Tarih

15 Haziran 1826

Sultan II. Mahmud, Yeniçeri Ocağı'nı kaldırdı. Yerine "Asakir-i Mansure-i Muhammediye" adıyla yeni bir askeri teşkilat kuruldu

15 Haziran 1826

15 Haziran Tarihte Bugün Miladi takvime göre yılın 166. günü

 

 

Olaylar

Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye

Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye
Asâkir-i Nizamiye (Osmanlıca: عساكر منصورهٔ محمديه)

Asakir-i Mansure-i Muhammediye üniformaları, Ertuğrul süvari alayı

Etkin 7 Temmuz 1826–1920 Dağılması 1918-1920 (Mondros Mütarekesi-Kurtuluş Savaşı) Ülke Osmanlı İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu Bağlılık Seraskerlik (1826-1908)
Harbiye Nezareti (1908-1920) Sınıfı Piyade
Süvari
Topçu Büyüklük 350.000 (1877)
1.000.000 (1915) Karargâh İstanbul ve Selanik Takma Adı Nizamiye Birlikleri Ardıl Türk Kara Kuvvetleri Savaşları Kırım Savaşı,
93 Harbi,
Türk-Yunan Harbi,
Balkan Savaşları,
Birinci Dünya Savaşı Komutanlar Komutan Ağa Hüseyin Paşa
Ömer Lütfi Paşa
Hüseyin Avni Paşa
Ethem Paşa
Süleyman Hüsnü Paşa
Gazi Osman Paşa
Ahmed Muhtar Paşa
Ahmed İzzet Paşa
Enver Paşa

Asakir-i Mansure-i Muhammediye (Osmanlıcaعساكر منصورهٔ محمديه) (TürkçeMuhammed'in Muzaffer Askerleri Osmanlı ordusu bünyesinde yer almış bir ocaktır. II. Mahmud tarafından Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasının ardından 7 Temmuz 1826 tarihinde kurulmuştur. Ağa Hüseyin Paşa'nın komuta ettiği ocakta Koca Hüsrev Mehmed Paşa serasker olarak görev yapmıştır. Sultan Abdülmecid tarafından 14 Haziran 1843'te ordunun ismi Asâkir-i Nizâmiye-i Şâhâne olarak değiştirilmiştir. Bu tarihten itibaren ordu kısaca Nizamiye Ordusu olarak anılmaya başlanmıştır. Asakir-i Mansure-i Muhammediye, Osmanlı İmparatorluğunun son ordusudur. 1923'te saltanatın kaldırılıp cumhuriyetin ilan edilmesiyle Türk Kara Kuvvetlerine dönüşmüştür.

1. Ordu'nun karargâhı olarak kullanılan Selimiye Kışlası (Kasım 2013) Asakir-i Mansure birlikleri için inşa edildi

Kuruluşundan hemen sonra Asâkir-i Mansûre'ye kaydolmak için gerek İstanbul içinden gerekse taşradan pek çok istekli çıkmıştır. Hazırlanan nizamnâmeye göre, “kim idüğü belirsiz aylak kimseler” ve “mühtedîler” bu teşkilâta alınmayacak, ancak şartları elverişli, öncelikle yaşları on beş ile otuz arasında olanların kaydı yapılacaktı. Ancak, kırk yaşına kadar olanlardan gücü kuvveti yerinde ve dinç kimseler de alınabilecekti. Yaşları on beşin altında olup Asâkir-i Mansûre'ye yazılmak isteyen çocuklar için Şehzadebaşı'ndaki eski Acemi Ocağı Kışlası tâlimhane olarak tahsis edilmişti. Kısa sürede büyüyüp gelişen “Mansûre askerleri” için Üsküdar ve Levent’teki kışlalara yenileri ilâve edilmiştir. Yeni kurulan ordunun ilk mevcudu 12.000 kişiydi. Bu da 1500’er kişilik sekiz “tertib”e ayrılmıştı. Tertibin en yüksek rütbeli subayı binbaşıydı. Bu sekiz binbaşının üstünde bir başbinbaşı bulunuyordu. Ancak bir tertibin toplam mevcudu, iki sağ ve sol kolağası, topçubaşı, arabacıbaşı, cebehanecibaşı, mehterbaşı, imamlar, hekim ve cerrahla birlikte 1527 kişiyi buluyordu. Her tertip sağ ve sol diye iki kola ayrılmış, bunların her biri bir kolağasının emrine verilmişti. Her kol da “saf” adı altında altışar kısma bölünmüştü. Her safın başında bir yüzbaşı vardı. Bu yüzbaşıların emrinde iki mülâzım, bir sancaktar, bir çavuş ve on onbaşı bulunmaktaydı.

