Tarih

19 Temmuz 810

 Buhârî, Buharalı Fars bir muhaddistir (ö. 869)

19 Temmuz 810

19 Temmuz Tarihte Bugün  Miladi takvime göre yılın 200. günü

 

Olaylar

 

Doğumlar

  • 810 - Buhârî, Buharalı Fars bir muhaddistir (ö. 869)
  • Buhârî

    محمد بن إسماعيل البخاري

    Buhari'nin Semerkant şehrinde bulunan mezarı (Özbekistan)

    Doğum Ebû Abdillâh Muhammed bin İsmâîl bin İbrâhîm el-Cu'fî el-Buhârî
    21 Temmuz 810
    BuharaAbbasiler Ölüm 1 Eylül 870 (60 yaşında)
    SemerkantAbbasiler Defin yeri İmam Buhari Camii, SemerkantÖzbekistan Etnik köken Fars Tanınma nedeni Sahih-i Buhârî Memleket Buhara   Kariyeri Dalı Hadis Etkilendikleri ŞafiiAhmed bin HanbelEbu Hanife Etkiledikleri Müslim bin Haccâcİbn HuzeymeTirmizîNesâî    

    Buhârî ya da tam künyesiyle Ebû Abdillâh Muhammed bin İsmâîl bin İbrâhîm el-Cu'fî el-Buhârî (810, Buhara - 869, Semerkant), İslam tarihindeki en önemli hadis alimi olarak kabul edilen 9. yüzyılda yaşamış Fars muhaddis. Yazdığı Sahih-i Buhârî diye bilinen (Arapça: الجامع الصحيح, El-Camius-Sahih) eser, daha sonradan Müslümanlar için güvenilir hadis kaynaklarını teşkil eden ve Kütüb-i Sitte diye anılan serinin ilk kitabıdır.

    Özbekistan'ın Buhara şehrinde doğan Buhari, küçük yaşta hadis öğrenmeye başladı. Abbasi Halifeliği döneminde önemli ilim merkezlerine giderek döneminin etkili âlimlerinden ders aldı. Binlerce hadis rivayetini ezberleyen Buhari, 846'da Sahih-i Buhari'yi derledi. Hayatının geri kalanını, topladığı hadisleri öğreterek geçirdi. Hayatının sonlarına doğru, Kur'an'ın mahluk olduğuna inandığı iddialarıyla karşı karşıya kaldı ve Nişabur'dan sürgün edildi. Ardından Semerkant yakınlarındaki Hartenk'e taşındı.

    Yaşamı

    Soyu ve erken yaşamı

    Muhammed bin İsmail el-Buhari el-Cufi, 21 Temmuz 810 (13 Şevval 194) Cuma günü cuma namazından sonra günümüz Özbekistan'ında Horasan bölgesinin Buhara şehrinde doğdu. Fars kökenlidir ve babası Malik bin EnesAbdullah bin Mübarek ve Hammad ibn Seleme'nin öğrencisi olan hadis âlimi İsmail bin İbrahim'di. Babası, Buhari henüz bebek yaşlarındayken vefat etti. Buhari'nin büyük büyükbabası Muğire, Buhara valisi Yeman el-Cufi'nin tebliğiyle İslam'ı kabul ettikten sonra Buhara'ya yerleşti. Gelenek gereği Yeman el-Cufi'nin mevlası oldu ve ailesi "el-Cufi" nisbesini taşımaya devam etti.

    Buhari'nin büyük büyükbabası Muğire'nin babası Bardizbah (Farsça: بردزبه), çoğu âlim ve tarihçiye göre Buhari'nin bilinen en eski atasıdır. Bardizbah bir Zerdüşt din adamıydı. Bardizbah'ın babasının adını veren tek alim Takiyüddin es-Subki'dir ve babasının adının Bazzabah (Farsça: بذذبه) olduğunu söyler. İkisi hakkında da Fars oldukları ve İslam öncesi Fars halklarının dinini takip ettikleri dışında pek bir şey bilinmemektedir. Tarihçiler ayrıca Buhari'nin büyükbabası İbrahim bin Muğire (Arapça: إبراهيم ابن المغيرة, romanize: Ibrāhīm ibn el-Mughīrā) hakkında da herhangi bir bilgiye rastlamamışlardır.

    Eğitimi ve seyahatleri

    Babasının erken ölümü nedeniyle annesinin terbiyesi altında Arapçayı ve Kur'an'ı öğrenmiştir. Çağdaş hadis alimi ve tarihçisi Zehebî'ye göre, Buhari hadis okumaya 821 yılında başlamıştır. Çocukken Abdullah bin Mübarek'in eserlerini ezberlemiş ve ergenlik çağındayken hadis yazmaya ve rivayet etmeye başlamıştır. 826'da 16 yaşında annesi ve abisi ile birlikte Mekke'ye hac amacıyla gitmiştir, Buhara'ya dönerken kendisi ilim öğrenme isteğiyle Mekke'de kalmıştır. Buhari, Medine'ye taşınmadan önce iki yıl Mekke'de kaldı. Burada peygamber Muhammed'in sahabeleri ve tabiun hakkında bir kitap yazdı. Medine'de bulunduğu süre içinde ayrıca Tarih-i Kebir isimli eserini de yazdı.

