14 Haziran Tarihte Bugün Miladi takvime göre yılın 165. günü.
Olaylar
- 1777 - Yıldızları ve şeritleri olan ilk ABD bayrağı, Kongre tarafından Amerika Birleşik Devletleri bayrağı olarak kabul edildi. (Önceki bayrakta yıldızların olduğu bölümde İngiltere bayrağının renkleri bulunuyordu)
- 1789 - Darıdan damıtılarak yapılan ilk viski, Amerikalı din adamı vaiz Elijah Craig tarafından üretildi. Bu tür viskiye Bourbon adı verildi, çünkü bu din adamı Kentucky'nin Bourbon ilçesinde yaşıyordu.
- 1839 - Jandarma Teşkilatı kuruldu. Teşkilatın ilk nizamnamesi olan Asakir-i Zaptiye Nizamnamesi yürürlüğe konuldu.
-
Jandarma Genel Komutanlığı
Etkin
14 Haziran 1839 (186 yıl önce)
Ülke
Türkiye
Bağlılık
Türkiye İçişleri Bakanlığı
Sınıfı
Jandarma
Tipi
Genel kolluk kuvveti
Görevi
Adli, askerî ve mülki görevler
- Emniyet, asayiş ve kamu düzeni
- Ceza ve tutukevlerinin dış koruması, sevk ve nakil hizmetleri
- Adli kolluk hizmetleri
Türk Silahlı Kuvvetleri (seferberlik ve savaş durumunda; belirlenecek birimler) Karargâh Beştepe, Ankara Slogan Jandarma bir kanun ordusudur.
Etkin. Caydırıcı. Saygın. Renkleri Kırmızı, Mavi Marş Jandarma Marşı Yıl dönümleri 14 Haziran
(Kuruluş yıl dönümü) Website jandarma.gov.tr Komutanlar Komutan Orgeneral Ali Çardakcı Komutan yardımcıları- Orgeneral Hüseyin Kurtoğlu
- Korgeneral İsmail Balıbek
- Korgeneral Münir Güzel
- Korgeneral Aykut Tanrıverdi
Şualı Ayyıldız
Jandarma Genel Komutanlığı, Türkiye'de il ve ilçe belediye sınırları dışında kalan veya polis teşkilatı bulunmayan yerler ile sahil güvenlik bulunmayan kıyı, deniz ve sahillerde görev yapan silahlı genel kolluk kuvvetidir. 1983 tarih ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Kanunu ile 1934 tarih ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Sâlahiyet Kanunu'nda ve diğer yasalarda kendisine verilen görevleri yerine getiren Jandarma Teşkilatı, İçişleri Bakanlığına bağlı olarak çalışır. Belirlenecek jandarma birlikleri; seferberlik ve savaş hâlinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin emrine geçer.
Tarihçe
Osmanlı Atlı Jandarma Birliği
Osmanlı dönemi
2004 yılına kadar Zaptiye Müşirliğinin kuruluş tarihi olan 16 Şubat 1846'da kurulduğu düşünülen Jandarma Teşkilatı hakkında, 1839 yılına kadar arşiv kayıtlarına rastlandığı için Teşkilatın kuruluş tarihi 1839 olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Kuruluş tarihi tam olarak saptanamadığından 1839 tarihi, Asakir-i Zaptiye Nizamnamesi'nin kabul tarihi olan 14 Haziran 1869 ile birleştirilerek 14 Haziran 1839 tarihi elde edilmiş ve bu tarih Teşkilatın kuruluş günü olarak kutlanmaya başlamıştır.
16 Şubat 1846 tarihinde Seraskerliğe bağlı Zaptiye Müşirliği kurularak eyalet ve sancaklardaki Umuru Zaptiye teşkilatları bu kurum bünyesine alınmıştır. Tek makamdan komuta edilen bu yeni askerî zabıta sınıfı, iç güvenlik ve kamu düzenini sağlamakla görevlendirilmiştir. 14 Haziran 1869 tarihindeyse ilk Jandarma tüzüğü olarak bilinen Asakir-i Zaptiye Nizamnamesi kabul edilmiştir. Nizamname'de öngörüldüğü üzere her vilayette alay, tabur, bölük ve takım şeklinde yapılanan ve personeli piyade ve süvarilerden oluşan Zaptiye Alayları kurulmuştur.
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından Sadrazam Mehmet Sait Paşa, Batı tarzı bir zabıta teşkilatı oluşturulmasına yardımcı olmaları için ülkeye İngiliz ve Fransız subaylar davet etmiştir. Yapılan çalışmalar doğrultusunda teşkilatlanmada reformlar yapılarak ve 20 Kasım 1879 tarihinde yine Seraskerliğe bağlı olarak çalışan Umum Jandarma Merkeziyesi kurulmuştur.
Jandarma, 1909 yılında İkinci Meşrutiyet'le kurulan Harbiye Nezâretine bağlanmış ve adı Umum Jandarma Kumandanlığı olarak değiştirilmiştir. Ardından, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı boyunca bir yandan önceki görevlerine devam etmiş, diğer bir yandan da pek çok cephede ordunun bir parçası olarak ülke savunmasına katkı sağlamıştır.