1827 Temmuzunda tertip yerini “tabur”a, saf ise “bölük”e terk etmiş, bu terimler varlıklarını günümüze kadar korumuştur. Sekiz taburdan ikisi nöbetleşe olarak Seraskerlik binasını bekleyecek ve İstanbul'un güvenliğini sağlayacaktı. Kanunnâmesinde belirtildiği gibi, Yeniçeri Ocağı'nın yerine kurulan Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye onun yalnız savaş sırasındaki hizmetlerini değil, şehrin iç güvenliğinin temini ve geçici olarak yangın söndürme vb. gibi barış zamanındaki görevlerini de üstlenmişti. Öteki altı tabur ise, başta Davutpaşa’da yaptırılan Asâkir-i Mansûre Kışlası olmak üzere, yeniden tamir ettirilen Selimiye ve Rami kışlalarında tâlimle meşgul olacaktı.

Yeni ordunun Seraskerlik’ten sonra gelen en yetkili makamı Asâkir-i Mansûre Nezâreti idi. Teşkilâtın maaş vb. teknik işlerinden nâzır sorumluydu. Yeni nizamî orduda alınan eğitim tedbirleri kısaca şunlardı: Her saf için bir mektep kurulacak, buralarda her gün Kur’ân-ı Kerîm ve ilmihal dersleri verilecekti. Neferler beş vakit namazı cemaatle kılacaklardı. Bunun için de her safa (bölük) birer imam tayin edilecekti.

 

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi

Hastane bahçesinde bulunan Düşünen Adam heykeli (Mart 2014)

Coğrafya Konum BakırköyİstanbulTürkiye Koordinatlar 40°59′22″K 28°51′43″D Genel Bilgiler Tür Ruh ve sinir hastalıkları hastanesi Durum Kullanımda Açılış 15 Ekim 1924 (101 yıl önce) İşletme Sahibi Sağlık Bakanlığı Yönetim(ler) Doç. Dr. Mustafa Nuray NAMLI İletişim Adres Zuhuratbaba Mahallesi
Dr. Tevfik Sağlam Cad. 25/2
34147 Bakırköyİstanbul İnternet sitesi https://bakirkoyruhsinireah.saglik.gov.tr/ Harita

 

Wikimedia | © OpenStreetMap

Hastaneler - Şehir hastaneleri

Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma HastanesiSağlık Bakanlığına bağlı Türkiye'nin ilk modern ruh sağlığı ve sinir hastalıkları kurumu.

Tarihçe

Üsküdar'daki "Toptaşı Bimarhanesi"nin (Akıl hastanesi) ihtiyaca cevap verememesi ve ölüm olaylarının artması üzerine 1924 yılında Mazhar Osman'ın girişimiyle bimarhanenin taşınmasına karar verildi. Bakırköy'deki Reşadiye kışlası hastane binasına dönüştürülerek 15 Ekim 1924 tarihinde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi adıyla hizmet vermeye başladı. Psikiyatri (Akliye) ve Nöroloji (Asabiye) dallarında klinikler açıldı.

Hastane ilk kurulduğu yıllarda toplumun hastaneye bakış açısını değiştirmek adına "Deli değil ruh hastası", "Tımarhane değil akıl hastanesi" gibi sloganlarla basın kampanyası başlattı.

