13 Haziran Tarihte Bugün Miladi takvime göre yılın günü
Olaylar
- 1381 - Wat Tyler öncülüğündeki köylü isyancılar, Londra'yı basarak Hükûmet binalarını ateşe verdi, hapishaneleri boşalttı ve zenginlerle yargıçların kafalarını uçurdu.
- 1550 - Mimar Sinan'ın eseri Süleymaniye Camii'nin temeli atıldı.
- 1859 - Erzurum'daki şiddetli depremde, kentin yarısından fazlası hasar gördü ve 3 bin kişi öldü.
- 1872 - Namık Kemal, İbret gazetesi'ni yayımladı. Bu fikir gazetesi, 27 gün sonra kapatıldı.
- 1878 - Berlin'de, Osmanlı İmparatorluğu, Çarlık Rusyası, Büyük Britanya, Alman İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, İtalya Krallığı ve Fransa arasında, Berlin Antlaşması olarak adlandırılan barış antlaşmasını imzalamak üzere kongre toplandı.
- 1891 - İstanbul Arkeoloji Müzesi ziyarete açıldı.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri
İstanbul Arkeoloji MüzeleriArkeoloji Müzesi'nin giriş kapısı
Açılış 13 Temmuz 1891 (134 yıl önce) Konum Osman Hamdi Bey Yokuşu Sokak, Gülhane, İstanbul, Türkiye KoordinatlarSayda/Sidon kazılarında bulunan İskender Lahdi
İstanbul Arkeoloji Müzesi, çeşitli kültürlere ait bir milyonu aşkın eserle, dünyanın en büyük müzeleri arasındadır. Türkiye'nin müze olarak inşa edilen en eski binasıdır. 19. yüzyılın ortalarında Maarif Nazırı Mehmed Esad Safvet Paşa tarafından Müze-i Hümâyûn adıyla 1869 yılında kurulmuştur ve 13 Haziran 1891'de ana binanın inşaatı tamamlanıp ziyarete açılmıştır.
Müzenin birimleri
Müzenin koleksiyonunda, Balkanlar'dan Afrika'ya, Anadolu ve Mezopotamya'dan Arap Yarımadası'na ve Afganistan'a kadar, Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları içinde yer alan medeniyetlere ait eserler bulunmaktadır. Müze üç ana birimden oluştuğu için İstanbul Arkeoloji Müzeleri olarak adlandırılmaktadır.
Tarihçe
Osman Hamdi Bey'in Büstü ve Anısına Çakılan Plaketi
Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçen İstanbul Arkeoloji Müzeleri, ülkedeki ilk müzecilik faaliyetlerini bünyesinde barındırır. Osmanlı döneminde tarihî eser toplama merakı, Fatih Sultan Mehmed döneminden itibaren görülebilir ancak müzeciliğin resmi olarak kurumsallaşması, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin 1869'da 'Müze-i Hümayun' olarak kurulmasıyla denk gelmiştir. Müze-i Hümayun, Aya İrini Müzesi'nde toplanmış arkeolojik eserlerden oluşur ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin temelini oluşturur. Dönemin Maarif Nazırı Mehmed Esad Safvet Paşa, müzeyle yakından ilgilenmiş ve kişisel çabalarıyla müzeye eserler kazandırmıştır. Ayrıca, Galatasaray Lisesi'nden İngiliz asıllı Edward Goold, müze müdürü olarak atanmıştır. 1872'de Maarif Nazırı Ahmed Vefik Paşa, müzeyi tekrar kurarak Phillip Anton Dethier'i müdür olarak atanmıştır. Dethier'ın çalışmaları sonucunda Aya İrini kilisesi mekânının yetersiz olduğu anlaşılmış ve yeni bir bina yapılması gündeme gelmiştir. Ancak maddi imkânsızlıklar nedeniyle yeni bina yapılamaz ve Fatih Sultan Mehmet döneminde yapılan "Çinili Köşk" müzeye dönüştürülmüştür. Çinili Köşk, hala İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin bir parçası olarak hizmet vermektedir ve 1880'de restore edilerek açılmıştır. İstanbul Arkeoloji Müzeleri kompleksi içinde, en eski yapı olan Çinili Köşk, Türk çini ve seramik örneklerinin sergilendiği bir müzedir. II. Mehmed'in İstanbul'da yaptırdığı sivil mimari örneklerinin en eski örneğidir ve Selçuklu etkileri taşır. Yapının kapısında bulunan çini kitabede inşa tarihi olarak Miladi 1472 yazsa da, mimarı bilinmemektedir.[5]