Cumhuriyet dönemi
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte pek çok kurumunda olduğu gibi Jandarmada da yeniden düzenlemelere gidilerek 1918 yılında kapatılan Jandarma Astsubay Okulu İzmit'te yeniden açılmış; Sabit Jandarma Bölge Müfettişlikleri ile İl Jandarma Alay Komutanlıkları yeniden yapılandırılmış ve Seyyar Jandarma Birlikleri kuvvetlendirilmiştir. 10 Haziran 1930 tarihli ve 1706 sayılı Jandarma Kanunu doğrultusunda, Komutanlık bugünkü hukuki konumuna ulaşmıştır. 1935 yılına gelindiğinde Jandarma Subayları Harp Okulunda yetiştirilmeye başlanmış; 1937 yılındaysa Jandarma Teşkilat ve Vazife Nizamnamesi kabul edilmiştir. Komutanlık, 1939 yılında Sabit ve Seyyar Jandarma Birlikleri ile Jandarma Eğitim Birlikleri ve Okulları olmak üzere üç kısım olarak yeniden yapılandırılmıştır.
16 Temmuz 1956 tarihli ve 6815 sayılı Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanun, Gümrük ve Tekel Bakanlığına bağlı bir tümen olan Gümrük Umum Kumandanlığının sınır, kıyı ve karasularının güvenliğini sağlama, gümrük bölgelerinde kaçakçılığı engelleyip takip etme ve soruşturma görevlerini Jandarma Genel Komutanlığına verilmiştir. Kanunun kabulünden bir yıl sonra Jandarma Sınır Birlikleri tugay hâline getirilmiş; ayrıca Jandarma Eğitim Tugayları da oluşturmuştur. 1961 yılına gelindiğinde Jandarma Bölge Komutanlıkları kurulmuş; iki yıl sonra Foça'da Jandarma Komando Okulu açılarak Jandarma Komando Birlikleri kurulmuştur. 1968 yılında Diyarbakır'a Hafif Helikopter Bölük Komutanlığı ismiyle Jandarma Havacılık Birliği kurulmuştur. Daha sonra Jandarma Komando ve Havacılık Birlikleri, 1974 yılında düzenlenen Kıbrıs Barış Harekâtı'na katılmıştır.
12 Eylül Askerî Darbesi'nin ardından 1982 yılında kıyı ve karasuların korunması görevi Sahil Güvenlik Komutanlığına devredilmiş; bir yıl sonra 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu kabul edilmiştir. 1988 yılına gelindiğinde kara sınırlarının korunması ve güvenliğinin sağlanması görevleri Kara Kuvvetleri Komutanlığına verilmiş olsa da İran ve Suriye sınırının bir kısmı ile Irak sınırının tamamının korunması hâlâ Jandarmanın sorumluluğundadır. Daha sonra, 23 Mart 1989 tarihinde başlatılan, suç delillerinin bilimsel ve teknolojik yöntemlerle araştırılmasına yönelik bir çalışma kapsamında, 1993 yılında Ankara'ya Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı, 1994 yılında Van, 1998 yılında Bursa, 2005 yılındaysa Aydın Jandarma Bölge Kriminal Laboratuvar Amirlikleri kurulmuştur. Daha sonra Bursa Laboratuvarı, AB'nin desteğiyle yeni bir hizmet binası inşa edilmek suretiyle İstanbul'a taşınmıştır. Aydın Laboratuvarının ise 2025 yılı içerisinde öz kaynaklarla İzmir'e inşa edilen yeni modern laboratuvar binasına taşınması planlanmaktadır.
15 Temmuz Askerî Darbe Girişimi'nin ardından ilan edilen olağanüstü hâl kapsamında çıkan 25 Temmuz 2016 tarihli ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Jandarma yapısında sivilleştirmelere gidilerek tamamen İçişleri Bakanlığına bağlanmıştır.
Cumhuriyet tarihinde ilk kez; Jandarma Genel Komutanlığında bir kadın, generalliğe terfi etti: Özlem Yılmaz, 2022 yılında tuğgeneral rütbesine terfi ederek Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkan Yardımcısı olarak atandı.
Yapılanma
Geçmiş
Jandarma Genel Komutanlığı, 15 Temmuz Darbe Girişimi'nin ardından çıkartılan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi'nden önce Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir parçası olarak Silahlı Kuvvetlerle ilgili görevleri, eğitim ve öğrenim bakımından Genelkurmay Başkanlığına, emniyet ve asayiş işleriyle diğer görev ve hizmetlerin yürütülmesi yönündense İçişleri Bakanlığına bağlı; Jandarma Genel Komutanı'ysa İçişleri Bakanı'na karşı sorumluydu. Genelkurmay Başkanlığınca lüzum görülen hâller ile sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hâllerinde gerekli olan bölümü ile Kuvvet Komutanlıkları emrine girer, kalan bölümü ile Jandarma Genel Komutanlığı emrinde normal görevlerine devam ederdi.
2015 yılındaki İç Güvenlik Reformu kapsamında Jandarma Genel Komutanlığının askerî yapısı gevşetilmiş ve bağlılık yönünden İçişleri Bakanlığının rolü daha da etkin hâle getirilmiştir. Reform kapsamında İl Jandarma Komutanlarının; Jandarma Genel Komutanı, Genelkurmay Başkanı, İçişleri Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın imzalayacağı müşterek bir kararnameyle; İlçe Jandarma Komutanlarının ise Jandarma Genel Komutanı'nın teklifi ve İçişleri Bakanı'nın onayıyla atanması öngörülmüştür.
