve Edirnekapı'da olmak üzere iki tane), Hadım İbrahim Paşa Külliyesi, Kara Ahmed Paşa Külliyesi de bu dönemde inşa edildi. Öte yandan nüfus artışına bağlı olarak İstanbul'da çekilen su sıkıntısının önüne geçmek amacıyla su tesisleri yenilendi ve Kırkçeşme su sistemi kuruldu.

Geç rönesans dönemi sanatçısı Paolo Veronese tarafından çizilmiş portresi, 1560'lar

Bu imar faaliyetlerinde başı çeken kurum, saraya bağlı olarak çalışan ve devlet sınırlarındaki her türlü resmî inşaat işlerini yürüten Hassa Mimarlar Ocağı ile başındaki hassa mimarbaşı idi. Süleyman tahta çıktığı dönemde hassa mimarbaşı, I. Selim döneminde göreve gelen Acem Ali'ydi. 1538 veya 1539 yılında ölen Acem Ali'nin ardından yerine gelen ve Süleyman döneminde yapılan mimari eserlerin çoğunda imzası bulunan Mimar Sinan, Osmanlı döneminin en büyük mimarlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Sanatsal gelişmeler

Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait altın bir sikke, 1520.

I. Süleyman'ın saltanatı döneminde yetişen başlıca şairler arasında Fuzûlî, Bâki, Pîr Sultan Abdal ve Bağdatlı Ruhi gösterilmektedir. Matrakçı Nasuh ise dönemin önemli ressam, tarihçi ve minyatür sanatçılarındandı. Yine bu çağda yaşayan ve Süleymanname'yi yazan şehnameci Arifî, nakkaş Nigarî ve hattat Ahmed Karahisarî de dönemin önde gelen sanatçıları arasında yer almaktadır.

Sultan Süleyman döneminde ayrıca sadrazam Pargalı Makbul İbrahim Paşa, Mohaç Meydan Savaşı sonrasında Budin'den İstanbul'a Üç Güzeller olarak anılan mitolojik heykeller getirmiş ve At Meydanında bulunan sarayına dikmiştir. Bu heykeller her ne kadar ilgi uyandırsa da bazı çevreler tarafından put olarak görülüp hoş karşılanmadığı için kalıcı olamamıştır. Bu heykellerin yanı sıra, Budin'den bazı Doğu ve Batı düşünürlerinin eserleri İstanbul'a getirilmiş ve kütüphane oluşturulmuştur. Bu eserler Macar kralı Matthias Corvinus'un kurduğu geniş kütüphaneden savaş ganimeti olarak elde edilmiştir. Süleyman bu yönüyle Osmanlı kütüphane kültüründe etkili ve önemli bir padişah olarak yer alır. Aynı zamanda Kanuni 1532 yılında Osmanlı-Habsburg rekabeti sırasında üstünlüğünü her alanda göstermek istemesi sebebiyle Venedikli tüccarlara, İtalyan baş hazinedar Alvise Gritti aracılığı ve Makbul İbrahim Paşa'nın teşvikiyle dört katlı bir tacı 115.000 Dukaya yaptırdı, tacın dört katı o dönem bilinen dört kıtayı temsil ederken aynı zamanda Papanın ünlü üç katlı tacına gönderme olarak yapıldığı da bilinmekte. Tacın Süleyman sonrası eritildiği tahmin edilse de Avrupa'daki efsanesi bitmedi ve Avrupalı ressamlar tarafından sık sık IV. Mehmed ve I. Ahmed gibi Osmanlı Padişahlarının başlarında tasvir edildi.

Eğitim

Sultan Süleyman döneminde çok sayıda medrese kurulmuştur. Bu dönemde sarayda kurulan kütüphanelerden çok, medrese ve külliyelerde kurulan kütüphanelerin ön planda olduğu görülmektedir. Bu da devletin halkın eğitimini daha ön planda tutmaya başladığının göstergesi olarak görülebilir.

I. Süleyman döneminde kurulan ve Osmanlı Devleti'nin ikinci büyük eğitim kurumu olan Süleymaniye Medreseleri açmış olduğu farklı bilim dalları nedeniyle (özellikle tıp, matematik ve diğer akli bilimler) yeniden bir sınıflamaya gidilmiştir. Sultan Süleyman döneminde yapılan düzenlemeyle Osmanlı medreselerinde eğitim Dahil medreselerinden sonra iki aşamaya ayrılmıştır. Birincisi Sahn-ı Seman medreselerinde hukuk, ilâhiyat ve edebiyat dallarında yapılan eğitim, ikincisi ise Süleymaniye Medreselerinde matematik ve tıp alanlarında yapılan eğitimdir.

Özel hayatı

Süleyman'ın Süleymaniye Camii'ndeki kabri şerifi

Alman Barok ressam Anton Hickel'in Hürrem ve Sultan adlı tablosu (1780)

Saruhan Sancak Beyi olduğu sıralarda hareme giren ve gerçek ismi bilinmediğinden Fülane Hatun olarak geçen kadın, çoğu tarihçi tarafından Süleyman'ın ilk eşi olarak gösterilmektedir. Tarihçi Çağatay Uluçay; Süleyman'ın Hürrem Sultan, Mahidevran Sultan ve Gülfem Hatun olmak üzere üç eşi olduğunu ve başka eşlerinin de olabileceğini söyler. Öte yandan Mahidevran Sultan'dan dünyaya gelen Mahmud; Mahidevran Sultan'dan dünyaya gelen Şehzade Mustafa; Hürrem Sultan'dan dünyaya gelen Şehzade Mehmed, Mihrimah Sultan, Şehzade Abdullah, Şehzade Selim, Şehzade Bayezid, Şehzade Cihangir ve annesinin Gülfem Hatun olduğu yönünde görüşler olan Şehzade Murad olmak üzere Süleyman'ın toplamda sekiz erkek ile iki kız çocuğunun olduğu kesin olarak bilinmektedir.[Bunlara ek olarak Yılmaz Öztuna; Şehzade Orhan, Şehzade Osman, Şehzade Abdullah, Şehzade Mehmed, Şehzade Mehmed, Şehzade Orhan'ı da Süleyman'ın oğlu olarak göstererek bu sayının on beş olduğunu belirtir ve Fatma Sultan adında bir kızı daha olduğunu söyler.

