Tarih

26 Şubat 1954

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın doğum günü

26 Şubat 1954

26 Şubat Tarihte Bugün  Miladi takvime göre yılın 57. günü

 

Olaylar

 

 

 

  • 364 - I. Valentinianus, Roma imparatoru oldu.
  • 1618 - Osmanlı Sultanı, I. Mustafa tahttan indirildi ve yerine II. Osman Padişah oldu.
  • I. Mustafa

  • I. Mustafa
    مصطفى اوّل İslâm Halifesi
    Emîrü'l-mü'minîn
    İki Kutsal Caminin Hizmetkârı

    I. Mustafa'yı tasvir eden bir yağlı boya tablosu.

    15. Osmanlı Padişahı Hüküm süresi 22 Kasım 1617 - 26 Şubat 1618 (İlk dönem)
    (3 ay ve 4 gün) Önce gelen I. Ahmed Sonra gelen II. Osman Hüküm süresi 20 Mayısıs 1622 - 10 Eylül 1623 (İkinci dönem)
    (1 yıl, 3 ay ve 21 gün) Önce gelen II. Osman Sonra gelen IV. Murad 94. İslâm Halifesi Hüküm süresi 22 Kasım 1617 - 26 Şubat 1618
    (İlk dönem) Önce gelen I. Ahmed Sonra gelen II. Osman Hüküm süresi 20 Mayısıs 1622 - 10 Eylül 1623
    (İkinci dönem) Önce gelen II. Osman Sonra gelen IV. Murad   Doğum 1591
    Topkapı Sarayı, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu Ölüm 20 Ocak 1639 (48 yaşında)
    Eski Saray, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu Defin Ayasofya, İstanbul Tam adı Mustafa bin Mehmed Hanedan Osmanlı Hanedanı  Babası III. Mehmed Annesi Halime Sultan Dini İslam İmza

    I. Mustafa, ikinci saltanatı sırasında Deli Mustafa olarak anılmış (Osmanlı Türkçesi: مصطفى اول; d. 1591, Manisa – ö. 20 Ocak 1639, Topkapı Sarayı, İstanbul), 15. Osmanlı padişahı ve 94. İslam halifesidir. Akli dengesi yerinde olmayan I. Mustafa'nın ilk saltanatı 96 gün, ikinci saltanatı ise 1 yıl 3 ay 22 gün sürdü. Psikolojik rahatsızlığının zamanla geçeceğini savunanların ısrarıyla padişah yapıldı. Menfaatlerini I. Mustafa'nın padişahlığının devamında gören kimseler, onun keramet sahibi bir veli olduğunu iddia ediyordu. Aklî zayıflığı nedeniyle padişahlık yapamayacağı anlaşılan I. Mustafa'nın tahttan indirilmesi sağlandı. Bulunduğu odanın kapıları üstüne kapatılarak hapsedilen I. Mustafa'nın yerine II. Osman tahta çıkarıldı. I. Mustafa'nın ikinci kez tahta oturması ise II. Osman'ın öldürülmesiyle sonuçlanan ayaklanma ile oldu.

    Hayatı

    I. Mustafa, 1622

    Babası Sultan III. Mehmed'tir. I. Mustafa'nın Abaza asıllı olan annesinin ismi kesin olarak bilinmemektedir. I. Ahmed tahta çıktığında tek erkek kardeşi olarak bulunan Mustafa'nın hayatına dokunulmadı. Ayrıca III. Mehmed'in on dokuz kardeşini öldürtmesinin halk tarafından nefretle karşılanmış olmasının da öldürülmemesinde bir etkisi vardı. Osmanlı tarihinde ilk defa padişahlığın babadan oğla geçmesi kuralını bozarak kardeşinin arkasından tahta çıkmış olan padişah olması özelliğini taşır.

    Padişahlığı Öncesi

    I. Mustafa'nın tahta çıkması ve öldürülmemesi üzerindeki genel kanı kendisinden birkaç yaş büyük olan kardeşi Ahmed'in on dört yaşında tahta çıkması üzerine Osmanlı hânedanın geride kalan tek erkek üyesi olması ve yeni padişahın henüz bir erkek çocuğu bulunmadığından da hayatına dokunulmadığı şeklindedir. İstanbul içinden geçerken, Handan Valide Sultan'ın alayına denk gelen bir balyosun raporuna göre de öldürüleceği lafının sürekli konuşulduğu söylenmektedir. Bu dedikodular ve baskı yüzünden hayatı boyunca ölüm korkusu yaşamış ve bu durum akli dengesini yitirmesine yol açmıştır. Handan Sultan ölümüne kadar I. Mustafa'nın öldürülmesine engel oldu. Onun vefatından sonra Sultan Ahmed'in çocukları olunca öldürülmesi fikri yeniden akla geldiyse de devlet adamları Şehzade Mustafa'nın hasta ve zararsız olduğu hakkında padişahı ikna ettiler.

    İlk Saltanatı

    I. Ahmed öldüğünde en büyük oğlu Mahfiruz Hatice Sultan'dan doğma Şehzade Osman 13 yaşında olduğu için, hanedanın en kıdemli erkek üyesi olması bakımından, I. Mustafa'nın tahta çıkarılmasına karar verildi. Sultan I. Mustafa ağabeyi Sultan I. Ahmed'in vefatı üzerine 22 Kasım 1617'de hanedanın en yaşlı mensubu olarak tahta geçti. Osmanlı padişahlarının on beşincisi olan I. Mustafa devlet meseleleri ile ilgilenmediğini ifade ederek saltanatı kabul etmediyse de bu durum, devlet erkânı tarafından göz önüne alınmadı. Ancak gerçekten I. Mustafa devlet işleri ile ilgilenmeyip, devlet işlerini ehline teslim etmek istedi. Nitekim tahta çıktıktan 96 gün sonra 26 Şubat 1618 günü tahttan indirildi, yerine yeğeni II. Osman geçti. Ancak yenilik taraftarı olmayanların tahrikleri neticesinde isyan eden yeniçeriler, 19 Mayısıs 1622'de II. Osman'ı tahttan indirdiler.

    İkinci Saltanatı

    Genç Osman'ın isyancılar tarafından öldürülmesiyle I. Mustafa tekrar tahta çıktı. Bu sırada sultan II. Osman'ın veziriazam Kara Davud Paşa tarafından öldürtülmesi büyük karışıklıklara sebep oldu. İkinci saltanatı sırasında Veli olarak anıldı.

    I. Mustafa, Davut Paşa'yı azletti ancak isyanlar durmadı. İstanbul'da oluşan karışıklıklar ve Anadolu'da meydana gelen isyanlar, Osmanlı Devleti'nin başında devlet işlerinden anlayan ve bunu yapmak isteyen bir padişahın bulunmasını gerekli kılıyordu.

    I. Mustafa 1,5 yıl daha hüküm sürdükten sonra Şeyhülislâm Fatih Efendi ve devlet erkânı, I. Mustafa'nın yerine yeğeni Şehzade Murad'ın tahta geçmesi konusunda karara vardı. Akıl sağlığı bozuk olduğu için 10 Eylül 1623 tarihinde şeyhülislam'ın fetvası ile tekrar tahttan indirilip yerine 11 yaşındaki diğer yeğeni ve Kösem Sultan'ın oğlu olan IV. Murad geçirildi.I. Mustafa, annesinin ve kızlar ağasının özendirmelerine rağmen kadınlara ilgi ve alaka duymamış ve çocuğu olmamıştır.

    Fatih Camii Olayı

    Osmanlı Veziriazamı Mere Hüseyin Paşa, seyitlerden olduğu söylenen bir kadıyı dövdürmesi üzerine ulema ve tarikat şeyhlerinin tepkisiyle karşılaştı. 1623'te Fatih Camii'nde toplanan ulema, onun kafir olduğunu ileri sürdü ve kanının helal olduğu belirtildi. Yönetime karşı tepki gösteren çok sayıda Müslüman din adamı Fatih Camii'nde toplanarak isyan etti. Başlangıçta uzlaşılmaya çalışılan Fatih Camii'ndeki toplanan din alimlerinin derhal dağıtılması için saraydan karar çıktı. Dönemin Veziriazamı Mere Hüseyin Paşa'nın verdiği emir ile isyan bastırılmak istenince, askerler yola koyuldular. Bu durumu öğrenen Fatih Camii'nde toplananlardan birçoğu çeşitli sebepler ileri sürerek oradan ayrılarak dağıldılar. Askerler isyan yerine vardıklarında orada namaz için bulunan ve isyanla ilgisi olmayan halk dahil olmak üzere din adamlarını öldürdüler. Cesetleri ise lağım ve kuyulara atıldı.

    Soldan sağa: I. Mustafa ve Yeğeni Sultan İbrahim'in kabirleri

    Ölümü

    Sultan I. Mustafa tahttan indirildikten sonra 15 yıl daha kafes hayatı yaşadı. 20 Ocak 1639 günü Topkapı Sarayı'nda geçirdiği bir sara krizi nedeniyle öldüğü sanılmaktadır. Bir rivayete göreyse IV. Murad'ın emriyle öldürülmüştür. Ayasofya Camii'nde Roma döneminde vaftizhane olarak kullanılan yapıya defnedilmiştir.

    Kişiliği

    İki defa tahta çıkan I. Mustafa denizdeki balıklara altın atıyor, karşısına çıkanlara para dağıtıyordu. Saltanat hazinesini boşaltacak bir hale getiren bu davranışları ile dikkat çekiyordu. Üstelik bir defasında oturduğu köşkün önünde orta oyunu oynatıp seyrederken oyunculardan birini çok beğendiği için ona, saray hazinesinin en kıymetli mücevherlerini pencereden atmıştı. I. Mustafa zamansız sokağa çıkıyor, etraftakilere para dağıtıyor, divan toplantı halindeyken içeri girerek vezirlerin kavuklarını çıkarıp yuvarlıyor, oturduğu köşkün önünde aynısını art arda tekrarlatarak orta oyunu oynatıp pencereden seyrediyordu.

    Popüler kültürdeki yeri

    2015 yılından itibaren yayınlanmakta olan Muhteşem Yüzyıl Kösem adlı Türk dizisinde çocukluğunu Alihan Türkdemir, yetişkinliğini ise Boran Kuzum canlandırmıştır. 2. sezonda ise yaşlılığını Cüneyt Uzunlar canlandırmıştır.

II. Osman

II. Osman
عثمان ثانى Kayser-i Rûm
İslâm Halifesi
Emîrü'l-mü'minîn
İki Kutsal Caminin Hizmetkârı

Sultanlık dönemini tasvir eden portresi.

16. Osmanlı Padişahı Hüküm süresi 26 Şubat 1618 - 20 Mayısıs 1622
(4 yıl, 2 ay ve 24 gün) Önce gelen I. Mustafa Sonra gelen I. Mustafa 95. İslâm Halifesi Hüküm süresi 26 Şubat 1618 - 20 Mayısıs 1622 Önce gelen I. Mustafa Sonra gelen I. Mustafa   Doğum 3 Kasım 1604
Topkapı Sarayı, Kostantiniyye, Osmanlı İmparatorluğu Ölüm 20 Mayısıs 1622 (17 yaşında)
Yedikule Zindanları, Kostantiniyye, Osmanlı İmparatorluğu Defin Sultanahmet Camii, İstanbul Eş(ler)i Ayşe Sultan
Meylişah Hatun
Akile Hatun Çocuk(lar)ı Şehzade Ömer
Şehzade Mustafa
Zeynep Sultan Tam adı Şah Osman bin Ahmed han Hanedan Osmanlı Hanedanı  Babası I. Ahmed Annesi Mahfiruz Hatice Sultan Dini İslam İmza

Sultan II. Osman Han

II. Osman (Osmanlıca: عثمان ثانى, romanize: Osmân-ı Sânî) ya da Genç Osman, divan edebiyatındaki mahlasıyla Farisî, tahttan indirildikten sonraki adıyla Osman Çelebi (3 Kasım 1604, İstanbul - 20 Mayısıs 1622, İstanbul); 16. Osmanlı padişahı ve 95. İslam halifesidir. Babası I. Ahmed, annesi Mahfiruz Hatice Sultan'dır. II. Osman 13 yaşında iken, amcası Sultan I. Mustafa'nın tahttan indirilmesi üzerine Osmanlı tahtına oturdu. Annesi onun yetişmesi için çok titiz davrandı. II. Osman iyi bir terbiye ve tahsil gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. Bazı batı kaynaklarında Latince, Yunanca ve İtalyanca gibi batı dillerini öğrendiği kaydedilse de bunun doğru olma ihtimali olmadığıiddiasına karşın yabancı asıllı olan annesi tarafından bu dillere eğitildiği söylenir. Osmanlı şehzadeleri arasında en kültürlüsü olduğu belirtilir.

II. Osman, Fatih Sultan Mehmed devrine kadar yapıldığı gibi saray dışından, hür Müslüman olan Şeyhülislam Ebuishakzade Mehmed Esad Efendi'nin ve Pertev Paşa'nın kızları ile evlendi. Yavuz Sultan Selim devrinden itibaren padişah saray dışından evlenmediği için bu davranış önemli bir değişiklik oldu. Kendisine planlarını uygulayacak bir sadrazam bulamadı.

Tarihte eşine az rastlanır bir şekilde tahttan indirilerek, çeşitli hakarete ve saldırılara maruz bırakıldıktan sonra[4] Yedikule Zindanları'nda yeniçeriler tarafından boğularak öldürülen II. Osman, babası Sultan I. Ahmed'in yaptırdığı Sultanahmet Camii'nin yanındaki türbesine defnedildi. Tahta çıkar çıkmaz devlet erkânı içindeki üst düzey yetkilileri değiştiren, müderris ve kadıların atanma yetkilerini şeyhülislamdan aldı. Bir ayaklanmada öldürülen ilk padişah ve Osmanlı padişahları arasında en genç ölen padişahtır.

II. Osman'ın cülusunun Avusturya elçisinin yanında bulunan bir ressam tarafından çizilmiş portresi.

Sultan II. Osman'ın cülus töreni.

İran ilişkileri

Sultan II. Osman tahta çıktığı sırada Sadrazam Kayserili Halil Paşa, İran seferindeydi. Osmanlı ordusu Pul-i Şikeste'de yenilmesine rağmen, İranlılar, mukaddes saydıkları Erdebil şehrinin Osmanlılar'ın eline geçme ihtimali üzerine barış istediler. Serav sahrasında, daha önce iki devlet arasında imzalanan Nasuh Paşa Antlaşması baz alınarak imzalanan Serav Antlaşması'yla barış tekrar sağlandı (26 Eylül 1618).

Otuz Yıl Savaşları

Ana madde: Otuz Yıl Savaşı

Kanuni zamanında başlayan Katolikler'e karşı Protestanlar'a destek verme, Otuz Yıl Savaşları'nda devam etti. Özellikle Transilvanya'da çıkan Protestan isyanında, Osmanlı'nın büyük etkisi vardı.

İtalya ve Akdeniz seferi

Kayserili Halil Paşa komutasındaki Osmanlı donanması 1620 yazında Akdeniz seferine çıktı. İstanbul'dan ayrıldıktan sonra Navarin'e gelen donanma, buradan da kuzeye, Adriyatik'e doğru yöneldi. Dıraç'da iki İtalyan gemisini ele geçirdikten sonra İtalya'ya asker çıkardı ve İspanyollar'a ait olan liman şehri Manfredonia'yı ele geçirdi.