Günümüz
668 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile Komutanlık yapısı daha sivil hâle getirilmiştir. Bu amaçla Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'ndaki Jandarmanın, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir parçası olarak Silahlı Kuvvetlerle ilgili görevleri, eğitim ve öğrenim bakımından Genelkurmay Başkanlığına bağlı olduğuna yönelik hüküm kaldırılmış; Komutanlık tamamen İçişleri Bakanlığına bağlanmıştır. Komutanlık teşkilatının; kuruluş, kadro ve konuş yerlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri esaslarına göre Genelkurmay Başkanlığının görüşü alınarak düzenlenmesi hükmü kaldırılmış; Komutanlığın, Kuvvet Komutanlıkları emrine girmesi durumu da yeniden düzenlenmiştir. Savaş ve seferberlik hâllerinde ise hangi birimlerin emre gireceğinin belirlenmesinde Genelkurmay Başkanlığının görüşünün alınması öngörülmüştür.
Jandarma Genel Komutanı ile Yardımcılarının, generallerin ve İl Jandarma Komutanlarının atamalarında Genelkurmay Başkanlığının teklifi gerekliliği kaldırılarak diğer subay ve astsubayların atanmalarında İçişleri Bakanlığı yetkili kılınmıştır.
Görevleri
“ Jandarma her zaman yurt, ulus ve cumhuriyete aşk ve sadakatle bağlı tevazu, fedakârlık ve feragat örneği bir kanun ordusudur. ”Jandarma Genel Komutanlığı Karargâhı
2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'na göre jandarmanın görevleri; adli, askerî, mülki ve diğer görevler olmak üzere dört ana başlık altında toplanmaktadır.
Adli
Topkapı Sarayı'nda nöbet tutan bir jandarma eri
- Suç ve suçluları ortaya çıkarmak
- Suçluları yakalamak
- Suç delillerini adli makamlara intikal ettirmek
- Cumhuriyet savcısının talimatı ile hazırlık soruşturması yapmak
-
Mülki
- Genel emniyet ve asayişin sağlanmasına yönelik hizmetlerin ilgili mevzuata uygun olarak yürütülmesini sağlamak
- Toplumun asayiş suçundan nasıl korunacağı hakkında halkın bilgilendirilmesi, çocukların ve gençlerin suça yönelmesi ve suçta kullanılmasını önleyici tedbirlerin alınması hizmetlerini yürütmek
- Asayiş suçları hakkındaki bilgi ve istatistikleri değerlendirmek, suç analizi yapmak veya yaptırmak ve bunları değerlendirerek asayiş suçlarının önlenmesi için suçla mücadele yöntemlerini belirlemek,
- Suç işlenmesini önleyici faaliyetleri yürütmek,
- Kaçakçılığı engellemek, takip etmek ve soruşturmak
- Ceza infaz kurumlarının ve tutukevlerinin dış korunmalarını yapmak, başta adli makamlar olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlara hükümlü ve tutuklu sevk etmek, cezaevleri arası nakilleri gerçekleştirmek.
-
Askerî
- Kanunlarla verilen askerî hizmetleri yerine getirmek
-
Jandarma devriye arabası
S-70i
Diğer
- Adli, askerî ve mülki görevler dışında kalan, kanun ve nizamlar ile emir ve alınan kararlar doğrultusunda yürütülmesi gereken, tesis ve şahıs koruması ile nakil emniyeti gibi görevlerdir.
-
Birimler
Merkez ve taşra teşkilatında 2016 sonrasında gerçekleşen reformlarla köklü değişiklikler yaşanmıştır. Yurt sathından konuşlu bulunan 10'un üzerindeki bölge komutanlığı sayısı 6'ya düşürülmüştür. Bu değişiklikteki ana amaç güvenlik riskinin daha az olduğu bölgelerde bölge jandarma komutanlığı gibi bürokratik yapıların ortadan kaldırılmasıdır. Ancak geçmişte güvenlik riski yoğun olan bölgelerde koordinasyon ve operasyonel esneklik amacıyla bölge komutanlıkları bulunmaktadır. Bunun yanında askerî kimliğin yanında gelişen kolluk vazifesine yönelik adımlar atılmış ve birçok birim tugay/ alay/ tabur gibi isimleri bırakıp merkez, daire başkanlığı gibi görev belirten ünvanları kullanmaya başlamıştır. Bölge jandarma komutanlığı çatısı altında bulunmayan il jandarma komutanları doğrudan Genel Komutana bağlıdır.
2023 yılı İl J.K.larının atamasında ise 6'ya düşürülen tüm bölge komutanlıkları kapatılmıştır.
-
- 1846 - Meksika-Amerika Savaşı sırasında Kaliforniya Cumhuriyeti, Meksika'dan bağımsızlığını ilan etti.
- 1900 - Hawaii, Amerika Birleşik Devletleri'ne katıldı.
- 1909 - Dernek kurma özgürlüğüne ilişkin ilk yasa olan "İçtimaatı Umumiye Kanunu" kabul edildi.
- 1925 - Göztepe SK kuruldu.
- 1935 - Etibank Genel Müdürlüğü kuruldu.
- 1935 - Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kurulmasına ilişkin yasa, TBMM'de kabul edildi.
- 1935 - Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nün kurulmasına ilişkin kanun kabul edildi.
- 1937 - Hatay Devleti'nin bağımsızlığı, TBMM'de onaylandı.
- 1949 - Vietnam Devleti kuruldu.
- 1951 - İlk ticari bilgisayar olan UNIVAC I tanıtıldı ve ilk makine "ABD Nüfus Müdürlüğü"ne tahsis edildi. (İkincisini Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri alacaktır.)
- 1977 - Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, Hükûmet kurma görevini CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'e verdi.