Kanunî Sultan Süleyman Türbesi'nin içi

Eşleri

  • Hürrem Sultan: Sancak beyliği veya 1520'deki tahta çıkışının ardından haremine girdiği tahmin edilen cariye Hürrem Sultan, 1521'de Mehmed'i, 1522'de Mihrimah'ı, 1522 veya 1523'te Abdullah'ı, 1524'te Selim'i, 1525'te Bayezid'i, 1531'de Cihangir'i dünyaya getirdi. 15 Nisan 1558'de öldü.
  • Mahidevran Sultan (bazı kaynaklarda ismi Gülbahar olarak da geçer): 1500 yılı civarında doğan Mahidevran Sultan, 1515'te Mustafa'yı dünyaya getirdi. Mustafa'nın Süleyman tarafından 6 Ekim 1553'te boğdurulmasının ardından Bursa'da yaşamaya başladı. 3 Şubat 1581'de, Bursa'da öldü.
  • Gülfem Hatun: Süleyman'ın, Hürrem Sultan'dan önceki ve sonraki hasekisi olduğu yönünde görüşler olan, cariye kökenli eşiydi. 1561 veya 1562 yılında ölen Gülfem Hatun'un,1521'de dünyaya gelen ve 12 Ekim 1521'de ölen Şehzade Murad'ın annesi olduğu yönünde görüşler mevcuttur.
  • Fülane Hatun: Süleyman'ın ilk eşi olup, gerçek adı bilinmemektedir. 1512'de dünyaya gelen Mahmud'un annesiydi.

Çocukları

II. Selim

  • Şehzade Mahmud:y. 1513, Manisa - 29 Ekim 1521, İstanbul, Yavuz Selim Camii Türbesi'ne gömülmüştür.
  • Şehzade Mustafa: 1515 yılında Mahidevran Sultan'dan dünyaya geldi. Çeşitli sancaklarda, sancak beyi olarak görev yaptı. Tahta geçmek istediği söylentilerinin ardından 6 Ekim 1553 günü, Konya Ereğlisi'nde babası Süleyman tarafından boğdurtuldu.
  • Şehzade Murad: y. 1515'te dünyaya gelen ve 19 Ekim 1521'de ölen Murad'ın annesi kesin olarak bilinmese de, Gülfem Hatun olduğu yönünde iddialar bulunmaktadır.
  • Şehzade Mehmed: 1521 yılında Hürrem Sultan'dan dünyaya gelen Mehmed, 1543 yılında öldü.
  • Mihrimah Sultan: 1522 yılında, Hürrem Sultan'dan dünyaya geldi, 1578'de öldü.
  • Şehzade Abdullah: 1522 veya 1523 yılında, Hürrem Sultan'dan dünyaya gelen Abdullah, doğumundan iki-üç yıl sonra öldü.
  • Şehzade Selim: 1524'te Hürrem Sultan'dan dünyaya geldi. Annesi Hürrem Sultan'ın ölümünden sonra, kardeşi Bayezid ile girdiği taht mücadelesinde babası Süleyman'ın da desteğini aldı. Süleyman'ın vefatının ardından, II. Selim (Sarı Selim) olarak Osmanlı Padişahı oldu. 1574'te ölene kadar padişah olarak kaldı.
  • Şehzade Bayezid (1525-1561): 1525'te Hürrem Sultan'dan dünyaya geldi. Hürrem Sultan'ın ölümünden sonra, kardeşi Selim ile taht mücadelesine girdi. Süleyman'ın Selim'in tarafını tutmasıyla İran'a kaçtı. 1561'de Osmanlı elçileri tarafından Kazvin'de boğularak öldürüldü.
  • Şehzade Cihangir[ (1531-1553): 1531'de Hürrem Sultan'dan dünyaya gelen Cihangir, 1553'te öldü.
  • Raziye Sultan: 1556'da öldü. Tarihçiler, Süleyman'ın Mihrimah Sultan'dan başka kızı olmadığını düşünseler de yeni çıkan belgelerle bunun doğru olmadığı kanıtlanmıştır.Tasasız Raziye olarak da bilinir. Kabri, Süleyman'ın süt kardeşi Yahya Efendi Türbesi'nde yer almaktadır.

Edebî kimliği

Âlem içre mûteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi

I. Süleyman

Muhibbî mahlasıyla şiirler yazan Süleyman'ın bir de divanı vardır.

Nadiren de olsa Muhib, I. Süleyman, Meftûnî, Âcizî mahlaslarını kullandığı hacimli divanında tam 2.779 adet gazel bulunmaktadır ki divan şairleri arasında oldukça fazla gazel yazmış olan Zâtî'nin bile ulaştığı gazel sayısı 1.825'tir. Kanuni böylece divan edebiyatının gazel rekorunu kırmıştır.

Popüler kültürdeki yeri

  • 2003 yapımı Hürrem Sultan isimli Türk dizisinde I. Süleyman'ı Ali Sürmeli canlandırdı.
  • Ubisoft'un yapımcılığını yaptığı, 2011 yapımı Assassin's Creed: Revelations oyununda şehzade olarak yer almaktadır. Age of Empires III ve Civilization V oyunlarında da Osmanlı'nın hükümdarı olarak yer almaktadır. Ayrıca Civilization VI oyununa gelen Gathering Storm eklenti paketi ile Osmanlı hükümdarı olarak yerini almıştır.
  • Paradox Interactive tarafından geliştirilen Europa Universalis IV oyununda kapak fotoğraflarındaki hükümdarlardan biri olarak yerini aldı.
  • 2011-2014 yılları arasında yayınlanan ve I. Süleyman döneminin anlatıldığı Muhteşem Yüzyıl adlı Türk dizisinde Halit Ergenç tarafından canlandırılmıştır.
  • 2021 yılında başlayan Barbaroslar: Akdeniz'in Kılıcı dizisinde Ekrem İspir tarafından canlandırılmıştır.
  • 2022 yılında başlayan Barbaros Hayreddin: Sultanın Fermanı dizisinde Arif Pişkin tarafından canlandırılmıştır.

Notlar

  1. ^  Bazı kaynaklarda doğum tarihi 27 Nisan 1495 olarak belirtilmektedir.

 

Rodos

 

Rodos  

 

Wikimedia | © OpenStreetMap

Coğrafya Koordinatlar 36°10′K 27°55′D Takımadası On İki Ada Denizi Ege Denizi İklim Akdeniz Siyasi Adadaki ülke(ler)
  • Yunanistan
Demografi Nüfus 130.200 Nüfus yoğunluğu 82 kişi/km2

Rodos (Yunanca: Ρόδος) Ege Denizi'nde bir ada, On İki Adalar'ın en büyüğü, Yunanistan'ın (Meis adası hesaba katılmazsa) en doğuda bulunan adası, adanın aynı adlı idari merkezi. Türkiye kıyılarının en yakın noktası olan Bozburun Yarımadası'ndan 18 km (11 mil) mesafededir. Adanın 2019 nüfusu 130.000 olup, bunun 55.000'i Rodos şehrinde yaşamaktadır. Rodos şehri, Yunanistan'ın On İki Adalar (Δωδεκάνησα, Dodekanisa) idari bölgesinin ve (Sömbeki, Herke, İleki ve Meis adalarını da içeren) Rodos ilinin (nomos) merkezidir.

Dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen Rodos Heykeli (Kolossos) MÖ 280 yılında Dorlar tarafından Rodos liman girişinde inşa edilmiştir. Rodos şehrinin Tapınak Şövalyeleri tarafından inşa edilmiş kalesi ve Orta Çağ'dan kalma mahallesi UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndedir. Adada ayrıca, Rodos Diagoras Uluslararası Havaalanı ile Rodos şehri arasında kalan kesimde toplanmış 5.500 nüfusluk bir Türk azınlık bulunmaktadır. İç kısımları ormanlıktır ve Türk çamı da denilen Pinus brutia ağaçları kızılçamlar ile kaplıdır. Adanın flora ve faunasının, genel olarak, Yunanistan'ın kalan kısımlarından ziyade Türkiye'nin batı sahillerini andırdığı kabul görmektedir. Adanın kuzey ucundaki Rodos dışındaki en önemli yerleşim, güneydoğu sahilindeki Lindos'tur.

