25 Şubat Tarihte Bugün Miladi takvime göre yılın 56. günü
Olaylar
- 1925 - Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nda değişiklik yapıldı: Din politikaya alet edilemeyecek ve bu suç vatan hıyaneti sayılacak.
- 1932 - Adolf Hitler, Alman vatandaşlığına kabul edildi. Böylelikle 1932 yılında yapılacak olan, Weimar Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılması mümkün oldu.
- 1943 - Talat Paşa'nın Almanya'da tahnit edilen naaşı, İstanbul'a getirildi. Aynı gün Hürriyet-i Ebediye tepesinde toprağa verildi.
- 1964 - Muhammed Ali (Cassius Clay), Miami Beach-Florida'daki maçta, Sonny Liston'ı yenerek ağır sıklet boks şampiyonu oldu.
- 1984 - "Hakkari'de Bir Mevsim" adlı filmin gösterimi, Sıkıyönetim Komutanlığınca yasaklandı.
Doğumlar
- 1543 - Şeref Han, Kürt devlet adamı ve tarihçi (ö. 1603)
- 1643 - II. Ahmed, 21. Osmanlı Padişahı (ö. 1695)
-
II. Ahmed (Memlûk sultanı)
II. Ahmed
İslâm Halifesi
احمد ثانى
Emîrü'l-mü'minîn
İki Kutsal Caminin Hizmetkârı
Konstantin Kapıdağlı tarafından çizilmiş portresi.
21. Osmanlı Padişahı Hüküm süresi 22 Haziran 1691 - 6 Şubat 1695 (4 yıl, 7 ay ve 16 gün) Önce gelen II. Süleyman Sonra gelen II. Mustafa 100. İslâm Halifesi Hüküm süresi 22 Haziran 1691 - 6 Şubat 1695 Önce gelen II. Süleyman Sonra gelen II. Mustafa Doğum 25 Şubat 1643 veya 1 Ağustos 1642
Konstantiniyye, Osmanlı İmparatorluğu Ölüm 6 Şubat 1695 (51 yaşında)
Edirne, Osmanlı İmparatorluğu Defin Süleymaniye Camii, İstanbul, Türkiye Eş(ler)i Rabi'a Sultan
Şayeste Hatun Çocuk(lar)ı Şehzade İbrahim
Şehzade Selim
Asiye Sultan
Atike Sultan ihtilaflı
Hatice Sultan Tam adı Ahmed bin İbrahim Hanedan Osmanlı Hanedanı
Babası
İbrahim
Annesi
Hatice Muazzez Sultan
Dini
İslam
İmza
II. Ahmed (Osmanlı Türkçesi: احمد ثانی, Aḥmed-i sānī) (25 Şubat 1643 Konstantiniyye – 6 Şubat 1695 Edirne), 21. Osmanlı padişahı ve 100. İslam halifesidir.
İlk yılları
Sultan İbrahim'in üçüncü oğludur. Annesi Hatice Muazzez Sultan'dır. 1643'te İstanbul'da dünyaya geldi. İyi bir tahsil gördü. Arapça ve Farsçayı ileri düzeyde öğrendi. Kardeşi II. Süleyman'ın dört yıllık saltanatı sırasında sarayda kafes hayatı yaşadı. 21 Haziran 1691'de tahta çıktığı zaman 48 yaşındaydı. II. Ahmed'in cülusu sırasında Osmanlı Devleti, İkinci Viyana Kuşatması'nı takip eden harplerle meşguldü.
Saltanatı

II. Ahmed
Sultan II. Ahmed ağabeyi II. Süleyman'ın ölümü üzerine 22 Haziran 1691 günü 48 yaşındayken tahta çıktı. Tahta çıktıktan sonra ilk olarak; Avusturya üzerine giden Sadrazam Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'ya bir ferman göndererek sadaretinin ve seferin devamını diledi. Fazıl Mustafa Paşa, 20 Temmuz'da Belgrad'a ulaşan Osmanlı ordusunu, Kırım kuvvetlerinin gelmesini beklemeden ve harp meclisinin kararına aykırı olarak Petrovaradin önlerinde bulunan Avusturya ordusu üzerine sürdü. Tisa Suyun'un Tuna'ya karıştığı Salankamen mevkiinde, şiddetli geçen harbin ilk anlarında Osmanlı ordusu üstün durumda iken serdarın vurularak öldürülmesi üzerine, vaziyet Osmanlılar aleyhine döndü. Böylece Salankamen savaşı kaybedildi. Bu savaşta tarihçilerin; âlim, dindar, alicenap, vakur ve adil bir kimse olarak vasıflandırdıkları, iyi bir devlet adamı ve komutan olan Fazıl Mustafa Paşa'nın ölümü, Osmanlılar için en büyük kayıp olmuştur.
Salankamen hezimetinden sonra, Lipova ve Varad kaleleri Avusturyalılar tarafından işgal olundu. Durumu müsait gören Leh kuvvetleri Kamaniçe Kalesi'ni muhasara edip, İsakçı Kalesi civarına kadar geldiler. Ancak Kamaniçe serdarı Kahraman Paşa tarafından bozguna uğratıldılar. Venedikli vali Morosunu Girit'e asker çıkarıp, Hanya kalesini kuşattıysa da İsmail Paşa'nın kahramanca savunması sayesinde adadan ayrılmak zorunda kaldı.
