Tarih

18 Ekim 1822

Mithat Paşa, Osmanlı Devlet adamı ve sadrazam (ö. 1884)

18 Ekim 1822

18 Ekim Tarihte Bugün Miladi takvime göre yılın 291. günü

 

Olaylar

  • 439 - Sonraki Vey imparatoru T'ai-wu Chü-ch'ü'yü yok ettiğinde (18 Ekim 439 tarihinde), Aşina'nın 500 hanesi Cücenlerlere koşup Chin-shanlara (Altay dağları) yerleşti.
  • 1867 - ABD, Alaska'yı Rusya'dan 7,2 milyon dolar karşılığında alarak topraklarına kattı.
  • 1898 - ABD, Porto Riko'nun sahibi oldu.
  • 1920 - Türkiye Komünist Fırkası, Ankara'da resmen kuruldu.
  • 1920 - Saimbeyli'nin kurtuluşu
  • Saimbeyli

    İlçe

    Türkiye'de yeri
    Türkiye'de yeri

    Koordinatlar: 37°59′06″N 36°05′24″E

    Ülke Türkiye İl Adana Coğrafi bölge Akdeniz Bölgesi İdare  • Kaymakam Emre Aydın  • Belediye başkanı Mahmut Dal (AK Parti) Yüzölçümü  • Toplam 989 km² Rakım 971 m Nüfus

     (2018)

     • Toplam 15.338 Zaman dilimi UTC+03.00 (TSİ) Posta kodu 01740 İl alan kodu 0322 İl plaka kodu 01

    Resmî site

     

     

     

    Saimbeyli, Adana ilinin nüfus bakımından en küçük ilçesidir. Eski adı Haçin (Ermenice: Հաճն Hacn) olup, ilçeyi Fransız işgalinden kurtaran Saim Bey'in hatırasına, ismi Saimbeyli'ye çevrilmiştir. İlçe merkezinin nüfusu 2021 yılı nüfusu ADNKS'e göre 14.030 kişidir. Adana'ya uzaklığı 157 km'dir ve Saimbeyli'ye bağlı 33 mahalle bulunmaktadır. Ekonomik olarak Kozan'a bağlıdır.

    Tarihçe

    İlçenin kuruluşu hakkında elde kesin bilgiler bulunmaktadır.
    Tarihi kalıntılara göre Hititler devrine kadar uzanmaktadır. İlçenin eski adı Haçin'dir. Bu ismin de ovaya egemen olan Anavarza Beyliğin'den geldiği ve Bey Toryo'nun oğlunun adı olduğu bilinmektedir. Bölge çeşitli uygarlıkların etkisi altında kalmıştır. Osmanlı döneminde Maraş sancağının Elbistan kazasına bağlanmıştır. Kurtuluş savaşı sırasında Fransız işgali altında kalmış, 18 Ekim 1920'de Yüzbaşı Doğan ve Kaymakam Saim Bey tarafından kurtarılan bölge 1922 yılında Kaymakam Saim Bey'den dolayı bu adı almış, yeni bir ilçe olarak kurulmuştur.
    1928 yılında da bugünkü yerine nakledilmiştir.

    Saimbeyli ile ilgili ilk bilgileri, ilçeyi ziyaret eden seyyahlar ve araştırmacılardan öğrenmekteyiz: V.Langlois (1852 -1853), Rahip Alishan (1800'lü yılların sonu), W. M.Ramsay (1800'lü yılların sonu), F.X.Schaffer (1900'lü yılların başı), C.Texier (19. y.y ilk yarısı) gibi seyyahlar Saimbeyli'yi ziyaret etmiş ve ilçenin ekonomik ve sosyal yaşantısının yanı sıra tarihsel dokusu ile ilgili bilgiler de vermişlerdir.
    İlçe 1800'lü yıllardan itibaren bu seyyahlarca Hadchin, Hadjine, Hacın, Hadschin ve Haçin olarak adlandırılmıştır. W. M. Ramsay ise ilçenin Roma ve Bizans Dönemleri'ndeki adının Badimon olduğunu yazmaktadır.

    Çukurova Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nden Y.Doç. K.Serdar Girginer tarafından yürütülen “Adana İli ve Çevresi Arkeolojik Yüzey Araştırmaları Projesi” kapsamında ilçenin 2003 yılında çok kapsamlı ve titiz bir çalışmayla arkeolojik kültür envanteri çıkarılmış ve ilçeyle ilgili ilk bilimsel sonuçlar elde edilmiştir.

