Tarih

30 Ocak 1991 - Hulusi Sayın, Türk asker

(Ankara'da evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda şehit edildi ) (d. 1926)

30 Ocak 1991 - Hulusi Sayın, Türk asker

30 Ocak Tarihte Bugün Miladi takvime göre yılın 30. günü

 

Olaylar

  • 1517 - Kahire Muharebesi (1517)
  • 1648 - Hollanda ile İspanya arasında, Münster Antlaşması imzalandı ve Seksen Yıl Savaşı sona erdi.
  • 1662 - Çinli general Koxinga, dokuz ay süren kuşatmadan sonra Tayvan adasını ele geçirdi.
  • 1847 - Kaliforniya'nın Yerba Buena şehrinin adı, San Francisco olarak değiştirildi.
  • 1867 - Mutsuhito, Japonya'nın İmparatoru oldu.
  • 1919 - Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasını kararlaştırdılar.
  • Paris Barış Konferansı

  •  

  • Konferansa katılan ülkelerin I. Dünya Savaşı'ndaki konumu;

      İtilaf Devletleri ve müttefikleri

      İttifak Devletleri ve müttefikleri

      Tarafsız devletler

    Paris Barış Konferansı, I. Dünya Savaşı'nı sona erdiren antlaşmaların hazırlandığı uluslararası bir konferanstır.

    Müttefik, kısmen müttefik ve ortak devlet gibi farklı gruplara ayrılmış 32 devletin temsilcileri katılmıştır. Bu devletler, İttifak Devletleri ile savaşmış veya onlara savaş ilan etmiş devletlerdi. Konferans 18 Ocak 1919'da, yani Alman İmparatorluğu'nun kuruluşunun yıldönümü günü açıldı. Fransızlara Urfa, Antep ve Maraş verildi. Batı Anadolu başta İzmir'in işgali olmak üzere Yunan işgaline maruz kalmıştır. Konferansın kararlarına hakim olan devletler; İngiltere, Fransa, ABD ve İtalya’dır. İtalya, Macaristan ile 4 Haziran 1920 tarihinde Triyanon Antlaşması imzalanmıştır.

    Konferansta savaş sırasında imzalanmış olan gizli antlaşmaların uygulanması karara bağlanmış, İngiltere ve Fransa Wilson İlkeleri'ne tamamen ters düşmemek için “savaş tazminatı” yerine “savaş onarımı”, “sömürgeciliğin” yerine ise "manda-himaye sistemini" gündeme getirerek uygulanmasını sağlamışlardır.

    Tarihçe

    I. Dünya Savaşı'nın askeri safhası ateşkes antlaşmalarıyla sona erdikten sonra galip devletler imzalanacak olan antlaşmaların maddeleri üzerinde karşılıklı olarak anlaşmak ve kendi aralarındaki siyasi, ekonomik problemleri çözümlemek amacıyla 18 Ocak 1919’da Paris’te bir araya gelmiş, konferansa İttifak Devletleri'ne karşı savaş açmış olan başta İtilaf Devletleri olmak üzere toplamda 32 devlet katılmıştır. Konferansa katılan devletlerin tamamının üye olacağı Milletler Cemiyeti kurulmuş, cemiyetin amacının; dünya devletlerinin haklarını eşit olarak korumayı amaçlayacağı savunulmuş ancak bu cemiyetin sadece İtilaf Devletleri tarafından kurulmuş olması cemiyetin fiilen taraflı davranmasına neden olmuştur.

    İtilaf Devletleri'nin konferansta savaştan galip ayrılmalarının verdikleri rahatlıkla Wilson İlkeleri'ni göz ardı ederek yenilen devletlere imzalatmak amacıyla çok ağır şartlar taşıyan antlaşma taslakları hazırlamaları sonucunda İtilaf Devletleri'nin tarafından olan ABD bu konferanstan sonra Avrupa ile olan ilişkilerini en alt düzeye indirmiştir.

    Osmanlı Devleti açısından

    Paris Barış Konferansı'nda Fransa ve Yunanistan'ın Osmanlı Devleti toprakları üzerinde teklif ettiği Yunan toprakları.

    Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti delegasyonunun 1919 Paris Barış Konferansı'na sunduğu "Birleşik Ermenistan" haritası.

    Konferansta Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Bulgaristan ile imzalanacak olan barış antlaşmalarının taslakları hazırlanmasına rağmen Osmanlı Devleti ile imzalanacak olan antlaşmanın esaslarının daha sonra belirlenmesi kararlaştırılmış bunda daha önce Rusya’ya verilmesi planlanan bölgelerin Rusya’nın savaştan çekilmesi nedeniyle yeniden paylaşımının gerektiği fikri etkili olmuştur.

    Konferansa katılan Ermeni temsilcileri Doğu Anadolu’da bağımsız Ermenistan kurulması fikrini ilk kez bir uluslararası konferansta dile getirmişler, bu istekleri de İtilaf Devletleri tarafından destek görmüştür. İngiltere ve Fransa daha önce İtalya’ya vermeyi tasarladıkları İzmir ve çevresinin Yunanistan tarafından işgal edilmesini kabul etmişler, bu kararın alınmasında “Yunanistan’ın İzmir çevresindeki Rumların Müslüman-Türkler tarafından öldürüldüğü” şeklinde propagandasının etkili olması yanında, asıl neden Boğazlara çok yakın olan bu bölgede İtalya'nın İngiliz çıkarlarını tehdit edebilecek bir güç olmasından çekinilmesi olmuştur. Bu nedenle İtalya ile İtilaf Devletleri arasında Paris konferansı sırasında ilk görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır.