- Lahitlerin İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ne taşınmasına dair belgeler
-
İskele yapım masraflarını gösterir belge
-
Lahitlerin Asir vapuru ile Sirkeci'deki Şimendifer İskelesi'ne getirildiğini gösteren belge
1881 yılında, Sadrazam Edhem Paşa'nın oğlu olan Osman Hamdi Bey'in müze müdürlüğüne atanmasıyla Türk müzeciliğinde yeni bir çağ açılmıştır. Bugün Eski Şark Eserleri Müzesi olarak bilinen bina, Osman Hamdi Bey tarafından II. Abdülhamid döneminde 1883 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi olarak inşa edilmiştir. Bu akademi, ileride Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin temelini oluşturacak ve Osmanlı İmparatorluğu'nda açılan ilk güzel sanatlar okulu olacaktır. Binanın mimarı Alexander Vallaury'dir. 1917 yılında içindeki akademinin Cağaloğlu'nda başka bir binaya taşınmasıyla bu bina, müzeler müdürlüğüne tahsis edilmiştir. Dönemin müze müdürü Halil Ehem Bey, Yakındoğu ülkelerinin ülkelerinin antik kültürlerine ait eserlerin Yunan, Roma ve Bizans eserlerinden ayrı olarak sergilenmesinin daha uygun olacağını düşünmüş ve binanın Eski Şark Eserleri Müzesi olarak düzenlenmesini sağlamıştır.
Okeanos heykeli.
Osman Hamdi Bey, Nemrut Dağı, Kyme, Marinave diğer Aiolia Nekropolleri'nde ve Lagina Hekate Tapınağı'nda kazılar gerçekleştirmiş ve bu alanlardan elde edilen eserleri İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergilemek üzere toplamıştır. 1887-1888 yıllarında Lübnan'daki Sayda'da yürüttüğü kazılar sonucunda Krallar Nekropolü'ne ulaşmış ve dünyaca ünlü İskender Lahdi dahil olmak üzere birçok önemli lahit ile İstanbul'a dönmüştür. Bu eserlerin sergilenebilmesi için yeni bir müze binasına ihtiyaç duyulmuştur. Osman Hamdi Bey'in talebi üzerine dönemin ünlü mimarı Alexandre Vallaury tarafından Çinili Köşk'ün karşısına inşa edilen ve Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) olarak adlandırılan İstanbul Arkeoloji Müzeleri, 13 Haziran 1891'de ziyarete açılmıştır. Bu tarih hala Türkiye'de müzeciler günü olarak kutlanmaktadır. Ana müze binasına, kuzey kanadı 1903'te ve güney kanadı ise 1907'de inşa edildi ve kanatların eklenmesiyle bugünkü ana müze binası oluşturulmuştur. Ayrıca, ana müze binasının güneydoğu bitişiğine, yeni sergi salonları ihtiyacını karşılamak amacıyla 1969-1983 yılları arasında bir ilave yapılmış ve bu bölüm Ek Bina olarak adlandırılmıştır. İstanbul Arkeoloji Müzeleri çoğul olarak bilinir bunun nedeni Eski Şark Eserleri Müzesi, Çinili Köşk Müzesi, Arkeoloji Müzesi olmak üzere üç ayrı müzenin var olmasıdır.
Galeri
İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde Sergilerden Antik Eserlerden Alıntılar
-
Hermafrodit Heykeli, Bergama
-
Arkaik Tapınak Alınlığı, Assos Behramkale
-
Eski Yunan Sergisi
-
Dua eden Meryem Ana Rölyefi
-
Roma İmparatoru II. Valentinian'ın Heykeli
-
Mari Valisi Puzur Ishtar
-
Bizans İmparatorlarının Sarkofaji Somaki Taşları
-
Kadeş Savaşı neticesinde III. Hattuşili ve Ramses-II arasında M.Ö. 1258'de imzalanan Kadeş Antlaşması'nın orijinal metni.