İsim

Ada tarihi boyunca Yunancada Rodos (Yunanca: Ρόδος) olarak bilinmiştir. Aynı zamanda Lindos olarak da anılıyordu. Ayrıca adaya İtalyanca: da Rodi, Türkçe: Rodos ve Yahudi ispanyolcası: רודי (Rodi) ya da רודיס (Rodes) denir.

Adanın adı Eski Yunanca: Rhódon (gül) 'den gelir ve bazen güller adası olarak da anılır. The Travels of Sir John Mandeville yanlışlıkla Rodos'un eski adının Colossus of Rhodes ve Paul's Epistle to the Colossiansun bir araya getirilmesiyle "Collosus" olarak adlandırıldığını bildirir. Adanın adı antik çağda birçok yılana ev sahipliği yaptığı için Fenike dilindeki yılan anlamındaki "erod" kelimesinden türetilmiş olabilir.

Coğrafya

Rodos topografik haritası

Akramitis dağı

Rodos Adası'nın şekli mızrak ucuna benzer. 79,7 km uzunluk ve 38 km genişlik ile toplam alanı yaklaşık 1.398 km²dir (540 mil kare). Deniz sahili yaklaşık 220 km'dir.

Rodos şehri adanın kuzey ucundadır ve aynı zamanda antik ve modern ticari limanların bulunduğu yerdir.

Ana havayolu kapısı, Rodos Diagoras Uluslararası Havalimanı'dır (IATA kodu: RHO). Havalimanı, Paradisi şehrinin 14 km güneybatısındadır.

Karayolu ağı, şehirden doğu ve batı sahilleri boyunca yayılmıştır.

Adanın ana kayası kireç taşı‘dır. Sahiller kayalık iken adanın içleri, ekilebilir topraklara sahiptir.

Rodos şehrinin dışında adada beyaz badanalı küçük köyler ve kaplıca tatil köyleri vardır. Bunların içinde Faliraki, Lindos, Kremasti, Haraki, Pefkos, Arçangelos, Afantu, Ixia, Koskinu, Embona (Attavyros), Paradisi ve Trianta (Ialysos) sayılabilir. 1.216 m rakımlı Attaviros dağı adanın en yüksek noktasıdır.

Rodos, Yunan ana karasının 363 km (226 mil) doğu-güneydoğusunda ve Türkiye'nin güney kıyısından 18 km (11 mil) uzaklıktadır.

Turizm, adanın birincil gelir kaynağıdır.

Flora

Adanın iç kısmı dağlıktır, seyrek yerleşimlidir ve çam (Pinus brutia) ve selvi (Cupressus sempervirens) ormanlarıyla kaplıdır. Kıyılar kayalık olsa da adada turunçgiller, şaraplık üzüm, sebzeler, zeytin ve diğer mahsullerin yetiştirildiği ekilebilir arazi şeritleri vardır. Adanın adını aldığı birçok çiçekli bitki bol miktarda vardır.

Fauna

2005 yılında Rodos alageyik nüfusunun genetik olarak farklı olduğu ve acilen korunması gerektiği ortaya çıktı. Yunanca: Petaloudes "Kelebekler Vadisi"‘nde yazın çok sayıda kaplan güvesi ve kelebek toplanır.

Depremler

Tarihi depremlerden Rodos Heykeli'ni yok eden MÖ 226 depremi; Rodos şehrinin büyük kısmını yok eden 3 Mayısıs 1481 Rodos depremi; ve 26 Haziran 1926 depremi sayılabilir. 15 Temmuz 2008'de Rodos birkaç eski binada küçük hasara ve bir ölüme neden olan 6.3 büyüklüğündeki 2008 Dodecanese depremi ile sarsıldı.

İklim

Rodos yarı kurak, sıcak yaz mevsimli Akdeniz iklimine sahiptir. (Köppen iklim sınıflandırmasına göre Csa'dır).

Rodos için iklim verisi Ay Ocak Şubat Mart Nisan Mayısıs Haz Temm Ağustos Eyl Ekim Kas Ara Yıllık Ortalama deniz sıcaklığı °C (°F) 17.9
(64.2) 17.0
(62.6) 17.1
(62.8) 17.6
(63.7) 20.1
(68.2) 23.4
(74.1) 25.9
(78.6) 27.2
(81.0) 26.7
(80.1) 23.8
(74.8) 20.9
(69.6) 18.8
(65.8) 21.4
(70.5) Ortalama günlük günışığı saati 10.0 11.0 12.0 13.0 14.0 15.0 14.0 13.0 12.0 11.0 10.0 10.0 12.1 OrtalamaUltraviyole Endeksi 2 3 5 7 8 10 10 9 7 5 3 2 5.9 Kaynak: Hellenic National Meteorological Service (1955-2010 averages) NOAA (Record temperature) Weather Atlas (sunshine data)

Tarihçe

Antik Zamanlar

1493 yılı ağaç oyma Rodos şehri, Hartmann Schedel

Adaya yerleşimi kayıtlı tarihi MÖ 2500'den önceki dönemlere dayanır.

MÖ 16. yüzyılda Girit Uygarlığı adaya yerleşti. Ondan daha sonra Yunan Mitolojisi yeni bir Rodos ırkı isimlendirdi: Telchines. Rodos ve Danaus (Mitolojik bir karakter) ile ilişkilendiriliyordu. Bazen takma adı Telchinis ile adlandırıldı.

Miken Dönemi

Ana maddeler: Dor Heksapolisi, Miken uygarlığı ve Yunan Karanlık Çağı

Kattavia]'da bulunan akik Miken kolyesi

Yunan efsanesinde Rodos'un Tlepolemus önderliğinde Truva Savaşı'na katıldığı iddia edilir.

MÖ 15. yüzyılda, Miken Yunanları Akhalar adayı istila etti. Bronz Çağı Çöküşü sonrasında, ilk yenilenen dış bağlantılar Kıbrıs ile oldu.

MÖ 11. yüzyılda Dorların gelmesiyle ada gözde olmaya başladı.

Arkaik Çağ

Ana madde: Arkaik Yunanistan

Savaşçı başlı vazo, Camirus, Rodos, MÖ 590–575

MÖ 8. yüzyılda İstanköy, Knidos ve Halikarnas (ana karada) ile birlikte üç önemli şehir olan Lindos, Ialysus ve Kameiros'u kuran Dorlar'ın gelişiyle adada yerleşimler oluşmaya başladı. -Dorian Hexapolis (Yunancada altı şehir anlamına gelir) denir.