- 2001 - Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'ın 1996'da oluşturdukları "Şanghay Beşlisi" adlı yapılanmaya, Özbekistan'ın da katılmasıyla Şanghay İşbirliği Örgütü kuruldu.
Doğumlar
- 1521 - Takiyüddin, Türk hezârfen, gök bilimci, mühendis ve matematikçi (ö. 1585)
-
Takiyüddin
-
Takıyyüddin Mehmed b. Zeynüddin Ma‘rûf
III. Murad’a sunulan Şehinşahname’deki Takıyüddin'in rasathanesi minyatürü
Doğum 14 Haziran 1526
Şam, Osmanlı İmparatorluğu Ölüm 18 Şubat 1585 (63 yaşında)
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu Defin yeri Yahya Efendi Tekkesi, Beşiktaş, İstanbul Meslek Hezârfen; Gök bilimci, Matematikçi, Fizik, Optik, Mekanik, Saat Bilimci ve Doğa Felsefesi Milliyet Türk Dönem 16. yüzyıl Konu Astronomi ve Matematik ağırlıklı multidisipliner pozitif bilimler Akrabalar Babası: Kadı Zeynüddin Ma‘rûfEtkilendikleri
Takiyüddin bin Maruf-i (Osmanlıca: تقي الدين محمد بن معروف الشامي السعدي ; İngilizce: Taqi al-Din) (14 Haziran 1521 - 18 Şubat 1585), Osmanlı Türkü[2] hezârfen, gökbilimci, mühendis, matematikçi ve mekanik bilimci.
Osmanlı'nın en önemli astronomlarından olan Takiyüddin, 14 Haziran 1526 tarihinde Şam'da doğdu ve Mısır ve Şam'da yetişti. 1550 yılında İstanbul'a gelen Takiyüddin, 1577 yılında III. Murat'ın fermanıyla Tophane sırtlarında bir gözlemevi kurmuştur. Sinüs/tanjant hesaplarını tablolar halinde kullanıma sunmuş, 841'i Türkçe 1337 eser oluşturmuştur. Akıldışı söylentiler sonucu Tophane sırtlarındaki gözlemevi Padişah (III. Murat) emriyle yıkılmıştır. Yeni bir gözlemevi ancak 300 yıl sonra kurulmuş ancak bu sefer de 31 Mart ayaklanmasına kurban gitmiştir.
Kepler'in hocası Tycho Brahe ile aynı zamanda yaşamış ve yaklaşık aynı gözlemleri yapmıştır. Rasathane yıkıldığı için çalışmaları son bulmuştur. Diğer taraftan Kepler, Brahe'nin gözlemlerini kullanarak Kepler yasaları diye bilinen gezegenlerin dönüşleri ile ilgili yasaları keşfetmiştir.
Hayatı
Ana madde: Takiyüddin'in Rasathanesi
1526‘de Türk kökenli bir ailenin üyesi olarak Şam'da doğdu. 1521'de Doğmuş olduğu bilgisi yanlıştır. Eğitiminden sonra Tennis kadılığına atandı. Kadılığı sırasında yaptığı gözlemler ile ün kazandı. 1571'de Mustafa Çelebi'nin ölümünden sonra II. Selim tarafından saray müneccimbaşılığına atandı. 1574 yılında Galata Kulesi'nde gözlem çalışmalarına başlamıştır. Hoca Saadettin ve Sokullu Mehmet Paşa'nın desteği ve Padişah III. Murat'ın fermanıyla 1577 yılında Tophane sırtlarında Takîyüddîn'in yönetimi altında bir gözlemevi olan Takiyüddin'in Rasathanesi kurulmuştur. 1580 yılında topa tutularak yıkılmıştır.
Matematik, Astronomi ve Trigonometrik Değerler
Takiyüddin Ekliptik Ekvator arası açıyı 23° 28 dk olarak hesaplamıştır.
Takiyüddin, sinus, kosinus, tanjant ve kotanjantın tanımlarını vermiş, ispatlarını sergilemiş ve cetvellerini hazırlamıştır. Ekliptik ile ekvator arasındaki 23° 27' lik açıyı, 1 dakika 40 saniye farkla 23° 28' 40" şeklinde bularak o tarihte ilk kez gerçeğe en yakın ve doğru dereceyi hesaplamıştır. Ayrıca çok eskiden beri kullanılmakta olan altmışlık kesirlerin yerine ondalık kesirleri Astronomi'de ilk kez kullanmaya başlamıştır.
Optik
Takiyüddin, bir astronom olarak optiğe ve ışığın doğasının incelenmesine çok aşinaydı. Bu çalışmalardan Kitābi (Takîyüddîn'in Optik Kitabi veya Taqī al-Dīn's Book of Optics) bir kitap doğdu. Çalışmalarının deneysel kanıtlara dayandığını ve daha önceki edebi eserlerle ilgili vardığı sonuçlarla hiçbir ilgisi olmadığını kaydetti ve araştırdığı fenomenlerin her birinde ışığın aynı olduğunun altını çizdi.