1960'lı yıllarda başhekim Faruk Bayülkem'in girişimleriyle hastaların topluma yeniden kazandırılması hedefiyle toplum temelli psikiyatrik rehabilitasyon uygulamaları başladı. Hastaların topluma yeniden adapte olmaları için çalışıldı.

Ancak zamanla hastane yakın bölgede başka hastane açılmamasından dolayı ihtiyaca cevap veremez oldu. Hasta sayısının artması, tedavi tekniklerinin dünya uygulamalarının gerisinde kalması gibi nedenlerle kamuoyunda hastane hakkında olumsuz yargılar oluştu.

1979 yılında Yıldırım Aktuna'nın başhekim olmasıyla yeni ek binalar yapıldı, personel sayıları artırıldı ve yeni klinikler açıldı. Bu iyileştirme çalışmaları sırasında ismi kısaca AMATEM olan Alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı kliniği de açıldı.

1992'de Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Araştırma ve İleri Eğitim Merkezi (BARİLEM) kurularak araştırma ağırlıklı çalışan grupların oluşumu sağlandı, veritabanlarına ulaşım kolaylaştırıldı, araştırma kültürü geliştirildi. Şizofreni, bipolar bozukluk, evrimsel psikiyatri, psikofarmakoloji, toplum psikiyatrisi, genetik grupları kendi alanlarında birçok çalışMayısı tamamladı. BARİLEM eğitim hastaneleri içinde kurulmuş ilk ve tek araştırma merkezi olma özelliğini hâlen korumaktadır.

Hastanenin bilimsel amaçlı Düşünen Adam ve RHCP olmak üzere iki, nörofelsefe içerikli de Nefes adıyla bir dergisi bulunmaktadır. Tahir Musa Ceylan'ın "Bir Zamanlar Bakırköy" adlı romanı hayali karakterler üzerinden hastanenin atmosferini yansıtır.

Saat kulesi

1914 yılında hastane yapısı içerisine inşa edilen saat kulesi zamanla önemini kaybetmiş ve bakımsız kalmıştır. 1990'lı yıllarda Şule Gürbüz ve Recep Gürgen tarafından saatinin onarılıp kulenin yeniden işlev görür hale getirilmesi konusunda çalışma yapılmış olsa da bu çabalar sonuçsuz kalmıştır. Saati Reşadiye Kışlası'na kaldırılan kulenin kendisi de 1999 Gölcük depremi ile toprak altında kalmıştır.

 

Doğumlar

 

Ölümler

Hüseyin Avni Paşa Osmanlı Sadrazamı Görev süresi
15 Şubat 1874 - 26 Nisan 1875 Hükümdar Abdülaziz Yerine geldiği Şirvanizade Mehmed Rüşdi Paşa Yerine gelen Ahmed Esad Paşa Kişisel bilgiler Doğum 1819
GelendostIspartaOsmanlı İmparatorluğu Ölüm 15 Haziran 1876 (57 yaşında)
İstanbulOsmanlı İmparatorluğu Defin yeri Süleymaniye Camii Haziresi, İstanbul Bitirdiği okul Harbiye Mektebi Askerî hizmeti Bağlılığı  Osmanlı İmparatorluğu Hizmet yılları 1837-1876 Rütbesi  Müşîr Çatışma/savaşları Kırım Savaşı

Hüseyin Avni Paşa'nın Süleymaniye Camii haziresinde bulunan mezarı, İstanbul

Hüseyin Avni Paşa (Osmanlıca: حسين عونى پاشا, d. 1819 - ö. 15 Haziran 1876), Osmanlı devlet adamı ve asker. Sultan Abdülaziz saltanatında 15 Şubat 1874 - 26 Nisan 1875 tarihleri arasında bir yıl iki ay dokuz gün süreyle sadrazamlık görevinde bulundu. Sultan Abdülaziz'e karşı yapılan darbe sonrası düzenlenen toplantı sırasında toplantıyı basan Kolağası Çerkes Hasan tarafından suikast sonucu öldürüldü.