    Bu çalışmadan elde edilen veriler ışığında İlçe tarihinin Roma Dönemi'ne kadar uzandığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada ilçede Roma, Bizans ve Ermeni Dönemi yerleşmelerine ait pek çok anıtsal eser tespit edilmiş ve İlçenin zengin kültürü Arkeolojik literatüre kazandırılmıştır.

  •  

  • 1924 - TBMM'nin yeni binası hizmete açıldı.
  • 1936 - Atatürk, Ankara Hipodromu'nda at yarışlarını izledi.
  • 1944 - Sovyetler Birliği, Çekoslovakya'yı işgal etti.
  • 1954 - Texas Instruments şirketi ilk transistörlü radyoyu üretti.
  • 1976 - Başbakan Süleyman Demirel, Fırat nehri üzerindeki Karakaya Barajı ve hidroelektrik santralının temelini attı.
  • 1991 - Azerbaycan, Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını ilan etti. İlk defa 28 Mayısıs 1918'de bağımsız olan Dünya Azerileri, bugünü "Cumhuriyet günü" olarak kutluyorlar.

Doğumlar

  • 1127 - Go-Shirakawa, Japonya'nın geleneksel veraset düzenine göre 77. imparatoru (ö. 1192)
  • 1130 - Zhu Xi, Çin'in Neokonfüçyüsçülük alanındaki en önemli filozof isimlerinden biri (ö. 1200)
  • 1822 - Mithat Paşa, Osmanlı Devlet adamı ve sadrazam (ö. 1884)
  • Midhat Paşa Osmanlı Sadrazamı Görev süresi
    19 Aralık 1876 - 5 Şubat 1877 Hükümdar II. Abdülhamid Yerine geldiği Mütercim Mehmed Rüşdü Paşa Yerine gelen İbrahim Edhem Paşa Görev süresi
    31 Temmuz 1872 - 19 Ekim 1872 Hükümdar Abdülaziz Yerine geldiği Mahmud Nedim Paşa Yerine gelen Mütercim Mehmed Rüşdi Paşa Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye Nâzırı Görev süresi
    12 Mart 1873 - 21 Eylül 1873 Görev süresi
    21 Ağustos 1875 - 28 Kasım 1875 Kişisel bilgiler Doğum Ahmed Şefik Midhat
    18 Ekim 1822
    İstanbul Ölüm 8 Mayısıs 1884 (61 yaşında)
    Taif, Hicaz, Osmanlı İmparatorluğu Defin yeri Abide-i Hürriyet, İstanbul

    Temmuz 1910 tarihli Resimli Kitab dergisinde Mithat Paşa'yı, hususi katibiyle bir arada gösteren bir fotoğraf.

    Ahmed Şefik Midhat Paşa (18 Ekim 1822, İstanbul - 8 Mayısıs 1884, Taif), Osmanlı devlet adamıdır. İki kez sadrazam, Tuna, Aydın, Bağdat ve Suriye Valisi olan Midhat Paşa, ilk Osmanlı anayasası olan Kânûn-ı Esâsî'yi hazırlayan kurulun başkanlığını yaptı.