Lehistan seferi

Ana madde: 1620-1621 Osmanlı-Lehistan Savaşı

II. Osman'nın at üstünde bir minyatürü.

II. Osman, 1660

Osmanlı Devleti ile Lehistan arasında bir dostluk mevcuttu. Dinyester ırmağı iki ülke arasında sınır oluşturuyordu. Osmanlı-Avusturya savaşlarında Lehistan ilişkileri gerginleştiyse de barış bozulmamıştı. Fakat askerî birliklerin geçimini Lehistan'a yaptığı akınlarla sağlayan Kırım Hanı, barışa aykırı hareket ediyordu. Bunun yanı sıra Lehliler Boğdan işlerine müdahaleden geri kalmadıkları gibi, Boğdan'a ait Hotin kalesini işgal etmişlerdi (1617). Ayrıca Eflak ve Erdel'in içişlerine müdahale etmeye devam ediyorlardı. Bu olaylar üzerine II. Osman, kendisine yapılan muhalefetlere rağmen Lehistan seferine karar verdi. Bu arada Özi Beylerbeyi İskender Paşa komutasındaki birlikler, Prut kıyısında bulunan Yaş'ta, Lehlileri bozguna uğratmıştı (Eylül 1620).

II. Osman, 1621'de Lehistan Seferi'ne çıktı. Lehler yeni ve daha büyük bir ordu meydana getirme çabasındaydılar. Avusturya'dan yardım alarak ordularını takviye ettiler. Osmanlı Ordusu 2 Eylül 1621'de Hotin önlerine geldi. Kale kuşatıldı ve Hotin Kalesi önlerinde yapılan meydan savaşında, düşman siperlerinin ele geçirilememesi, askerlerin şevk ve heyecanını oldukça yıprattı. Yeniçerilerin de kendilerini tam olarak savaşa vermemeleri, bu savaşın kesin bir netice ile sonuçlanmamasına yol açtı. Lehistan elçilerinin savaşa kendilerinin neden olduklarını bildirmesi üzerine Hotin Antlaşması yapılarak sefere son verildi (29 Eylül 1621). Antlaşmaya göre Lehler ve Osmanlılar birbirlerinin topraklarına saldırmayacak, Lehistan eskiden olduğu gibi Kırım Hanı'na 40.000 düka altın verecekti.

Hotin Seferi (1621)

Yenilik hareketleri

II. Osman, Lehistan seferindeki başarısızlığının sebebi olarak askerin gayretsizliğini görüyordu. Askeri alanda bazı yenilikler yapma fikri böylece gelişti. İşe Kapıkulu Ocakları ile başladı. Yaptırdığı sayımda, asker sayısının maaş defterindeki kişi sayısından az olduğunu anlayınca fazladan para vermeyi kesti. Bu durum da, daha önce fazladan gelen paraları kendi ceplerine atan zabitlerin, II. Osman'a düşman olmalarına yol açtı. II. Osman'ın reformculuğuna dair anlatılanların çoğu 19. yüzyıldan itibaren konuyu ele alan bazı tarihçilerin kendi anlatımları ile ilgilidir. II. Osman'ın yapmak istediği reformlar olarak sunulanlar kendi devrinin kaynaklarında çoğunlukla yer almamaktadır. II. Osman'a atfedilen birçok reform düşüncesi 19. yüzyılda Mizancı Murad ile yazılmaya başlanmış olup orijinal bilgiye dayanmadan sunulmuştur. İsmail Hami Danişmend de II. Osman'ın başkenti Anadolu'ya taşımak istediğini, orduyu Türk unsurlarla yeniden kurmak istediğini, din adamlarını devlet işlerinden uzaklaştırmayı düşündüğünü, kıyafette değişiklikler tasarladığını ve daha başka yenilikler planladığını iddia etmekteyse de bunların çoğu devrin kaynaklarında yer almamaktadır. II. Osman'ın ordu ile ilgili birtakım düzenlemeler yapmak istediği bilinmekteyse de içeriği hakkında yeterince bilgi yoktur. Nev'î mahlasını kullanan Hüseyin İbn-i Sefer, "Sebeb-i Halâs-ı Mustafa Han" eserinde "Saâdetli Pâdişâh, yeniçeri ve sipah tâifesini kırıp, Etrâkten sekbân ve Türkmen'den cündî yazmak havasına düşüp Anadolu semtine geçmeğe hazır ve âmâde idi" der. İsmail Hami Danişmend'in, Osmanlı Tarihi Kronolojisi'ne göre II. Osman'ın yapmak istediği yenilikler şöyleydi:

  • Artık iyice bozulmaya başlayan ve her geçen gün devletin başına iş açan yeniçeri ve sipahi ocaklarını ortadan kaldırarak, bunların yerine Anadolu, Suriye ve Mısır Türkleri'nden oluşan yeni bir ordu kurmak.
  • Dönme ve devşirmelerle dolmuş devlet mekanizmasını temizlemek, yerlerine Türk milletinden kişiler getirmek.
  • Osmanlı İmparatorluğu'nun başkentini İstanbul'dan Anadolu'ya, büyük olasılıkla bir Türk şehri olan Bursa'ya taşımak.
  • İlmiye Sınıfı'nın artık yozlaşmaya başlaması nedeniyle, onların ekonomik ve siyasi güçlerini kırıp devlet üzerindeki etkilerini yok etmek.
  • Saray geleneklerini değiştirerek artık padişah ve yakınlarının devşirmelerle evlilik yapması yerine Türk ailelerinden kız almasını sağlamak.
  • Giysilerde değişiklikler yaparak eski gösterişli kavuk ve kaftanlar yerine daha yalın giysilerin giyilmesini sağlamak.
  • Fatih Sultan Mehmed'in ve Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptıkları yasaları yeniden düzenleyerek, imparatorluğun yeni koşullarına uydurmak.

Hotin Seferi güzergahı (1621)

Sultan İkinci Osman'ın Yedikule'de boğuluşu.

II. Osman 16 yaşında

II.Osman (Levni)

II. Osman'ın Halep, Erzurum, Şam ve Mısır Beylerbeylerine asker yazdırmak için gizli bir irade gönderdiğinin sarayda adamları olan yeniçeriler tarafından öğrenilmesi, bardağı taşıran son damla oldu. II. Osman asker toplamak için Anadolu'ya bizzat kendisi gitmek istiyordu. Bu arada İstanbul'a, Dürzi lider Maanoğlu Fahreddin'in Lübnan'da bir isyan çıkardığı haberi geldi. II. Osman bunu bir fırsat bilerek, isyanı bastırmak için Anadolu'ya gideceğini söyledi. Ancak Sadrazam Dilaver Paşa ve Şeyhülislam Hocazade Esad Efendi, koskoca padişahın küçük bir isyan için Anadolu'ya gitmesine gerek olmadığını söyleyerek, II. Osman'ın Anadolu'ya geçmesini engellemeye çalıştılar. Başka bir çaresi kalmayan II. Osman, hacca gideceğini ilan etti. Daha önce hiçbir padişah hacca gitmemişti. Sadrazam Dilaver Paşa ve Şeyhülislam Ebuishakzade Mehmed Esad Efendi çok uğraştılarsa da II. Osman fikrinde kararlıydı. Padişahın geçeceği güzergâh üzerindeki vilayetlerin beylerbeyleri haberdar edildi ve hazırlık yapmaları istendi. II. Osman'ın yanında 500 yeniçeri ve sipahi olacak, geri kalan asker İstanbul'un korunması için İstanbul'da kalacaktı. Sadrazam, defterdar, nişancı, rikab ümerası, gedikliler, 40 müteferrika ve 40 divan katibinin da hac kafilesinde yer alması planlamıştı.

İsyanın başlaması

II. Osman, ilk olarak kendisinin yerine I. Mustafa'nın tahta geçirilmesinde dahli olduğunu düşündüğü Kayserili Halil Paşa'yı azletti.Ardından da Hotin Seferi'ne giderken Şehzade Mehmed'i idam ettirdi. Halkı da huzursuz eden bu hataların ardından en son da gizlice ordu toplamak amacıyla hacca gideceği öğrenilince bu sefer yeniçeriler devreye girdi ve olay halk boyutundan çıkıp bir isyana dönüştü. Yeniçerilerin haberi aldıktan sonra takındıkları gaddarca tavır halk tarafından benimsenmemiştir.

II. Osman'ın öldürülmesi

Arpalıkları kesilen ulema ile geleceklerini tehdit altında hisseden yeniçeriler birleşerek Süleyman Ağa ile Hoca Ömer Efendi gibi bazı kişilerin idamını II. Osman'dan istediler ancak bu istekleri kabul edilmeyince 19 Mayısıs 1622 tarihinde isyan başladı. Saraya giren isyancıların I. Mustafa'yı padişah ilan etmeleri üzerine bazı istekleri yerine getirildi ancak bunun da bir etkisi olmadı. Ulema başlangıçta I. Mustafa'ya biat etmek istemediyse de sonrasında biat etmek durumunda kalındı. Bu olaylar üzerine II. Osman Yeniçeri Ağası Ali Ağa'nın yanına gidip ona sığındı ve ondan Yeniçerileri ikna etmesini istedi. Yeniçerilerin karşısına geçerek onları ikna etmek isteyen Ali Ağa konuşturulmadı ve üzerine kılıçla saldırılıp parçalandı.

Ardından II. Osman'ı yakalayan isyancılar, onu beygire bindirip yol boyunca hakaretler ederek kötü davrandılar. İsyancılardan biri II. Osman'ın baldırlarını sıkıp ona küfrediyordu. Son durak olarak Yedikule Zindanları'na götürülen II. Osman, orada hapsedildi. Onu öldürmek isteyenlere karşı direnen II. Osman'ın hayaları sıkılarak etkisiz hale getirildi ve boynuna atılan kementle boğularak öldürüldü. Katillerin arasında yer alanlardan biri ise II. Osman'ın kulağını keserek I. Mustafa'nın annesine götürdü. Bu cinayetten I. Mustafa'nın annesi oldukça memnun kaldı. Naaşı babası Sultan Ahmed'in türbesine götürülüp gömüldü.Bu olaya Haile-i Osmaniye adı verilmiştir.

Ölümünden sonra

Ana madde: Abaza isyanları & Haile-i Osmaniye

Sultan Osman, 1618

Sultan II. Osman'ın ölümü oldukça büyük bir infiale yol açmıştır. Nitekim akabinde Abaza isyanları patlak vermiş ve imparatorluk anarşi dönemine I. Mustafa'nın da tahttan indirilmesi ile girmiş bulundu. I. Mustafa'dan sonra 11 yaşındaki IV. Murad tahta geçirildi. İstanbul sokakları adeta susmuyor ahali ve askerler her yerde Sultan Osman'ın ölümünde parmağı olan kişileri arıyordu. Bu isyanlar devletin bütün kıtalarına yayılmış bir biçimdeydi. IV. Murad'ın 1632'deki mutlak saltanatına kadar bu isyanlar bastırılamadı. Büyük bir görüş eğer Sultan IV. Murad meydana çıkmasaydı bu isyanların devamlılığı sonucu devletin parçalara bölünebileceğinin olası olduğunu destekler. Zira IV. Murad dönemine kadar devlet yeteneksizce yönetilmiş ve anarşi üstüne anarşiler yaşanmıştır. IV. Murad çok sevdiği abisinin ölümü üzerine oldukça üzülmüştü. Konya'da ağabeyinin ölümünde yer alan iki eski yeniçeriyi kalabalık arasında tanımış ve ikisini de 150 kilogramlık gürzü ile infaz etmiştir. II. Osman ölümü sonraki dönemlere de oldukça etki bırakmış ve ordunun devlet üzerinde etkisi artmıştı.

Hakkında yazılanlar

Sultan Osman Han Mersiyesi

Nef'i tarafından Sultan Osman'ın ölümü üzerine 1622'de yazılmıştır.

Bir şâh-ı alîşan iken şâh-ı cihâna kıydılar.

Gayretlü genç aslan iken şâh-ı cihâna kıydılar.

Gâzi bahâdır hân idi Âli-neseb sultan idi.

Nâmiyle Osman Han idi Şâh-ı cihâna kıydılar.

Hükmetmeğe kâdir iken Emr-i Hakk’a nâzır iken

Hacc itmeğe hâzır iken Şâh-ı cihâna kıydılar.

Ey dil ciğerler oldu hûn derdim bir iken oldu on

Kan ağladı eh-i fünûn şâh-ı cihâna kıydılar.

Eşrât-ı sâatdir bu dem rûz-ı kıyâmetdir bu dem

Kul’a nedâmetdir bu dem Şâh-ı cihâna kıydılar.

Nef'i -1622-

Edebi yönü

'Farisî' mahlasıyla birçok şiir yazmıştır.

Gülşen içre bitmedi bir gonce cana harsız

Dünyada hasıl değil nev-cühan ağyarsız

Kimi ol yarı benüm der kimisi dahi benüm

Orta yerde "farisi" avare kaldı yarsız (...)

Nevruz olucak diller şad olamağa yaklaşdı

Dilde gam-u gussa ber-bad olmağa yaklaşdı

Virane gönül varsa vecr-ü gam-i dilberden

Müsde ana ol mülk abad omağa yaklaşdı

Üstüda dilber öğrendi vefa resmin

Aşıklara lütfa mu'tad olmağa yaklaşdı

Çok aşık-u meftunu var sen gibi şirinün

Faris kulun emma ferhad olmağa yaklaşdı

Farisî

Ailesi

Eşleri

  • Ayşe Sultan- II. Osman'ın ikinci eşidir. Pertev Paşa'nın torunu olduğu bilinmektedir.
  • Meylişah Hatun - Şehzade Ömer'in annesidir. 2015 yılında başlayan Muhteşem Yüzyıl: Kösem dizisinde Beste Kökdemir tarafından canlandırılmıştır.
  • Akile Hatun - Şeyhülislam Hocazade Esad Efendi'nin kızıydı. Şehzade Mustafa ve Zeynep Sultan'ın annesidir. Eşinin ölümünden sonra 1627 yılında ünlü şair Ganizade Nadir Efendi ile evlenmiştir.

Çocukları

  • Şehzade Ömer (d. 20 Ekim 1621 - ö. Ocak 1622) - 5 Şubat 1622'de Has bahçede yapılan şenlikler sırasında kaza sonucu seken kurşunun isabet etmesiyle ölmüştür.
  • Şehzade Mustafa (d. Kasım 1622 - ö. 1623)
  • Zeynep Sultan (d. Kasım 1622 - ö. ?)