-
İslamî Seramikler
-
Mezopotamya Heykelleri
-
Babil Kabartmaları
-
Küçük Heykelcikler
-
Palmira Kabartmaları
-
Yunan Heykeli
-
Marcus Aurelius'un Büstü, Roma
-
Babil'deki İştar Kapısı'ndan bir panel
-
Eski Mısır Uzunluk Ölçüsü olan Nippur (Kübit) Ölçü Birimi, (yaklaşık 45cm'ye tekâbül eden uzunluk)
-
İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde antik çağdan kalma özgürlük meşalesi
-
İstanbul Arkeoloji Müzeleri ana giriş (Mart 2013)
-
İstanbul Arkeoloji Müzeleri ana girişteki tabelası (Mart 2013)
-
Arkeoloji Müzesinin (ana binanın) tabelası
-
İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Çinili Köşk (2018)
-
İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Eski Şark Eserleri Müzesi (eskiden Sanayi-i Nefise Mektebi) (Mart 2013)
-
İstanbul Arkeoloji Müzeleri, ana bina (Arkeoloji Müzesi)
-
Lucius Verus mermer portre başı
-
M.S. 1. yy kadın heykeli
-
M.S. 4. yy taç (Bergama)
-
Hadrianus heykeli
- 1928 - Türkiye ile Düyunu Umumiye (Osmanlı borçları) alacaklıları arasında sözleşme imzalandı.
- 1946 - Üniversitelere özerklik veren 4936 sayılı kanun kabul edildi.
- 1951 - Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Dean Acheson, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) Avrupalı üyelerinden Türkiye'nin Pakt'a kabul edilmesini istedi.
- 1952 - Fikir İşçileri Kanunu kabul edildi.
- 1962 - Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nden ayrılan Osman Bölükbaşı ve arkadaşları Millet Partisi'ni kurdu.
- 1966 - Ankara'da ilk kapalı devre televizyon yayını için hazırlıklara başlandı.
- 1971 - Kültür Bakanlığı kuruldu. Bakanlığa Talat Halman atandı.
- 1972 - THKP-C davasında hüküm giyen Necmi Demir, Kamil Dede ve Ziya Yılmaz'ın idam kararları Yargıtay'da bozuldu.
- 1973 - Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Devlet Güvenlik Mahkemeleri Kanunu kabul edildi.
- 1991 - Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında pasaport uygulaması kaldırıldı.
- 1993 - Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı seçilmesiyle boşalan DYP Genel Başkanlığına Tansu Çiller seçildi.
- 2000 - Papa II. Jean Paul'e suikast girişiminden İtalya'da cezaevinde yatan Mehmet Ali Ağca, Türkiye'ye iade edildi.
- 2013 - Sibel Siber, KKTC'nin ilk kadın başbakanı oldu.
- 2025 - İsrail'in İran'a yönelik saldırıları: İsrail, İran'a yönelik hava saldırıları başlattı.
Doğumlar
- 823 - II. Charles, Kutsal Roma İmparatoru (ö. 877)
- 839 - III. Charles, Kutsal Roma imparatoru (ö. 888)
- 1367 - Taejong, Joseon Krallığı'nın üçüncü kralıdır (ö. 1422)
- 1925 - Jak Kamhi, Türk iş adamı (ö. 2020)
- 1935 - Mehmet Üstünkaya, Türk iş adamı ve Beşiktaş JK yöneticisi (ö. 2000)
- 1952 - Hikmet Körmükçü, Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu ve seslendirme sanatçısı
- 1958 - Füsun Demirel, Türk tiyatro, film ve dizi oyuncusu ve çevirmen
- 1965 - Vahide Perçin, Türk tiyatro, film ve dizi oyuncusu
- 1971 - Tarık, Türk şarkıcı
- 1972 - Ufuk Sarıca, Türk eski basketbolcu
- 1991 - Onur Durmaz, Türk oyuncu
- 1997 - Arca Tülüoğlu, Türk basketbolcu
Ölümler
- 976 - I. Mansûr, 961-976 yılları arasında hüküm süren Samani hükümdarı
-
Mansûr bin Nûh bin Nasr
-
I. Mansûr
Farsça: منصور Emir
Şehinşah
I. Mansûr'un tahta çıkması, 14. yüzyıl çizimi
Sâmânî emiri Hüküm süresi 24 Kasım 961 – 13 Haziran 976 Önce gelen I. Abdülmelik Sonra gelen II. Nuh Ölüm 13 Haziran 976 Çocuk(lar)ı II. Nuh Hanedan Sâmânî Hanedanı Babası I. Nuh Dini SünnilikMansûr bin Nûh bin Nasr (I. Mansûr) (ö. 976) 961-976 yılları arasında hüküm süren Samani hükümdarı. I. Nuh'un oğludur.