    Midhat Paşa, Padişah Abdülaziz (1861-1876) döneminde savunduğu reform politikalarıyla tanınmış ve iki kez sadrazamlık yapmıştır. Valilikteki başarılarını sadrazamlığında gösterememiştir. İlk sadrazamlığında açığı olan bütçeyi fazla vermiş gibi göstermesi, saray erkanı ile rüşvet ve yolsuzlukla mücadele kapsamında girdiği mücadele ve sürtüşmeler görevden alınmasına sebep olmuştur. Öte yandan ilk sadaretinde Abdüllaziz'in arasının iyi olduğu Mısır hidivi İbrahim Paşa'ca iknası akabinde Mısır'a dış borçlanma yetkisi veren fermana karşı çıkmış ancak bunda başarılı olamamış, neticede Mısır İngiliz hâkimiyetine girmiştir. 1876'da Abdülaziz'in tahttan indirilmesiyle sonuçlanan askeri darbenin liderlerinden biri olmuş, aynı yıl padişah V. Murat'ın tahttan indirilerek II. Abdülhamid'in tahta geçirilmesi olayında da belirleyici rol oynamıştır. Abdülhamid döneminde 2. sadareti başlamıştır. Abdülhamid'in 23 Aralık 1876'da ilan ettiği Kanun-u Esasinin mimarlarından biridir. Balkanlarda Rusya’nın kışkırtmalarıyla çıkan ayaklanmalar ve Rusya’nın savaş tehditleri karşısında, padişahın karşı görüşü ve Lord Salisbury’nin uyarılarına rağmen İngiltere’nin yardım edeceğine inanarak İmparatorluğu Rusya ile savaşa sürüklemiş ve bu savaş Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihindeki en büyük felaketlerden biri olan 93 Harbi olarak tarihe geçmiştir. Bu olaylardan kısa bir süre sonra Mithat Paşa Abdülhamid’in gözünden düşerek sürgüne gönderilmiş, 1881’de Abdülaziz’e suikast suçlamasıyla Yıldız Sarayı’nda kurulan Yıldız mahkemesi tarafından idama mahkûm edilmiştir. Cezası Abdülhamid tarafından Taif’te hapis cezasına çevrilmiş ancak üç yıl sonra muhafızları tarafından öldürülmüştür. Cinayetin II. Abdülhamid’in emriyle işlendiğinden şüphelenildiyse de kesinlikle kanıtlanamamıştır.

    Mithat Paşa Tanzimat reformlarını gerçekleştiren kuşağın önde gelen temsilcilerinden biridir. Ancak Tanzimat’ın asıl lider kadrosunu oluşturan Mustafa Reşit, Âli ve Keçecizade Fuat Paşalarca fazla radikal ve istikrarsız bulunarak dışlanmış ve nispeten geç yaşta ön plana çıkma olanağı bulabilmiştir. 1860’larda Tuna ve Bağdat vilayetlerindeki başarılı reform çalışmaları Mithat Paşa’nın kariyerinin zirve noktası olarak görülür. 1870’lerdeki iki kısa sadrazamlığı siyasi çatışmaların ve büyüyen mali krizin gölgesinde kalmıştır. 1876 krizinde Mithat Paşa’nın bir Cumhuriyet rejimi tasarladığı iddia edilmiştir. Bu iddia Abdülhamid yıllarında paşanın zevaline yol açmış, ancak 1908 ve 1923’ten sonraki yıllarda yeniden kazandığı itibarın temelini oluşturmuştur.

    Dolmabahçe’de 1947’de inşa edilen BJK İnönü Stadyumu 1951’de Demokrat Parti hükûmetince Mithatpaşa Stadyumu olarak adlandırılmış, ancak 1973’te İnönü Stadyumu adı iade edilmiştir.

    Hayatı

    Mithat Paşa

    18 Ekim 1822’de İstanbul’da dünyaya geldi. Rusçuklu Hafız Mehmed Eşref Efendi’nin oğludur. Dedesi Rusçuklu Hacı Ali Efendi'dir. Aile Bektaşi geleneğine bağlıydı. Asıl adı Ahmet Şefik idi. “Övülen” anlamındaki Mithat ismi, Dîvân-ı Hümâyûn Kaleminde görev yaparken amirleri tarafından verilmiştir.

    Çocukluğu babasının naip (kadı vekili) olarak bulunduğu Vidin ve Lofça’da geçti. Burada 10 yaşındayken hâfız oldu ve "Hafız Şefik" ismiyle anılmaya başlandı. 12 yaşında iken İstanbul’a geri döndü; Dîvân-ı Hümâyûn Kalemi’nde görev aldı. Bir yandan da Fatih camii’nde ünlü hoca efendilerin derslerini izledi; Arapça, Farsça, mantık ve İslâm hukuku öğrendi.