Şair Pindaros kasidesinde “Ada, güneş tanrısı Helios ile perisi Rhodos'un birleşmesinden doğdu ve şehirlere onların üç oğlunun adı verildi” der. Roda adanın doğal çiçekli bitkisi pembe Hibiscusdur. Diodorus Siculus, Helios ve Rhode'un oğullarından Actis'in Mısır'a gittiğini sözlerine ekler. Heliopolis şehrini kurdu ve Mısırlılara astrolojiyi öğretti.

MÖ 8. yüzyılın ikinci yarısında Athena kutsal alanı, kültürel temasların göstergesi Yakın Doğu'dan küçük fildişleri ve Suriye'den bronz objeler olan adak hediyeleri aldı. Kuzeybatı kıyısındaki, tapınağın MÖ 8. yüzyılda kurulduğu eski bir Tunç Çağı bölgesi olan Kameiros'ta, oyma fildişi figürinlerin çağdaş bir başka dikkate değer dizisi daha vardır. Kameiros ve Ialyssos mezarlıkları, MÖ 7. ve 6. yüzyılın başlarına tarihlenen Oryantalizan Rodos takılarının birkaç mükemmel örneğini ortaya çıkarmıştır.

Klasik Çağ

Rodos Akropolisi'ndeki Apollon Tapınağı

Ana madde: Klasik Yunanistan

Pers istilasının adayı kaplamasının ardından MÖ 478'de Perslerin Atina güçleri tarafından yenilmesi ile Rodos adası şehirleri Atina Birliği'ne (Atina tarafından yönetilen, MÖ 5. yüzyıldaki Yunan şehir devletleri birliği) bağlandı. MÖ 431 yılında Peloponez Savaşı çemberi yardığında Rodos geniş bir şekilde tarafsız kaldı. Birliğe bağlı olmasına rağmen savaş 404 yılına kadar sürdü. Fakat Rodos bu zamanda çatışmadan tamamen geri çekildi ve kendi yoluna devam etmeye karar verdi. MÖ 408 yılında şehir devletleri bir ülke oluşturdular ve yeni Rodos'u yeni başşehir olarak adanın en kuzey ucunda inşa ettiler. Onların düzenli planı Atinalı mimar Hippodamus tarafından gözden geçiriliyordu. Mamafih Peloponez savaşları tüm Yunan kültürünü zayıflatmıştı ve istilaya açıktı. MÖ 357 yılında ada, Karya kralı Mausolus tarafından fethedildi. Daha sonra da MÖ 340'ta Persler'in eline geçti. Fakat onların dönemi kısa oldu bu şehir halkı için rahatlatıcı bir durum oldu. Rodos, MÖ 332'de İskender’in Persleri yenmesinden sonra büyüyen bu imparatorluğun parçası oldu. İskender ‘in ölümünü takiben generalleri krallığı kontrol etme çekişmesine girdi. Generallerden üçü PtolemaiosSeleukos ve Antigonos krallığı kendi aralarında böldü. Rodos Ptolemies ile ticari ve kültürel bağlarını İskenderiye ile kuvvetlendiriyordu ve beraberce şekillendirdikleri Rodos-Mısır birliği Akdeniz'de ticareti boydan boya kontrol ediyordu. MÖ 3. yüzyılda şehir denizcilik, ticaret ve kültür merkeziyle gelişti ve şehrin parası Akdeniz'in her tarafında dolaşımdaydı. Rodos'un meşhur felsefe okulu bilim, edebiyat ve hitabeti İskenderiyeli üstadları ile paylaşıyordu. Tanınmış isimler Rodos'ta bir okul kuran Atinalı hitabet AeschinesRodoslu Apollonius (MÖ 3. yüzyıl-MÖ 246, epik şair, bilim insanı ve İskenderiye kütüphanesi direktörü), astronom Hipparchus ve Geminus ve hitabetçi Dionysios Thraks. Heykel okulu zenginlik, dramatik stilde gelişti. Ve bu Hellenistic Baraque Hellenistik Barok tarzı olarak nitelendirilebilir.

  • Rodos Heykeli

Orta Çağ Dönemi

1309'da Bizans çağı, adanın Hospitalier Şövalyeleri (1080 yılında Kudüs'te kurulan ve Saint John Kudüs, Rodos ve Malta tarikatı, Malta şövalyeleri, Rodos şövalyeleri ve Malta silahşorlarını içeren bir organizasyon) tarafından zapt edilmesiyle son buldu. Yeni ismiyle Rodos Şövalyeleri yönetimi altında şehir Orta Çağ Avrupa ideal modeline göre yeniden inşa edildi.

Rodos şehri içinde şövalye şatoları

Şehrin meşhur anıtlarının çoğunu Palace of the Grand Master Büyük Üstatların Sarayı içerir. Bu dönemde yapılmıştır. Şövalyelerin inşa ettiği bu kuvvetli duvarlar 1444 deki Mısır Sultanı ataklarına ve II. Mehmed'in 1480'deki ataklarına karşı koyup ayakta kaldılar. Son olarak Rodos Kanuni Sultan Süleyman'ın 29 Aralık 1522'deki geniş ordusuna karşı yenik düştü. Kalan birkaç şövalyeye Sicilya Krallığı'nda istirahat etmelerine izin verildi. Şövalyeler daha sonra onların operasyon merkezi Malta'ya hareket edeceklerdi. Ada yaklaşık 400 yıl Osmanlı İmparatorluğu mülkiyetinde kalmıştır.

Modern tarih

1912'de Trablusgarp Savaşı sırasında Rodos İtalya tarafından işgal edildi. Rodos, Onikiada'nın diğer adalarıyla birlikte, İtalya'nın 1947'de Paris Antlaşması'nı imzalamasıyla beraber Yunanistan'a katıldı.[Adada bulunan Türk azınlık 1923'teki Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sırasında İtalya topraklarında sayıldıkları için mübadeleden kurtuldular. Bu nedenle günümüzde Rodos'ta küçük bir Türk azınlığı bulunmaktadır.

Ada, İtalyan hükûmeti tarafından atanan birçok "vali" yüzünden acı çekti. Böylelikle 1938'de, diğer Avrupa ülkelerinde teşvik edilen antisemitik politikaların ayak izlerini taklit eden "Leggi razziali" (Irk Yasaları) çıkarıldı. Ordu da dahil olmak üzere hükûmette görev yapan tüm Yahudiler istifaya zorlandı, okul çocukları eğitimlerini bırakmaya zorlandı ve Yahudilerle herhangi bir alışverişi içeren her türlü ticaret yasaklandı. Yarım bin yıl Rodos'ta barış içinde yaşadıktan sonra, Yahudi Juderia vatandaşlıktan çıktı.

8 Eylül 1943'teki İtalyan Mütarekesi'nin ardından İngilizler, Rodos'taki İtalyan garnizonunu taraf değiştirmeye çalıştı. Bu, Rodos Savaşı ile adayı işgal etmeyi başaran Alman Ordusu tarafından önceden tahmin edilmişti. Büyük ölçüde, Alman işgali, sonraki On İki Ada Seferi İngilizlerin başarısızlığına neden oldu.