    Buhari'nin, Suriye, Kûfe, Basra, Mısır, Yemen ve Bağdat gibi dönemin önemli İslam ilim merkezlerinin çoğunu gezdiği bilinmektedir. Ahmed bin Hanbel, Ali bin Medeni, Yahya bin Ma'in ve İshak bin Rahveyh gibi önde gelen İslam alimlerinden ders almıştır. Buhari'nin 600.000'den fazla hadis rivayetini ezberlediği bilinmektedir. İbranice kitaplar okuyacak kadar İbraniceye hakimdir.

  • 1223 - I. Baybars, Mısır ve Suriye'de hüküm sürmüş Kıpçak asıllı Memlûk Devleti sultanıdır (ö. 1277)
  • 1876 - Joseph Fielding Smith, Jr., İsa Mesih'in Son Zaman Azizler Kilisesi'nin 10. başkanıdır (ö. 1972)
  • 1890 - II. Georgios, Yunanistan Kralı (ö. 1947)
  • 1951 - Selahattin Taşdöğen, Türk oyuncu
  • 1982 - İpek Özkök, Türk oyuncu ve manken
  • 1986 - Deniz Celiloğlu, Türk oyuncu
  • 1991 - Eray İşcan, Türk futbolcu
  •  

Ölümler

       Özel günler

  • Yalova'nın düşman işgalinden kurtuluşu
  • Bölgedeki ilk yerleşimler prehistorik çağlarda MÖ 3000 yıllarındadır. Bitinya adıyla bilinen antik bölgede MÖ 2000'lerde Hititler, MÖ 1200'lerde Frigler hakimiyet kurdular. Pers egemenliği altında kalan bölge de MÖ 5. yüzyılın ortalarından itibaren Bitinyalı hanedanlar hakimiyet kurmaya başlamış ve MÖ 3. yüzyılda bağımsız Bitinya Krallığı'nı kurmuşlardır. Yalova'da bu krallığın topraklarında kalmıştır. Yalova'nın da içerisinde olduğu bölge MÖ 74'te Romalılar'ın denetimine girdi. Roma İmparatorluğu'nun 395 yılındaki bölünmesinden sonra Yalova, Bizans İmparatorluğu'nun yönetimine geçti. 1302'de Yalova civarında Bafeus Muharebesi gerçekleşti. Yalova ve çevresi 1326 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun kontrolüne geçti.

    16. yüzyıl Osmanlı idari teşkilatlanmasına göre Yalova, Hüdavendigâr Eyaletine bağlı bir kaza merkeziydi. Evliya Çelebi seyahatnamesinde Yalova'yı; 700 evi, yedi camisi, üç hanı, bir hamamı, kırk-elli kadar dükkânı bulunan bir yerleşim olarak anlatmıştır. 25 Mayısıs 1719'da meydana gelen depremde yerleşim büyük tahribata uğradı. 18. yüzyıl sonlarında Yalova, İzmit Sancağı'nın Karamürsel kazasına bağlı bir nahiye konumundaydı. 10 Temmuz 1894 depreminde yerleşimde büyük tahribat yaşadı.

    7 Ağustos 1920'de başlayan Yunan hakimiyeti 19 Temmuz 1921 tarihine kadar sürdü. Bu süreçte işgal kuvvetleri tarafından şehir çapında sistematik bir katliam yapıldı.

    Yalova, 1926'da ilçeyken bucak olmuştur.

    Kocaeli'nin Karamürsel ilçesine bağlı Yalova bucağı 1929'da çıkarılan kanunla ilçe oldu ve İstanbul iline bağlandı. 1935 yılı nüfus sayımında 2635 nüfusa sahip olan yerleşim, kaplıcalar sayesinde hızlı bir gelişim yakaladı. 6 Haziran 1995 tarihinde aynı adla kurulan ilin merkez ilçesi oldu. 17 Ağustos 1999'da meydana gelen 1999 Gölcük depreminde Yalova şehri de büyük tahribata uğradı.

    Mustafa Kemal Atatürk yaşamının son bölümünde ara sıra Yalova'yı ziyaret etmiş ve Yürüyen Köşk'te dinlenmiştir. Bir konuşmasında "Yalova benim kentimdir." şeklinde şehre olan sevgisini dile getirmiştir] Atatürk, daha önce yaptırılmış olan ve günümüzde Atatürk ve Çocuk Müzesi adıyla bilinen evde de kalmıştır.

 

Vikipedi

Yorumlar

Yorum Yap

E-posta adresiniz gizli tutulur
Yukarıdaki işlemin sonucunu yazın

Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.