    1840 yılında Sadaret Mektub-i Kalemi’ne atandı; iki yıl burada çalıştıktan sonra 1842'de Şam, 1843'de Sayda'da Defterdar Faik Bey'in maiyetinde kâtiplik yaptı. 1845'de Faik Efendi'nin istifası üzerine İstanbul'a döndü. Aynı yıl bu sefer Ebubekir Sami Paşa'nın maiyetinde Konya, 1847'de ise Kastamonu’da divan kâtibi olarak görev yaptı. Sami Paşa'nın 1848'de Kastamonu Valiliğinden alınması üzerine İstanbul'a döndü. Bu sırada 1848'de Antakyalı Lamia Hanım’la İstanbul’da evlendi. Bir rivayete göre 1848'de yolsuzluklarla mücadele hakkında hazırlayıp gönderdiği bir rapor dönemin sadrazamı Mustafa Reşit Paşa'nın beğenisini kazanınca İstanbul'a çağrıldı. Memuriyet hayatına İstanbul’da devam etti ve Reşit Paşa tarafından himaye edildi. Fakat bu rivayet arşiv belgelerince yalanlanmıştır. Arşiv belgelerinde Kastamonu'dan İstanbul'a dönüş sebebinin Sami Paşa'nın istifası olduğu ve yine Sami Paşa'nın maiyetinde İstanbul'dan ayrılıp bir süre Selanik'te çalıştığı, burada Sami Paşa'nın vefatı üzerine 1849'da tekrar İstanbul'a döndüğü belgelerde belirtilmektedir.

     

    Mithat Paşa

     

    Tuna Valiliği

    Mithat Paşa’nın Fransızca ve Osmanlıca el yazısı

    İlk Sadrazamlığı

    İstanbul'a dönüşünden sonra mevcut sadrazam Mahmut Nedim Paşa'ya muhalefetini açıkça belli etti. Mahmut Nedim Paşa'ya muhalif olan herkes Midhat Paşa'nın etrafında toplanmaya başladı. Midhat Paşa'ya Bağdat Valiliğinden istifasından sonra bir yıl görev verilmedi. Sadrazam Mahmut Nedim Paşa onu merkezden uzaklaştırmak için Sivas'a vali olarak göndermek istedi ancak bunu kabul etmedi; Edirne valiliği teklifini ise kabul etmek zorunda kaldı. Ne var ki görev yerine gitmeden önce onu huzuruna kabul eden padişah kendisini sadrazam atadı.

    31 Temmuz 1872'de başlayan sadrazamlığı yalnız 80 gün sürdü. İlk işi Mahmut Nedim Paşa'nın çeşitli görevler veya sürgünlerle merkezden uzaklaştırdığı muhaliflerini affedip İstanbul'a çağırmak oldu. Özellikle vilayet teşkilatları; Anadolu, Irak ve Suriye coğrafyasında kurulacak çeşitli telgraf ve demiryolu hatlarıyla meşgul oldu. Geçen yıl Mahmut Nedim Paşa'nın bütçe açık vermesine rağmen fazla yazdırdığını söyleyerek mahkemeye çıkmasına sebep oldu. Aynı zamanda mahkemece Mahmud Nedim Paşa'nın 100 bin lira usulsüz harcama yaptığı söylenerek 100 bin lira tazminat ödenmesine hükmedildiyse de Sultan Abdülaziz bu cezayı affetti. Paşa'nın sadareti sırasında meydana gelen bir diğer önemli gelişme Sultan Abdülaziz ve Hidiv İsmail Paşa'nın ısrarıyla Mısır Hidivine dış borç alma yetkisi verilmesi oldu. Midhat Paşa, Osmanlı hazinesinin geldiği durumu gördüğünden bunun önünün alınamayacağını ve Mısır hazinesinin iflasına kadar gideceğini söyleyerek izin vermek istemedi. Hatta yayınlamak zorunda kaldığı kanunda muğlak ifadeler kullanarak tam olarak borç alma yetkisi vermedi. Bunun üzerine Hidiv İsmail Paşa öfkelenerek kanunu geri gönderip tekrar yazılmasını istedi. En sonunda Midhat Paşa izin vermek mecburiyetinde kaldı. Tüm bunların sonunda Mahmud Nedim Paşa'nın padişahı Midhat Paşa aleyhinde doldurması, Hidiv İsmail Paşa'nın şikayeti, saray kökenli olmaması sebebiyle padişah huzurunda nasıl davranılacağını bilmemesi, Topkapı Sarayı'na padişah hariç kimsenin atla giremeyeceğini bilmeyerek Hırka-i Saadet Dairesi'nin olduğu kısma atla girmesinin lakâytlığına yorulması, Niş Valiliğinden beri kendisini sevmeyen Rus elçiliğinin şikayetleri gibi sebeplerle 80 günün sonunda 19 Ekim 1872'de görevden azledildi.