1945'te Almanların teslim olmasının ardından bir Alman askerinin nöbet karakolunu devralan Hint askerler

Eylül 1943'ten sonra Yahudiler toplama kamplarına gönderildi. Ancak Türk konsolosu Selahattin Ülkümen, kendisini ve ailesini büyük bir riske atarak, Türk vatandaşı veya Türk vatandaşlarının ailelerine mensup 42 Yahudi aileyi, toplamda yaklaşık 200 kişiyi kurtarmayı başardı.

8 Mayısıs 1945'te Otto Wagener komutasındaki Almanlar, Rodos'u ve On İki Ada'yı bir bütün olarak İngilizlere teslim etti ve İngilizler kısa süre sonra adaları askeri himaye olarak işgal etti.

Paris Barış Antlaşmaları'nda Rodos, Şubat 1947'de On İki Ada'nın diğer adalarıyla birlikte Yunanistan'a bağlandı. 6.000 İtalyan sömürgeci adayı terk etmeye zorlanarak İtalya'ya döndü.

Ulaşım

Deniz ulaşımı

Louis Majesty Rodos limanında

Kameiros Skala Rıhtımı

Ege'nin güneyinde, Muğla ili sınırları içerisinde yer alan turistik bölgemiz Fethiye‘den Rodos Adası‘na yıl boyunca düzenli olarak feribot seferleri yapılmaktadır.

Doğal bir liman olma özelliği sayesinde yatçılık ve deniz taşımacılığı konusunda gelişmiş bir yer olan Marmaris, On iki Yunan Adaları'nın en büyüğü olan Rodos‘a açılan tatil kapısı olmayı başarmıştır. Marmaris'ten Rodos'a düzenli olarak feribot seferleri düzenlenmektedir.

Rodos'un üçü Rodos Şehri'nde, biri Kamiros yakınındaki batı kıyısında ve biri de Lardos yakınlarında doğu kıyısında olmak üzere beş limanı vardır.

  • Merkez Liman: Rodos şehrinde bulunan, sadece Türkiye'ye/Türkiye'den tarifeli servisler, yolcu gemileri ve yatlardan oluşan uluslararası trafiğe hizmet vermektedir. 2012 yazından bu yana, liman aynı zamanda yaz döneminde Costa Cruises için bir ana limandır.
  • Kolona Limanı: Merkez limanın karşısında ve kuzeyinde, Oniki Ada içi trafiğe ve her boyuttaki yatlara hizmet vermektedir.
  • Akandia Limanı: Adanın yeni limanı, güneyde ve merkez limanın yanında, 1960'lardan beri iç hat, kargo ve genel amaçlı trafik için inşa ediliyor. 2017 yazından bu yana bir kafe ve bekleme salonlarına ev sahipliği yapan bir yolcu terminali nihayet kullanımdadır.
  • Mandraki Limanı: Rodos şehir merkezinde, adanın en eski limanıdır. Pek çok kruvaziyer teknesi, Lindos'a kadar Symi adasına veya güney doğu sahiline günlük gezilerine başlar.
  • Kamiros Skala Rıhtımı: 30 km şehrin güney batısında Antik Kamiros harabeleri esas olarak Halki adasına hizmet eder.
  • Lardos Rıhtımı: eskiden yerel endüstrilere hizmet veriyordu, şimdi hava koşulları nedeniyle merkezi limanın erişilemez olduğu zamanlar için alternatif bir liman olarak geliştiriliyor. Rodos'un güneydoğusundaki Lardos köyü yakınlarında kayalık bir kıyıdadır.

Önemli kişiler

Hipparchus'un başı

Panaetius, Nuremberg Chronicle'dan

  • Rodoslu Agesander (MÖ 1. yüzyıl), heykeltıraş.
  • Apollonius Molon (fl. MÖ 70'ler), Yunan retorikçinin adada ünlü bir okulu vardı; öğrencileri arasında Marcus Tullius Cicero da vardı.
  • Rodoslu Apollonios (MÖ 3. yüzyıl), epik şair.
  • Lindoslu Chares (MÖ 3. yüzyıl), heykeltıraş.
  • Lindoslu Kleobulos (MÖ 6. yüzyıl), filozof ve Antik Yunan'ın Yedi Bilgesi'nden biri.
  • Dinocrates (MÖ 4. yüzyıl), mimar ve Büyük İskender'in teknik danışmanı.
  • Rodoslu Hecato (y. MÖ 100), Stoacı filozof.
  • Rodoslu Hieronymus, (y. MÖ 290-y. MÖ 230), Peripatetik filozof
  • Hipparkhos, (MÖ 2. yüzyıl), astronom, matematikçi, coğrafyacı, trigonometrinin kurucusu.
  • Konstantinopolisli II. Joannicius, (ö. 1659) Ecumenical Patriarch of Constantinople
  • Rodoslu Memnon (MÖ 380–333), paralı ordunun komutanı.
  • Rodoslu Mentor (MÖ 385–340), paralı asker, Memnon'un kardeşi.
  • Panaetius (y. MÖ 185 – y. MÖ 110/109), Stoacı filozof.
  • Timocreon (MÖ 5. yüzyıl), şair.
  • Rodoslu Timostenes (MÖ. 270) Yunan bir denizci, coğrafyacı ve II. Ptolemaios donanmasının amirali.
  • Rodoslu Hannibal, Birinci Pön Savaşı sırasında Kartaca donanmasında görev yapmış olan bir denizci.
  • Rodoslu Andronikos (MÖ. 1. yüzyıl), bir Yunan filozofu olup aynı zamanda Meşşai okulunun başkanı.
  • Rodoslu Eudemos, MÖ. 350- 290 yılları arasında yaşamış, ilk bilim tarihçisi olduğu da iddia edilen Yunan filozof.
  • Rodoslu Attalus (MÖ 2. yüzyıl), Hipparkhos'un çağdaşı olan eski bir Yunan gramerci, astronom ve matematikçi.
  • Rodoslu Geminus, MÖ 1. yüzyılda yıldızı parlayan bir Yunan astronom ve matematikçi.

ve

  • Lawrence Durrell (1912–1990), yazar ve şair, The Alexandria Quartet'in yazarı, 1945-1947 yılları arasında Rodos'ta ikamet etti. 1953 yılında Rodos hakkında yazdığı seyahat kitabı – Reflections on a Marine Venus – basıldı.
  • Reşit Galip (1893–1934), Türk siyasetçi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk eğitim bakanlarından biri.
  • Ferruccio Lamborghini (1916–1993), İtalyan otomobil tasarımcısı, 2. Dünya Savaşı'nda hava kuvvetleri teknisyeni olarak adada görev yapmıştır.
  • George Marshall (1781–1855) yazar ve Usta Topçu, Birleşik Devletler Donanması.
  • Murat Reiz Plaku (1534–1609), Arnavutluk Donanma Komutanı ve Osmanlı korsanı.
  • Panagiotis Rodios [el] (1789–1851), devrimci ve Yunan Ordusu subayı.
  • Ioannis Zigdis [el] (1913–1997), politikacı ve ekonomist

Spor

İki oğlu tarafından stadyumda taşınan Rodoslu Diagoras

  • Rodoslu Diagoras (MÖ 5. yüzyıl), boksör, Olimpiyat birincisi.
  • Rodoslu Leonidas (MÖ 2. yüzyıl), atlet

ve

  • Braith Anasta (d. 1982), rugby ligi oyuncusu ve NRL premiership galibi, atalarının adayla olan bağları babası aracılığıyla
  • Stergos Felegakis (d. 1986), profesyonel futbol oyuncusu
  • Nick Galis (d. 1957), basketbol oyuncusu, FIBA Hall of Fame ve Naismith Memorial Basketball Hall of Fame üyesi (babası Agios Isidoros adlı küçük bir köyde doğmuştur)
  • Niki Xanthou (d. 1973), uzun atlamacı.