Kardeşi I. Abdülmelik'in ölmesinden sonra, Samani Devleti'nin başına kimin geçeceği konusundaki belirsiz ortamda Alp Tegin'in etkili olması sonucu, Samani sarayında Alp tegin'nin hâkimiyetinden ve her işe müdahale edişinden kurtulmak isteyen bir yeni bir grup ortaya çıktı. Samani hanedan üyeleriyle ordu, Mansur bin Nuh'a sadakat yemini ederek, onu tahta geçirdiler. Alp Tegin ise kendi adayını zorla tahta çıkarmak için çaba göstermeye çalışsa da, askerlerine güvenmediğinden Buhara üzerine yürümekten vazgeçerek kendi has gulâmlarıyla beraber Belh'e çekildi ve bu şehri aldı. Alp Tegin'e karşı olanlar I. Mansûr'u onu yakalamak için ordu göndermeye ikna ettiler. Alp Tegin, kendisine doğru gelen 16.000 kişilik orduya karşı harekete geçerek Belh ile Hulm arasındaki, "Hulm Geçidi"nde yer tuttu ve 3.000 kişilik ordusuyla savaşı Nisan-Mayısıs 962'de kazandı ve Gazne'ye doğru yürüyerek 4 aylık bir çaba sonucunda 12 Ocak 963'te Gazne'yi ele geçirip, Gazne Devleti'nin temelini attı.
Gazneliler karşısında Büveyhiler ile iyi geçinen I. Mansur, 976'da öldü ve yerine oğlu olan II. Nuh geçti.
- 1036 - Zahir, 1021-1036 döneminde Fatimiler Halifeliği yedinci halifesi (d. 1005)
-
Zâhir (Fâtımî halifesi)
-
Zahir
Ali Az-Zahir Billah Fatımi Halifesi Hüküm süresi 23 Temmuz 1021 - 13 Haziran 1036 Önce gelen El-Hakim Bi-Emrillah Sonra gelen El Müstansır Billah Doğum 20 Haziran 1005
Kahire Ölüm 13 Haziran 1036
Kahire Çocuk(lar)ı Müstansır (Fâtımî halifesi) Tam adı Ebu'l Hasan az-Zāhir Billāh Alī bin El-Hakim Hanedan Fatımi Hanedanı Babası Hâkim (Fâtımî halifesi) Annesi Amina bin Abdullah bin El-Muizz Li-Dinillah Dini Şii İslam Makale serilerinden
- Tevhid
- İslam'da dört kitap
- İslam peygamberleri
- Muhammed sonrası
- İmamet
- Melekler
- İslam'da kıyamet
- Aşure Günü
- Tevessül
- İsmet
- Gayba
- Şii din adamları
- Dört Sadık Sahabe
- Erba'în Haccı
Şiîliğin bayram, mâtem ve anı günleri
- Tathir
- Sekaleyn
- Mübahele
- Gadir-i Hum
- Fatıma'nın evi
- İlk Fitne
- İkinci Fitne
- Kerbelâ Olayı
- Diğer tarihi olaylar
Kutsal kadınlar
- Fatıma
- Hatice bint Hüveylid
- Ümmü Seleme
- Zeyneb bint Ali
- Ümmü Gülsüm bint Ali
- Ümmü'l-Benîn
- Fatıma bint Hasan
- Rukiyye bint Hüseyin
- Rubab
- Şehrbânû
- Fatıma bint Musa el-Kâzım
- Hekime Hatun
- Nergis
- Fatıma bint Esed
- Ümmü Fervah
Makale serilerinden
- Tevhit
- Kur'an
- Melekler
- Peygamber
- Peygamberler
- Kur'an'da adı geçen peygamberler
- Kitaplar
- Kader
- Mahşer
- Ahiret
- Kıyamet
- Kıyâm-ı Kıyâmet
- Gadir-i Hum
- Nur (İslam)
- Bâtın (İslam)
- Zâhir (İslam)
- Yedicilik
- Pir
- Dâî
- Dâvah
- Kutsî-Dûa
- Takiye
- Reenkarnasyon
- Panenteizm
İsmaililik - i'tikadı yapıtaşları
- İmamet
- İmamiye (Şiilik öğretisi)
- Dört Sadık Sahabe
- İsmet
- Gayba
- Nizârî i'tikadı
- Mustâ‘lî i'tikadı
- Veçh-i Din
- Şablon:Kureyş soyağacı
- Muhammed
- Muhammed'in soyu
- Ali
- Fatıma
- Hasan bin Ali
- Hüseyin bin Ali
- Zeynelâbidîn
- Muhammed el-Bakır
- Ca'fer es-Sâdık
- Ebû’l-Hattâb el-Esedî
- Hattâbiyye