Popüler kültürdeki yeri

  • 12 Kasım 2015'te başlayan Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisinde II. Osman, Taner Ölmez tarafından canlandırılmıştır.
  • 1925 - Fransızların yönetiminde bulunan Tütün Rejisinin (tekelinin), 1 Mart 1925'ten itibaren lağvedildiğine ilişkin yasa, TBMM'de kabul edildi.
  • 1926 - Türkiye İstatistik Kurumu (o dönemki adıyla Merkezi İstatistik Dairesi) kuruldu.
  • 1992 - Hocalı Katliamı: Azerbaycan'ın Hocalı kentine giren silahlı Ermeni gruplar, 613 Azeriyi öldürdü.
  •  

Doğumlar

 

  • 1886 - Mihri Müşfik Hanım, Türk ressam (ö. 1954)
  • 1909 - Talal bin Abdullah, Ürdün Kralı (ö. 1972)
  • 1948 - Cevdet Arıkan, Türk oyuncu (ö. 2023)
  • 1950 - Ali Rıza Binboğa, Türk pop şarkıcısı
  • 1951 - Ferhan Şensoy, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu (ö. 2021)
  • Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan, 2025 12. Türkiye Cumhurbaşkanı Görevde Makama geliş
    28 Ağustos 2014
    (11 yıl, 182 gün) Başbakan Ahmet Davutoğlu
    (2014-2016)
    Binali Yıldırım (2016-2018) Yardımcı Fuat Oktay (2018-2023)
    Cevdet Yılmaz (2023-günümüz) Yerine geldiği Abdullah Gül 25. Türkiye Başbakanı Görev süresi
    14 Mart 2003 - 28 Ağustos 2014
    (11 yıl, 155 gün) Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer
    (2000-2007)
    Abdullah Gül (2007-2014) Yardımcı

    I. Kabine
    (2003-2007)

    • Abdullah Gül
      Mehmet Ali Şahin
      Abdüllatif Şener

    II. Kabine
    (2007-2011)

    • Cemil Çiçek
      Hayati Yazıcı (2007-2009)
      Nazım Ekren (2007-2009)
      Bülent Arınç (2009-2011)
      Ali Babacan (2009-2011)

    III. Kabine
    (2011-2014)

    • Bülent Arınç
      Ali Babacan
      Beşir Atalay
      Bekir Bozdağ (2011-2013)
      Emrullah İşler (2013-2014)
    Yerine geldiği Abdullah Gül Yerine gelen Ahmet Davutoğlu Adalet ve Kalkınma Partisi genel başkanı Görevde Makama geliş
    21 Mayısıs 2017
    (8 yıl, 281 gün) Başkan yardımcısı Efkan Ala
    (2023-Günümüz)
    Mustafa Elitaş
    (2023-Günümüz) Yerine geldiği Binali Yıldırım Görev süresi
    14 Ağustos 2001 - 27 Ağustos 2014
    (13 yıl, 13 gün) Yardımcı Mehmet Ali Şahin Yerine geldiği Makam oluşturuldu Yerine gelen Ahmet Davutoğlu 68. İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı Görev süresi
    27 Mart 1994 - 6 Kasım 1998
    (4 yıl, 224 gün) Yerine geldiği Nurettin Sözen Yerine gelen Ali Müfit Gürtuna Türkiye Büyük Millet Meclisi
    22, 23 ve 24. dönem milletvekili Görev süresi
    11 Mart 2003[1] - 28 Ağustos 2014
    (11 yıl, 170 gün) Seçim bölgesi 2003 - Siirt
    2007 - İstanbul 
    2011 - İstanbul  Türk Devletleri Teşkilatı dönem başkanı Görev süresi
    12 Kasım 2021 - 11 Kasım 2022
    (364 gün) Yerine geldiği İlham Aliyev Yerine gelen Şevket Mirziyoyev Görev süresi
    28 Ağustos 2014 - 11 Eylül 2015
    (1 yıl, 14 gün) Yerine geldiği Abdullah Gül Yerine gelen Nursultan Nazarbayev Kişisel bilgiler Doğum Recep Tayyip Erdoğan
    26 Şubat 1954 (72 yaşında)
    Beyoğlu, İstanbul, Türkiye Milliyeti Türk Partisi Millî Selamet Partisi
    (1975-1981)
    Refah Partisi
    (1983-1998)
    Fazilet Partisi
    (1998-2001)
    Bağımsız
    (2014-2017)
    Adalet ve Kalkınma Partisi
    (2001-2014, 2017-günümüz) Diğer siyasi
    bağlantıları Cumhur İttifakı
    (2018-günümüz) Evlilik(ler)

    Emine Erdoğan (e. 1978)

    Çocuk(lar) Ahmet Burak Erdoğan
    (d. 1979)
    Bilal Erdoğan (d. 1981)
    Esra Erdoğan (d. 1983)
    Sümeyye Erdoğan
    (d. 1985) Yaşadığı yer Kavacık Subayevleri, Keçiören, Ankara
    (2002-2014)
    Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Ankara
    (2014-günümüz) Bitirdiği okul
    • İmam Hatip Lisesi, İstanbul
      İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi, İstanbul
    Mesleği Siyasetçi Hükûmeti 59, 60, 61, 66. ve 67. hükûmetler Dini İslam Ödülleri Tam liste İmzası Takma adı
    • Reis
    • Uzun Adam
    • Milletin Adamı
  • Recep Tayyip Erdoğan'ın aldığı ödüller listesi

  • Ödüller

    Kurdele Ödül ya da nişan Ülke, Kurum ya da Teşkilat Tarih Şehir Not Kaynak   Altın Plaka Ödülü Başarı Akademisi 13 Haziran 2004 Washington, D.C. Geleneksel olarak verilen bu ödül, aktör James Earl Jones tarafından tevcih edilmiştir.     Yılın Avrupalısı Ödülü  European Voice 3 Ekim 2004 Berlin Batı ile İslam dünyası arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine dönük çabalarından dolayı Almanya şansölyesi Gerhard Schröder tarafından tevcih edilmiştir.     Avrupa Kurumlar Ödülü Akdeniz Laboratuvarı Vakfı 2 Eylül 2005 Napoli Bu ödül İtalya'daki Akdeniz Laboratuvarı Vakfı tarafından tevcih edilmiştir.   Tatar Madalyası  Rusya 1 Haziran 2006 Ankara Rusya Hükûmeti tarafından verilen Devlet Nişanı'dır.     Karadeniz Ülkelerinde Yılın Reformcusu Ödülü Hazar Enerji Entegrasyonu 8 Ağustos 2006 Bakü Türkiye ekonomisinin AB entegrasyonunda gösterdiği çalışmalar nedeni ile tevcih edilmiştir.   Üstün İnsani Hizmet Nişanı Türk Kızılay 1 Kasım 2006 Ankara Türk Kızılay tarafından verilen nişandır.     Kültürler Arası Diyaloğu Himaye Ödülü Tataristan 2 Şubat 2007 İstanbul Tataristan cumhurbaşkanı Mintimer Şeymiyev tarafından tevcih edilmiştir.     Kristal Hermes Ödülü  Almanya 15 Nisan 2007 Hannover Almanya şansölyesi Angela Merkel tarafından tevcih edilmiştir.     En Başarılı Lider Ödülü İmedya 14 Haziran 2007 İstanbul İmedya'nın geleneksel ödülüdür.   Agricola Madalyası  Gıda ve Tarım Örgütü 11 Temmuz 2007 Ankara Türkiye'nin ve dünyanın tarımsal ve sosyal kalkınmasına katkıları bakımından tevcih edilmiştir.     Köprüleri İnşa Etmek Ödülü  Müslüman Sosyal Bilimciler Derneği 15 Ocak 2008 Madrid İngiltere Merkezli Müslüman Sosyal Bilimciler Derneği tarafından tevcih edilmiştir.     İbn-i Sina Ödülü  Almanya 11 Mayısıs 2009 Frankfurt İlk İbn-i Sina (Avicenna) Ödülü, 2005 yılında Türkiye ve İspanya başbakanları tarafından Birleşmiş Milletler himayesinde kurulan Medeniyetler İttifakı'na verilmiştir.     Barış, Özgürlük ve Demokrasi Ödülü Crans Montana Forumu 9 Haziran 2009 Brüksel Merkezi Monako'da bulunan Crans Montana Forumu'nun 1989'dan bu yana her yıl verdiği ödüldür.   Nişan-ı Pakistan  Pakistan 26 Ekim 2009 İslamabad Pakistan Hükûmeti tarafından verilen en yüksek dereceli sivil nişandır.     İslam'a Hizmet Ödülü  Kral Faysal Fonu 12 Ocak 2010 Riyad Arap dünyasının Nobel'i olarak bilinen bu ödül ilk kez 1979 yılında verilmeye başlandı.     Kültürler Arasındaki Bağ Ödülü NODO Vakfı 23 Şubat 2010 Sevilla Medeniyetler İttifakı projesinin harekete geçirilmesinde üstlendiği önemli rolü nedeniyle tevcih edilmiştir.     Hariri Ödülü  BM-HABITAT ve Refik Hariri Vakfı 23 Mart 2010 Rio de Janeiro Vakıf tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı sırasındaki başarılarından ötürü liderlik, devlet adamlığı ve iyi yönetim' konularında verilmiştir.   Altın Post Nişanı  Gürcistan 17 Mayısıs 2010 Batum Gürcistan Hükûmeti tarafından verilen bir onur ödülüdür.   FIESP Nişanı  FIESP 27 Mayısıs 2010 São Paulo Sao Paulo Sanayi Federasyonu (FIESP) tarafından verilir.     Sigara ile Küresel Mücadele Özel Ödülü  Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü 28 Mayısıs 2010 Antalya Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından tevcih edilmiştir.     Dünya Aile Ödülü  Dünya Aile Örgütü 29 Haziran 2010 New York Dünya Aile Örgütü'nün 2010 özel ödülüdür.   Kosova Bağımsızlık Madalyası  Kosova 4 Kasım 2010 Priştine Kosova'nın en yüksek Devlet Nişanı'dır.     Yılın Lideri Ödülü  Arap Bankalar Birliği 25 Kasım 2010 Beyrut Arap Bankalar Birliği Başkanı Adnan Yunus tarafından tevcih edilmiştir.     İslam Dünyası Mümtaz Şahsiyet Ödülü  Şeyh Fahad Al-Ahmad Uluslararası Hayır İşleri Ödülü Kurulu 10 Ocak 2011 Kuveyt (şehir) Kuveyt ziyareti sırasında tevcih edilmiştir.   Danaker Nişanı  Kırgızistan 2 Şubat 2011 Bishkek Kırgızistan Hükûmeti tarafından verilen Devlet Nişanı'dır.     En Başarılı Lider Ödülü  İmedya 21 Mart 2011 İstanbul İmedya'nın geleneksel ödülüdür.     Filistin Uluslararası Mükemmellik ve Yaratıcılık Ödülü  Filistin 25 Ekim 2011 Ankara Filistin Devleti halkına ve davasına verdiği destekten dolayı verilmiştir.     Altın Heykel Ödülü  Business Centre Club 21 Ocak 2012 Varşova Ekonomik büyümenin önündeki engelleri sistematik olarak kaldırma, demokrasi ve serbest piyasa ilişkileri kurma çabası nedeniyle tevcih edilmiştir.     10 Yılın Şahsiyeti Ödülü  IFIMES 25 Mart 2012 Bled Uluslararası Ortadoğu ve Balkanlar Araştırma Enstitüsü (IFIMES) tarafından tevcih edilmiştir.   Altın Kartal Nişanı  Kazakistan 11 Ekim 2012 Ankara Altın Kartal Nişanı, Kazakistan Cumhuriyeti'nin en yüksek Devlet Nişanı'dır.   Nijer Federal Cumhuriyet Nişanı  Nijer 9 Ocak 2013 Abuja Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Yusuf tarafından tevcih edilmiştir.   Haydar Aliyev Nişanı  Azerbaycan 3 Eylül 2014 Bakü Haydar Aliyev Nişanı, Azerbaycan'ın en yüksek nişanıdır.   Amir Amanullah Han Nişanı  Afganistan 18 Ekim 2014 Kâbil Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani tarafından tevcih edilmiştir.   Somali Yıldızı Nişanı  Somali 25 Ocak 2015 Mogadişu Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud tarafından tevcih edilmiştir.   Ulusal Bayrak Nişanı  Arnavutluk 13 Mayısıs 2015 Tiran, Arnavutluk Arnavutluk Cumhurbaşkanı Bujar Nishani tarafından tevcih edilmiştir.   Leopold Nişanı  Belçika 5 Ekim 2015 Brüksel Leopold Nişanı, adını ilk Belçika Kralı I. Léopold'dan almıştır.   Fildişi Sahili Ulusal Nişanı  Fildişi Sahili 29 Şubat 2016 Abidjan Fildişi Sahili Cumhurbaşkanı Alassane Ouattara tarafından tevcih edilmiştir.   Ulusal Liyakat Nişanı  Gine 3 Mart 2016 Konakri Gine Devlet Başkanı Alpha Condé tarafından tevcih edilmiştir.   Madagaskar Devlet Yüksek Nişanı  Madagaskar 25 Ocak 2017 Antananarivo Madagaskar'ın en önemli ve en yüksek dereceli nişandır.   Şeyh Isa bin Salman El Halife Nişanı  Bahreyn 12 Şubat 2017 Manama Bahreyn Kral'ı Hamed bin İsa el-Halife tarafından tevcih edilmiştir.   Büyük Mübarek Nişanı  Kuveyt 21 Mart 2017 Ankara Kuveyt Emiri Sabah el-Ahmed el-Cabir es-Sabah tarafından tevcih edilmiştir.   Sudan Yüksek Nişanı  Sudan 24 Aralık 2017 Hartum Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir tarafından tevcih edilmiştir.   Tunus Devlet Nişanı  Tunus 27 Aralık 2017 Tunus (şehir) Tunus Cumhurbaşkanı El-Beci Kaid es-Sibsi tarafından tevcih edilmiştir.   Ulusal Aslan Nişanı  Senegal 1 Mart 2018 Dakar Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall tarafından tevcih edilmiştir.   Mali Ulusal Nişanı  Mali 2 Mart 2018 Bamako Mali Cumhurbaşkanı Ibrahim Boubacar Keïta tarafından tevcih edilmiştir.   Gagavuz Yeri Nişanı  Moldova Gagavuzya 17 Ekim 2018 Gagavuzya Gagavuz Özerk Bölgesi Başkanı Irina Vlah tarafından tevcih edilmiştir.   Moldova Cumhuriyet Nişanı  Moldova 18 Ekim 2018 Kişinev Moldova Cumhurbaşkanı Igor Dodon tarafından tevcih edilmiştir.   Paraguay Devlet Nişanı  Paraguay 2 Aralık 2018 Asunción Paraguay Devlet Başkanı Mario Abdo Benítez tarafından tevcih edilmiştir.   El Libertador Nişanı  Venezuela 3 Aralık 2018 Caracas Venezuela Hükûmeti tarafından verilen Devlet Nişanı'dır.   Bilge Prens Yaroslav Nişanı  Ukrayna 16 Ekim 2020 İstanbul Ukrayna Hükûmeti tarafından verilen Devlet Nişanı'dır.   Türkmenistan Devlet İş Birliği Nişanı  Türkmenistan 27 Kasım 2021 Aşkabat Türkmenistan Hükûmeti tarafından verilen Devlet Nişanı'dır.   Diyarın Tacı Nişanı  Malezya 16 Ağustos 2022 Ankara II. Abdullah (Malezya kralı) tarafından tevcih edilmiştir.   Kazakistan Dostluk Nişanı  Kazakistan 12 Ekim 2022 Astana Kazakistan Cumhurbaşkanı tarafından verilen 1. derece Devlet Nişanı'dır.   Yüksek Düzeyli İmam Buhari Nişanı  Özbekistan 10 Kasım 2022 Semerkant Özbekistan Cumhurbaşkanı tarafından verilen yüksek düzeyli Devlet Nişanı'dır.   Türk Dünyası Ali Nişanı  Türk Devletleri Teşkilatı 11 Kasım 2022 Semerkant Türk Devletleri Teşkilatı tarafından verilir.   Zayed Devlet Nişanı  Birleşik Arap Emirlikleri 19 Temmuz 2023 Abu Dabi Birleşik Arap Emirlikleri'nin ilk başkanı Zayed bin Sultan Al Nahyan'ın adını taşıyan, Birleşik Arap Emirlikleri'nin en yüksek sivil nişanıdır.   Manas Nişanı  Kırgızistan 5 Kasım 2024 Bişkek Sadır Caparov tarafından tevcih edilmiştir.   Al Said Nişanı  Umman 28 Kasım 2024 Ankara Umman Sultanı Heysem bin Tarık tarafından Türkiye ziyareti esnasında tevcih edilmiştir.  