Görüş
Yansıma Açısı
Eski çağlarda Yunanlar üzerinde yapılan ilk çalışmalarda, görmenin doğasına ilişkin farklı görüşler birbirine zıttı. Biri gözden bir nesneye doğru yayılan ışınlardan bahsederken, bir diğeri ışığın nesnelerden yayıldığını ve gözümüzün sadece gözlemlediğini belirtiyordu. Her iki teori de taraftarlarıyla övünürdü ama Takiyüddin, ışığın bir cisimden çıktığını ve gözümüzle algılandığını deneysel olarak gözlemleyebilmişti. ” Geceleri yıldızları gecikmeden görebildiğimiz için, ışığın bizim ürettiğimiz bir şey değil onlardan geldiği açıktır. Bundan, ışığın renginin bu nedenle nesnenin ışığında kapsandığı sonucuna vardı. Ayrıca, tek bir noktadan gelen ışığın bir küre içinde dışarı doğru hareket edebileceğini, bireysel ışık ışınlarının ise düz çizgiler halinde ilerlediğini iddia etti. Son olarak, bir nesnenin renginin, bir nesnenin yansıma ve kırılma özelliklerinden kaynaklandığını gösterdi.
Refleks
Arap dünyasında yansıma kavramı zaten bilinmesine rağmen, Takiyüddin konuyu biraz daha araştırmış ve aynadan yansıyan ışık ışınlarının küresel bir şekil alarak farklı yönlerde yayıldığını fark etmiştir. Ayrıca gelen ışının, yansıyan ışının ve normal ışının aynı düzlemde olduğunu keşfetti. Ayrıca, geliş açısının ve yansıma açısının aynı olduğuna göre, gözlem yasası ve yansıma yasası hakkında kanıtlayıcı kanıtlar sağladı. Sonunda, yayılan ışık ışınlarının bile yansıtan yüzeyle aynı renge sahip olduğunu keşfetti.
Refraksiyon
Bir süredir keşfedilen yansıma gibi, kırılma da bir süredir biliniyordu ve kırılan ışığıntıpkı yansıyan ışık gibi küresel bir kabuk içinde yayılır ve içinden geçtiği malzemenin rengini de alır. Ayrıca, bir ışık ışınının bir ortamdan diğerine gidip gelmesi halinde, açısının iki maddenin yoğunluğuna bağlı olarak büküleceği de biliniyordu. Yansımalar gibi, gelen ışın, kırılan ışın ve normal ışın aynı yerdedir, ancak kırılma açısı her zaman gelme açısından daha küçüktür. Bunun tek istisnası, gerçekte kırılmayan dikey ışınlardır. Bununla birlikte Takiyüddin, "farklı gelen ışınların kırılma açıları arasındaki farkın, geliş açıları arasındaki farktan daha az olduğunu" keşfetti. Ayrıca, olay açısının büyük olayın kırılma açısına oranının, küçük olay için aynı orandan daha büyük olduğunu da fark etti. Bunlar hemen hemen bizim modern optik kurallarımızdır ve Takiyüddin başarısız olmasına rağmen Snell yasasına öncülük etmeye bile çalıştı.
Reflikasyon Ray diagramı
Saat Mekaniği
Takiyüddin'in Icadı olan Astronomik Saat örneği
Mekanik saatlere olan bu yoğun talep nedeniyle Sadrazam Takiyüddin'den ezanın tam olarak ne zaman okunduğunu gösterecek bir saat yapmasını istedi. Bu, kısa ömürlü gözlemevindeki araştırmaları boyunca kullandığı "al-Kawakib al-Durriya fi Bengamat al-Dawriyya" adlı mekanik saatlerin yapımı üzerine ilk kitabını MS 1563'te yazmasına yol açacaktı. "Gök cisimlerinin hareketine dair gerçek bir hermetik ve damıtılmış algı" getirmenin avantajlı olacağına inanıyordu. Takiyüddin saatlerin nasıl çalıştığını daha iyi anlamak için Semiz Ali Paşa'nın hazinesine girmenin yanı sıra birçok Avrupalı saat üreticisinden bilgi almak için zaman ayırdı ve sahip olduğu birçok saatten öğrenebileceği her şeyi öğrenmek.
İncelenen saat türleri
Takiyüddin Sadrazamı'nın hazinesindeki saatlerden üç farklı tipini incelemiştir. Bu üçü ağırlık tahrikli, yay tahrikli ve manivelalı eşapmanla tahrikliydi. Bu üç tür saat hakkında yazdı, ancak cep saatleri ve astronomik olanlar hakkında da yorumlar yaptı. Takiyüddin, Baş Gök bilimci olarak mekanik bir astronomik saat yarattı. Bu saat, Konstantinopolis rasathanesinde daha kesin ölçümlere izin vermek için yapıldı. Yukarıda belirtildiği gibi, bu saatin yaratılmasının on altıncı yüzyılın en önemli astronomik keşiflerinden biri olduğu düşünülüyordu. Taqī al-Dīn, her dakikası beş saniyeden oluşan, saatleri, dakikaları ve saniyeleri gösteren üç kadranlı mekanik bir saat yaptı. Bu saatten sonra, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki saat yapımının büyük bir kısmının Avrupalılar tarafından devralındığı göz önüne alındığında, Takiyüddin'in mekanik saatlerle ilgili çalışmalarının devam edip etmediği bilinmemektedir.