- Yediciler
- İsmail bin Ca‘fer es-Sâdık
- Karmatîlik
- Meymûn el-Kaddâh
- Muhammed bin İsmâil eş-Şâkir
- Vâfî Ahmed
- Muhammed et-Taki
- Razi Abdullah
- ‘Ubayd Allâh el-Medhî
- El-Kâ'im
- El-Mansûr
- El-Mu'izz
- El-Azîz
- Târik'ûl-Hâkim
- Ez-Zâhir
- Üniter Çağrı
- Hamza ibn Ali
- Neştekin ed-Derezî
- Bahâeddîn el-Mu'tenâ
- Dûrz’îyye
- Hikmet Risaleleri
- Seyyîd el-Tenukhî
- Mûstensir (Fatımi)
- Bedr el-Cemâli
- El-Melik el-Efdâl
- Nizâr el-Mustafâ
- Ahmed el-Mustâ‘lî
- Mansûr el-Âmir
- El-Hâfız
- Et-Tâyyîb
- Nizârî İmâmiyyesi Temsil Heyeti
Önemli Dâîler
- Abd'ûl-Melik bin Attaş
- Nâsır-ı Hüsrev
- Raşidüddin Sinan el-İsmaili
- Sabbah’îyye
- Hasan Sabbah
- Kiyâ Büzürgümmîd
- Muhammed bin Kiya Buzrug Ummid
- Pir Sadr'ed-Dîn
- Satpanth
- Tâyyîbî-Davûdî Dâ’î ve Me’zûnları
Nizârî-İsmaili Devleti ve Elemût – Belde’t-ûl’İkbâl
- El-Hâdî
- El-Môhtadî
- El-Kahir
- II. Hasan (Haşhaşi)
- II. Muhammed (Haşhaşi)
- III. Hasan (Haşhaşi)
- III. Muhammed (Haşhaşi)
- Rükneddin Hür Şah
- I. Ağa Han
- II. Ağa Han
- III. Ağa Han
- IV. Ağa Han
- Zeydilik
- İmamiye
- İsnâaşeriyye (Câferîler · Galiyye (Hurûfî-Bektaşî · Nusayrî-Alavîyyeh) · Kızılbaş -Alevilik)
- Bâtınî - İsmâil’îyye (Türkistan Aleviliği · Yedicilik (el-İsmâʿîliyyet’ûl-Hâlisa · Karmat’îyye) · Galiyye (Keyyâl’îyye · Dûrz’îyye · Haşhaşiler) · Nizârî-İsmâ‘îlîler · Mustâ‘li-Tâyyîbîler)
Zahir veya Ali Az-Zahir Billah veya tam künyesi: Ebū'l Hasan aẓ-Zāhir Billāh Alī bin El-Hākim (Arapça: , أبو الحسن “الظاهر بالله” علي بن الحاكم ). (d. 20 Haziran 1005 Kahire - ö. 13 Haziran 1036, Kahire). 1021-1036 döneminde Fatimiler Halifeliği yedinci halifesi.
Yaşamı
Halife olmasına kadar
4 Haziran 1005 (Hicri:20 Ramazan 395) tarihinde Kahire'de doğdu. Doğum ismi Ali Abdül Hasan (veya Ebu Ma'd) olarak verildi. Babası Fatımiler halifesi El-Hakim Bi-Emrillah, annesi Amina Fatima Halifesi olan İmam El-Muizz Li-Dînallâh'in oğlu Abdullah'ın kızı idi. Babası Halife ve İmam Hakim Bi-Emrullah'nın "kaybolması" nedeni ile 23 Temmuz 1021 'de 16 yaşında Fatımiler Halifesi ve İmam oldu. Tahta geçiş nedeni ile Fatımi ordusunu oluşturan birlik askerlerinin her birine özel bir ulufe olarak 20 dinar altın bağışlandı.
Sitt-ül-Mülk'ün naipliği
Zahir'in halifelik döneminin başında devletin idaresi halası (babası halife El-Hakim'in kızkardeşi) olan "Sitt-ül-Mülk" veya "Sitt-El-Nasr" (d.980 - o.?) elinde idi. Bu kadının tek başına devlet idaresi Zahir'in halifelik döneminin ilk dört yılında devam etti. Sit-ül-Mülk devlet idare etmekte iken kendine destek sağlamak için hem erkek hem de kadın danışmanlar kullanmakta idi. Sitt-ül-Mülk, Midad adli siyahi asıllı hadım köleyi Halife Zahir'e lala ve eğitmen olarak seçti. 1 Mayısıs 1024'te halife Zahir lalası Midad'a "Ebu'l Favaris" unvanını verdi. Bu törende okunan uzun bir buyruğa göre bu unvanla Midad Fatimi devamlı ordusu hakkındaki genel idaresinden yetkili olmakta ve ordunun askerlerinin günlük yaşamlarının idaresi de Midad'a verilmekte idi.