    Fahri doktora

  • 26 Ocak 2004 tarihinde Aziz John's Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 3 Nisan 2004 tarihinde Ukrayna Ulusal Teknik Üniversitesi Kiev Politeknik Enstitüsü'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 3 Nisan 2004 tarihinde Kırım Devlet Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 18 Mayısıs 2006 tarihinde Bulgar Bilimler Akademisi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 20 Temmuz 2006 tarihinde Girne Amerikan Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 29 Mart 2008 tarihinde Saraybosna Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 15 Ekim 2008 tarihinde Fatih Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 4 Temmuz 2009 tarihinde Maltepe Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 4 Temmuz 2009 tarihinde İstanbul Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 22 Ağustos 2009 tarihinde Halep Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı. Üniversite daha sonra bu unvanı geri çektiğini açıkladı.
  • 16 Nisan 2010 tarihinde Gazze İslam Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 18 Mayısıs 2010 tarihinde Avrupa Madrid Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 12 Haziran 2010 tarihinde Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 2 Ekim 2010 tarihinde Piri Reis Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 31 Ekim 2010 tarihinde Harran Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 4 Kasım 2010 tarihinde Priştine Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 25 Ocak 2011 tarihinde Kiev Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 16 Mart 2011 tarihinde Moskova Devlet Diplomasi Enstitüsü'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 21 Mart 2011 tarihinde Ümmü'l-Kura Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 2 Temmuz 2011 tarihinde İstanbul Aydın Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 11 Nisan 2012 tarihinde Şanghay Uluslararası Araştırmalar Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 22 Mayısıs 2012 tarihinde Kaide-i Azam Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 29 Haziran 2012 tarihinde Atatürk Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 15 Eylül 2012 tarihinde Saraybosna Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 21 Eylül 2012 tarihinde Kudus Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 5 Ekim 2012 tarihinde Yıldız Teknik Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 12 Kasım 2012 tarihinde Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 13 Ocak 2013 tarihinde Demiroğlu Bilim Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 19 Ocak 2013 tarihinde Gaziantep Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 26 Ocak 2013 tarihinde Marmara Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 6 Haziran 2013 tarihinde Cezayir Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 4 Temmuz 2013 tarihinde Kral 5. Muhammed Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 1 Ekim 2013 tarihinde Pamukkale Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 26 Ekim 2013 tarihinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 27 Aralık 2013 tarihinde Sakarya Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 10 Ocak 2014 tarihinde Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 7 Kasım 2014 tarihinde Türkmenistan Dışişleri Bakanlığı Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 7 Ocak 2015 tarihinde Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 22 Ocak 2015 tarihinde Addis Ababa Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 17 Şubat 2015 tarihinde İnönü Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 17 Nisan 2015 tarihinde Ahmet Yesevi Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 8 Ekim 2015 tarihinde Waseda Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 24 Ekim 2015 tarihinde Hasan Kalyoncu Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 1 Aralık 2015 tarihinde Bayburt Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 2 Aralık 2015 tarihinde Katar Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 22 Aralık 2015 tarihinde Bursa Uludağ Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 4 Şubat 2016 tarihinde San Ignacio de Loyola Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 11 Mart 2016 tarihinde Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 25 Mart 2016 tarihinde Yozgat Bozok Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 13 Mayısıs 2016 tarihinde Kocaeli Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 27 Mayısıs 2016 tarihinde Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 1 Haziran 2016 tarihinde Makerere Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 6 Kasım 2016 tarihinde Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 1 Mayısıs 2017 tarihinde Jamia Millia İslamia Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 25 Aralık 2017 tarihinde Hartum Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 21 Mayısıs 2018 tarihinde Uluslararası Saraybosna Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 2 Eylül 2018 tarihinde Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 27 Haziran 2019 tarihinde Mukogawa Kadın Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • 10 Şubat 2025 tarihinde Malaya Üniversitesi'nden Erdoğan fahri doktora aldı.
  • Fahri hemşehrilik

    Tarih Şehir Ülke Kaynak 10 Şubat 2004 Seul  Güney Kore   2 Şubat 2009 Tahran  İran   3 Kasım 2010 Prizren  Kosova   5 Kasım 2010 Mamuşa  Kosova   29 Şubat 2016 Abidjan  Fildişi Sahili   20 Nisan 2018 Yeni Pazar  Sırbistan  

     

    Genişlik

  • Recep Tayyip Erdoğan (d. 26 Şubat 1954, Beyoğlu, İstanbul), Türk siyasetçi, Türkiye Cumhuriyeti'nin 12. ve şu anki cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi'nin genel başkanıdır. 1994-1998 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı ve 2003-2014 yılları arasında Türkiye başbakanı olarak görev yapmıştır. Cumhurbaşkanını halkın seçmesi referandumu sonrası 2014'te ilk defa doğrudan halk oyuyla cumhurbaşkanı olmuştur. 2018'de ikinci defa ve son kez 2023'te üçüncü defa cumhurbaşkanı seçilmiştir.

    1994 ve 1998 yılları arasında Refah Partisi'nden İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı görevini yürüttü. Kurucuları arasında yer aldığı Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Ağustos 2014'e kadar 13 yıl boyunca genel başkanlığı görevini sürdürdü, 2017 Türkiye anayasa değişikliği referandumu sonrası tekrar Adalet ve Kalkınma Partisi genel başkanı oldu. Genel başkanlığını yaptığı günden 2024'e dek katıldığı seçimlerin tamamında partisi, birinci parti olmuş ve katıldığı beş genel seçimin üçünde (2002, 2007 ve 2011) tek başına iktidar olmuştur.

    1976 yılında Millî Selamet Partisi Beyoğlu gençlik kolu başkanlığına ve aynı yıl İstanbul il gençlik kolları başkanlığına seçilen Erdoğan, Aksaray İktisadi ve Ticari İlimler Yüksek Okulu'ndan 1981 yılında mezun oldu. Millî Selamet Partisi'nin 1981'de kapatılması sonrasında, 1983'te kurulan Refah Partisi ile siyasi hayatına devam etti. 1986 milletvekili ara seçimlerinde milletvekili, 1989 yerel seçimlerinde ise Beyoğlu belediye başkanı adayı olarak seçimlere girse de her iki seçimde de seçilemedi. Milletvekili adayı olduğu 1991 genel seçimlerinde ise milletvekili olmasına rağmen tercihli oy sistemi sebebiyle Yüksek Seçim Kurulu milletvekilliğini iptal etti. 1994 yerel seçimlerinde elde ettiği %25,19'luk oy oranı ile İstanbul büyükşehir belediye başkanı seçildi. 6 Aralık 1997'de Siirt'te düzenlenen bir açık hava toplantısı sırasında topluluğa yaptığı konuşmada kullandığı ifadeler sebebiyle "halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" gerekçesiyle kendisine açılan dava sonucunda 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Belediye başkanlığı görevinden ayrılarak 26 Mart 1999'da girdiği cezaevinde dört ay on gün kaldıktan sonra 24 Temmuz 1999'da tahliye edildi.

    14 Ağustos 2001'de kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kurucuları arasında yer aldı ve partinin genel başkanlığına seçildi. Parti, girdiği ilk seçimler olan 2002 genel seçimlerinde %34,43'lük oy oranı ile Abdullah Gül'ün başbakanlığında 58. hükûmeti kurarken, siyasi yasağı süren Erdoğan seçimlere girememişti. Siyasi yasağının kaldırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan yasa değişikliği talebinin uygulamaya girmesiyle siyasi yasağı kalktı. 9 Mart 2003'te gerçekleştirilen ara seçimlerde Siirt milletvekili olarak meclise girdi. Başbakan Gül'ün istifasını sunmasıyla, 14 Mart 2003'te başbakanlık görevine geldi. Genel başkanlığını yürüttüğü Adalet ve Kalkınma Partisi, 2007 genel seçimlerinde oyların %46,58, 2011 genel seçimlerinde ise oyların %49,83'ünü alarak Erdoğan'ın Başbakanlığı'nda sırasıyla 60. ve 61. hükûmetleri kurdu. Sonraki süreçte yapılan genel seçimlerde partisi 2018'de %42,56, 2023'te ise %35,62[8][9] oy alarak en yüksek milletvekili sayısına ulaştı. Parti ayrıca, oyların %41,67'sini aldığı 2004 yerel seçimleri, oyların %38,39'unu aldığı 2009 yerel seçimleri, oyların %43,40'ını aldığı 2014 yerel seçimlerinde ve oyların %42,56'sını aldığı 2019 yerel seçimlerindede en çok oy toplamayı başaran parti konumundaydı. 2007 anayasa değişikliği referandumu sonrasında anayasada yapılan değişiklikle birlikte cumhurbaşkanının ilk defa doğrudan halk oyuyla seçilmesinin önü açılırken, adaylığını koyduğu 10 Ağustos 2014'te yapılan seçimlerde aldığı %51,79'luk oy oranıyla cumhurbaşkanı seçildi ve başbakanlık ile partisindeki görevinden ayrılarak Cumhurbaşkanlığı görevine 28 Ağustos 2014'te başladı. 2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde oyların %52,59'unu aldı ve ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi. 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde de oyların %52,18'ini alarak üçüncü kez cumhurbaşkanı seçildi.3 Haziran 2023 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan göreve başlama töreni sonrasında görevine başladı.

    Erdoğan'ın üçüncü döneminde Ekrem İmamoğlu da dâhil olmak üzere çok sayıda CHP'li belediye başkanı tutuklandı. Yaşanan gelişmeler, 2025 Türkiye protestolarının ortaya çıkmasında etkili oldu. Ayrıca tutuklanan gazetecilerin sayısı arttı ve Sınır Tanımayan Gazeteciler'in Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye'nin sıralaması yıllar içinde ciddi biçimde geriledi; 2025 itibarıyla 180 ülke arasında 159. sıraya kadar düştü. Ekim 2025'te Devlet Bahçeli ile birlikte Barış Süreci'nin yeniden başlatılmasını destekledi. 24 Kasım 2025'te partisinin, MHP ve DEM Parti heyetleriyle birlikte İmralı Adası'nda Abdullah Öcalan'ı ziyaret etmesini sağladı.

    İlk yılları ve eğitimi

    Recep Tayyip Erdoğan'ın babası Ahmet Erdoğan, Bakatalı Tayyip olarak da bilinen Tayyip Efendi'nin oğluydu. Recep Tayyip Erdoğan'ın 11 Ağustos 2004'teki Gürcistan ziyaretinden birkaç ay sonra çıkan haberlerde kendisinin bu ziyaret sırasında "Ben de Gürcü'yüm, ailemiz Batum'dan Rize'ye göç etmiş bir Gürcü ailesidir." dese de, 2007'de NTV'de katıldığı bir programda Türk olduğunu söyledi. OdaTV, 2009'da yayınladığı habere göre dedesinin taşıdığı Bakatalı lakabının, Gürcistan'ın Şida Kartli bölgesine bağlı Bagata köyü olduğu öne sürülmektedir. Murat Ümit Hiçyılmaz, Güneysu Seyahatnamesi adlı kitabında, arşiv kayıtlarına göre Erdoğan'ın ailesinin 450-500 yıldır Yüksekköy köyünde yaşamakta olduğu ve kökenleri Orta Asya'ya dayanan ailenin Kafkasya üzerinden bölgeye geldiği ifade edilmektedir. Doğum tarihi net olarak bilinmeyen Ahmet Erdoğan'ın mezar taşında 1321 (Rumi takvime göre 1905-1906) yazarken, kimlik bilgilerinde 1905 yazmaktadır. Güneysu'dayken Havuli ile gerçekleşen ilk evliliğinden Mehmet (1926-1988) ve Hasan (1929-2006) isimli iki erkek çocuğu olan Ahmet Erdoğan, bir süre sonra İstanbul'a yerleşirken eşini ve çocuklarını Güneysu'da bıraktı. İstanbul'a geldikten bir süre sonra Şirket-i Hayriye'ye girdi ve kıyı kaptanı olarak çalışmaya başladı. Havuli ile olan evliliği devam ederken, Mehmet ile Havva'nın kızı Tenzile Mutlu'dan (1924-2011) Recep Tayyip, Mustafa (d. 1958) ve Vesile (d. 1965) adlı üç çocuğu oldu. Havuli 1980'de vefat edince Ahmet Erdoğan ile Tenzile Mutlu arasında resmî nikâh yapıldı. 26 Şubat 1954'te İstanbul'un Beyoğlu ilçesi Kasımpaşa semtinde doğan Recep Tayyip Erdoğan,Tayyip adını dedesinden, Recep adını ise doğduğu günün Hicrî takvime göre Recep ayına denk gelmesinden dolayı aldığı belirtilmiştir.

    Kendisiyle yapılan bir röportajda çocukluk döneminde simit ve su sattığını ifade eden Erdoğan, kendisi hakkında hazırlanan Usta'nın Hikâyesi belgeselinde ise çocukluğunda yaz aylarında gittiği Rize'de çay ve fındık topladığını aktarmıştı.İlkokul eğitimini aldığı Kasımpaşa'daki Piyalepaşa İlkokulundan 1965'te, lise eğitimini aldığı ve yatılı olarak okuduğu Fatih'teki İstanbul İmam Hatip Lisesinden ise 1973'te mezun oldu. 2017 yılında okuduğu liseye adı verildi. İstanbul İmam Hatip Lisesinde okuduğu dönemde Camialtıspor'da amatör olarak futbol oynadı. İmam hatip mezunlarının üniversiteye girme konusunda uygulanan kısıtlamalar nedeniyle liseyi dışarıdan bitirme sınavlarına girerek fark derslerini verdi ve 1973 Ekim'inde Eyüp Lisesinden mezun olarak ikinci bir lise diploması aldı. Aynı yıl, İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisine bağlı Aksaray Yüksek Ticaret Okuluna girdi. Temmuz 1974'te İETT'de geçici işçi statüsüyle işe alınırken, kurumun futbol takımında da futbolculuk yapmaya devam etti. 18 Haziran 1981 tarihli istifa mektubuyla İETT'deki görevinden ayrıldı. Bu dönemden sonra bir süre amatör takımlardan Erokspor'da futbol oynadı. 1977-1978 eğitim-öğretim döneminde İstanbul İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisi bünyesindeki yüksekokullar İstanbul İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisi, Ticarî Bilimler Fakültesi adı altında birleştirilirken, Erdoğan Şubat 1981'de buradan mezun oldu. Bu kurum daha sonraları, 1982 Temmuz'unda kurulan Marmara Üniversitesine bağlanarak Marmara Üniversitesi İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi adını alırken, Erdoğan'ın diploması da bu kurumdandır.

    Erken siyasi kariyeri

    Ana madde: Recep Tayyip Erdoğan'ın ilk yılları ve kariyeri

    Lise yıllarında Millî Türk Talebe Birliği'ne girdi 1975'te Millî Selamet Partisi (MSP) Beyoğlu gençlik kolu başkanlığına, 1976 yılında ise MSP İstanbul il gençlik kolları başkanlığına seçildi. MSP'nin 12 Eylül Darbesi sonrasında kapatılmasına kadar bu görevini sürdürdü. 1982 Mart'ında zorunlu askerlik görevini yerine getirmek üzere silah altına alındı. Dört aylık acemiliğini İstanbul'un Tuzla ilçesindeki Tuzla Yedek Subay Piyade Okulu'nda yapmasının ardından, kıta hizmetini Kâğıthane'deki 3. Kolordu 6. Piyade Tümeni 77. Piyade Alayı Karargâh Servis Bölüğü'nde kantinlerin idaresinden sorumlu subay olarak gerçekleştirdi.

    19 Haziran 1983'te kurulan Refah Partisi ile siyasete geri döndü ve 1984 yılında Beyoğlu ilçe başkanı oldu.Ertesi yıl düzenlenen genel kongrede merkez karar ve yürütme kurulu üyesi seçilirken, aynı yıl partinin İstanbul il başkanlığına getirildi. 28 Eylül 1986'daki milletvekili ara seçimlerine Refah Partisi'nin İstanbul adayı olarak girse de seçilemedi. 26 Mart 1989'daki yerel seçimlerde Beyoğlu belediye başkan adayı oldu. %22,83 oranında oy toplayan Erdoğan, %29,29 oranında oy alan Sosyaldemokrat Halkçı Parti adayı Hüseyin Aslan'ın gerisinde kalarak belediye başkanı seçilemedi.Sonuç birleştirme tutanaklarında usulsüzlük olduğunu öne sürerek seçim sonuçlarına itiraz eden Erdoğan, İlçe Seçim Kurulu Başkanı 2. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Nazmi Özcan'a hakaret ettiği gerekçesiyle Özcan tarafından mahkemeye verildi ve 18 aydan 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandı.Beyoğlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davanın duruşmalarına katılmayan Erdoğan hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarıldı. Yaklaşık bir ay sonra, 27 Nisan günü tutuklandı ve bir hafta kadar Bayrampaşa Cezaevi'nde kaldıktan sonra 500 bin lira kefaletle serbest bırakıldı. Mahkeme ise kendisini "hakime hakaret" suçundan altı ay hapis ve 20 bin lira para cezasına çarptırsa da, Türk Ceza Kanunu'nun 72. maddesi gereğince hapis cezası tecil edilerek 920 bin liralık para cezasına çevrildi.