Mutfak

Rodos ve Oniki Ada'dan geleneksel bir nohut hamur tatlısı olan Pitaroudia

Fanouropita

Melekouni

Mutfakta Rodos geleneği zengindir. Koriantolino ve Souma (üzümün damıtılmasından üretilen renksiz alkollü içecek) Rodos'un başlıca alkollü içkileridir. Yerel yiyecekler şunlardır:

  • Escharitis, ekmek türü
  • Pitaroudia
  • Milla ve Tsiriggia, et yağı
  • Pougia turta
  • Lakani, nohutlu keçi eti
  • Keçi ile Lópia (fasulye)
  • Matsi, geleneksel bir tarif olan Koulouría yapımında kullanılan el yapımı makarna
  • Synoro, geleneksel peynir
  • Tahinopita
  • Zvigoi, türü loukoumades
  • Melekouni
  • Fanouropita
  • Takakia (Mantinades)
  • Katimeria (tiganitler, krepler)
  • Amygdalota, beyaz bademli kurabiye
  • Moschopougia

Resimler

  • Rodos çarşısı, arkada Süleymaniye camii

    Rodos çarşısı, arkada Süleymaniye camii

  •  
  • Piri Reis'in Kitab-i Bahriye eserinden Rodos haritası

    Piri Reis'in Kitab-i Bahriye eserinden Rodos haritası

  •  
  • Rodos limanı

    Rodos limanı

  •  
  • Mandraki limanında önceki antik Rodos Heykelinin durduğu yerde geyik heykelleri

    Mandraki limanında önceki antik Rodos Heykelinin durduğu yerde geyik heykelleri

  •  
  • Rodos kalesi giriş kapısı, Ekim 2001

    Rodos kalesi giriş kapısı, Ekim 2001

  •  
  • Onarım sonrası Rodos Süleymaniye Camii

    Onarım sonrası Rodos Süleymaniye Camii

Ayrıca bakınız

  • Akdeniz'deki adalar listesi
  • Rodos Akvaryumu

 

Ayrıca bakınız

  • I. Süleyman'ın seferleri listesi

I. Süleyman'ın seferleri listesi

 

Kanuni Sultan Süleyman 1520 yılından 1566 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu'nu 46 yıl yönetti İmparatorluğu Viyana kapılarından Arabistan çöllerine dek uzanıyordu.

I. Süleyman'ın seferleri,10. Osmanlı padişahı I. Süleyman'ın 46. yıllık saltanatında çıkmış olduğu seferlerin bir listesidir. Batı Dünyası'nda "Muhteşem Süleyman" ve Doğu Dünyası'nda "Kanuni" unvanıyla anılan I. Süleyman, 25 yaşında babası I. Selim'in ölümü üzerine 1520'de padişah oldu. Döneminde askerî seferler çok oldu. Vezirleri ve kaptanları ile 13 büyük sefer açtı. At üzerinde seferleri 10 yıl 3 ay kadar süre bizzat yönetti. İlk sekiz seferini batıya doğru yaptı. diğer beş seferinde doğu ağırlıklıydı. Batı ağırlıklı seferlerinde Macaristan ile 1521'de II. Mehmet'in alamadığı Belgrad'ı aldı ve 1526'da Mohaç Muharebesi ile II. Lajos'u öldürdü. Ama Macaristan 1541 yılında tamamen fethedildi. 1529 yılında Viyana'yı kuşattı ama alamadı. 1529'dan 1534'e kadar yaptığı birçok savaşta büyük zaferler elde etti. 1534 yılında Safevilerden Bağdat ve Tebriz'i aldı.Kendisinin başında bulunmadığı birlikler ve denizciler Kuzey Afrika'dan Akdeniz'e Cezayir'den Kızıl Deniz'e ve hatta Hindistan'a kadar sefer düzenlediler. 1566 yılında I. Süleyman son büyük seferine çıktı. 72 yaşında olmasına rağmen orduları bizzat kendisi yönetti. 1 Mayısıs 1566'da ordusu ile İstanbul'dan ayrıldı.Viyana'yı ele geçirmek istemişse de Zigetvar Beyi'nin isyanı üzerine oraya gitti. Osmanlı Devleti zaferi kazandı ama Sultan Süleyman bu zaferi göremeden öldü.

Osmanlı'nın topraklarını gösteren harita. Selefleri ve halefleri ile karşılaştırıldığında, I. Süleyman'ın yaptığı büyük fetihleri açıkça gözükmekte

Kullanım

Yeşil Kazanım Kırmızı Yenilgi   Yeşil Kazanım Kırmızı Yenilgi

Yeşil Kazanım Kırmızı Yenilgi

 