Hayatı

Hüseyin Avni, 1819 yılında Isparta'nın Gelendost İlçesinde doğdu. Babasının adı Eşekçi Ahmed idi. Öğrenimi için, babası tarafından İstanbul'a yollandı. Çorlulu Ali Paşa Medresesi'nde müderris olan dayısının yanına sığındı. Medresede Kur'an ve Arapça okudu. 1837 Temmuz'unda nefer(er) olarak Harbiye'nin hazırlık sınıfına alındı. 8 ay sonra imtihanla onbaşı, 1839 Temmuz'unda çavuş, sonra başçavuş oldu. 1842'de Erkân-ı Harbiye'den mülazım rütbesi ile mezun oldu. 1849'da kolağası rütbesiyle 28 yaşında Harb Akademisi'nden çıktı.

Hüseyin Avni, 1852 Haziran'ında binbaşı rütbesi ve Bey unvanı alarak Harbiye'ye taktik öğretmeni tayin edildi. 12 Haziran 1853'te yarbay rütbesiyle Şumnu'ya, sonra Sofya 'ya gönderildi. Daha sonra Vidin'deki tümenin kurmay başkanlığına getirildi. Çatana Muharebesi üzerine Sultan Abdülmecid, Hüseyin Avni Bey'e altın kabzalı kılıç, albay rütbesi verdi. Sonra mirliva olarak Kars'a, oradan Şumnu'ya gönderildi. 1858'de Mekteb-i Harbiye kumandanı, sonra mekatib-i askeriyye (askerî okullar) kumandanı oldu. Ocak 1868'de askeri şura reisi, Temmuz 1863'te müşir rütbesiyle Birinci Ordu kumandanı oldu. Rumlar ayaklanınca, 7 Mart 1867'de Girit'e yollandı. 29 Kasım 1867'de Girit Eyalet valisi oldu. 9 Şubat 1869'da Serasker olarak ilk defa imparatorluk hükûmetine girdi.

15 Şubat 1874 - 26 Nisan 1875 tarihleri arasında sadrazam oldu.

30 Mayısıs 1876 tarihinde yapılan ve Midhat Paşa'yla birlikte padişah Abdülaziz'in tahttan indirilmesiyle sonuçlanan hükûmet darbesinin liderlerinden biriydi.[2] Ancak 15 Haziran 1876 gecesi Mithat Paşa'nın Beyazıt'taki evinde bir hükûmet toplantısına katılırken devrik padişah Abdülaziz'in kayınbiraderi Çerkes Hasan'ın konağa yaptığı baskın sırasında Hariciye Nazırı Mehmed Raşid Paşa ile beraber Çerkes Hasan tarafından öldürüldü.

 

John Vincent Atanasoff

 

OCM

1990'larda Atanasoff

Doğum 4 Ekim 1903
Hamilton, Madison County, New York, ABD Ölüm 15 Haziran 1995 (91 yaşında)
Frederick, Maryland, ABD Mezun olduğu okul(lar) Florida Üniversitesi
Iowa Eyalet Üniversitesi
Wisconsin–Madison Üniversitesi Tanınma nedeni Atanasoff–Berry bilgisayarı Ödüller Order of Saints Cyril and Methodius, First Class   Kariyeri Dalı Fizik Doktora
danışmanı
J. H. V. Vleck    

John Vincent Atanasoff (d. 4 Ekim 1903, Hamilton, New York - ö. 15 Haziran 1995, Frederick, MarylandMaryland), Bulgar kökenli, Amerikalı bir fizikçi ve ilk elektronik dijital bilgisayar icadıyla tanınan bir mucitti. 1973 yılında Honeywell Inc. v. Sperry Rand patent davasında mahkeme kararıyla, daha sonra Atanasoff-Berry bilgisayarı olarak adlandırılan, programlanamayan bir makine olan ilk otomatik, elektronik, dijital bilgisayarın mucidi olarak tescil edilmiştir.