    20 Ekim 1991'deki genel seçimlerine Refah Partisi'nin İstanbul 6. bölge 1. sıradan adayı olarak girdi. Seçimlere Milliyetçi Çalışma Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile ittifak yaparak giren Refah Partisi İstanbul'dan %16,73 oranında oy aldı. 19. dönem milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine giren Erdoğan, ilk kez uygulanan seçmenlerin parti milletvekillerini sıralamaya bakmadan tercih edebildiği tercihli oy sisteminde seçmenlerin tercihini ikinci sıradaki aday Mustafa Baş'tan yana kullanması sebebiyle, sonuçların belli olmasından birkaç gün sonra Erdoğan'ın milletvekilliği Baş'a geçti.Sandıklardan Erdoğan'a yaklaşık 9 bin tercihli oy çıkarken, Baş'a yaklaşık 13 bin oy çıkmıştı.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (1994-98)

    27 Mart 1994'teki yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı için Refah Partisi; Erdoğan, Ali Coşkun, Nevzat Yalçıntaş, Temel Karamollaoğlu ve Veysel Eroğlu için kamuoyu araştırması yaptırmıştı.15 Ocak 1994 günü parti başkanı Necmettin Erbakan tarafından Erdoğan'ın İstanbul büyükşehir belediye başkanı adayı olacağı açıklandı. Seçimlerde Erdoğan %25,19 oy oranı alarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı seçildi. Belediye başkanlığı döneminde 4 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdi. Kentin trafik ve ulaşım açmazına karşı 50'den fazla köprü, geçit ve çevre yolu inşa edildi.

    Başkanlık dönemine ilişkin olarak 18 dosyadan İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde dava açıldı. Bunlardan bazıları AKBİL Skandalı, İSFALT, İSTAÇ ve İDO ile ilgili yolsuzluk davalarıdır. Bu davalar, milletvekili olduğunda dokunulmazlığı nedeniyle dokunulmazlığı süresince donduruldu.

    Hapis dönemi

    Vikikaynak'ta Recep Tayyip Erdoğan'ın şiir davası hükmü

    ile ilgili metin bulabilirsiniz.

    6 Aralık 1997'de Siirt'te düzenlenen bir açık hava toplantısı sırasında topluluğa yaptığı konuşmada, Ziya Gökalp'ın 1912 yılında Balkan Savaşı'ndaki Türk askerler için yazdığı "Asker Duası" adlı şiirinin sonradan değiştirilmiş bir sürümünden bir dörtlük okudu Erdoğan'ın okuduğu dörtlük: "Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, mü'minler asker". Okuduğu dörtlüğün bu şekliyle Gökalp'e ait olduğunu belirten Erdoğan, konuyla ilgili olarak "konuşmamın bütünü incelendiğinde millî birlik ve beraberlik mesajım verildiği görülür" demişti. Daha sonraları Erdoğan'ın okuduğu sürümün, Türk Standardları Enstitüsü'nün 1994'te çıkarttığı Türk ve Türklük kitabında bulunduğu ortaya çıktı ancak kim tarafından değiştirildiği anlaşılamadı.

    Konuşmayla ilgili olarak bir inceleme başlatıldı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Erdoğan'ın konuşmasının yer aldığı görüntüleri inceledikten sonra, Refah Partisi'nin kapatılması istemiyle açılan davayı görüşen Anayasa Mahkemesi Başkanlığına iletti. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı, Erdoğan hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 312/2 maddesine göre "halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek" suçlamasıyla hazırladığı iddianamesini 12 Şubat 1998'de tamamladı.Bir yıldan üç yıla kadar hapis istemiyle dava açılan Erdoğan'ın yargılanmasına 31 Mart 1998 günü başlandı.21 Nisan 1998'de sonuçlanan dava, Erdoğan'ın iddianamede bahsedilen suçu işlemesiyle sonuçlandı ve Erdoğan'a bir yıl hapis ile 860 bin TL ağır para cezası verildi. Daha sonra kendisini duruşmadaki hâli ve tavrı göz önüne alınarak cezası 10 ay hapis ve 176 milyon 666 bin 666 TL para cezasına çevrildi. 3 Haziran'da açıklanan gerekçeli karara göre Erdoğan, "Siirt'te yaptığı konuşmayla dindar ve dindar olmayan diye bölünen kesimler arasındaki gerginliği canlı tutmayı amaçlamaktaydı. "Bunları inanç birliği maksadıyla söyledim" şeklindeki ifadesinin inandırıcı bulunmadığı belirtilirken, "Benim referansım İslam'dır" diyerek topluluğu inanan ve inanmayan olarak ayırdığı belirtildi. "Cezanın ertelenmesine yer olmadığı" ibaresinin de yer aldığı kararın bir aykırı oya karşılık oy çokluğuyla alındığı ve Yargıtay'a başvurulabileceği kaydedildi. Mahkemenin aldığı karar 23 Eylül'de Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından, bire karşı dört oyla onaylandı. Kararın ardından kendisine siyasi yasak getirilen Erdoğan, herhangi bir partiyle birlikte veya bağımsız olarak herhangi bir seçime katılamayacaktı.25 Eylül'de Yargıtay tarafından açıklanan gerekçeli kararda Erdoğan'ın söylemlerinin "savaş çağrısı" niteliği taşıdığı belirtilmekteydi. Ceza infaz yasası gereği hapis cezası 4 ay 10 güne inerken, çeşitli ertelemeler sonrasında İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı görevini bırakarak 26 Mart 1999 günü Kırklareli'nin Pınarhisar ilçesindeki Pınarhisar Cezaevi'ne girdi. 24 Temmuz 1999'da ceza süresini tamamlayarak cezaevinden tahliye edildi.

    Siyasi yasaklı olduğu dönem

    Parti lideri Erdoğan'ın Romano Prodi ve Günter Verheugen ile Brüksel'de görüşmesi, 2002

    Fazilet Partisi'nin, Anayasa Mahkemesi tarafından daimi kapatılmasının ardından, bağımsız kalan milletvekilleri, yeni parti kurma çalışmalarını "gelenekçiler" ve "yenilikçiler" olarak adlandırılan iki kanattan sürdürdü. "Millî Görüş" olarak adlandırılan kanat, Recai Kutan'ın genel başkanlığında 20 Temmuz 2001'de Saadet Partisi'ni kurarken, "değişimci" kanat da, Tayyip Erdoğan liderliğinde 14 Ağustos 2001'de, Adalet ve Kalkınma Partisi'ni (AKP) kurdu ve Tayyip Erdoğan, parti genel başkanlığına seçildi. Erdoğan "Biz gömleğimizi değiştirdik" ifadesiyle muhafazakârlardan büyük tepki aldı.Kurulan AKP, 3 Kasım 2002 seçimlerinde kayıtlı 41.291.568 seçmenin oy kullanan 32.652.702 kişisi içinden 10.770.704 adet oy alarak %34,28 ile birinci parti oldu.

    Erdoğan, siyasi yasağı bulunduğu için seçimlere giremedi ve milletvekili seçilemedi. Seçim sonrasındaki 58. Hükûmet, Abdullah Gül başbakanlığında kuruldu. Bu hükûmet döneminde Erdoğan'ın siyasi yasağının kaldırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisine yasa teklifi sunuldu. Bu yasa değişikliği TBMM tarafından oy çokluğuyla kabul edilse de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer yasayı "öznel, somut ve kişisel" olduğu gerekçesiyle veto etti. Daha sonra aynı yasa değiştirilmeden mecliste tekrar kabul edildi ve Cumhurbaşkanı Sezer, yasa değişikliğini bu kez onayladı. Bu yasanın kabulüyle Erdoğan'ın milletvekili seçilmesi için yasal bir engel kalmadı. Seçimlerde Siirt milletvekili seçilen Fadıl Akgündüz'ün milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından Siirt'teki seçimlerin tekrar edilmesi kararlaştırıldı. Seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ilk sıradaki adayı Mervan Gül'ün adaylıktan çekilmesi ile Erdoğan partinin birinci adayı olarak Siirt seçimlerine girdi ve oyların %85'ini alarak kazandı.

    Başbakanlığı (2003-2014)

    Ana madde: Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı

    Başbakan Erdoğan, 2014 yılında İspanya Başbakanı Mariano Rajoy ile Başbakanlık'ta düzenlediği basın toplantısında

    Erdoğan'ın milletvekili seçilmesinin ardından Başbakan Abdullah Gül, Erdoğan'ın başbakan olması için Cumhurbaşkanı Sezer'e istifasını sundu. Sezer bu kez hükûmeti kurma görevini Erdoğan'a verdi ve genel seçimlerden yaklaşık üç ay sonra Erdoğan başkanlığında 59. Hükûmet kuruldu. 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan 2007 Türkiye genel seçimlerinde %46,6 oy alarak 341 milletvekili çıkaran Adalet ve Kalkınma Partisi, Recep Tayyip Erdoğan'ı başbakanlık koltuğuna ikinci kez taşıdı.[85] 12 Haziran 2011 tarihinde 2011 Türkiye genel seçimlerinde oy yüzdesini %49,83'e çıkarmış ve Türkiye genelinde 21.399.082 oy alarak toplamda 327 milletvekili ile üçüncü kez hükûmet kurma yetkisini kazanmıştır.[86]

    Cumhurbaşkanlığı (2014-günümüz)

    Ana maddeler: 2014 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi, 2018 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi ve 2023 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi

    Erdoğan, Mahmud Abbas ve arkalarında 16 büyük Türk ülkesini temsil eden temsilcilerle (2015)

    2007 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminde seçilen Türkiye Cumhuriyeti'nin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün görev süresi 2014 yılında dolduğundan, 2007 Türkiye anayasa değişikliği referandumu gereği Türkiye'de ilk kez cumhurbaşkanı halk tarafından doğrudan seçilmiştir İlk turu 10 Ağustos 2014 tarihinde olacak bu seçim için Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi çatı adayı olarak Ekmeleddin İhsanoğlu'nu,[88] HDP ise Selahattin Demirtaş'ı adayları olarak belirlemiştir. 1 Temmuz 2014 tarihinde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, AK Partili bütün milletvekillerinin imzası alınarak cumhurbaşkanı adaylarının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu açıkladı. Erdoğan'ın açıklamadan sonra olan konuşmasında ilk defa kullanılan Erdoğan logosu, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama'nın 2008 ABD başkanlık seçimlerinde kullandığı logoya benzetilmiştir. Seçim kampanyasında kullanılan slogan ''Milletin Adamı Erdoğan'' şeklinde oldu. Seçimde Erdoğan %51,79 oy oranıyla birinci sırada, İhsanoğlu %38,44 oy oranıyla ikinci sırada ve Demirtaş %9,76 oy oranıyla üçüncü sırada yer aldı.

    Erdoğan, 28 Ağustos 2014'te yemin etti ve Türkiye'nin 12. Cumhurbaşkanı olarak göreve başladı. Bıraktığı başbakanlık koltuğunu ise 29 Ağustos'ta yeni Başbakan Ahmet Davutoğlu doldurdu. %51,79 oranında oy aldığı cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı oyun beklenenden az olduğu eleştirilerine "Peygamber efendimizi bile desteklemeyenler oldu. Bizi de %52 destekledi." diye cevap verdi.

    Cumhurbaşkanlığı Sarayı

    Ana madde: Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Türkiye)

    Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı, 2014

    Erdoğan, Ankara'daki Atatürk Orman Çiftliği'nin yaklaşık 50 dönümü kullanılarak inşa edilen ve başlarda AK Saray olarak adlandırılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın inşası yüzünden birçok eleştiri topladı. Bir sit alanı olarak korunan Atatürk Orman Çiftliği'nde inşaat yasağı bulunduğu için sarayın inşasının durdurulmasına dair çeşitli mahkeme kararları çıksa da inşaat tamamlandı.Muhalefet, bunu hukukun üstünlüğünün açıkça ihlal edilmesi olarak değerlendirdi.Proje; inşaat sürecinde yolsuzluk, yaban hayatına zarar verilmesi ve yeni yollar yapılması için çiftlikteki hayvanat bahçesinin tahribi gibi konularda sert eleştirilere ve iddialara maruz kaldı.Ayrıca inşasını yasa dışı olarak değerlendiren muhalifler tarafından 'Kaç-Ak Saray' olarak adlandırıldı.

    Saray başta ülkenin başbakanları için yeni bir merkez olarak tasarlandı. Ancak cumhurbaşkanlığı görevine başlaması üzerine Erdoğan, sarayın Cumhurbaşkanı tarafından Çankaya Köşkü yerine yeni merkez olarak kullanılacağını duyurdu. Çankaya Köşkü ise yeni başbakanlık merkezi olarak değiştirildi. Çankaya, ülke kurulduğundan bu yana cumhurbaşkanları için sembolik bir merkez olduğu için bu olay, tarihi bir değişiklik olarak görüldü. Yaklaşık 1.000 odası olan ve maliyeti $350 milyon €270 milyon tutan saray, maden kazalarının ve işçi haklarının ülke gündemine hâkim olduğu bir süreçte ortaya çıkması ve kullanılmaya başlanması yüzünden büyük eleştirilere yol açtı

    29 Ekim 2014'te Erdoğan, ülkenin 91. kuruluş yıl dönümünü anmak için düzenlenen Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunu Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda yaparak sarayın açılışını da resmen gerçekleştirmiş olacaktı ancak bazı davetli katılımcıların etkinliği boykot edeceğini açıklaması ve Ermenek maden kazasının gerçekleşmesi yüzünden resepsiyon iptal edildi.

    Davutoğlu ile ilişkileri

    Ana madde: Ahmet Davutoğlu'nun istifa süreci

    Kamuoyunda ilk olarak, Ocak 2015'te Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından açıklanan ancak hayata geçirilemeyen 'şeffaflık paketi' ve 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasında adı geçen dört bakanın Yüce Divan'a gönderilmesi hususlarında Davutoğlu-Erdoğan arasında gerginlik çıktığı iddia edilmişti. Mayısıs 2016'da Pelikan dosyası adlı blog, ikili arasındaki gerginliği Erdoğan yanlısı bir bakış açısıyla detaylı bir şekilde maddelendirdi. 4 Mayısıs'ta Erdoğan ile Davutoğlu arasında yapılan görüşmeden kısa süre sonra AK Parti, olağanüstü kongre kararı alarak Davutoğlu'nun parti başkanlığına aday olmadığı bir kongre düzenledi ve Davutoğlu başbakanlıktan çekilerek yerine Binali Yıldırım getirildi. Davutoğlu'nun Erdoğan ile görüşmesinin hemen sonrasında görevden çekilmesi muhalifler tarafından Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na gönderme yapan "Saray Darbesi" tanımlamasıyla anıldı.

    Darbe girişimi

    Ana madde: 2016 Türkiye askerî darbe girişimi

    15 Temmuz 2016 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kendilerini Yurtta Sulh Konseyi olarak tanımlayan bir grup asker tarafından askerî darbe girişimi gerçekleştirildi. Erdoğan, CNN Türk kanalında telefon ile gerçekleştirdiği görüntülü konuşmada darbecilere hiçbir şekilde imkân tanınmayacağını ifade ederek halkı darbeye tepki göstermek için sokağa çıkmaya davet etti. Çağrının ardından, Türkiye'nin birçok ilinde darbe karşıtı protesto gösterileri düzenlendi. 16 Temmuz sabahı, darbe girişimi bastırıldı ve askerler silahları ile birlikte teslim oldu.

    Darbe girişiminin bastırılması sonrası Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama'ya seslenerek Fethullah Gülen'in terör örgütü lideri sıfatıyla Türkiye'ye iade edilmesi çağrısında bulunarak yapının mensuplarının da kararlılıkla ve ivedilikle devlet kurumlarından temizleneceğini belirtti.

    Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi

    Darbe girişiminden sonraki süreçte yeni bir yönetim sistemi için Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi'nin beşte üç oy sayısı 330'u aşarak 339 oy toplayan anayasa değişikliği teklifi meclisten geçerek referandum kararı verildi. Referandum sonucu %51,41 ile 'EVET' çıkınca Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'ne geçilmiş oldu. Sonraki süreçte 2018'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimine Cumhur İttifakı adayı olarak giren Erdoğan, %52,59'luk oy ile ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi ve yeni sistemin ilk cumhurbaşkanı olarak 66. Türkiye Hükûmeti'ni kurdu. 2023 cumhurbaşkanlığı seçiminde de Cumhur İttifakı adayı olarak %52,18 oy ile üçüncü kez cumhurbaşkanı seçildi ve 67. Türkiye Hükûmeti'ni kurdu.

    Olaylar

    Suikast girişimleri

    13 Eylül 2005 tarihinde Kütahya'da bulunan Erdoğan'ın minibüsüne ekmek arasına sakladığı bıçağı ile binmeye çalışan şahıs polis tarafından yakalanıp etkisiz hâle getirilmiştir. Üzerinde yapılan aramada mermi dolu bir poşet ve içi mermi ile dolu silah ele geçirilmiştir. Silah üzerinde yapılan incelemede kuru sıkıdan bozma bir silah olduğu tespit edilmiştir. Sanığı eski MHP milletvekili Ali Güngör'ün isteği üzerine kızı Hatice Burcu Güngör savunmuştur. 17 Kasım 2006'da sonuçlanan davada Mustafa Bağdat, 11 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Sonrasında Amerika'dan gönderilen bir e-posta ile bombalı araç kullanılarak yapılması planlanan bir saldırıdan daha bahsedilmiş ve bu suikast engellenmiştir. Bu saldırı o dönemin MİT çalışanları ve bazı Türk bilişim profesyonelleri tarafından detaylıca incelenmiştir. 7 Şubat 2011'de Erdoğan'ın hastaneye kaldırması sırasında Adalet Bakanlığından MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı arayarak çağırmışlardır. Fidan, Erdoğan'ın isteği üzerine adliyeye gitmemiştir.

    Tazminat

    14 Ocak 2000 tarihinde Avustralya'nın Melbourne şehrinde yayın yapan SBS radyosuna verdiği mülakatta kendisini Abdullah Öcalan ile karşılaştıran bir kişiye "Sayın Öcalan şu an, düşüncelerinin değil, almış olduğu kellelerin hesabını veriyor. Bense düşüncelerimden dolayı 4 ay hapis yattım, aramızdaki fark çok büyük." şeklinde cevap verdi. Hayatını kaybedenlerden "kelle" diye söz etmesi ve Öcalan'a "sayın" demesi nedeniyle eleştirildi. Şehit Anaları Derneği tarafından sembolik bir manevi tazminat davası açıldı. Davacıların avukatlığını Kemal Kerinçsiz'in yaptığı davada, İstanbul Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesi Aralık 2007 tarihinde Erdoğan'ın 3 kuruş tazminat ödemesine karar verdi. Hâkim, kararında şehitlere kelle ve yasa dışı silahlı örgüt liderine sayın denmesinin dil sürçmesi olamayacağına hükmetti. Erdoğan kararı temyiz etti. Yargıtay temyiz başvurusunu hem usulden, hem esastan inceledi ve mahkemenin kararını onadı.

    Karikatür davaları

    Ana madde: Dava konusu olmuş Recep Tayyip Erdoğan karikatürleri

    Erdoğan tarafından Cumhuriyet gazetesi çizeri Musa Kart, Evrensel gazetesi, Penguen dergisinin sahibi Erdil Yaşaroğlu ile Pak Yayıncılık'a karikatürlerde şahsının çeşitli figürlerle tasvir edildiği ve bunun kişilik haklarına saldırı içerdiği vurgulanarak manevi tazminat davaları açılmıştır.

    Fransız hiciv ve mizah dergisi Charlie Hebdo, 27 Ekim 2020'de Erdoğan'ı tasvir eden bir karikatürü dergilerinin haftalık sayısının baş kapağı olarak sosyal medya üzerinden yayımladı. Karikatür, Erdoğan'ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u, Çeçen asıllı Müslüman bir göçmenin Samuel Paty'yi öldürmesi üzerine yaptığı açıklamadan sonra kınaması ve Fransa'ya boykot çağrısında bulunmasından kısa bir süre sonra yayımlandı. Erdoğan'ın tasviri çeşitli Türk yetkililer tarafından eleştiriye tabi tutuldu ve karikatür hakkında yasal süreç başlatıldı.

    Şahsına yönelik hakaret

    6 Şubat 2010 tarihinde Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi tarafınca, TBMM genel kurulunda Erdoğan'a yönelik "kişilik hakları ile parti tüzel kişiliğine saldırıda bulunulduğu" iddiasıyla MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli aleyhinde 50 bin TL'lik manevi tazminat davası açılmış. Dava dilekçesinde Bahçeli'nin; "Türkiye'yi bölmeye çalışmak, etnik bölücülük konusunda sicil sahibi olmak, Türkiye'yi ayrıştırma ve bölme projelerini İmralı, Kandil ve Barzani'nin desteğiyle hayata geçirmek için çalışmak, İmralı canisi ile rol paylaşmak, işbirliği içinde olmak, kol kola girmek, aynı çizgide olmak; kimliksiz ve kişiliksiz siyasetin temsilcisi olmak, hayasızlık, ahlaksızlık, namussuzluk, edepsizlik; çürümüş bir zihniyete sahip olarak, etrafa mide bulandıran koku yaymak, ahlak bunalımına girmek, ahlaki ve vicdani bütün ölçülerini kaybetmek, seviye ve seviyesizlik ölçüleriyle tarif edilemeyecek bir çukura düşmek, utanç verici bir kişi olmak, teröristleri kucaklamak, alçaklık, yalancılık, riyakarlık, yalanlarla Türk milletine hakaret etmek" gibi ifadeleri ve sözleriyle Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi'ni itham ettiği kaydedildi. Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davada, her davacı için 10 bin TL olmak üzere toplam 20 bin TL manevi tazminat cezasının ödenmesine karar verilmiştir.[

    "Kişilik hakları ve parti tüzel kişiliğine saldırıda bulunduğu" iddiasıyla Ataol Behramoğlu aleyhine Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi tarafınca açılan 20 bin TL'lik manevi tazminat davası Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmüştür.

    28 Ağustos 2014'te Cumhurbaşkanı olmasıyla, şahsına yönelik hakaretler TCK 299 kapsamında, alenen işlenmesi hâlinde, altıda biri; basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, üçte biri oranında artırılmak üzere, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası gerektiren bir suç hâline geldi. Bu kapsamda dava açılan ve tutuklananlar arasında 16 yaşındaki lise öğrencisi Mehmet Emin Altunses de yer aldı.

    Afyonkarahisar Barosu üyesi Avukat Umut Kılıç, 2015 yılında hâkim ve savcılık sınavı mülakatında söylediği "Faşist Erdoğan" sözleri nedeniyle Cumhurbaşkanı'na hakaretten bir yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldı.[130]

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkan Yardımcısı Işıl Karakaş, Ekim 2015'te Avrupa Konseyi İfade Özgürlüğü Konferansı'nda yaptığı konuşmada Türkiye'de Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlamasıyla 236 kişi hakkında soruşturma başlatıldığını, bunlardan 105'i hakkındaysa dava açıldığını ve sekizinin de tutuklandığını belirtti ve bu durumun Türkiye'de gerçek bir problemi gösterdiğini dile getirdi.

    Mal varlığı

    Erdoğan'ın, 7 Şubat 2006 tarihinde yayınlanan mal varlığında; banka hesaplarında 1.361.290 TL parası olduğu, haricinde, 120.000 dolar alacağı olduğu açıklanmıştır.[132] 12 Eylül 2007 tarihinde açıklanan mal beyanında ise, Arnavutköy ve Güneysu'daki arsalarının haricinde, banka hesaplarında 1 milyon 803 bin 854 TL ile 9 bin 890 euro, alacaklarının ise 312 bin 500 TL olduğu açıklanmıştır. Tayyip Erdoğan'ın, 1 Mart 2010 tarihinde Başbakanlık Basın Merkezi internet sitesinde yayınlanan yeni mal beyanına göre Erdoğan'ın banka hesaplarında 2 milyon 366 bin 109 TL'si, haricinde 500 bin TL tutarında alacağı bulunduğu bildirilmiştir. Erdoğan'ın bu mal varlığının nedeni olarak ise şirket hisselerinin satış geliri, emekli ikramiyesi, emekli maaşı ve milletvekili maaşlarının toplamı gösterilmiştir.16 Haziran 2011 tarihli mal beyanında Güneysu'da 10 bin TL maliyetli arsa, banka hesaplarında toplam 3.390.384 TL, 25.000 £, 199.867 $ menkul değer ve 500 bin TL alacak yer almıştır.

    Diploma tartışması

    Ana madde: Recep Tayyip Erdoğan'ın üniversite diploması tartışması

    Recep Tayyip Erdoğan'ın üniversite mezunu olmadığı ve cumhurbaşkanlığının da bu nedenle geçerli olmadığı yönünde görüşler vardır. YARSAV kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Erdoğan'ın üniversite diplomasının sahte olduğu iddiasıyla "Resmî evrakta sahtecilik" nedeniyle suç duyurusunda bulunup Cumhurbaşkanlığı'nın iptali için başvuru yaptı. Marmara Üniversitesi konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği (ÜNİVDER) bir basın açıklaması yaparak, rektörlüğün kısa bir resmî yazı ve ekinde de Cumhurbaşkanı'nın geçici mezuniyet belgesini sunması beklenirken, hamâsî söylemler yanında üniversitenin tarihsel geçmişinden daha fazla söz etmesinin konunun kamuoyunca anlaşılmasını güçleştirdiği ve Erdoğan'ın Marmara Üniversitesi mezunu olarak gösterilemeyeceği görüşünü paylaştı. Recep Tayyip Erdoğan ise diploma iddialarına yönelik: “Kayıt olduğum, okuduğum ve mezun olduğum okul ortada, sınıf arkadaşlarım ortada. Ne yaparsanız yapın, eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri. Biz eserle ortadayız”ifadelerini kullanıp Marmara Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Arat'tan ilgili diplomanın künyesini yayınlamasını talep etti.

    Dış siyaset

     

    Ayrıca bakınız: Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan başbakanlık ziyaretleri listesi ve Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan cumhurbaşkanlığı ziyaretleri listesi

    Avrupa Birliği

    Ana madde: Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri

    Erdoğan G-20 zirvesinde liderlerle beraber, 2015.

    Erdoğan, European Voice Organization tarafından "The European of the Year 2004 (Yılın Avrupalısı)" seçilmiş, bunun üzerine Erdoğan "Türkiye'nin Avrupa'ya katılımı bir medeniyetler çatışmasına yol açmaz uzlaştırıcı ve birleştirici olur." yorumunda bulundu. 3 Ekim 2005 tarihinde Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik müzakereleri, Erdoğan'ın görev süresi içinde başladı.

    2016 Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği üyeliği referandumu öncesi Birleşik Krallık Başbakanı David Cameron "Bugünkü ilerleme hızıyla Türkiye'nin AB'ye üyeliği 3000 yılını bulur." açıklamasını yaptı. 19 Haziran 2016 tarihinde ise Türkiye AB üyesi olacak diye hayır oyu kullanmayın şeklinde bir görüş belirtti. Bu açıklamaların ardından Erdoğan "Bir araya geldiğimiz zaman sen böyle konuşmuyordun Cameron... Öyle demiyordun bize. Hep bize söylediği şuydu, 'Her zaman yanınızdayız, bir an önce Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesi için her türlü gayreti gösteriyoruz'. Ne oldu şimdi?" sözleriyle tepkisini belirtti.

    Almanya

    Ana madde: Almanya-Türkiye ilişkileri

    Haziran 2016'da Almanya Federal Meclisi'nde Hristiyan Birlik Partileri, Sosyal Demokrat Parti ve Yeşiller Partisi'nin Ermeni Soykırımı'nı tanıdığı tasarı önergesini oy çokluğuyla kabul edilmesi Türkiye ile Almanya ilişkilerini gerdi. Erdoğan, bu oylamanın Almanya ilişkilerini etkileyeceğini belirterek "Atmamız gereken adımları atacağız" açıklamasını yaptı.Açıklamanın ardından Türkiye tepki olarak parlamentonun kararının "şiddetle kınanacak bir karar" ve "kabul edilemez" olduğunu açıkladı ve "tarihi olaylara siyasetçiler değil, tarihçiler karar vermeli" tezini ortaya koydu. Ayrıca Almanya'daki büyükelçisini geri çağırdı.

    Rusya

    Ana madde: Rusya-Türkiye ilişkileri

    2002 yılında Türkiye ve Rusya arasındaki ticaret yaklaşık 5 milyar dolar değerindeyken bu rakam 2011 yılı sonu itibarıyla 32 milyar dolara ulaşmıştır.

    Kasım 2005'te Vladimir Putin'in açılışına katıldığı iki ülke arasında ortaklaşa inşa edilecek olan Mavi Akım doğal gaz boru hattı projesi başlatılmıştır. Yine iki ülke arasında Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesi planlanmaktadır. Türkiye Başbakanı Erdoğan 3 Aralık 2012 tarihindeki Rusya Başbakanı Putin'in Türkiye ziyaretinde iki ülke ilişkilerinde hedefin 100 milyar dolar olduğunu belirtmiştir.

    Sınır ihlali gerçekleştiren Rus Suhoy Su-24 uçağının Türk Hava Kuvvetleri tarafından düşürülmesi olayının ardından iki ülke arasında gerek siyasi gerek ekonomik olarak ciddi bir gerilim yaşandı. Erdoğan olayın ardından uçağın sınır ihlali yapılması sebebiyle böyle bir olayın yaşandığını belirtti ve "Bugün olsa yine aynısını yaparız" şeklinde bir açıklama yaptı. Olayın ardından Rusya, Türkiye'den ithal edilen tarım ürünlerinin neredeyse tümünü yasaklamıştı ve Rus vatandaşlarına Türkiye'de tatile gitmeme çağrısı yapmış ve turizm acentelerinin de Türkiye'ye tur satışlarını engelledi. Bunun sonucu olarak Antalya'daki Rus turistlerin sayısı %98,5 azaldı.

    Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Beyaz Saray gül bahçesinde ortak basın toplantısı sırasında, 2013.

    Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov gazetecilere yaptığı açıklamada Erdoğan'ın Putin'e yazdığı mektupta olayda ölen pilotun ailesine başsağlığı mesajı verdiğini ve "af dilediğini" söyledi. Yıldırım, Erdoğan'ın Putin'e gönderdiği mektupla ilgili "Rusya ile mesele tatlıya bağlanmıştır... Sadece üzüntülerimizi bildirdik." açıklamasını yaptı ve 6 ayda yaşananları yaşanmamış gibi kabul edip yola devam edeceklerini belirtti. Putin bu açıklamanın ardından hükûmetine, Türkiye ile karşılıklı ticari anlaşmaları iyileştirmek üzere görüşmelere başlamaları talimatı verdi ve Rus turistlerin Türkiye'ye gelmesini engelleyen seyahat kısıtlamalarını da kaldırma kararı aldı.

    Ermenistan

    Ana madde: Ermenistan-Türkiye ilişkileri

    Erdoğan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme süreciyle ilgili Karabağ Sorunu hakkında 'Karabağ'da Ermeni işgali sona ermeden biz de sınırı Ermeniler'e açMayısız' demiştir. 2020 Dağlık Karabağ Savaşı'ndan 2 yıl sonra Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile yaptığı görüşmede Erdoğan, şartların sağlanması durumunda tam normalleşme hedeflerine ulaşılabileceğini söylemiştir.

    İsrail

    Ana madde: İsrail-Türkiye ilişkileri

    Erdoğan İsrail'in sahip olduğu nükleer tesisleri "bölgesel barış için ana tehdit" olarak tanımladı ve UAEK denetimi altına girmesi için çağrıda bulundu.[160] Erdoğan "açık hava hapishanesi" olarak tanımladığı Gazze'nin bu durumu için İsrail'i suçlu bulduğunu açıklamıştır.

    Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu sırasında Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail'in Filistin'e yönelik saldırı ve tutumlarını eleştirerek podyumu terk etmesi, 29 Ocak 2009.

    2009 Dünya Ekonomik Forumu toplantısında Gazze çatışması ile ilgili olarak Şimon Peres ve Erdoğan arasında geçen konuşma, Erdoğan'ın toplantıyı terk etmesiyle sonuçlandı. Peres, Erdoğan'ın açıklamaları sonrası İstanbul'a bir roket düşse aynı tutumun Türkiye tarafından yapılacağını söyleyerek Erdoğan'ın durumu anlamadığını söyledi. Erdoğan, Peres'e şu sözleri söyledi: "Sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum." Peres'e yanıt vermesi esnasında konuşması moderatör tarafından kesilen Erdoğan, şu sözleri söyleyerek salondan ayrılmıştır. "Benim için de bundan böyle Davos bitmiştir. Daha Davos'a gelmem. Siz konuşturmuyorsunuz. 25 dakika konuştu, 12 dakika konuşturuyorsunuz. Olmaz."

    31 Mart 2010 tarihinde Gazze'ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara bandıralı gemi ile beraber toplam altı gemiye Akdeniz'de İsrail Savunma Kuvvetleri tarafından gemilerde bulunan aktivistlerden bir kısmının öldürülmesi, bir kısmının yaralanması ve gemilerin yolcularıyla birlikte rehin alınması ile sonuçlanan olayın ardından iki ülke arasında gerek siyasi gerek ekonomik olarak ciddi bir gerilim yaşandı. Olay hakkında Türk Dışişleri Bakanı 2010 yılında, olayın iki ülkenin arasındaki ilişkileri geri dönülmez bir şekilde zedeleyebileceğini belirtti.

    Erdoğan, 6 Ekim 2011 tarihinde Güney Afrika Cumhuriyeti'ne İsrail Başkâtiplerinden Ya'akov Finkelstein, Erdoğan'ın Güney Afrika Cumhuriyeti Başbakanı ile yaptığı basın açıklamasında "Tünellerden sadece gıda değil, silahlar, füzeler geçiyor. Bu füzelerle şehirlerimiz, çocuklarımız vuruluyor" diyen Başkatibin sözlerine "O tünellerden atom bombası geçmez. Nükleer silah geçmez, fosfor bombaları geçmez. İsrail, fosfor bombalarıyla Gazze'yi bombalamıştır. Bu bir kitle imha silahıdır. Ve kitle imha silahı kullanmak suçtur. O tünellerden geçse geçse ancak küçük çaplı silahlar geçebilir. Tüfek geçer. Ama oradan tank, top bunlar geçmez değil mi?" sözlerini sarf etmiş ve devamında "İsrail, bölge için en büyük tehlike çünkü atom bombası var" demiştir.

    20 Aralık 2015 tarihinde AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik "İsrail ile kesin bir anlaşma yok. Bir taslak üzerinde çalışılıyor. Kuşkusuz İsrail Devleti ve halkı Türkiye'nin dostudur." açıklamasını yaptı.Haziran 2016 tarihinde İsrail-Türkiye ilişkilerinin normalleşmesi için müzakerelerde Türkiye ile İsrail uzlaşmaya vardı. İsrail'le uzlaşma kapsamında iki ayrı metin düzenlendi.28 Haziran 2016 tarihinde mutabakata Dışişleri Bakanlığı müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve aynı saatte İsrail Dışişleri Bakanlığı Genel Direktörü Dore Gold da Dışişleri Bakanlığı'nda basına kapalı olarak imza attı. Erdoğan İsrail'le yapılan anlaşmadan bahsederken Gazze filosu saldırısı ile ilgili İHH'ya "Uluslararası bazda bir adım atıyoruz. Siz kalkıp da Türkiye'den böyle bir insani yardımı götürmek için günün başbakanına mı sordunuz? Biz zaten oraya gerekli yardımı Gazze'ye bugüne kadar hep yaptık yapıyoruz. Filistin'e yaptık yapıyoruz." şeklinde bir eleştiri yaptı. 9 Mart 2022 tarihinde İsrail Cumhurbaşkanı Yitzhak Herzog Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daveti üzerine Türkiye'ye gelip Erdoğan'la görüştü. Böylelikle Türkiye, 14 yıl aradan sonra ilk kez bir İsrail Cumhurbaşkanı'nı ağırlamış oldu.

    Ukrayna ve Rusya'nın Ukrayna'yı İşgali

    Türkiye, Ukrayna, Rusya ve BM arasında İstanbul'da tahıl ihracatı anlaşmasının imzalanması, 2022

    Erdoğan 2016 yılında Ukraynalı mevkidaşı Petro Poroşenko'ya Türkiye'nin 2014 yılında Rusya'nın Kırım'ı ilhakını tanımayacağını söyledi ve bunu "Kırım'ın işgali" olarak nitelendirdi.

    Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgali sırasında Erdoğan arabulucu ve barış aracısı işlevi gördü. Türkiye, 10 Mart 2022'de Antalya Diplomasi Forumu marjında Ukrayna ve Rusya ile üçlü bir toplantıya ev sahipliği yaparak işgalden bu yana ilk üst düzey görüşmeleri gerçekleştirdi. İstanbul'da 29 Mart 2022 tarihinde yapılan barış görüşmelerinin ardından Rusya, Kiev ve Çernihiv çevresindeki bölgeleri terk etme kararı aldı. 22 Temmuz 2022'de Türkiye, Birleşmiş Milletler ile birlikte 2022 gıda krizinin ardından Rusya ve Ukrayna arasında Ukrayna limanlarından tahıl ihracatının önünün açılması konusunda bir anlaşmaya aracılık etti. 21 Eylül 2022 tarihinde, aralarında Mariupol'deki Azovstal çelik fabrikasının savunmasına liderlik eden savaşçıların da bulunduğu 215 Ukraynalı asker, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın arabuluculuğunun ardından Rusya ile yapılan esir takasında serbest bırakıldı. Anlaşmanın bir parçası olarak serbest bırakılan esirler savaş bitene kadar Türkiye'de kalacaklar.

    Türkiye, İstanbul Boğazı'nı Rus donanma takviyelerine kapatırken, Birleşmiş Milletler yaptırımlarını uygularken ve Ukrayna'ya Baykar Bayraktar TB2 insansız hava araçları ve BMC Kirpi araçları gibi askeri teçhizat sağlarken, Türk hava sahasını Rus sivillere kapatmak gibi bazı yaptırımlara katılmadı ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile diyaloğu sürdürdü. Erdoğan 2022'de Kırım konusundaki tutumunu yineleyerek uluslararası hukukun Rusya'nın Kırım'ı Ukrayna'ya iade etmesini gerektirdiğini söyledi.

    Diğer Orta Doğu ülkeleri

    [icon]

     

    Recep Tayyip Erdoğan başbakanlık dönemi boyunca Türkiye-Irak Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi tarafından düzenlenen Bağdat'ta 36 mutabakat zaptı ve çalışma protokolü imzaladı. Protokol içeriği güvenlik, enerji, petrol, elektrik, su, sağlık, ticaret, çevre, ulaşım, konut, inşaat, tarım, eğitim, yüksek öğrenim ve savunma sektörlerini içermektedir.

    Irak'ın Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile ılımanlaşan ilişkiler sonrası Erbil'de bir Türk üniversitesi ve Musul'da bir Türk konsolosluğu açılmıştır.[185] Abdullah Gül 23 Mart 2009 tarihinde Irak'a gerçekleştirmiş olduğu gezi ile 33 yıl sonra Irak'a giden ilk Cumhurbaşkanı oldu.

    Recep Tayyip Erdoğan, ailesi ve eşlik eden heyetle birlikte, 13 Eylül 2011 tarihinde ilk ziyaret yeri Mısır olmak üzere Tunus ve Libya'ya[188] resmî ziyaretler gerçekleştirmiştir. Mısır'ın ardından Tunus ziyaretini gerçekleştiren Erdoğan'a Mısır, Tunus ve Libya'da duyulan halk ilgisi dünya kamuoyunda geniş yankı bulmuştur. Erdoğan, Trablus da Libyalılara Şehitler Meydanı'nda bir konuşma yapmıştır.

    Suudi Arabistan

    Ana madde: Suudi Arabistan-Türkiye ilişkileri

    24 Eylül 2015'te Mina'da yaşanan izdiham üzerine Erdoğan, Suudi hükûmetinin hac organizasyonları için çok çalıştığını belirterek "Dünyanın birçok yerinde bu tür organizasyonlarda bakıyorsunuz ihtimaller düşük de olsa bazı sıkıntılar yaşanıyor. Suudi Arabistan'a saldırgan tavırları doğru bulmuyorum." dedi.

    Seçimler tarihi

    Ana madde: Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimler tarihi

    Recep Tayyip Erdoğan, 1986 yılından beri beşi milletvekili seçimi, ikisi yerel seçim, biri ise cumhurbaşkanlığı seçimi olmak üzere toplamda sekiz farklı seçime katıldı. İki milletvekili seçimi ile bir yerel seçim dışında katıldığı tüm seçimlerde halk tarafından seçildi. Erdoğan'ın katıldığı seçimler ve aldığı sonuçlar şu şekildedir:

    Seçim Erdoğan'ın katılımı Parti Oy sayısı Oy oranı (%) Sonuç 1986 milletvekili ara seçimleri, İstanbul 6. bölge İstanbul milletvekili adayı Refah Partisi 31.247 8,57 Parti 5. sırada kaldı ve seçilemedi 1989 yerel seçimleri, Beyoğlu Beyoğlu belediye başkanı adayı 21.706 22,83 2. sırada kaldı ve seçilemedi 1991 genel seçimleri, İstanbul 6. bölge İstanbul milletvekili adayı 70.555 20,01 Parti 5. sırada kaldı ve seçildi; ancak tercihli oy sisteminde tercih edilmediğinden milletvekilliği 2. sıradaki adaya geçti 1994 yerel seçimleri, İstanbul İstanbul büyükşehir belediye başkanı adayı 973.704 25,19 Belediye başkanı seçildi 2003 milletvekili ara seçimleri, Siirt Siirt milletvekili adayı Adalet ve Kalkınma Partisi 55.203 84,82 Siirt milletvekili seçildi 2007 genel seçimleri, İstanbul 6. bölge İstanbul milletvekili adayı 939.027 44,07 İstanbul milletvekili seçildi 2011 genel seçimleri, İstanbul 6. bölge 1.391.558 48,27 2014 cumhurbaşkanlığı seçimi Cumhurbaşkanı adayı 21.000.143 51,79 Cumhurbaşkanı seçildi 2018 cumhurbaşkanlığı seçimi 26.325.188 52,59 2023 cumhurbaşkanlığı seçimi 27.133.849 (1. tur) 49,52 27.834.589 (2. tur) 52,18

    Genel seçimler

    3 Kasım 2002'deki genel seçimleri, Erdoğan'ın başkan adayı olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi %34,28'luk oy oranı ile 363 milletvekili çıkartarak kazanmış; Erdoğan kurulacak hükûmete başkanlık etmiştir.

    22 Temmuz 2007'deki genel seçimlerde %46,58 oy oranı ile Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmeti kurma görevini üstlenmiştir. Seçimden önce parti tanıtımı için Erdoğan'ın seçim vaatleri ile dolu çeşitli resimler bilbordlarda gösterilmiştir. Ayrıca "Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet" yazılı bir Erdoğan resmi de gösterilmiştir. Hükûmete ve partiye Erdoğan başkanlık yapmıştır.

    12 Haziran 2011'deki genel seçimleri ise Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye genel seçimlerinde bir ilke imza atarak üçüncü kez üst üste %49,83'lük bir oy oranı ile kazanmıştır. Diğer seçim tanıtımlarından farklı olarak 2011 seçimlerinde Erdoğan farklı temaların bulunduğu parti tanıtım reklamlarında boy göstermiş ve "Haydi Bir Daha" adlı partisine ve oy verenlere atıfla hazırlanan şarkısını yorumlamıştır. Erdoğan'ın söylemiyle "Türkiye Hazır Hedef 2023" sloganı kullanılmıştır.

    24 Haziran 2018 genel seçimleri sonuçlarına göre Erdoğan'ın genel başkanı olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi seçimi ilk sırada tamamlamış ve %42,56'lık oy oranı ile 295 milletvekili çıkartmıştır.

    14 Mayısıs 2023 genel seçimlerini Adalet ve Kalkınma Partisi yine ilk sırada tamamlayarak, genel seçimlerde üst üste yedinci kez kazanmış oldu. Erdoğan, genel başkan olduğu dönemlerdeki beşinci genel seçim zaferini yaşarken, partisi ise %35,62 oy oranı yakalamış ve 268 milletvekili çıkartmıştır

    Cumhurbaşkanlığı seçimi

    24 Nisan 2007 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grup toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan "Adayımız Abdullah Gül kardeşim" diyerek Abdullah Gül'ün 11. Cumhurbaşkanı adayı olduğunu açıklamıştır. Gül, 28 Ağustos 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçiminin üçüncü turunda 339 oy alarak Türkiye Cumhuriyeti'nin 11. Cumhurbaşkanı seçildi. 10 Ağustos 2014'teki cumhurbaşkanlığı seçimine partisinden bağımsız olarak giren Erdoğan, %51,79'luk oy oranıyla seçimi kazanarak cumhurbaşkanı oldu. 2018 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimine Cumhur İttifakı adayı olarak giren Erdoğan, %52,59'luk oy oranıyla seçimi kazanarak ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi.]2023 cumhurbaşkanlığı seçimine yine Cumhur İttifakı adayı olarak giren Erdoğan, ikinci turda %52,18 oy alarak üçüncü kez cumhurbaşkanı seçildi.

    Yerel seçimler

    Ana maddeler: 1994 Türkiye yerel seçimleri, 2004 Türkiye yerel seçimleri, 2009 Türkiye yerel seçimleri, 2014 Türkiye yerel seçimleri ve 2019 Türkiye yerel seçimleri

    Recep Tayyip Erdoğan 1994 yerel seçimlerinde %25,19 oy alarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçildi.

    Erdoğan'ın liderliğinde Adalet ve Kalkınma Partisi 2002 genel seçimleri kazandıktan sonra, 2004 yerel seçimlerinde oy sayısını daha fazla artırdı. Adalet ve Kalkınma Partisi 16 büyükşehir belediyesinden 12 tanesini kazanarak seçimlerden birinci parti olarak ayrıldı.

    2007-2010 e-muhtıra, 2007 ve 2010 Referandumu Seçimleri, İsrail'in Filistin'e saldırıları ve Çin'in Doğu Türkistan'da olay çıkarması gibi olaylar döneminde iken 2009 yılında yerel seçim yapıldı. Bu seçimde Adalet ve Kalkınma Partisi 2004 yerel seçimlerindeki oy oranından %3 az oy alarak %39 oy aldı. İkinci parti olan CHP %23 oy aldı ve üçüncü parti olan MHP %16 oy aldı.

    2014 yerel seçimlerinde, 2009 seçimlerinden %5 fazla oy alarak %43,39 oy aldı. İkinci parti olan CHP %25,61 oy aldı ve üçüncü parti olan MHP %17,62 oy aldı.

    2019 yerel seçimlerinde ise 2014 seçimlerindeki oy oranını %0,94 arttırarak %44,33 oy aldı. İkinci parti olan CHP %30,12 oy aldı, üçüncü parti olan İYİ Parti %7,45 ve ittifak ortağı MHP %7,31 oy oranıyla dördüncü parti olmuştur.

    2024 yerel seçimlerinde 2019 seçimlerindeki oy oranını %7,24 düşürerek oyların %35,48'ini aldı. Bu seçim aynı zamanda AK Parti'nin tarihinde ikinci parti olduğu ilk seçimdi. CHP oyların %37,76'sını alarak birinci parti, Yeniden Refah Partisi oyların %6,19'unu alarak üçüncü parti oldu. İttifak ortağı MHP ise oyların %4,98'ini alarak beşinci parti oldu.