Savaşlar

Ana madde: I. Süleyman

# Savaş adı tarihi Notlar Resim 1 Belgrad'ın Fethi 18 Mayısıs 1521 -
19 Ekim 1521 Sefer yönü: Filibe–Niş–Belgrad–Semendire
I. Süleyman devrinde kuşatılan Belgrad, Fatih Sultan Mehmed tarafından kuşatılmış başarısız olmuştu. Bu kuşatma sırasında hiçbir yardım alamayan Belgrad, Ağustos 1521 yılında alındı.
16. yüzyılda Belgrad 2 Rodos'un Fethi 16 Haziran 1522 -
30 Ocak 1523 Campaign path: Kütahya-Denizli-Rhodes-Alaşehir
Rodos'un Fethi, Osmanlı Padişahı I. Süleyman'ın, 1522 yılında bir donanma göndererek Rodos'u topraklarına katmıştır. Rodos'un fethi ile Rodos (Hospitalier) Şövalye Devleti Malta'ya sığınmıştır. Osmanlılar Ege ve Akdeniz'de güvenliği sağlaması kolaylaşmıştır.
Rodos kuşatılırken 3 Mohaç Muharebesi 23 Nisan 1526 -
13 Kasım 1526 Sefer yönü: Belgrad-Petrovaradin-Eszek-Mohaç-Budin-Segedin-Beç
Mohaç Muharebesi veya Mohaç Meydan Muharebesi (Macarca: Mohácsi csata), 29 Ağustos 1526'da, Osmanlı İmparatorluğu ve Macaristan Krallığı orduları arasında meydana gelen ve Macaristan'ın büyük bölümünün Osmanlı hakimiyetine girmesiyle sonuçlanan savaştır. Savaş, sayıca üstün Osmanlı ordusunun hafif süvarileri, o zamana kadar Avrupalılar'ın karşılaşmadıkları 300 seyyar top ve etkin tüfek kullanımı sayesinde, Macar ordusunun esas gücü olan ağır süvarilerini kısa sürede kaybetmelerini takiben, ağır bir Macar yenilgisi ile sonuçlanmış, Osmanlılar Macarları hezimete uğratmıştır. Savaş iki saat kadar sürmüştür. Macar direnci çöktükten sonra, Osmanlı İmparatorluğu Balkanlar'da seçkin güç oldu.
Mohaç Muharebesi 4 I. Viyana Kuşatması 10 Mayısıs 1529 -
16 Aralık 1529 Sefer yönü: Mohaç-Budin-Komárom-Györ-Viyana
Şarlken ve kardeşi Ferdinand'ı yakalamak için Osmanlıların ilk girişimi Viyana'da 1529 yılında başarısız oldu. Habsburglar Budin ve Macaristan'ı aldı, ama I. Süleyman hızla Budin'de kontrolü ele geçirdi ve sonbahara doğru Viyana kuşatıldı ama başarısızlıkla sonuçlandı. Buna rağmen kuşatma Osmanlı İmparatorluğu'nun gücünü ve Orta Avrupa'da Osmanlı genişlemesinin azami ölçüde doruk sinyalini verdi. John Zápolya'nın ölümüne kadar Osmanlıların bir vasal olarak bundan sonra Macaristan'ı yönetmede çabası da bir başarı olarak görülebilir.
Viyana Kuşatması 5 Alman Seferi 25 Nisan 1532 -
21 Kasım 1532 Sefer yönü: Eszek-Babócsa-Rum-Styria-Güns (Kőszeg)-Ptuj-Varadin-Pojega
Alman Seferi, 1532-1533 yıllarında Kanuni Sultan Süleyman komutanlığındaki Osmanlı ordularının Alman toprakları üzerine yaptığı seferdir. Osmanlı Devleti; Alman idaresindeki Macar topraklarını almak, Alman gücünü kırmak ve birçok bölge fethetmek için savaş ilan etmişti. Bazı kaynaklara göre hedeflerin arasında Viyana'nın tekrar kuşatılıp fethedilmesi vardı. Bu sefer, Osmanlı Devleti için başarılı olmuştur.
Güns Kalesi 6 Irakeyn Seferi 11 Haziran 1534 -
8 Ocak 1536 Sefer yönü: Konya-Sivas-Erzurum-Erciş-Tabriz-Sultaniye-Dargazin-Kasr-ı Şirin-Bağdat-Erbil-Zagros-Tebriz-Hoy-Van Gölü-Mardin-Şanlıurfa-Halep-Adana-Konya-İstanbul
Osmanlı Devleti batıda Avrupa devletleriyle savaşırken doğuda; Avrupalılarla birlik yapan Şii Safevi devleti Osmanlı sınırlarını aşarak Sünni halkı rahatsız etmekteydi. Celalileri kullanarak isyan çıkartan Şah Tahmasb'ın bu düşmanca davranışları üzerine Sultan Süleyman harekete geçti. 1 Temmuz 1535'te Tebriz'e gelen Osmanlı Sultanı, devamlı kaçan Şah Tahmasb Safevi'yi takip için İran içerisine girdiyse de karşı çıkan olmadı. Avrupa devletlerinden ve Safevilerden elçi heyetlerini kabul eden, Sultan Süleyman, dönüşünde de dini önem edinen yerleri görerek 8 Ocak 1536'da İstanbul'a geldi.
Matrakçı Nasuh'un Tebriz minyatürü 7 Korfu Seferi 17 Mayısıs 1537 -
22 Kasım 1537 Sefer yönü: Filibe-Üskup-Elbasan-Avlonya-Korfu-Manastir-Selanik
Korfu Seferi, I. Süleyman'ın 1537 yazında Korfu Adasına yaptığı seferdir. Sefer sırasında Korfu adası ve diğer adalar alınmaya çalışılmış, Korfu adası alınamamış Şira, Patmos, Naksos adaları ise Barbaros Hayreddin Paşa tarafından fethedilmiştir.   8 Boğdan Seferi 9 Temmuz 1538 -
27 Kasım 1538 Sefer yönü: Babadağ-Yaş-Suceava
Osmanlı'ya vergi ödemeyen ve isyan eden Boğdan Voyvodası Petru Rareş üzerine yapılmış bir seferdir. Osmanlı ordusunun harekâtı karşısında Rareş, Transilvanya içlerine doğru kaçmaktan başka bir çare bulamamıştı. Osmanlı ordusu ise Yaş şehrini yakıp yıktığı gibi 16 Eylül 1538'de Voyvodanın merkezi olan Suceava şehrini de alır. Bu seferin sonunda Osmanlılar, Prut ile Dinyester nehirleri arasında kalan yerleri ellerine geçirmişlerdi. Elde edilen bu yerler, bir sancak haline getirilmişti. Boğdan Seferi Süleyman'ın en kısa süren seferlerinden birisidir.
Suceava Kalesi 9 Budin Kuşatması 20 Haziran 1541 -
27 Kasım 1541 Sefer yönü: Budin
İstabur Seferi, I. Süleyman'ın 1541'de Avusturya üzerine yapmış olduğu seferdir. Sefer Osmanlı'nın zaferi ile bitmiştir. Oca Zapolya'nın ölüp yerine oğlu Sigismund'un geçmesini fırsat bilen Ferdinand Budin'i kuşattı. Sonuçta Macaristan'a yeni bir sefer yapılma mecburiyeti doğar. Osmanlı hükümdarı, 1541 senesinin ilkbaharında bizzat kendisi sefere çıkar asıl ordunun yaklaşmakta oldugunu duyan Ferdinand kuvvetleri, bir gece gizlice kaçmak istedilerse de imha edilirler ve ordugahları da Türklerin eline geçer. Başkomutanları Rokendorf Komaran'da öldürülür. Bu savaş esnasında Avusturyalılar, ordugahlarının etrafına hendekler kazıp manialar koydukları ve "Istabur - Tabur" adı verilen istihkâmları yapmışlardı. Sultan Süleyman'ın bu dördüncü Macaristan seferine İstabur Seferi adı verilmiştir. Bu seferle Macaristan doğrudan doğruya Osmanlı topraklarına katıldı.