Buhar
Takiyüddin'in icatlarından biri olan Buhar Türbini
1551 yılında Takiyüddin Buhar tarihinde önemli olan kendi kendine dönen bir şiş tanımladı. Al- Turuq al-samiyya fi al-alat al-ruhaniyya'da (Manevi Makinelerin Yüce Yöntemleri) al-Dīn bu makineyi ve bunun için bazı pratik uygulamaları anlatır. Şiş, daha sonra aksın ucundaki çarkı döndüren kanatlara buhar yönlendirilerek döndürülür. Al-Dīn ayrıca dört su yükseltme makinesi tanımladı. İlk ikisi hayvan tahrikli su pompalarıdır. Üçüncü ve dördüncü, her ikisi de bir çarkla sürülür. Üçüncüsü slot-rod pompa, dördüncüsü ise altı silindirli pompadır. Nihai makinenin dikey pistonları, çark tarafından çalıştırılan kamlar ve trip-çekiçlerle çalıştırılır. Bu makinelerin açıklamaları, daha modern motorların çoğundan önce gelir. Örneğin, al-Dīn'in tarif ettiği vidalı pompa, paçavra ve zincir pompanın tanımı 1556'da yayınlanan Agricola'dan önceye dayanıyor. İlk olarak Cezeri tarafından tanımlanan iki pompalı motor, aynı zamanda buhar motorunun da temelini oluşturuyordu.
Astronomi
- Sidrat muntahā al - afkār fī malakūt al - falak al - dewwar (al - Zīj al - Shāhinshāhī): Takiyüddin'in astronomi alanındaki en önemli eserlerinden biri olduğu söylenir. Bu kitabı hem Mısır'da hem de İstanbul'da gözlemlerine dayanarak tamamladı. Bu çalışmanın amacı, Semerkand'da tasarlanan ve Konstantinopolis Rasathanesi'nde ilerletilen bir proje olan Zīj - i Ulugh Beg'i iyileştirmek, düzeltmek ve nihayetinde tamamlamaktı. Yazısının ilk 40 sayfası, sinüs, kosinüs, teğet ve kotanjant gibi trigonometrik fonksiyonlara vurgu yaparak trigonometrik hesaplamalara odaklanıyor .
- Jarīdat al - durar wa harīdat al - fikar, Takiyüddin'in astronomi alanındaki en önemli ikinci eseri olduğu söylenen bir zîctir. Bu zīj, astronomik tablolarda ondalık kesirlerin ve trigonometrik fonksiyonların ilk kaydedilen kullanımını içerir. Eğrilerin ve açıların derece kısımlarını da ondalık kesirlerde hassas hesaplarla verir.
- Dustūr al - tarjīḥ li - qawā ҁ id al - tasṭīḥ, Taqī al-Dīn'in diğer geometrik konuların yanı sıra kürenin düzleme izdüşümüne odaklanan önemli bir eseridir.
- Taqī al-Din, mermer bir yüzey üzerine çizilmiş güneş saatlerini ve özelliklerini tartışan Rayḥānat al - rūḥ fī rasm al - sā ҁ āt ҁ alâ mustawī al - suṭūḥ kitabının da yazarı olarak kabul edilmektedir.
-
Saatler ve mekanik
- al - Kawakib al - durriyya fī waḍ ҁ al - bankāmāt al - dewriyya Takiyüddin tarafından 1559 yılında yazılmış ve mekanik-otomatik saatleri konu almıştır. Bu eser, İslam ve Osmanlı dünyasında mekanik-otomatik saatler üzerine yazılmış ilk eser olarak kabul edilir. Bu kitapta, Alī Paşa'yı, özel kütüphanesini ve Avrupa mekanik saatleri koleksiyonunu kullanmasına ve incelemesine izin verdiği için katkıda bulunan biri olarak kabul ediyor.
- al - Ṭuruq al - saniyya fī al - ālāt al - rūḥāniyya, daha önce Banū Mūsā ve Ismail al- Cezari tarafından gözlemlenen ve incelenen bir konu olan saatlerin geometrik-mekanik yapısını vurgulayan Takiyüddin'in ikinci mekanik kitabıdır. (Ebu'l- ҁ İzz el Cezeri).
-
Fizik ve Optik
- Nawr Hadīqat al - abṣar wa - nūr ḥaqīqat al - Anẓar, Takiyüddin'in fizik ve optiği tartışan bir eseriydi. Bu kitap ışığın yapısını, ışık ve renk arasındaki ilişkiyi, ayrıca difüzyon ve küresel kırılmayı
-
İstanbul Rasathanesi
Kuruluşu
Osmanlı Devleti'nde 16. yüzyılda namaz vakitlerinin belirlenmesi, kıble yönünün tayin edilmesi ve takvimin hazırlanması için gökbilim kullanılmaktaydı ancak kurulan küçük çaplı rasathanaler gündelik hayata yönelik oldukları için uzun ömürlü olmamıştı. 1571'de Müneccimbaşı Mustafa Çelebi ölünce yerine Müneccimbaşılığa atanan Takiyüddin'i himayesi altına alana Vezir Sokullu Mehmet Paşa ve Hoca Sadettin Efendi, onun gözlemevi kurma isteği ile ilgilendiler ve onu desteklediler.
Uluğ Bey Zîci'nin gününü doldurduğunu, günün ihtiyaçlarına uygun olmadığını ve yeni gözlemler ışığı altında yeni tablolar oluşturulmasının gerekliliğini açıklayan bir layiha hazırlayıp padişah III. Murat'tın huzuruna çıkan Takiyüddin, Padişahın adıyla anılacak bir zîc hazırlamakla görevlendirilerek rasathanenin kurulması için izin, yer ve ödenek aldı; rasathanenin müdürlüğüne atanarak inşasına nezaret etme görevi de kendisine verildi.
Kaynaklara göre gözlemevinin kurulması için hükûmetin tahsis ettiği masraf on bin altındır; Bu tutar o dönemde büyük bir miktardır ancak Merâga ve Semerkand gözlemevlerinin masrafları göz önüne alındığında oldukça düşüktür.