1693 yılında Avusturyalılar, Erdel üzerinden Eflak ve Boğdan'a tekrar taarruza başladılar. Yanova'yı işgal eden düşman kuvvetleri, Belgrad'ı muhasara ettiler. Ancak Sadrazam Bozoklu Mustafa Paşa süratle gelerek Yanova'yı geri aldı ve Belgrad'ı kuşatmadan kurtardı. Osmanlı Ordusunun kısmi başarılarına rağmen Avusturyalılar'ın taarruzları devam ediyordu. Bu sırada Osmanlılar'ın toparlanmasına fırsat vermek istemeyen Venedikliler de devamlı saldırı halindeydiler. Serdar-ı ekremin Varadin kuşatmasında olduğu bir sırada Malta, Floransa ve Papalık filolarından oluşan bir Venedik donanması Sakız Adası'nı işgal etti. Bu haber Sultan II. Ahmed'i çok müteessir etti. Padişah, bu üzüntüsünü Veziriazam Sürmeli Ali Paşa'ya gönderdiği hatt-ı hümayunda "Mademki Sakız düşman elindedir, bütün Macaristan memleketini fethetsen kabulüm değildir." diyerek bildirdi. Ayrıca sadrazam Edirne'ye gelince; "Eğer bu kış Sakız adası geri alınmazsa, bütün reisleri katlederim." diyerek emrini bildirdi.
Bu emir üzerine 1695 yılı ilk günlerinde İstanbul'dan hareket eden Osmanlı donanması kalyonlar kaptanı Mezamorta Hüseyin Paşa'nın büyük kahramanlığı sayesinde Sakız boğazındaki Koyun adaları mevkiinde Venedik donanmasına büyük zayiat verdirdi. Venedikli amiral, gemisiyle birlikte sulara gömüldü. Koyun adaları zaferinden sonra, Türk donanması Sakız'a asker çıkarıp adayı kolayca ele geçirdi. Ancak Sultan II. Ahmed Sakız'ın fetih haberini alamadan 6 Şubat 1695 tarihinde 51 yaşında Edirne’de vefat etti.
Kişiliği
Sultan II. Ahmed'in mezarı Süleymaniye Camii'ndeki Kanuni Sultan Süleyman türbesi içerisindedir.

Sultan II. Ahmed
Çok merhametli ve vatanperver olan II. Ahmed, hasta olduğu zamanlarda bile, devlet işlerinden asla el çekmezdi. Zaman zaman kıyafetini değiştirerek halk arasında dolaşır, insanların dertlerini sabırla dinler, çare bulunması için gerekli yerlere emirler verirdi. İslamiyet'e hizmet hususunda derin bir mesuliyet hissi içinde hareket ederdi. Tahta çıktığı zaman söylediği; "Ben saltanata talip değildim. Allah-ü Teala saltanatı fazl-ı kereminden bu aciz kuluna nasip eyledi. Bu nimetin şükrünü eda edemem." şeklinde sözleri onun nasıl manevi bir mesuliyetle devlet reisliğini kabul ettiğini anlatmakta ve milletine hizmet duygusunun derinliğini göstermektedir.
Sultan II. Ahmed, bir mesele hakkında uzun uzun düşündükten ve bilenlerle istişare ettikten sonra karar verirdi. Sanatkârları korur, onlara değer verir, daha iyiye ve daha güzele yönelmeleri için çalışırdı. Hattat olup, hattı güzeldi. Kur'an'ın yanında başka kitapları da yazarak çoğaltırdı. Aynı zamanda şâir olan Sultan II. Ahmed'in kabri Kanuni Sultan Süleyman türbesinin içerisindedir.
Ailesi
Eşleri
- Haseki Rabia Sultan
- Şayeste Hanım
-
Erkek çocukları
- Şehzade İbrahim (d. 5 Ekim 1692 - ö. 1703)
- Şehzade Selim (d. 5 Ekim 1692 - ö. 25 Mayısıs 1693)
-
Kız çocukları
- Atike Sultan
- Hatice Sultan
- Asiye Sultan
- 1848 - II. Wilhelm, Württemberg Krallığı'nın son Kralı (ö. 1921)
- 1868 - Mehmet Ali Ayni, Türk bürokrat (ö. 1945)
- 1907 - Sabahattin Ali, Türk yazar (ö. 1948)
- 1918 - Hasan Kavruk, Türk ressam ve eğitimci (ö. 2007)
- 1922 - Handan Adalı, Türk sinema sanatçısı (ö. 1993)
- 1926 - Masatoşi Gündüz İkeda, Japon asıllı Türk matematik bilgini (ö. 2003)
- 1931 - Şükran Ay, Türk sanat müziği sanatçısı (ö. 2011)
- 1935 - Oktay Sinanoğlu, Türk kuramsal kimyacı ve moleküler biyolog (ö. 2015)
- 1936 - Aydemir Akbaş, Türk senarist, yönetmen ve sinema oyuncusu (ö. 2024)
- 1947 - Ali Kocatepe, Türk müzisyen
- 1948 - Ümit Denizer, Türk tiyatro oyuncusu, eleştirmen, yazar ve yönetmen (ö. 2025)
- 1949 - Esmeray, Türk oyuncu ve vokalist (ö. 2002)
- 1949 - Sevil Atasoy, Türk akademisyen ve Kimya doktoru
- 1957 - Gülsün Bilgehan, Türk siyasetçi
- 1957 - Mario Levi, Türk yazar ve iletişim eğitmeni (ö. 2024)
- 1957 - Güzin Tural, Türk akademisyen ve Türk dili araştırmacısı (ö. 2006)
- 1957 - Remzi Evren, Türk sinema sanatçısı (ö. 2016)
- 1969 - Neslihan Yeldan, Türk tiyatro, sinema-dizi oyuncusu ve seslendirme sanatçısı
- 1973 - Bülent Özcan, Türk şair
- 1974 - Cenk İşler, Türk futbolcu
- 1988 - Mehmet Uslu, Türk futbolcu
- 2005 - Arda Güler, Türk futbolcu
Ölümler
- 1495 - Cem Sultan, Fatih Sultan Mehmet'in oğullarından biri olan Osmanlı şehzadesi (d. 1459)
-
Cem Sultan
Şehzade
Sultan (İddia)
İtalyan ressam Pinturicchio'nun çizimiyle Şehzade Cem.