(Türkçe: Erdel)


Budin Kuşatması 10 Estergon Kuşatması 23 Nisan 1543 -
16 Kasım 1543 Sefer yönü: Eszek-Siklós-Budin-Estergon-Peşte
Ferdinand, değişik milletlerden oluşan yaklaşık 80.000 kişilik bir ordu toplamıştı. Ferdinand'ın bu büyük hareketini Fransız elçisi vasıtasıyla haber alan Osmanlılar, Budin'e yardım göndermek için derhal hazırlıklara başlarlar. Peşte kuşatmasının duyulması üzerine gerekli hazırlıklarını tamamlayan Sultan Süleyman, 23 Nisan 1543'te İstanbul'dan Macaristan üzerine hareket eder. Bu sırada önden gönderilen Osmanlı kuvvetleri ile hudut beyleri Nana ve Valpo gibi önemli iki kaleyi zapt ettikten sonra Sikloş'u kuşatırlar. Bu sıralarda Ösek'e gelmiş bulunan sultan, Sikloş'un kuşatılmasına yardıma gider. Böylece kale 8 Temmuz 1543'te alınır. Bu arada Peç şehri de teslim olmuştu. Bundan sonra sultan Budin'e gelir. Ardından Estergon üzerine varılır. Böylece şiddetli bir muharebe başlar. Dayanamayacaklarını anlayan kaledekiler, bir heyet göndererek 10 Ağustos 1543'te teslim olurlar. Estergon'un fethi ile sonuçlanan bu seferde Ferdinand'ın elinden eski Macar krallarının merkezi olan Estergon ve Budin'in güneybatısında bazı yerler alınır. 11 Osmanlı-Safevî Savaşı 29 Mart 1548 -
21 Aralık 1549 Sefer yönü: Tebriz-Van-Muş-Bitlis-Diyarbakır-Ergani-Harput-Elâzığ-Diyarbakır-Urfa-Birecik-Halep-Hama-Humus-Antakya
Sultan Süleyman, Avusturya seferinde iken Safevi Şahı I. Tahmasb Tebriz, Nahçıvan ve Van'ı ele geçirdi. Ayrıca Şii hakimiyetini de güçlü bir şekilde tesis etmiş, hatta bölgeye "halife" adlı casuslar bile göndermişti. Tahmasb'ın kardeşi Elkas Mirza ise Safevi Devleti tahtına çıkmak istiyordu. İsyan etti, fakat başarılı olamayarak I. Süleyman'a sığındı. Bu gelişmelerden haberdar olan Tahmasb da ordusunu topladı. Tebriz'deki İran Şahı I. Tahmasb padişahın Hoy'a geldiğini öğrenince bütün şehri tahliye ettirir ve kendisi de Kazvin'e kaçar. 27 Temmuz 1548 tarihinde padişah zorlanmadan Tebriz'i işgal eder. I. Süleyman şehirde 5 gün kaldıktan sonra Van'a geçer ve kaleyi kuşatır. 25 Ağustos'ta Van kalesi alınır. 29 Eylül'de padişah Diyarbakır'a 25 Kasım'da Halep'e geçip kışı burada geçirir. Sultan Süleyman 21 Aralık tarihinde İstanbul'a döndü.
Van 12 Nahcivan Seferi 28 Ağustos 1553 -
31 Temmuz 1555 Sefer yönü: Kütahya-Ereğli (Mustafa'nın öldürülmesi)-Halep (kış orada geçer)-Diyarbakır-Erzurum-Kars-Karabağ-Nahçıvan-Erzurum-Sivas-Amasya (ikinci kış)
Safeviler 1553 yılında tekrar saldırıya geçti ve Erzurum'u kuşattı. Bunun üzerine 12. Seferini de (1553-1555) Azerbaycan'a yaptı. Bu sefere Nahcivan Seferi de denir. 1554 yılında Osmanlı Ordusu Kars'a geldikten sonra, Erivan, Nahcivan ve Karabağ'ı alarak yakıp yıkmıştı. Şah Tahmasp, o sırada ordusu ile Amasya'ya dönmüş olan Kanuni Süleyman'a elçi göndererek mektupla barış istemiştir. 1555 yılında yapılan Amasya Antlaşması'na göre Bağdat ve Gürcistan'ın bir bölümü Osmanlılar'a bırakıldı. Osmanlı İmparatorluğu ile Safevi İmparatorluğu arasında yapılan ilk yazılı antlaşmadır. Böylece sonuçlanmış olan İran Savaşları, Osmanlı Devleti'ne Anadolu'nun savunulması bakımından önemli olan Doğu Anadolu'yu kazandırmış ve Hint ticaret yolunun geçtiği Irak arazisinin ele geçirilmesini sağlamıştır[
Nahcivan Seferi 13 Zigetvar Kuşatması 1 Mayısıs 1566 -
6 Eylül 1566 Sefer yönü: Sikloş-Peç-Zigetvar
Avusturya Arşidükü Maksimilyan'ın İstanbul Antlaşması'nı bozması, vergisini ödememesi ve Erdel'e girmesi üzerine Son seferini de Zigetvar Beyi Zirini üzerine yaptı. Yaklaşık 1 ay süren kuşatma sonrası Zigetvar Osmanlı'ya katıldı. Zigetvar fethedilmeden bir gün önce, 6 Eylül 1566 tarihinde Süleyman öldü. Savaş sırasında Kanuni'nin öldüğü askerlere söylenmedi. Bu durum askerlerin moralinin bozulmaması için yapılmıştır. Süleyman'dan sonra tahta II. Selim geçti.
Zigetvar Kuşatması

I. Süleyman'ın rakipleri

  • Macaristan Kralı II. Lajos (1521-1526) (1, 3. seferler)

    Macaristan Kralı II. Lajos (1521-1526)
    (1, 3. seferler)

  •  
  • İspanya Kralı Şarlken (1529-1543) (4, 5, 9, 10. seferler)

    İspanya Kralı Şarlken (1529-1543) (4, 5, 9, 10. seferler)

  •  
  • Rodos hakimi L'Isle-Adam (1522-1523) (2. sefer)

    Rodos hakimi L'Isle-Adam (1522-1523) (2. sefer)

  •  
  • Avusturya İmparatoru I. Ferdinand (1529-1543) (4, 5, 9, 10. seferler)

    Avusturya İmparatoru I. Ferdinand
    (1529-1543) (4, 5, 9, 10. seferler)

  •  
  • Safevi Şahı I. Tahmasp (1534-1555) (6, 11, 12. seferler)

    Safevi Şahı I. Tahmasp
    (1534-1555) (6, 11, 12. seferler)

  •  
  • Venedik Cumhurbaşkanı Andrea Gritti (1537-1540) (7. sefer)

    Venedik Cumhurbaşkanı Andrea Gritti
    (1537-1540) (7. sefer)

  •  
  • Boğdan Voyvodası Petru Rareş (1537-1541) (8. sefer)

    Boğdan Voyvodası Petru Rareş (1537-1541)
    (8. sefer)

  •  
  • Avusturya Kralı II. Maximilian (1564-1566) (13. sefer)

    Avusturya Kralı II. Maximilian
    (1564-1566) (13. sefer)

  •  
  • Papa III. Paulus (7. Kuşatma)

    Papa III. Paulus (7. Kuşatma)

 

 

Wikipedia.org

Türkçe Vikipedi - Vikipedi

 

Yorumlar

Yorum Yap

E-posta adresiniz gizli tutulur
Yukarıdaki işlemin sonucunu yazın

Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.