     

    Düşüş ve Sürgün

    Padişah II. Abdülhamid 5 Şubat 1877'de Mithat Paşa'yı sadrazamlıktan azlederek, bir gemiyle ülke dışına sürdü. Bir süre Avrupa'da kalan ve ertesi yıl Girit'e dönmesine izin verilen Mithat Paşa, Aralık 1878'de affedilerek Suriye valiliğine atandı, ancak İstanbul'a gelmesi kesinlikle yasaklandı. İki yıl kadar süren Suriye valiliği sırasında yollar, köprüler ve okullar yaptıran; Şam, Beyrut ve Akkâ'da geniş caddeler açtıran; Trablus şehri ile Mine kasabası arasında bir tramvay hattı kuran; Dürzî isyanını bastıran Mithat Paşa'nın[5] Suriye'de bağımsız bir devlet kurma yolunda olduğuna ilişkin kuşkular üzerine 1880'de Aydın (İzmir) valiliğine gönderildi.

    9 ay süren Aydın valiliği döneminde polis ve jandarma ekipleri düzenleyerek, suçlulara karşı ciddi bir uğraş verdi; daha önceki valinin başlattığı okul inşaatlarını tamamlattı; bir sanat okulu yaptırdı; Urla, Çeşme ve Seferîhisar yollarını yaptırarak hizmete soktu.

    Bu esnada II. Abdülhamid başta sadrazam Sait Paşa olmak üzere Mithat Paşa'ya karşı yine kışkırtılmış ve Saray tarafından İzmir'e seryaverlerden biri suikast düzenleme amacıyla gönderilmiştir. Kendisi ve tüm ailesinin katledilmesi planlandıysa da önceden Mithat Paşa dostlarından bunu öğrenmiştir. 5 Mayısıs 1881'de konağının bir askerî birlikçe sarılması üzerine Fransız konsolosluğuna sığındı. Fransa, Tunus'u ele geçirme planları yapmaktaydı ve Osmanlı Devleti ile ilişkilerini bozmak istemediğinden sığınma talebini geri çevirdi. Üç gün sonra hükûmetin güvence vermesi üzerine teslim oldu.

    Mithat Paşa’nın Şişli’de Âbide-i Hürriyet’teki anıt mezarı

    İstanbul'a getirilen Midhat Paşa sarayda kurulan özel bir mahkeme (Yıldız mahkemesi) tarafından Abdülaziz'in öldürülmesiyle suçlanarak yargılandı. Osmanlı topraklarında ilk kez eski bir sadrazam yargılanmaktaydı, saray topraklarında padişah tarafından bizzat seçilen bir mahkeme kurulu tarafından yargılandı. Yargılamanın sonunda idama mahkûm edildi.

    II. Abdülhamid bu cezayı ömür boyu hapis cezasına çevirdi. Arabistan'da Taif Kalesi'ne sürülen paşa, 3 yıl burada sıkı denetim altında yaşadıktan sonra 8 Mayısıs 1884 gecesi muhafızları tarafından boğularak öldürüldü. Bu cinayetin padişahın emri ile gerçekleştiği ileri sürüldü ise de bu konuda 1909 ihtilalinden sonra araştırılan Yıldız Sarayı evrakı arasında dahî kanıt bulunamamıştır.

    Mithat Paşa'nın cenazesi 1951'de Taif'ten getirildi ve 26 Haziran 1951'de cumhurbaşkanı Celâl Bayar’ın katıldığı bir törenle Âbide-i Hürriyet Tepesi’ne defnedildi.

  •  

  • 1831 - III. Friedrich, 1888'de 99 gün süreyle Prusya kralı ve Alman imparatoru (ö. 1888)
  • 1862 - Mehmet Esat Bülkat, Türk asker ve yazar (ö. 1952)
  • 1940 - Onur Öymen, Türk diplomat ve siyasetçi
  • 1940 - Oral Sander, Türk akademisyen (ö. 1995)
  • 1942 - Aylin Özmenek, Türk radyo ve TV sunucusu (ö. 2021)
  • 1945 - Yıldo, Türk şovmen ve futbolcu
  • 1948 - Neşet Ruacan, Türk caz müzisyeni
  • 1971 - Teoman Kumbaracıbaşı, Türk sinema oyuncusu
  • 1972 - Emre Karayel, Türk oyuncu
  • 1978 - Dağhan Külegeç, Türk oyuncu
  • 1980 - Birsen Bekgöz, Türk atlet
  •  

Ölümler

Tatiller ve özel günler

  • Azerbaycan'da Bağımsızlığın Yeniden Sağlanması Günü
  • Bağımsızlığın Yeniden Sağlanması Günü (Azerbaycan)