Osmanlı Padişahı (İddia) Hüküm süresi 28 Mayısıs 1481 – 20 Haziran 1481 Önce gelen II. Mehmed Konya sancak beyi Hüküm süresi 1474 – 1481 Önce gelen Şehzade Mustafa Doğum 22 Aralık 1459
Edirne Ölüm 25 Şubat 1495 (35 yaşında)
Napoli Defin 1499
Muradiye Külliyesi, Bursa Eş(ler)i Gülşirin Hatun Çocuk(lar)ı Şehzade Oğuz Han
Şehzade Murad
Şehzade Abdullah
Ayşe Sultan
Gevher Melike Sultan Hanedan Osmanlı Hanedanı Babası II. Mehmed Annesi Çiçek Hatun Dini İslam İmza

Mehmed ve Oğlu, Gentile Bellini'nin II. Mehmed ve oğlu Cem Sultan'ı resmedildiği varsayılan tablo.

Cem Sultan'ın tuğrası.
Cem Sultan ya da Şehzade Cem (22 Aralık 1459, Edirne - 25 Şubat 1495,[1] Napoli), II. Mehmed'in Çiçek Hatun'dan olma en küçük oğlu ve II. Bayezid'in küçük kardeşi. Ağabeyi II. Bayezid ile girdiği taht mücadelesiyle bilinir.
Yaşamı
Fâtih Sultan Mehmed'in üçüncü oğlu olarak 27 Safer 864'te (23 Aralık 1459) Edirne'de doğdu.
Annesi Çiçek Hatun'dur. Dört yaşına geldiğinde çeşitli hocalardan dersler almaya başladı. Bu eğitim 10 yaşına kadar sarayda devam etti. Rumca dâhil bazı dilleri öğrendi.
10 yaşındayken Kastamonu Sancak Beyliği görevi ile saraydan ayrıldı. Yanında bulunan iki lalası (Süleyman Çelebi ve Nasuh Çelebi) ve bu şehrin kültürel ve eğitim kaynakları dolayısıyla bu görevde de eğitimine devam etti. Bunun yanında sancak beyliği olarak siyaset ve kamu idaresi konularında pratik bilgiler, tecrübeler ve yetenekler kazandı. Şehzade Cem için 1472'de İstanbul'da sünnet töreni yapıldı.
1473'te Fatih Sultan Mehmed, Uzun Hasan'ın üzerine doğu seferine gitti. Büyük şehzadeleri olan Şehzade Mustafa ve Şehzade Bayezid'i yanında götürdü. Cem'i lalaları ile geride Edirne Sarayı'nda kaymakam olarak bıraktı. O zamanlara sarayda iç oğlanı olan ve sonradan vatanı İtalya'ya dönerek hatıratını yazan Vicenza'li Angiolello bu dönem olaylarını hatıralarına geçirmiştir. Bu anılara göre Anadolu'ya geçen Fatih Sultan Mehmed'den Edirne'ye 40 gün kadar hiç haber gelmemişti. Bunu Sultan'ın başına gelen bir felaket olarak yorumlayan Şehzade'nin iki lalası onu sultan olarak ilan ederek saray halkının ona biat etmesini sağladılar. Fakat Fatih Sultan Mehmed bu seferde galip olarak geri dönüp bu olayı öğrenince çok sinirlendi. Şehzade'nin lalalarını (Süleyman ve Nasuh çelebileri) idam ettirdi. Fatih Sultan Mehmed'in bu olayı ciddi olan bir saray komplosu olarak görmesi mümkündü. Fakat belki de kendi gençliğinde babası II. Murad'ın kendine sultanlığı devrinden sonraki bir Melami şeyhine inanarak yaptığı hareketleri hatırlayarak, sonraki kararlarından bir toy, genç şehzadenin kandırılarak da bir yakışıksız hareket olarak gördüğü düşünülmesi çok olasıdır. Çünkü ertesi yıl Konya'da valiyken ölen Şehzade Mustafa'nın yerine Şehzade Cem'i Konya'ya vali olarak atadı.[3]
3 Mayısıs 1481'de Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine yeni padişahı belirlemek için Amasya'da bulunan en büyük Şehzade Bayezid'e ve Konya'da bulunan en küçük Şehzade Cem'e haberciler gönderildi. Veziriazam Karamanlı Mehmet Paşa, Şehzade Cem taraftarıydı ve bu yüzden sultanın vefatını bir süreliğine gizlemeye çalışmışsa da bunu başaramamıştı. Duruma kızan Yeniçeriler ayaklanıp sadrazam Karamanlı Mehmed Paşa'yı öldürdüler ve Şehzade Bayezid'in, İstanbul'da bulunan oğlu Korkut'u saltanat naibi ilan ederek onu tahta çıkardılar. Ancak Cem Sultan'a gönderilen haberci, yolda Şehzade Bayezid'in kayınbabası ve Anadolu Beylerbeyi olan Sinan Paşa tarafından yakalandı ve öldürülmesi neticesinde Cem Sultan haberi aldığında iş işten geçmiş, en büyük destekçisi sadrazam Karamanlı Mehmed Paşa da yeniçerilerin isyanıyla öldürülmüştü. Cem Sultan, babasının vefatını dört gün sonra öğrenebildi. Şehzade Bayezid, İstanbul'a varır varmaz devlet idaresini eline aldı.