Sitt-ül-Mülk saray ve devletin malı işlerini idare etmesi için Vekilharcı olarak, kendi annanesini de bu görevde kullandığı, Abbas Ahmad bin Maghribi'yi atadı. Bu kişinin dirayetli mali idaresi sonucu Sit-ül-Mülk dönemi Fatımi devleti için iktisaden bir refah dönemi oldu.
Kendine sır katibi olarak, istihbarat toplamak ve Halifeye verilen istidaları inceleyip karar vermek için Sitt-ül-Mülk annesinin eski bir kadın kölesi olan Tekerrub adlı kadını görevlendirdi.
Sitt-ül-Mülk'ün uyguladığı başarılı politikalarının başında "Abdulrahman Bin İlyas Bin Ahmed"'in Mısır'a getirilerek tutuklatılması olmuştu. "Abdulrahman Bin İlyas Bin Ahmed" birinci Fatımiler Halifesi olan Mehdî 'nin büyük-torunu ve halife El-Hakim'in kuzeni idi ve Fatimilere karşı Şam 'da bir ayaklanma çıkarmıştı. Aynı zamanda Filistin'de bulunan Cerrâhîler idaresindeki ayaklanmacı Beni Tay aşireti reisi ile yakın temasta idi. Sitt-ül-Mülk Vezir olan Hatır El-Mülk Ammer bin Muhammed'e Şam'da bulunan bu kişiye bir mektup yazdırarak Filistin'deki ayaklanma tehlikesine karşı kendisine danışmanlık yapması için Kahire'ye davet etti. Fakat Abdulrahman Bin İlyas Bin Ahmed Kahire'ye geldiğinde tutuklandı ve dört yıl kadar Kahire'de zindanda kaldıktan sonra hastalandı ve Sitt-ül-Mülk'ün ölümünden üç gün önce 1026 hapiste iken bu hastalıktan öldü.
Sitt-ül-Mülk devlet işlerini dört yıl üzerine yüklenmiş iken alelade halk tarafından da popüler olarak tutulmaktaydı. Tarihçi ve biyografici İbn Hallikân'ın bildirdiğine göre
O gayet üstün yetenek gösterdi. Özellikle hukuki sorunlarda gayet yetenekli idi. Bundan dolayı halk tarafından gayet sevilip tutuldu.
Sitt-ül-Mülk'ün tek devlet idarecilik döneminde Vezirler sık sık değiştirildi. Bu nedenle devlet yönetiminde istikrar sağlanmadı. 1026'da Sitt-ül-Mülk öldükten sonra Fatimi saraylılarından oluşan üç kişilik bir "Veziriyet" heyeti devletin idaresini eline aldı. Bu heyet her gün Halife Az-Zahir ile birlikte toplanarak önemli devlet işlerini görüşüp kararlar almaya başladı.
Mısır'da kuraklık, açlık ve salgın
Mısır'da genellikle Nil Nehri mevsimlik selleri ile yatağından taşması ile nehir kenarındaki tarım arazilerinin gayet mümbit olmasını sağlamaktadır. Fakat 1023-1025 döneminde Nil Nehri nispeten kurumuştu ve bu seller ve nehrin yatağından taşması ortaya çıkmadı. Dolayısıyla Mısır'da kuraklık ortaya çıktı ve ülkenin tarımı büyük bir buhrana girdi. Ülkede tarımın buhrana girmesi ile büyük bir açlık başladı. Bunu kuraklık ve açlık halk arasında veba salgının başlayıp yayılması takip etti. Bu kuraklık, açlık ve salgın Mısır'da hem kırsal hem de şehirsel alanlarda gayet büyük sayıda ölümlere neden oldu.