     

  •    Bağımsızlık Günü

    1996 yılında Azerbaycan'ın bağımsızlığının 5. yılı için basılmış bir posta pulu

    Resmî adı Müstəqilliyin Bərpası Günü Kutlayanlar  Azerbaycan Türü Resmî Önemi Azerbaycan'ın Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını ilan etmesi Başlama 18 Ekim 1991 Tarih 18 Ekim Törenler Geçit töreni, havai fişek gösterileri, konserler Sıklık Yıllık

    Bağımsızlığın Yeniden Sağlanması Günü (Azerice: Müstəqilliyin Bərpası Günü), Azerbaycan'ın ana devlet bayramıdır. Bu tarih 18 Ekim'de her yıl kutlanmaktadır.

    Siyah Ocak olarak bilinen 19-20 Ocak 1990'da şiddetli çatlaklar yaşandı. 20. yüzyılın sonunda Sovyetler Birliği'nin çöküşünün bir sonucu olarak, Azerbaycan bağımsızlığını yeniden kazanmıştır. 8 Ekim 1991'de, Azerbaycan Yüksek Sovyeti'nin olağanüstü toplantısı 4 gün boyunca gerçekleştirildi. Son olarak, 18 Ekim 1991'de, Azerbaycan Yüksek Sovyeti (şimdiki Millî Meclis), Azerbaycan'ın Bağımsızlık Deklarasyonuyla ilgili bir Anayasa Yasasını kabul etti. Aralık 1991'de bir referandum tarafından onaylanan beyan oldu.

    Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası, bağımsız Azerbaycan devletinin 1918-1920 yıllarında var olan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin yasal halefi olduğunu belirtmektedir. Anayasa 6 bölümden ve 32 maddeden oluşmaktadır.

    29 Aralık 1991 tarihinde yapılan ülke çapındaki referandumda konu tartışıldı ve nüfusun% 95'i ülkenin bağımsızlığı lehine oy kullandı.

    Azerbaycan'ın bağımsızlığını yeniden tesis ettikten sonra Azerbaycan bayrağı, Azerbaycan Ulusal Marşı ve Azerbaycan arması ile ilgili yasalar kabul edildi.

    2021 yılından önce Bağımsızlık Günü adıyla kutlanan gün, kabul edilen bir yasa ile Bağımsızlığın Yeniden Sağlanması Günü adını aldı.

    Etkinlikler

    1996 yılında düzenlenen beşinci yıl dönümü etkinliği, bu bayramla ilgili yapılan ilk büyük etkinlik olmuştur. 2001 yılında ise 10. yıl dönümü münasebetiyle geniş çaplı kutlama etkinlikleri gerçekleştirilmiştir.

    2017 yılında Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin başkentinde, ilk askerî birliğin kuruluşunun 25. yılı ve bağımsızlığın yeniden kazanılmasının 26. yılı dolayısıyla askeri geçit töreni düzenlenmiştir. Etkinliğe Nahçıvan Ali Meclis Başkanı Vasif Talıbov ve Azerbaycan Savunma Bakanı Zakir Hasanov katılmıştır.

    Bağımsızlık Günü ile ilgili anma etkinlikleri

    Bağımsız Azerbaycan'ın ikinci askeri geçit töreni, 9 Ekim 1992 tarihinde Azadlık Meydanı'nda, Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri'nin kuruluşunun birinci yıl dönümü ve aynı zamanda bağımsızlığın yeniden kazanılmasının yıl dönümü dolayısıyla düzenlenmiştir. 1998 yılında ise Haydar Aliyev'in cumhurbaşkanlığı yemin töreni, Bağımsızlık Günü kutlamaları ile aynı tarihe denk gelmiştir.

    1999 yılında ise Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin 75. yıl dönümü kutlamaları, yalnızca altı gün sonra kutlanan Bağımsızlık Günü ile birleştirilmiştir.

    Galeri

  • 5. yıldönümü

    5. yıldönümü

  • 15. yıldönümü

    15. yıldönümü

  • 20. yıldönümü

    20. yıldönümü

  •  

  • Fırtına: Kozkavuran Fırtınası

 

Vikipedi

Yorumlar

Yorum Yap

E-posta adresiniz gizli tutulur
Yukarıdaki işlemin sonucunu yazın

Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.