Hayatı

Öğrenim yıllarındaki başarısı oldukça göz dolduran Atanasoff liseyi iki yılda bitirdi ve teorik fizikçi olmaya karar verdi. Bu amaçla 1922'de Gainesville'deki Florida Üniversitesi'ne girdi. Atanasoff bir takım sebeplerle üniversite hayatına fizik yerine elektrik mühendisliği programından başladı. Fakat Atanasoff'un bu başlangıcı yapması, ileride tohumlarını atacağı ilk bilgisayarın gelişiminde ve planlanmasında çok yardımcı olacaktı.

1925 yılında Üniversite'den mezun olduktan sonra lisansüstü eğitimini Iowa Eyalet Üniversitesi'nde matematik alanında bitirdi. Lisansüstü eğitiminin hemen ardından Üniversitenin ona sunduğu teklifi kabul ederek fizik ve matematik öğretmenliği görevine başladı. Daha sonra Wisconsin Üniversitesi'nde doktora programına kabul edildi ve böylece 1930 yılında Wisconsin Üniversitesi'nden teorik fizik alanında doktora derecesini aldı. Doktora tezinde birçok karmaşık ve zaman alan hesaplama ile uğraşması ve bunları otomatik olarak yapabiliyor olması gerekiyordu. Atanasoff hesaplamalarla uğraşmak yerine bunları kendisi yerine yapabilecek bir Monroe hesap makinesini kullandı. Fakat kullandığı alette o kadar çok kusur bulmuştu ki bu Atanasoff'un ileride daha iyisini yapması için bir teşvik gibi geldi ve Atanasoff teorik fizik alanında doktorasını tamamladıktan sonra Iowa Eyalet Üniversitesi'ne döndü ve hem daha hızlı hem de daha iyi bir hesap makinesi geliştirmek için çalışmaya başladı.

1931'li yılların başına gelmiş olmasına rağmen halen bu hesap makinesini geliştirme yollarını arıyordu. O sıralarda kendi öğrencilerinden biri olan Clifford Berry ile birlikte çalışarak, ilk elektronik dijital bilgisayarın prototipini yani Atanasoff–Berry Computer (ABC)'ı geliştirdi ve inşa etti. Makinedeki temel fikir, doğrusal denklemleri eşzamanlı çözmek için ikilik tabandaki matematiği ve boolean (doğru-yanlış) mantığı içeriyordu. İlk prototip 1942'de bütünüyle tamamlanmış olacaktı.

Makinenin bir mikro işlemcisi yoktu fakat dijital hesaplamalar için kullanılacak elektronik bir aygıt gibi tasarlanmıştı.

1941'de önemli bir olay gerçekleşti. Atanasoff iş arkadaşı John W. Mauchly'i evine misafir olarak davet etti. Atanasoff'un bilgisayar teknolojisi ile ilgili olan çalışmalarına çok meraklı olan John W. Mauchly bu teklifi memnuniyetle kabul etti. Asıl önemli soru bu ziyaret sırasında Atanasoff ile Mauchly arasında nelerin konuşulduğu ve Mauchly'nin Atanasoff'tan nelere sızdırdığı. Zira bundan 26 yıl sonra John W. Mauchly ve John P. Eckert ENIAC adında bir bilgisayar geliştirdiler ve bunda Atanasoff'un icadını kopyaladılar.

İlk bilgisayar olarak kabul gören ENIAC Ekim 1973'te mahkeme kararıyla patentini kanıtlara dayanarak kaybetti. Hukuk John W. Mauchly'nin elektronik sayısal bilgisayarı için gerçek fikrin Atanasoff-Berry Computer (ABC)'dan geldiği kararını verdi. Ayrıca mahkeme ilk bilgisayarın Atanasoff ve Berry tarafından IOWA Üniversitesinde 1939 ve 1941 yılları arasında yapıldığını karara bağladı.

 

Tatiller ve özel günler

Azerbaycan'daki resmî tatiller

 

Bakü'deki Nevruz kutlamaları, 2012

Azerbaycan'da çeşitli resmi tatiller vardır. Resmi tatiller ilk kez 19 Mayısıs 1921 tarihinde Azerbaycan SSC Anayasası'nda düzenlenmiştir. Günümüzde ise Azerbaycan Anayasası tarafından düzenlenmektedir.