Mısır köylüleri geçinebilmek için eşkıyalığa başladılar. Bu eşkıyaların saldırılarına Hicaz'a hacca gitmekte olan hacı adayları ve hacdan geri dönmekte olan hacılar bile hedef oldular. Devlet ülkede sığır ırkının kaybolmasını önleme hedefiyle sığır kesimini çok sıkı kurallar altına aldı ve hemen hemen büyük hayvan kesimleri bu kurallarla yasakladı. Süt ve süt mamülleri bulunmaz oldu; aynı şekilde tavuk eti ve yumurta hemen hemen ortadan kalktı. Develere bile yeter miktarda besin bulunamadığı için birçok deve kesildi. Devlet pazar müfettişleri kullanarak ve ekmek fiyatlarının çok altında buğday satarak ekmek fiyatlarının gayet yükselmesini önlemeye çalıştı. Ama kuraklık uzadıkça bu devlet buğday ve zahire ambarlarındaki stoklar da eriyip gayet düşük seviyelere indi. Ülkede halk at, katır, eşek gibi iş hayvanlarına ve evcil hayvanlarına yem ve iaşe bulunamadığı için bunları kesip insan beşini olarak kullandılar. Örneğin Kahire'de halifenin büyük saray ahırlarında bulunan çok sayıda at yem bulunmadığı için böylece telef oldular. Halife az-Zahir'in Kahire'de teftişler, ibadet ve gezintileri için sadece saray ahırında tek at bulunduğu ve halifenin maiyetinin at üzerindeki halifeyi yaya olarak takip ettikleri belgelenmiştir. Kuraklık ve büyük tarımın buhrana girmesi dolayısıyla devlet vergi toplayamaz hale düşmüştü ve devlet harcamalarına da gayet büyük zorlamalara olmakta idi.
1026'da Nil Nehri selleri tekrar yüksek olarak geldi. "Ziyadet el-nil" (Nil'in ziyadeliği) adı verilen nehrin yükselip taşıp geniş arazileri su baskınına uğratması da tarımda gayet yüksek verimler sağlanmasına neden oldu. Bundan sonra Nil Nehir'nin normal mevsimlik seyrini alması Mısır'ın tekrar münbit ve zengin tarım ülkesi olmasına geri dönmesini oluşturdu,.
Vezir Ali Bin Carcarai iktidar gücünü ele alması
Halife Az-Zahir'in son yıllarında "Ali Bin Carcarai" rakiplerini elimine ederek Vezir oldu ve devlet iktidar gücünü eline toplamayı başardı. 1024-1029 döneminde Filistin ve Suriye'de gayet ciddi Bedevi Arap aşiretleri isyanları çıkmıştı. Vezir Ali Bin Carcarai halife Az-Zahir'e Vezir olarak görevde iken önce 1029'a kadar Bedevi Arap aşiretlerinin isyanları ile devamlı uğraşmak zorunda kaldı. En sonunda "parçala-ve-yönet" siyasetini diplomatik yollarla gayet kurnazca kullanması sayesinde isyancı Bedevi Arap aşiretleri birbirlerine rakip düşürdü. Böylece zayıflayan ayaklanmacılar Fatimiler ordusu komutanı olan "Anuştekin ad-Dizbiri" tarafından kolayca ayrı ayrı tepelendi ve 1029'da Bedevi aşiretleri isyanlarının son bulması sağlandı.
Suriye isyanları
Zahir'in halife olması sırasında Fatimilerin Suriye'deki iktidar gücü yerel ayaklanmalar nedeni ile tehdit altına girmişti. Fakat Fatimilerin Türk asıllı askeri komutanı olan Anuştekin ad-Dizbiri'nin yetenekli idaresi ve gayreti ile bu tehdit ortadan kaldırıldı. Anuştekin'in ilk bastırma faaliyeti Arap Bedevi aşiret şeyhi olan Salih bin Mufraç'a karşı oldu.
1024'te Cerahi Hasan Bin Mufraç adlı bedevi aşiret reisi tekrar bir ayaklanma başlattı. Bu bedevi aşireti Bizanslılardan Halep şehrini eline geçirdi. Hasan Bin Mufraç burada bağımsız bir hükümdar gibi hüküm sürmeye başladı. Hemen bu sıralarda ve Beni Kilab aşiretinden aşiret reisi Sinan Bin Ulayyan ve Salih bin Mirdas da ayaklandılar. Hasan Bin Mufraç bunlarla bir müttefiklik anlaşması yaptı. Bu anlaşmaya göre Şam Sinan Bin Ulayyan; Halep Salih bin Mirdas ve Filistin ise Hasan Bin Mufraç idaresine verildi. Bu bedevi müttefikler üzerine gönderilen bir Fatimiler ordusu Aşkelon'da bu müttefikler mağlup ettiler. Fakat bu sırada Sinan Bin Ulayyan öldü. Bundan sona Beni Kilab aşireti Fatimiler'e destek vermeye başladı. Bu fırsatı yakalayan Fatimiler ordu komutanı Anuştekin ad-Dizbiri 1020'de Filistin'de Ukuvana'da Salih Bin Mirdaş ile Hasan Bin Mufraç'ın birleşik ordusunu büyük bir mağlubiyete uğrattı. Bu muharebede Salih Bin Mirdaş öldürüldü ve Hasan Bin Mufraç ise Bizanslılara kaçıp onlara sığındı. Böylece Anuştekin'in gayet yetenekli çabaları ile Suriye'de isyanlar bastırıldı ve Suriye üzerinde Fatimiler iktidar gücü tekrar güçlendirildi.