    Eleştiriler

    [icon]

     

     

     

    Carlos Latuff'un Erdoğan'ın İsrail-Filistin sorunu konusundaki tutumuna ilişkin çizdiği bir karikatür

    Carlos Latuff tarafından resmedilen Erdoğan sansürü

    2013 Taksim Gezi Parkı Protestolarından bir pankart

    Recep Tayyip Erdoğan'a siyasi hayatının başlarından itibaren çeşitli eleştiriler yapılmıştır. Bunlar arasında yargının siyasallaşması, 2013-2014 yıllarında yapılan yargıya yönelik düzenlemeler, basına uygulanan sansür, anti-Kemalizm, antisemitizm ve diktatörleşme eğilimleri yer alır.

  • Erdoğan'ın 2013 Gezi Parkı protestolarına yönelik açıklamaları üzerine The Washington Post'ta yayınlanan, Erdoğan'ın seçimlerde aldığı oy oranının yüksekliği, Türkiye'de basın özgürlüğünün engellenmesi, protesto süreçleri ve polisin tepkisi konularını içeren bir yazıda, "Erdoğan seçilerek başa gelmenin ve aynı zamanda otoriter olmanın mümkün olduğunun talihsiz bir kanıtı" şeklinde bir ifade yer aldı.
  • 2013 yılında yaptığı bir konuşmasında "İki tane ayyaşın yaptığı yasa muteber oluyor da dinin emrettiği bir yasa sizin için neden reddedilmesi gerekiyor" demiş, tartışmalı sözü ile devletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve cumhurbaşkanı ve başbakan İsmet İnönü'yü hedef aldığı düşünülmüş, gazeteci Ayşe Hür Erdoğan'ı İslamcılık ile suçlamış,CHP İstanbul milletvekili Umut Oran, Başbakan Erdoğan'ın sözlerini Meclis gündemine taşıyarak "iki ayyaş"ın kim olduğunu sormuş, Muharrem İnce "Gerekli cevabı yüreği varsa vermesini bekliyoruz." demiş, akabinde Erdoğan, "iki ayyaş"tan kimi kastettiği sorusu sorulması üzerine "Men-i müskirat kanunu çıktığında Meclis Başkanı kimdi? Atatürk. Bu toplumda bizim laf diye söylenen bir şeydir. Kim bilir kaç kişinin imzası vardır? Büyük ihtimalle orada Gazi'nin imzası yoktur." diyerek cevap vermiştir.
  • Köln'de yaptığı miting öncesinde Bild gazetesinde, "Erdoğan hoş gelmediniz, burada istenmiyorsunuz!" ifadesi yer aldı.
  • The New York Times gazetesi 18 Aralık 2014'te yayımladığı makalenin başyazısında "Hükûmetin ifade özgürlüğünü boğmaya çalışması, romancılara iftira atması, yargı sistemini kontrol altına alması ülkenin demokrasisine zarar veriyor." diyerek dönemin hükûmetini ve dönemin başbakanını eleştirmiştir.
  • İtalyan Corriere della Sera gazetesi internet sitesinde Antonio Ferrari imzasıyla "Türkiye: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasi krizinin sinyali şiddet" başlıklı bir haber yayınladı. Kibrinin limitleri aştığı ve iç ve dış politikadaki maceracılığının hemen hemen tüm uluslararası gözlemciler tarafından berbat bulunduğu ifade edilen yazıda Erdoğan 'megaloman' olarak tanımlandı.
  • İngiliz Financial Times gazetesi 25 Ağustos 2015'te yayımladığı makalede Cumhurbaşkanı'nı eleştirmiştir. Ayrıca makalede "Türkiye Ekonomisi Kırılgan" manşeti atılmıştır.
  • Siyaset bilimci Ersin Kalaycıoğlu Erdoğan'ı eleştirerek "padişahların ondan daha mütevazı olduğunu" belirtti.
  • Beyaz Saray ABD 2014 İnsan Hakları raporunu açıkladığında Erdoğan için, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini eleştiren gazetecilere, adlarını vererek açıkça saldırdı" denilmiştir.
  • BirGün gazetesinin 17 Şubat 2015 tarihinde, "Katil ve Hırsız Erdoğan" manşetini açması üzerine "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan yargılanan BirGün gazetesinin yöneticileri Barış İnce, Berkant Gültekin ve Can Uğur on bir ay yirmişer gün hapis cezasına çarptırıldı. Savunmalarında "Hırsız ve katil" sözlerinin Erdoğan'ın şahsına hakaret kastı olmadığını, politik bir eleştiri olduğunu söyleyen üç gazetecinin cezası ertelendi.
  • New York Times gazetesi, Türkiye için başkanlık sistemi önerirken Hitler Almanyası'nı örnek göstermesi üzerine "Sayın Erdoğan başka bir çizgiyi daha aştı" başlıklı bir başyazı yayınladı.
  • CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Cumhurbaşkanı'na hakaret davaları nedeniyle son üç Cumhurbaşkanı'na ilişkin bir karşılaştırma yaptı. Emir'in araştırmasına göre Recep Tayyip Erdoğan'ın ilk bir buçuk yılda 1300'ün üzerinde kişiye dava açtığı sonucuna ulaştığını ifade etmiştir.
  • CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 35. Cumhuriyet Halk Partisi Olağan Kurultayı'nda Erdoğan'ı Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar nedeniyle eleştirdi. Kılıçdaroğlu'nun "Kendi düşüncelerini açıklayan akademisyenler tek tek gözaltına alındı. Bir diktatör bozuntusunun talimatıyla tek tek gözaltına alınıyor." demesi üzerine AK Partili konuklar kurultayı terk etti.
  • Kuzey Almanya Radyo Televizyon Kuruluşu'nda (NDR) yayınlanan ‘extra 3' adlı mizah programında 17 Mart'ta, Erdoğan'ın basın özgürlüğü ve insan hakları konularındaki tutumunun hicvedildiği ‘Erdowie, Erdowo, Erdogan' adlı bir şarkı yayımlandı. Bu konuda Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Martin Erdmann Türkiye Dışişleri Bakanlığı'na çağrılarak programın silinmesi talebi iletildi. Yapımcı bu talebi geri çevirerek şarkıyı Türkçe ve İngilizce alt yazılı olarak programın YouTube sayfasına "İş basın özgürlüğüne ve insan haklarına gelince Türkiye Cumhurbaşkanı oldukça yaratıcı davranışlar sergiliyor. Yani diplomatik bir tabirle söylemek gerekirse. Ama bu işler bizde farklı yürüyor. İşte İstanbul için şarkımız." notuyla paylaştı.
  • NDR'de yayımlanan şarkıya gösterilen tepkiyi aşırı bulduğunu söyleyen komedyen Oca Böhmermann, ZDF'deki programında bir "Sövgü şiir (Schmähgedicht) okudu. Kanal, yayın ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle programı yayından kaldırdı. Metnin bilinçli olarak hakaret amacıyla yazıldığını söyleyen Angela Merkel Böhmermann'ı eleştirdi ve yabancı devlet adamlarına hakaret kapsamında yargılanması yolunun açık olduğunu belirtti. Böhmermann, Başbakanlık Dairesi Başkanı Peter Altmaier'a Twitter (yeni adı X) üzerinden yolladığı mesajda, ‘Hiciv sınırlarının yoklanmasına izin verilen, bunun istendiği ve toplumsal tartışma unsuru yapıldığı bir ülkede yaşamak istediğini' belirterek, ‘kendi durumum için yardım değil, tartışmalı da olsa sanatsal girişimim ve konumumun dikkate alınmasını istiyorum‘ dedi. Şiirin hiciv mi, hakaret mi olduğu yönünde tartışmalar yaşandı. Birçok basın organı ve mizahçı desteğini belirtti.İngiltere'de yayımlanan haftalık The Spectator dergisi yazarlarından Douglas Murray olayı protesto etmek için "Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret şiiri yarışması" düzenledi.Adalet Bakanı Thomas Kutschaty yargılanma yolunun açılmasına itiraz etti.Konuyla alakalı Hamburg Eyalet Mahkemesi'nin verdiği ilk kararda şiir prensipte mizah olarak değerlendirildi fakat şiirin büyük bir kısmının yayınlanması yasaklandı. Ayrıca şiirde Erdoğan'a yönelik ifade özgürlüğü eleştirileri ise yasalara uygun buldu.
  • Almanya Federal Meclisi'nin Ermeni Kırımı ile ilgili teklifi onamasının ardından Erdoğan'ın Almanya Federal Meclisinde bulunan Türk vekiller hakkında "Birileri de diyor ki güya Türk... Ne Türk'ü be... Bunların kanının laboratuvar testinden geçmesi lazım." ifadeleri, Cem Özdemir tarafından "çağ dışı" olarak, Alman Meclisi tarafından "demokrasimize açık bir saldırı" ve Selahattin Demirtaş tarafından da ırkçı bir söylem olarak nitelendirilmiş ve eleştirilmiştir. Cem Özdemir, Erdoğan'ın kendisine ilişkin açıklamalarına "Almanya Meclisi herhangi bir otoriter liderin keyfine göre kararlar almak zorunda değil." ifadelerini kullanmıştır.
  • HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Erdoğan'ın Osmangazi Köprüsü'nün açılış törenine katılması üzerine “Atatürk Havalimanı'nda insanların cenazesi daha morgda iken bu zatlar köprü açılısında balon uçuruyordu.” diyerek eleştirmiştir.
  • The New York Times gazetesinde Ağustos 2018'de yayınlanan Peter Goodman imzalı makalede Erdoğan'ın 10 yıl önce bölge için "olası demokrasi feneri" olma umudunu verdiğini, ancak Erdoğan'ın tüm iktidarı elinde toplaması ve muhalefete karşı acımasız baskıyı başlatmasıyla bu umudun tamamen yok olduğunu kaydetti. Makalede; Erdoğan Avrupa Birliği'ne girmek için kendini reformlara hazır ılımlı Müslüman lider olarak gösterdi ve Türkiye'nin hoşgörü ve hukukun üstünlüğü ile yönetilen bir liberal toplum hâline geldiğine dair algılara hitap ettiği, ancak üstün yetkileri elinde toplamaya başlamasından ve 15 Temmuz Darbe Girişimi'nden sonra muhalefete baskı yapmaya başladıktan sonra bu misyonunu yitirdiği belirtildi. Ayrıca ekonomiyi "patronaj ağına" benzer bir yolla yönetmeye başladığı ve yakın çevresi tarafından kontrol edilen şirketlere dolar üzerinden krediler dağıtarak borç üzerinden ekonomik büyüme elde etmeye çalıştığını, buna karşın Türk lirası'nın serbest düşüşe geçmesiyle ekonomik sorunların ortaya çıktığını yazdı.
  • Erdoğan, Marmaris'te orman yangınları sürerken konuyla ilgili açıklamalarda bulunmasının ardından vatandaşlara otobüsün üzerinden çay paketleri fırlattı. Erdoğan'ın bu hareketine muhalefet partileri ve muhalif kesimler tepki gösterdi.
  • Freedom House'un Türkiye raporu, ülkeyi "özgür olmayan" kategorisinde sınıflandırdı ve Erdoğan yönetiminin "artarak otoriterleştiği, anayasal değişikliklerle gücü konsolide ettiği, muhalifleri ve bağımsız medyayı bastırdığı" ifade edildi.
  • Foundation for European Progressive Studies'in (FEPS) makalesinde, AKP ve Erdoğan'ın "Türk demokrasisini hızla yok ettiği", 16 Nisan 2017 referandumu sonrası "karizmaya dayalı, kişilik kültüne ve muhalefeti bastırmaya" yönelik bir rejime geçildiği değerlendirildi.
  • Ödüller

    Ana madde: Recep Tayyip Erdoğan'ın aldığı ödüller listesi

    Özel hayatı

    4 Temmuz 1978 günü verdiği bir konferansta tanıştığı 1955 doğumlu Emine Gülbaran ile evlenmiştir. Emine Erdoğan ile Recep Tayyip Erdoğan'ın Ahmet Burak ve Necmeddin Bilal isminde iki oğlu, Esra ve Sümeyye isminde iki kızı bulunmaktadır. Mustafa isminde bir erkek kardeşi vardır. Vesile ismindeki kız kardeşi, Ziya İlgen ile evlidir. Damatları, Esra Erdoğan ile evli Berat Albayrak ve Sümeyye Erdoğan ile evli Selçuk Bayraktar'dır.

    Popüler kültürdeki yeri

  • Hatırla Sevgili dizisinde Saygın Soysal tarafından canlandırılmıştır.
  • Kurtlar Vadisi Gladio filminde Rafet Özdemir tarafından canlandırılmıştır.
  • Reis filminde hayatı konu alınmıştır. Reha Beyoğlu, Işık Yıldız ve Batuhan Işık Gürel tarafından canlandırılmıştır.
  • Sevda Kuşun Kanadında dizisinin bir bölümünde gözükmüş, Emrah Mazı tarafından canlandırılmıştır.
  • Kod Adı: K.O.Z. filminde Cem Kurtoğlu tarafından canlandırılmıştır.
  • TRT 1'deki "Pelin Çift ile Gündem Ötesi" programında, Spectral isimli Hollywood filminin 1 saat 36 dakika 20. saniyesinde ABD ordusu'nun düşmanı yok ettiği sahnede subliminal biçimde Recep Tayyip Erdoğan'ın yüzünün gösterildiği iddia edilmiştir.[241]
  • Papa Francis: Sözünün Adamı [en] belgeselinde bir sahnede gösterilmiştir.
  • Time Dergisi 28 Kasım 2011 sayısı kapağında üzerinde "Erdoğan'ın Yolu" yazısıyla yer almıştır.
  • 2 Temmuz 2021'de Amazon Prime'da yayınlanan Yarının Savaşı adlı filmde Erdoğan'ın eski konuşmalarına ait bir görüntü kullanılmıştır.
  • 1955 - Suna Yıldızoğlu, İngiliz asıllı Türk oyuncu
  • 1959 - Ahmet Davutoğlu, Türk akademisyen ve siyasetçi
  • 1970 - Mehmet Ali Ilıcak, Türk gazeteci ve medya patronu
  • 1975 - Öykü Serter, Türk televizyon sunucusu ve oyuncu
  • 1984 - Beren Saat, Türk oyuncu
  • 1988 - Deniz Yılmaz, Türk futbolcu
  • 1992 - Demet Özdemir, Türk oyuncu
  • 1994 - Ahmet Çalık, Türk millî futbolcu (ö. 2022)
  • 1996 - İlayda Alişan, Türk oyuncu
  • 1998 - Ege Tanman, Türk oyuncu
  •  

Ölümler

  • 420 - Gazzeli Porfirios, Gazze piskoposu (d. 347)
  • 1154 - II. Rugerro, Sicilya Kralı (d. 1095)
  • 1577 - XIV. Eric, İsveç kralı (d. 1533)
  • 1929 - Giriftzen Asım Bey, Türk neyzen, grifitzen ve besteci (d. 1851)
  • 1930 - Ahmed Rıza Bey, Türk siyasetçi ve Jön Türk hareketinin önderlerinden (d. 1858)
  • 1961 - Hasan Âli Yücel, Türk öğretmen, siyasetçi ve eski Millî Eğitim Bakanlarından (d. 1897)
  • 1994 - Tarık Buğra, Türk yazar ve gazeteci (d. 1918)
  • 2014 - Mehmet Gün, Türk ressam (d. 1954)
  • 2019 - Aytaç Arman, Türk sinema ve dizi oyuncusu (d. 1949)
  • 2023 - Ziya Şengül, Türk eski milli futbolcu, teknik direktör ve futbol yorumcusu (d. 1944)
  •  

 

Wikipedia.org

Türkçe Vikipedi - Vikipedi

Yorumlar

Yorum Yap

E-posta adresiniz gizli tutulur
Yukarıdaki işlemin sonucunu yazın

Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.