KonumuDüzenle
Gözlemevinin yerleşim yeri için İstanbul'da Avrupa yakasında bulunan yüksek bir yer olan Tophane sırtlarındaki bir bölge seçilmiştir. Bu yer kimilerine göre "Galatasaray Mektebi'nin bulunduğu mevki civarında"; kimi kaynaklara göre Galata Kulesi'nde ve Galata Sarayı'da; kimilerine göre ise Galata Dağı'nın tepesindedir.
Hüseyin Ayvansarayî'nin 18. yüzyıl sonlarında yayımlanan Hadikatü'l Cevami adlı eserinde, bir rivayete göre Galata Kulesi'nin Takiyüddin tarafından bir gözlemevi olarak yaptırıldığından; ancak bu gözlemevinin Padişah III. Murad tarafından Ocak 1580'de yarısına kadar yıktırılsa da kulenin yıkılmadığından bahsedilir. Aynı eserin başka bir yerinde ise Tophane'de yer alan kulenin, Hoca Sâdeddin Efendi'nin "astronomiyle uğraşan devletlerin kısa sürede yıkılması" yönündeki ifadelerinden ötürü yıktırıldığı ifade edilir. Tayyarzâde Ahmed Atâ'nın Tarih-i Atâ adlı eserinde, kulenin 1582 civarında Takiyüddin tarafından gözlemevi olarak kullanma amacıyla tamir ettirildiği belirtilir. Takiyüddin de Cedvel-i Esma-i Buldan adlı eserinde, Galata'daki bir kulede gözlemler yaptığından bahseder. Mehmed Süreyya, bu gözlemevinin Galata Kulesi'nde kurulduğunu belirtse de Johannes Heinrich Mordtmann, Mehmed Süreyya'nın Tarih-i Atâ'da geçen "Tophane üstünde kulle-i cebelde" ("Tophane üstündeki tepenin zirvesinde") ifadesindeki "büyük bağ evi" anlamına gelen "kulle" sözcüğünün "kule" olarak yorumlanmasıyla birlikte "hatalı olarak" gözlemevinin Galata Kulesi'nde olduğu çıkarımında bulunduğunu ifade eder. Kulenin, Takiyüddin'in gözlemevi olduğu yönündeki iddialar günümüzde geçerliliğini korumamaktadır; ancak Takiyüddin, gözlemevinin inşası öncesinde Galata Kulesi'nde birtakım çalışmalar gerçekleştirmiştir.
Yıkılışı
İddiaya göre rasathanenin tamamlanmasının üzerinden birkaç ay geçtikten sonra beliren bir kuyruklu yıldız nedeniyle Sultan III. Murad, Takiyüddin'den kehanette bulunmasını talep etmiş, o da bu yıldızın bir mutluluk ve saadet devrinin habercisi olduğu tahmininde bulunmuştu. Ancak bunun tam aksine o devirde ortaya çıkan bir salgın hastalığın getirdiği felaket nedeniyle rasathanenin muhaliflerinin sayısında bir hayli artış olmuştu. Takiyüddin, gözlemlerine bir iki yıl daha devam edebilmişti. Bazı kaynaklar ise bilime muhalif bir tarikatın yıkım kararının alınmasında etkili olduğunu belirtmektedir.
İstanbul'dan izlenen 1577 Büyük Kuyruklu Yıldızı ve İstanbul planı
İlber Ortaylı'ya göre İstanbul'daki bir depremden sonra halk ayaklanmış ve depremin rasathane yüzünden olduğunu söylemişlerdir. Sarayın önünde büyük gösteriler olmuş, bunun üzerine III. Murat, denizden top atışı ile rasathaneyi yıktırmak zorunda kalmıştır.
Kimi araştırmacılar[kim?] rasathanenin yıkılmasının gerçek sebebinin bir siyasal çekişme olduğu iddia edilmiştir. Rasathanenin kurulmasına önayak olan Hoca Sadettin Efendi'nin Şeyhülislam Kadızade Ahmet Şemsettin Efendi ile farklı siyasi gruplarda yer alması ve bu gruplar arasındaki çekişmenin yıkıma sebep olduğu sanılmaktadır.
Rasathanede Kullanılan Araçlar
Takiyüddin, resimde gösterildiği gibi Tycho Brahe'nin daha sonra kullandığına benzer bir çerçeveli sekstant icat etti.
Takiyüddin, astronomik aletler üzerine, Takiyüddin'in Konstantinopolis gözlemevinde kullanılan astronomik aletleri anlatan İmparatorun Kataloğu Gözlem Aletleri adlı önemli bir risale yazdı. Bunlar arasında silahlı küre, paralaktik cetvel ve usturlap gibi eski aletler; evrensel usturlap, azimut ve duvar kadranları ve sekstantlar gibi Orta Çağ Müslüman enstrümanları; ve kendi icat ettiği çeşitli enstrümanlar arasında muşabbaha bi'l manattiq, çerçeveli bir sekstant kordonların belirlenmesi içinTycho Brahe'nin daha sonra kullandığına benzer ekinokslar ve azimutları ve yükseklikleri ölçmek için ahşap bir kadran. Bununla birlikte, en önemli astronomik aleti, Düşüncelerin Uç Noktasındaki Nabk Ağacı'nda " saatleri, dakikaları ve saniyeleri gösteren üç kadranlı mekanik bir saat " olarak tanımladığı "gözlemsel saat" dir. Her dakikayı beş saniyeye böldük." Bu, yıldızların doğru yükselişini ölçmek için kullanıldı.. Yüzyılın başında saatler astronomik amaçlar için kullanılacak kadar doğru olmadığından, bu, 16. yüzyıl pratik astronomisindeki en önemli yeniliklerden biri olarak kabul edilir.