Bursa'da tahta çıkışı

Cem'in Bursa'da bastırdığı akçe.
Cem Sultan Kasım Bey'e sığınırken II. Bayezid Osmanlı ordusuyla takipte
Cem Sultan, babasının meşhur Kanunnâme'sine koydurttuğu "Her kimseye evladımdan saltanat müyesser ola karındaşlarını nizam-ı âlem için katletmek münasiptir. Ekser ulemâ dahi bunu tecviz etmişlerdir..." hükmü gereği öldürüleceğinden emin olduğundan, Konya civarında topladığı bir miktar askerle Bursa'ya doğru ilerledi. Cem Sultan, 4000 kadar askeriyle birlikte 27 Mayısıs 1481'de İnegöl önlerine geldi. Sultan II. Bayezid, Ayas Paşa idaresindeki bir orduyu Cem Sultan'ın üzerine gönderdi. 28 Mayısıs'ta yapılan muharebeyi kazanan Cem Sultan Bursa'da padişahlığını ilan etti. Kendi adına hutbe okutarak para bastırdı ve çeşitli fermanlar yayımladı. Bu saltanatı ancak yirmi gün sürdü. Sultan II. Bayezid'e gönderdiği arabulucularla, özellikle büyük halası Selçuk Sultan ile kendisinin Anadolu'da, Sultan Bayezid'in de Rumeli'de padişah olmasını ve Osmanlı topraklarını eşit olarak paylaşMayısı teklif etti, kan dökülmemesini talep etmiş, Bayezid buna "Hükümdarlar arasında akrabalık yoktur." şeklindeki Arap atasözüyle karşılık vermişti.
Bundan sonra taraflar daha üstün ve avantajlı duruma sahip olabilmek için gayret gösterdi ve Sultan II. Bayezid, ordusuyla birlikte Cem Sultan'ın üzerine yürüdü. Yenişehir Muharebesini kaybeden Cem Sultan, Konya'ya geldi. Ancak Gedik Ahmet Paşa komutasındaki kuvvetlerin takibi sürünce, Cem Sultan yanına ailesini de alarak Osmanlı topraklarını terk ederek Ramazanoğulları toprakları olan Adana'dan, Memlûk Sultanlığı toprakları olan Halep'e geçip Kahire'ye gitti. Memlüklü Sultanı Kayıtbay onu törenle karşıladı. Fakat Kayıtbay Cem Sultan'in aradığı askeri desteği vermedi. Cem Sultan oradan da Hac mevsiminde Hicaz'a gitti. Cem Sultan, hacca giden ilk Osmanoğlu'dur.
Orada yazdığı şiirlerinde saltanat kavgasından tamamen vazgeçtiği, hac farizasını yerine getirmenin verdiği iç huzuru taç ve tahta bile değişmek istemediği görülür. Hicaz'da bulunmakta iken Bayatlı Mahmud adlı bir tarihçiyi erken Osmanlı tarihlerinden en önemlilerinden biri olan "Cam-i Cemayin" adlı tarih eserini hazırlamaya destek sağladı.
Hac'dan sonra tekrar Kahire'ye gelerek çeşitli telkin ve tahriklerle yeniden talihini denemek istedi. 27 Mayısıs 1482'de Konya'yı kuşattı. II. Bayezid'in yaklaşması üzerine kuşatmayı kaldırarak Ankara'ya gitti. Oradan da tekrar Mısır'a gidecekti, ancak yollar tutulmuştu. II. Bayezid bu defa Cem Sultan'a bütün masraflarının karşılanması şartıyla Kudüs'te ikamet etmesini teklif etti; ancak bu teklifi reddetti. Başta Karamanoğlu Kasım Bey olmak üzere etrafındaki bazı kimseler saltanat mücadelesine Rumeli'de devam etmesi tavsiyesinde bulundular. Ağabeyi Sultan II. Bayezid'den bir mektup aldı. Bu mektupta, padişahlıktan vazgeçtiği takdirde kendisine bir milyon akçe ödeneceği belirtiliyordu.