Bizanslılarla barış ve savaş
1028'de VIII. Konstantinos'in imparator olarak idare etmesinin son yılında Bizans İmparatorluğu ile Fatimiler arasında bir barış antlaşması yapıldı. Bu anlaşma Sultan Hakim'in emri ile yıktırılan Kudüs'teki Kutsal Kabir Kilisesi'nin restorasyonu kabul edildi.[2] Aynı antlaşma ile Konstantinopolis'te bulunan ve Kudüs'teki Sultan Hakim'in Kutsal Kabir Kilisesi'nin yıkmasına misilleme olarak yıkılıp harabeye döndürülmüş olan Arap müslüman camii restore edilmesi kabul edildi. Bizans arazilerinde bulunan tüm Müslüman camilerinde Cuma hutbelerinin sadece Fatimiler Halifesi adına olması da kabul edildi.
Fakat Bizanslılar ve Fatimiler arasındaki çatışmalar Suriye'deki bedevi Arap kabilelerinin Bizans arazilerinin yaptıkları ganimet alma ve köle toplama akınları ile devam etti.
Bizans İmparatoru olan III. Romanos Argyros 1030'da özellikle Halep'te yerleşik Salih Bin Murdaş'ın akınlarına karşılık olmak üzere büyük bir Bizans ordusuyla bir doğu askeri seferine girişti. Fakat bu büyük Bizans ordusu Antakya civarında bulunan "Azzaz"'da Fatımiler ordusu tarafından pusuya düşürüldü. Bizanslılar büyük bir mağlubiyete uğradılar ve Bizans ordusu büyük zayiat verdi.
İki yıl sonra 1032'de Fatimilere karşı Bizanslılar iki önemli başarı kazandılar. General Georgios Maniakes komutasındaki Bizans kara ordusu Edessa (modern Şanlıurfa) şehrini kuşatıp bu kentin tekrar Bizanslılar eline geçmesini sağladı. Fatimiler ordusunun bu şehri kuşatması ise Bizans Komutanı Georgios Maniakes tarafından yapılan direniş nedeni ile başarısız kaldı. Diğer taraftan 1032'de Akdeniz'de Bizans donanması Sicilya ve Mağrip'ten gelen ve Adriyatik Denizi kıyılarını talan etme hedefi olan bir Arap deniz filosunu büyük bir yenilgiye uğrattılar.
1032'de General Georgios Maniakes, Fatimiler'e gayet zayıf olarak tabi olan Sicilya Emirliği'ne karşı, Sicilya'ya bir deniz seferine geçti. Bu seferde başarılı oldu ve adanın hemen hemen yarısını eline geçirdi. Fakat Georgios Maniakes imparator ile anlaşmazlığa düştüğü için geri çekilmek zorunda kaldı ve Sicilya Emirliği kaybettiği arazileri geri almakta zorluk çekmedi.
Halifenin ölümü
Halife Az-Zahir Kahire'de çıkmış olan veba salgınında bu hastalığa tutularak 13 Haziran 1036'da öldü. On beş yıl Fatimiler Halifesi ve İmam görevi yapmıştı. Yerine halife olarak 6 yasında çocuk olan oğlu Müstansır geçti.
- 1231 - Padovalı Antonio, Fransisken rahibi, manevi doktrin uzmanı, tanınmış vaiz ve mucize gösterici (d. 1195)
- 1645 - Miyamoto Musaşi, Japon kılıç üstadı (d. 1584)
- 1933 - Şeref Bey, Türk futbolcu, teknik direktör ve futbol hakemi (Beşiktaş futbol şubesinin kurucusu ve ilk kaptanı) (d. 1894)
- 1965 - Refik Fersan, Türk besteci ve müzik bilimci (d. 1893)
- 1974 - Turgut Zaim, Türk ressam ve dekoratör (d. 1906)
- 1982 - Halid bin Abdül Aziz, Suudi Arabistan Kralı (d. 1912)
- 1987 - Cemil Meriç, Türk yazar ve çevirmen (d. 1916)
- 2019 - Şeref Has, Türk eski millî futbolcu ve teknik direktör (d. 1936)
![]()
Yorumlar
Yorum Yap