Türünün en eski örneklerinden biri olan "dikkat çekici modern görünümlü" bir Dünya küresi, Takiyüddin'in Konstantinopolis gözlemevinde Takiyüddin tarafından inşa edildi.
Kitapları ve Eserleri
Astronomi
- Sidrat muntahā al - afkār fī malakūt al - falak al - dewwar (al - Zīj al - Shāhinshāhī): Takiyüddin'in astronomi alanındaki en önemli eserlerinden biri olduğu söylenir. Bu kitabı hem Mısır'da hem de İstanbul'da gözlemlerine dayanarak tamamladı. Bu çalışmanın amacı, Semerkand'da tasarlanan ve Konstantinopolis Rasathanesi'nde ilerletilen bir proje olan Zīj - i Ulugh Beg'i iyileştirmek, düzeltmek ve nihayetinde tamamlamaktı. Yazısının ilk 40 sayfası, sinüs, kosinüs, teğet ve kotanjant gibi trigonometrik fonksiyonlara vurgu yaparak trigonometrik hesaplamalara odaklanıyor.
- Jarīdat al - durar wa harīdat al - fikar, Takiyüddin'in astronomi alanındaki en önemli ikinci eseri olduğu söylenen bir zîctir. Bu zīj, astronomik tablolarda ondalık kesirlerin ve trigonometrik fonksiyonların ilk kaydedilen kullanımını içerir. Eğrilerin ve açıların derece kısımlarını da ondalık kesirlerde hassas hesaplarla verir.
- Dustūr al - tarjīḥ li - qawā ҁ id al - tasṭīḥ, Taqī al-Dīn'in diğer geometrik konuların yanı sıra kürenin düzleme izdüşümüne odaklanan önemli bir eseridir.
- Taqī al-Din, mermer bir yüzey üzerine çizilmiş güneş saatlerini ve özelliklerini tartışan Rayḥānat al - rūḥ fī rasm al - sā ҁ āt ҁ alâ mustawī al - suṭūḥ kitabının da yazarı olarak kabul edilmektedir.
-
Saatler ve mekanik
- al - Kawakib al - durriyya fī waḍ ҁ al - bankāmāt al - dewriyya Takiyüddin tarafından 1559 yılında yazılmış ve mekanik-otomatik saatleri konu almıştır. Bu eser, İslam ve Osmanlı dünyasında mekanik-otomatik saatler üzerine yazılmış ilk eser olarak kabul edilir. Bu kitapta, Alī Paşa'yı, özel kütüphanesini ve Avrupa mekanik saatleri koleksiyonunu kullanmasına ve incelemesine izin verdiği için katkıda bulunan biri olarak kabul ediyor.
- al - Ṭuruq al - saniyya fī al - ālāt al - rūḥāniyya, daha önce Banū Mūsā ve Ismail al- Cezari tarafından gözlemlenen ve incelenen bir konu olan saatlerin geometrik-mekanik yapısını vurgulayan Takiyüddin'in ikinci mekanik kitabıdır. (Ebu'l- ҁ İzz el Cezeri).
-
Fizik ve Optik
- Nawr Hadīqat al - abṣar wa - nūr ḥaqīqat al - Anẓar, Takiyüddin'in fizik ve optiği tartışan bir eseriydi. Bu kitap ışığın yapısını, ışık ve renk arasındaki ilişkiyi, ayrıca difüzyon ve küresel kırılmayı tartıştı.
- 1881 - Kaptanzade Ali Rıza Bey, Türk söz yazarı ve besteci ("Yıldızların Altında" ve "Efem" şarkılarının) (ö. 1934)
- 1899 - Selim Sarper, Türk siyasetçi (ö. 1968)
- 1945 - Coşkun Göğen, Türk sinema oyuncusu
- 1955 - Perihan Savaş, Türk oyuncu
- 1967 - Adem İmdat Kesici, Türk araştırmacı yazar ve halk şairi (ö. 2025)
- 1981 - Özgür Çelik, Türk siyasetçi
- 1983 - Şebnem Kimyacıoğlu, Türk millî eski basketbolcu ve avukat
- 1994 - Metin Sevinç, Türk oyuncu
- 2005 - Ata Berk Mutlu, Türk oyuncu
Ölümler
- 767 - Ebû Hanîfe, Hanefi mezhebinin kurucusu (d. 699)
- 1972 - Dündar Taşer, Türk asker, 27 Mayısıs darbecisi ve Millî Birlik Komitesi üyesi (d. 1925)
- 1994 - Ahmet Kostarika, Türk sinema oyuncusu (d. 1927)
- 2008 - Avni Anıl, Türk bestekâr (d. 1928)
- 2013 - Ethem Sarısülük, Ankaralı kaynak işçisi (d. 1986)
- 2019 - Ergün Uçucu, Türk tiyatro, sinema, dizi oyuncusu ve seslendirme sanatçısı (d. 1940)
- 2021 - Gündoğdu Duran, Türk besteci ve güfte yazarı (d. 1937)
- 2021 - Selçuk Tekay, Türk besteci ve keman sanatçısı (d. 1953)
Özel günler
- Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları Günü
![]()
Yorumlar
Yorum Yap