Rodos Şövalyeleri ile ittifakı
Rumeli'ye geçmek için de Rodos şövalyelerinin gemilerini kullanacaktı. Bu sırada Rodos şövalyelerinden Pierre d'Aubusson onu Rodos'a davet etti. Rodos'a gelindiğinde (30 Temmuz 1482) Saint Jean şövalyelerinin reisi d'Aubusson ile varılan anlaşmaya göre şövalyeler Cem Sultan'a yardım edecekler, karşılığında Rodos'tan alınan adalar geri verilecek, daimi bir sulh olacak ve masraflarına karşılık 150 bin altın alacaklardı. d'Aubusson bu anlaşMayısı yaparken Avrupa kralları ve Papa'ya da mektuplar göndererek Cem'in Rodos'ta olduğunu, durumdan istifade ile bir haçlı ordusu meydana getirilmesini ve Türklerin Avrupa'dan çıkarılmasını teklif etmekteydi. Bu kıymetli rehinenin muhafaza edilmesi için de Fransa'nın uygun olduğunu müzakere etmekteydiler. Sultan Bayezid ise şövalyelere her yıl 45 bin düka altını vermek üzere bir anlaşma yaptı. Cem Sultan'ın Fransa'ya gönderilme kararı alınmasına rağmen hâlâ o, Rumeli'ye geçme planları yapmaktaydı. Rodos'tan Sicilya'ya oradan Nice Limanı'na gelindi ve bir süre kalındı.

Cem Sultan'ın Roma'da bulunduğu günlerde resmedilmiş bir tablo.
Cem Sultan'ın Fransa'dan başka bir ülkenin eline geçmesini Osmanlı Devleti açısından sakıncalı gören Sultan II. Bayezid, Fransa'ya bir elçi göndererek Cem Sultan'ın Fransa'da tutulmasını istedi.
Dük ile dostluğu şövalyeleri rahatsız ettiğinden önce Lyon daha sonra da Pouêt adlı kaleye getirildi. Burada Sultan Bayezid'in elçisi Cem Sultan'la görüşmek istedi ise de, bu mümkün olmadı. Yeniden yapılan bir anlaşma ile Cem Sultan'ın Papa VIII. Innocentius'a teslim edilmesine karar verilince şehzade yeniden yollara düştü. Böylelikle Cem Sultan'ın Fransa macerası 6,5 yıl sürmüş oldu. Marsilya yolu ile Toulon'a oradan da 14 Mart 1489 günü Roma'ya gelerek Papa ile görüştü. Cem Sultan'ı kullanmak isteyenlerden birisi de Papa VIII. Innocentius idi. Papa, Cem Sultan'ı bahane ederek Osmanlılara karşı bir haçlı seferi düzenlenmesini istiyordu. Ancak bunda başarılı olamayınca Cem Sultan'a Hristiyan olma teklifinde bulundu ancak Cem Sultan bunu kesinlikle reddetti. Cem Sultan'ın tek arzusu Mısır'da bıraktığı annesi ve çocuklarına kavuşmaktı. Ancak Papa'nın başka planları vardı. Çeşitli tekliflerde bulundular. Cem Sultan bunları "din-i mübin-i İslâma ihanet edemeyeceği ve dinini cihan saltanatına değişmeyeceği" cevabıyla geri çevirdi. 2000'li yılların başlarında ortaya çıkan Josquin Desprez tarafından yazılan bir bestede Türk kıyafetleri içerisinde sarıklı bir gencin resmi olduğu ve bu resimdekinin Cem Sultan olduğu düşünülmektedir. Böyle bir eserin bir müslüman için bestelenmeyeceği sonucunda Cem Sultan'ın Hristiyanlığı kabul ettiği ileri sürülmektedir.
Roma'da 5 yıl 11 aydan fazla kalındı. Başta Macaristan Kralı olmak üzere Memlûklu Sultanı ve diğerlerinin Cem Sultan ile ilgili talepleri Papa'yı çok zor durumda bıraktı. Bu sırada hem Cem Sultan'a hem de Papa'ya suikast teşebbüsleri olmaktaydı. Fransa Kralı VIII. Charles'in ısrarlı talepleri üzerine, Cem ona teslim edilmek üzere Napoli'ye doğru yola çıkıldı ancak yolda fenalaştı. Muhtemelen teslimden önce Papa tarafından zehirlenmişti. Uygulanan bütün tedavi yöntemleri netice vermeyince şehzade, "Ailesinin Mısır'dan İstanbul'a getirilip gözetilmesi, kendisine hizmet edenlerin memnun edilmesi ve ölüsünün mutlaka Osmanlı ülkesine getirilmesi" şeklindeki vasiyetini yazdırdı.
Sultan Cem'in Roma halkının fakirlerine para vermesi, Avrupa'da Cem Sultan'ın bu hareketi taraftar toplama olarak karşılandı.

Cem Sultan ve kardeşi Mustafa'nın Bursa'daki Türbeleri
Cem Sultan vakası Osmanlı tarihinde Yıldırım Bayezid'in Timur'un elinde esir düşüp, demir kafese hapsedilmesinden sonra ikinci büyük hadisedir. Rumeli'den tekrar Osmanlı topraklarına gelmek isteyen Cem Sultan, 14 yıl esir hayatı yaşadı. En son Papa'nın elinden Fransız Kralı tarafından kurtarılmıştır.