Tatiller

Tarih Türkiye Türkçesi Azericesi Açıklamalar 1-2 Ocak Yeni yıl Yeni il 2 gün 20 Ocak Kara Ocak Qara Yanvar Kara Ocak katliamını (1990) ve Karabağ Savaşı mağdurlarını anma günü.[2] 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Beynəlxalq Qadınlar Günü 1 gün 20-24 Mart Nevruz Novruz 5 gün 9 Mayısıs Faşizme karşı Zafer Günü Faşizm üzərinə qələbə günü II. Dünya Savaşı sırasında SSCB'nin Nazi Almanyası'na karşı kazandığı zaferin onuruna. 28 Mayısıs Bağımsızlık Günü Müstəqillik Günü Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı (1918). 15 Haziran Millî Kurtuluş Günü Azərbaycan xalqının Milli Qurtuluş günü Azerbaycan meclisinin Haydar Aliyev'i devlet başkanlığına davet etmesi (1993). 26 Haziran Azerbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri günü Azərbaycan Respublikasının Silahlı Qüvvələri günü Azerbaycan Milli Ordusu'nun 1918 yılında bugün kuruluşu anısına düzenlenmiştir. 18 Ekim Bağımsızlığın Yeniden Sağlanması Günü Müstəqilliyin Bərpası Günü Azerbaycan'ın Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığı (1991). 8 Kasım Zafer Günü Zəfər Günü Azerbaycan'ın 2020 Dağlık Karabağ Savaşı'nda ve Şuşa Muharebesi'nde kazandığı zafer anılır. Çalışılmayan bir gündür. 9 Kasım Devlet Bayrak Günü Dövlət Bayrağı günü Azerbaycan Bayrağı'nın 9 Kasım 1918'de kabul edilmesinin anısına,[3] 9 Kasım 2009 tarihinde Devlet Bayrak Günü olarak resmen tesis edilmiştir.[4] 31 Aralık Dayanışma Günü Dünya azərbaycanlıların həmrəyliyi günü Berlin Duvarı'nın yıkılmasından esinlenen milliyetçi Azerbaycan Halk Cephesi, 31 Aralık 1989'da Sovyet Azerbaycan'ı ile İran arasındaki sınırların kaldırılması çağrısında bulundu ve buna öncülük etti. Bu olay o zamandan beri dünyanın dört bir yanındaki Azeriler tarafından Azerbaycanlıların Uluslararası Dayanışma Günü olarak kutlanmaktadır.[5] Hicri takvime göre Şevval ayının ilk iki günü Ramazan Bayramı Ramazan Bayramı 2 gün Hicri Takvime göre Zilhicce ayının onuncu gününden itibaren iki gün Kurban Bayramı Qurban Bayramı 2 gün

 

   Dünya Rüzgâr Günü Kutlayanlar Birçok ülke Başlama 1967 Tarih 15 Haziran

Dünya Rüzgâr Günü her yıl 15 Haziran'da dünya çapında kutlanan bir özel gündür. Kutlama etkinlikleri WindEurope ve GWEC tarafından üstlenilmektedir. Gün; rüzgâr gücünün kullanım alanları ve toplumsal değişime katkıları konusunda farkındalık uyandırmayı amaçlamaktadır. 2011 yılında 4 kıtada 30 ülkede etkinlikler düzenlenmiştir. Etkinlikler arasında kara ve açık deniz rüzgar çiftliklerine ziyaretler, bilgilendirme kampanyaları, şehirlerde kurulan gösteri türbinleri, rüzgar atölyeleri ve rüzgar geçidi yer aldı. Birçok etkinlik Küresel Rüzgâr Günü'nde (15 Haziran) gerçekleşti, ancak öncesinde ve sonrasındaki günlerde ve haftalarda da etkinlikler vardı. 2012 yılında dünya çapında 250 etkinlik ve popüler bir fotoğraf yarışması düzenlendi.

 

Vikipedi

Yorumlar

Yorum Yap

E-posta adresiniz gizli tutulur
Yukarıdaki işlemin sonucunu yazın

Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.