Cem Sultan'ın bakım masrafları için Papa, Sultan II. Bayezid'den yılda 40.000 altından fazla para almayı başarmış, Cem Sultan'ı serbest bırakma tehditleriyle de Osmanlı fetihlerini durdurmuştu. Bu olay ileride Şehzade katli için de önemli bir mesnet teşkil etmiştir.
Ölümü
Cem Sultan, 25 Şubat 1495'te öldü. II. Bayezid, 3 günlük yas ilan edip kardeşi Cem Sultan'ın naaşı için para vermeyi reddetti. Bunun üzerine Cem Sultan'ın naaşı uzun süre alıkonmuştur. 1499 senesinde Cem Sultan'ın naaşı için Napoli'ye savaş ilan etti. Bunun üzerine Napoli Cem Sultan'ın naaşını bir gemiye yükleyerek Osmanlı'ya teslim etti.
Şehzade Cem'in naaşı Bursa'da büyükbabası Sultan II. Murad'ın yaptırdığı caminin bahçesine kardeşi Şehzade Mustafa'nın yanına gömüldü.
Annesi ve çocuklarının ne oldukları da acıklıdır. Cem Sultan'ın annesi Çiçek Hatun oğlu Mısır'dayken onunla mektuplaştığı belgelenmiştir. Çiçek Hatun Mısır'da 1495'te vebadan ölmüştür. Cem Sultan'ın oğullarından olan Oğuz daha üç yaşındayken babası Fransa'ya götürüldüğü zaman 1482'de amcası II. Bayezid tarafından boğdurulması emredildiyse de zehirlenerek öldürüldü. Sultan Cem'in diğer oğlu Murad, Rodos'ta kalmış ve bağnaz muhitte vaftiz edilip Hristiyan olmuştur. Murad, kendi oğlu ile birlikte Kanuni Sultan Süleyman'ın Rodos kuşatmasında şövalyelerin yanında bulunmuştu. Rodos Osmanlı kuvvetleri tarafından ele geçirildikten sonra herkesin kaleyi serbestçe terk ettiği halde, Cem'in oğlu Murad ve torunu yakalandı ve fetihten sonra I. Süleyman'ın emriyle boğularak öldürüldü.
Ailesi
Yüzyıllar sonra dahi Avrupa'da kalan bir-iki torununun soyundan gelenleri, bugünün Osmanlı hanedanı Cem Sultan'ın torunlarını kuzen olarak tanıyor, ama aralarına almayı kabul etmiyorlar. Kanuni Rodos'u fethettiği zaman Hristiyan olan torunlarını öldürtmüştür.
Eşi
- Gülşirin Hatun
-
Çocukları
- Şehzade Oğuz Han (1474-1483) - Dedesi tarafından 1480 yılında amcası II. Bayezid'in oğulları ile birlikte sünnet edildi. Fatih Sultan Mehmed'in ölümünden sonra amcası II. Bayezid ile babası Cem Sultan'ın arasında geçen taht mücadelesinde İstanbul'da bulunduğundan amcasına esir oldu. Gedik Ahmed Paşa tarafından korundu. Gedik Ahmed Paşa'nın idam edilmesinin ardından Şehzade Oğuz Han da amcası tarafından küçük yaşta öldürtülmüştür.
- Şehzade Murad (1475-1522)
- Şehzade Abdullah (1476-1483)
- Ayşe Sultan
- Gehver Melike Sultan
-
Şairliği
Sultan şâirler arasında şiirlerinde şahsî duygularını ifade etmede en başarılı sayılanı, Cem Sultan'dır. Şiir ve edebiyatla çok küçük yaşlardan beri meşgul olmuş bir şehzâde olan Cem'in çevresinde, adına "Cem şâirleri" denen bir grup şâir bulunmuştur. Cem Sadisi, Haydar Bey, Sehâî, Kandî, Şâhidî gibi dönemin ünlü şairlerinden oluşan bu gruptan bazı şâirler, Cem'i gurbette de yalnız bırakmamışlardır. Cem Sultan, şiirlerinde yaşadığı sıkıntıları, oldukça duygulu bir anlatımla dile getirir. Cem'in "Fal-i Reyhan" adlı 48 beyitlik manzum bir çiçek falı bulunmaktadır. Cem Sultan'ın biri Farsça diğeri Türkçe olmak üzere iki divanı vardır. Ayrıca ve Hüsrev ü Şirin adlı mesnevisi vardır. Divan'ı baştan sona neredeyse hüzünle doludur.
Popüler kültürdeki yeri
- The Borgias dizi filminde Cem Sultan'ı Elyes Gabel canlandırmıştır.
- Malkoçoğlu Cem Sultan filminde Cem Sultan'ı Cihangir Gaffari tarafından canlandırıldı.
- 1713 - I. Friedrich, Prusya Kralı (d. 1657)
- 1850 - Daoguang, Çing Hanedanı'nın 8. imparatoru (d. 1782)
- 1961 - Raşit Rıza Samako, Türk tiyatro sanatçısı ve yönetmen (d. 1890)
- 1995 - Nejat Devrim, Türk ressam (d. 1923)
- 1996 - Vehbi Koç, Türk iş insanı ve sanayici (d. 1901)
-
Vehbi Koç
Vehbi Koç
Doğum Ahmet Vehbi
20 Temmuz 1901
Çoraklık, Ankara, Osmanlı İmparatorluğu Ölüm 25 Şubat 1996 (94 yaşında)
Antalya, Türkiye Ölüm sebebi Kalp yetmezliği Defin yeri Zincirlikuyu Mezarlığı, İstanbul Milliyet Türk Vatandaşlık Türkiye Meslek İş insanı, sanayici Organizasyon Koç Holding Siyasi parti Cumhuriyet Halk Partisi (1923-1960) EvlilikSadberk Koç
Çocuk(lar) Semahat Arsel
(e. 1926; ö. 1973)
Rahmi Koç
Sevgi Gönül
Suna Kıraç Ödüller- "Yılın İş Adamı" (1987)
- "Aile Planlama Ödülü" (1994)
Ahmet Vehbi Koç (20 Temmuz 1901,[a] Ankara - 25 Şubat 1996, Antalya), Türk sanayici ve iş insanı, Koç Holding'in kurucusu.
Doğumu ve ailesi
Hacı Bayram-ı Veli soyundan Koçzade Hacı Mustafa Efendi (1874-1928) ile Kütükçüzade Fatma Hanım'ın (ö. 28 Ekim 1963) tek erkek çocuğu olan Vehbi Koç, 1901 yılında ailenin Ankara Keçiören'de Çoraklık semtinde bulunan yazlık evinde doğdu. Baba tarafından üç, anne tarafından Hacı Bayram-ı Veli sülalesine dayanan altı asırlık bir aileden geliyordu.
Ankara İdadisinde okudu. 1917 yılında iş hayatına atıldı. Doğduğu günü hiç bilmedi. Annesi "üzüme alaca düştüğü günlerde" deyince, sonradan çocuklarıyla birlikte 20 Temmuz'u doğum günü kabul etti. 1925 yılı sonlarına gelindiğinde anne ve babası artık zamanının geldiğini düşünerek onu Nadire teyzesinin kızı Sadberk'le (Aktar) evlendirmeye karar verdiklerini açıkladılar. Çiftin nikâh ve düğün töreni 1926 yılının ilk haftasında gerçekleşti.

Vehbi Koç'un mezarı
Öğrenim hayatı
10 yaşında mahalle mektebine başladı. Hacı Bayram Camii'nin yanındaki "Topal Hoca’nın Mektebi"nde ilk dersini aldı. Mahalle mektebinden sonra yine Hacı Bayram Camii’nin yanında kiralık bir evde ders görülen ilkokula başladı. Bu okulu birincilikle bitirdi. Daha sonra, bugün Tıp Fakültesinin (İhtisas Hastanesi) bulunduğu yerde olan "Taş Mektep" denilen Ankara İdadisine (Ankara Atatürk Lisesi) gitti. Ancak idadi hayatı uzun sürmedi.
Ticaret hayatı
Vehbi Koç çalışma hayatına, 1917 yılında babasının onun için açtığı küçük bakkal dükkânında ayakkabı lastiği, şeker, kaşar peyniri, zeytin, makarna gibi mallar satarak başladı. Koçzade Ahmet Vehbi adlı ilk firma Ankara Ticaret Odasına 1926 yılında tescil edilmiştir. Ticaret ile uğraşırken, 1928 yılında Ford Motor Company ve Standard Oil'in (şu anda Mobil) Başkentray yerel temsilcisi oldu. Ankara başkent olunca, ortaya çıkan yapılaşma ihtiyacını görerek, yapı malzemeleri işine girdi. İstanbul'da ve Eskişehir'de (1938) şubeler açtı, Koç şirketlerini Koç Ticaret A.Ş.'nin altında topladı.
General Electric ile 1948 yılında yapılan anlaşma ile 1952 yılında açılan ampul fabrikasını yaptı. Koç 1950 yılında çok büyük bir adım atarak otomobil, ev aletleri, radyatör, elektronik cihazlar, tekstil üretimine başladı. Bozkurt Mensucat, Arçelik (1955), Demir Döküm (1954), Türkay, Aygaz (1962), Siemens ile ortak kablo fabrikası, Gazal, Türk Elektrik Endüstrisi gibi işletmeler kuruldu. Ayrıca traktör üretimine Fiat lisans altında başladı. Otomotiv sektöründeki bu ilk girişim Koç tarafından tam ölçekli bir sanayiye dönüştürüldü. Ford Motor Company ile yapılan anlaşmadan sonra 1959 yılında kamyon montajına başlandı ve bugünün önde gelen otomotiv şirketi Otosan'ın kurulmasını sağladı. İlk yerel seri üretim araba Anadol 1966 yılında üretildikten sonra Türkiye'de ekonomik faaliyetlerini iyileştirilmek üzere Vehbi Koç Fiat ile anlaşarak Tofaş’ı kurdu ve ikinci yerli araç olan Murat’ı 1971 yılında üretti.
Vehbi Koç 1963 yılında tüm Koç şirketlerini Koç Holding çatısı altında toplayarak Türkiye'nin ekonomik hayatında önemli bir adım daha attı. Türkiye’de Holding dönemi Vehbi Koç’un attığı bu adımla başladı ve çok sayıda iş insanı bunu takip etti. Grubun ayrıca, Fiat, Ford Motor Company, Yamaha ve Allianz gibi tanınmış şirketler ile uluslararası ortaklıkları bulunmaktadır.
76 yıllık kariyerinde 108 şirketten fazlası Koç Grup altında oluşturulmuştur. Gıda, perakende, finans, enerji, otomotiv, turizm ve teknoloji gibi farklı sektörlerde birçok şirket kurulmuştur. Koç Topluluğu yaklaşık 80 bin çalışan, 40 milyar $ ciro, 900 milyon $ ihracat ve yıllık 500-600 milyon $ yatırım ile bugün, dünyanın en büyük 200 işletmesinden biridir.
Vehbi Koç sosyal faaliyetlere daha fazla zaman ayırabilmek için 1984 yılında emekli oldu. Oğlu Rahmi Koç, Koç Topluluğu şirketlerinin liderliğini devraldı.
Siyasi hayatı
Vehbi Koç, işadamı kimliğinin yanı sıra siyasete olan ilgisiyle de bilinirdi. Siyasi yaşamı, henüz 19 yaşındayken, Ankara’da Müdafa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti üyeliği ile başlamıştı. Bu ilişki, Cemiyet’in Cumhuriyet Halk Partisi’ne dönüşmesinden sonra da devam etti. Belediye Meclisi ve Parti İl Yönetim Kurulu üyeliklerinde bulundu. 1943’te İsmet İnönü tarafından Ankara milletvekilliği teklif edilmesine karşın, işlerinin çokluğu nedeniyle bu teklifi kabul etmedi. Fakat ticaret ve iş hayatıyla ilgili çeşitli konularda İnönü’ye yardım etmeyi sürdürdü.
Demokrat Parti 1950 yılında iktidara gelince, CHP üyesi olduğu için baskı altına alındı ve Ankara Ticaret Odası Başkanlığından uzaklaştırıldı; hesapları incelemeye alındı. İşleriyle ilgili konularda kendisine zorluklar çıkarılırken, bir yandan da CHP’den istifa edip DP’ye katılması yönünde baskılara maruz kaldı. Bu öneriye “Hayır” demesine rağmen, 10 Mart 1960'ta CHP üyeliğinden istifa etti.
Ödülleri
1987 yılında, Uluslararası Ticaret Odası Vehbi Koç'u "Yılın İş insanı" seçti ve plaketini Yeni Delhi'de dönemin Hindistan başbakanı Rajiv Gandhi'nin elinden aldı.
1994'te Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Boutros Boutros-Ghali kendisine, yaptığı katkılardan dolayı "Dünya Aile Planlama Ödülü" verdi.
Kitapları
- Hayat Hikayem, 1973
- Hatıralarım, Görüşlerim, Öğütlerim, 1987
-
Bu iki kitaptan, daha sonra "Vehbi Koç Anlatıyor" adında bir derleme kitap türetilmiştir.
Hakkında yazılan kitaplar
- Özel Arşivinden Belgeler ve Anılarıyla Vehbi Koç, Can Dündar, Doğan Kitapçılık 2006
- Özel Arşivinden Belgeler ve Anılarıyla Vehbi Koç 1961-1976 2. Cilt, Can Dündar, Yapı Kredi Yayınları 2008
- İmparator, Erol Toy, Mayıs Yayınları 1973
- Anılarımla Patronum Vehbi Koç, Can Kıraç, Doğan Kitapçılık, Eylül 1995
-
Dipnot
- ^ Vehbi Koç'un doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir. Sorduğunda annesi, kendisine, "üzüme alaca düştüğü zaman doğdu"ğunu söylemiş, Vehbi Koç ise ilerleyen yıllarda ailesiyle bunun Ankara için Temmuz ayına denk geldiğini hesaplamıştır. 20 Temmuz ise doğum gününü kutlamak için sembolik olarak seçilmiş bir tarihtir.
- 2009 - Behçet Oktay, Türk polis (d. 1957)
- 2010 - Ahmet Vardar, Türk gazeteci ve yazar (d. 1937)
- 2010 - İhsan Doğramacı, Türk akademisyen (Bilkent Üniversitesi ile YÖK'ün kurucusu ve ilk Başkanı) (d. 1915)
- 2017 - Abdullah Balak, Türk besteci, eğitimci, şair, şarkı sözü yazarı ve folklor araştırmacısı (d. 1938)
- 2020 - Hikmet Köksal, Türk asker (d. 1932)
- 2020 - Muhammed Hüsnü Mübarek, Mısırlı politikacı ve Mısır'ın 4. cumhurbaşkanı (d. 1928)
- Erzurum'un İspir ilçesinin Rus ve Ermeni işgalinden kurtuluşu (1918)
- Trabzon'un Araklı ilçesinin Rus ve Ermeni işgalinden kurtuluşu (1918)
- Trabzon'un Sürmene ilçesinin Rus ve Ermeni işgalinden kurtuluşu (1918)
- Ardahan'ın Çıldır ilçesinin Rus ve Ermeni işgalinden kurtuluşu (1921)
Yorumlar
Yorum Yap