    Milletler Cemiyetinin temel ilkelerini karara bağlayan, Almanya ile Versay Barış Antlaşması, Avusturya ile Saint-Germain Antlaşması, Bulgaristan ile Neuilly Antlaşması'nı imzalayan İtilaf Devletleri, 22 Nisan 1920'de Osmanlı Devleti'ni, Paris Barış Konferansı'na çağırmışlardır.

    Genel sonuçları

  • Bu devletlerin oluşturduğu Milletler Cemiyeti kuruldu.
  • Galip devletler Wilson ilkelerine uymayarak ağır şartları olan antlaşmalar hazırladılar. ABD de Avrupa ile ilişkileri en alt düzeye indirdi.
  • Ermeniler ilk defa bu konferansta Doğu Anadolu'da Bir Ermenistan Devleti kurulması fikrini dile getirdi. Avrupa destekledi.
  • Savaş sırasındaki gizli antlaşmaların uygulanması karara bağlandı.
  • İngiltere ve Fransa Wilson ilkelerine ters düşmemek için savaş tazminatı yerine “savaş onarımı” sömürgecilik yerine “manda-himaye sistemi” getirerek uygulanmasını sağladılar.
  • Bu konferansta Almanya, Avusturya ve Bulgaristan'ın antlaşma taslağı hazırlanırken Osmanlınınki sonraya bırakılmıştır. Çünkü Rusya'ya verilen bölgelerin Rusya'nın savaştan çekilmesiyle yeniden paylaşılması gerekiyordu.
  • ABD, Avrupa'daki bu olaylara aktif olarak katılmama politikası izledi. Monroe Doktrini denilen bu politika sayesinde İngiltere ve Fransa II. Dünya Savaşı'na kadar rahat hareket etmişlerdir.
  • İngiltere ve Fransa'nın İtalya'ya vermeyi kararlaştırdıkları İzmir'i Boğazlara yakın olmasından dolayı İngiliz çıkarlarını tehdit edecek bir güç olmasından çekinmeleriydi. Bu nedenle İtilaf Devletleri ile İtalya arasında ilk görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır.
  • Konferans sonunda, İtilaf Devletleri sömürgecilik anlayışı yerine “Manda ve himaye” sistemini ortaya atmışlardır.
  • En fazla tartışılan mesele Osmanlı İmparatorluğu ile imzalanacak olan antlaşma olmasına rağmen; aralarında çıkar çatışmasına düşen galip taraflar Osmanlı Devleti ile imzalanacak olan antlaşMayısı karara bağlayamamışlardır.
  •  
  • 1925 - Türk Hükûmeti, Piskopos VI. Konstantin'in İstanbul dışına çıkarılmasını kararlaştırdı.
  • 1923 - Yunanistan ile Ahali Mübadelesi Antlaşması yapıldı. Aralık 1923'te başlayıp 1927 yılına kadar süren uygulamayla, 400 bin Türk ve 1 milyonu aşkın Rum yer değiştirdi.

    Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi

  • Güneybatı Anadolu'daki hayalet kasaba Kayaköy (Livisi). Bir zamanlar Rum köyü iken 1923 nüfus mübadelesi sırasında terk edilmek zorunda kaldı.

    Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi, 1923 yılında Lozan Barış Antlaşması'na ek olarak yapılan sözleşme uyarınca Türkiye Cumhuriyeti ve Yunanistan Krallığı'nın kendi ülkelerinin yurttaşlarını din esası üzerine tehcir ve zorunlu göçe tabi tutmasına verilen addır. Göçe tabi tutulan kişilere ise mübadil denir.

    Mübadele ile 1.200.000 Ortodoks Rum, Anadolu'dan Yunanistan'a; 500.000 Müslüman da Yunanistan'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalmıştır.[2][3] Mübadele kapsamına giren kişiler ile mübadele kapsamına girmeyen kişiler arasındaki ayrımın ana kıstası ırk ya da dil değil din olduğu için Rum denenlerin arasında, Türkçeden başka dil bilmeyen ve konuşmayan Türk Ortodoks Hristiyan Gagavuzlar ile Karamanlı Ortodokslar, Yunanistan'dan gelen Müslümanların arasında da Türklerin yanında Karacaova, Drama, Kavala ve Kesriye'den gelen Bulgarca ve Makedonca konuşan Pomaklar, Rumence konuşan Ulahlar, Yunanca (Romeika) konuşan Patriyotlar ve kendi dillerinde konuşan Arnavutlar da bulunmuşlardır.[kaynak belirtilmeli]

    Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi kapsamında Türkiye'de sadece İstanbul ile Gökçeada (İmroz) ve Bozcaada'da oturan Rumlar, Yunanistan'da ise sadece Batı Trakya Türkleri mübadeleden muaf tutulmuşlardır. Mübadelede Dırama, Girit, Kesriye, Filorina, Kozana, Nasliç, Grebene, Kavala, Selanik, Vodina ve Yanya'dan Türkiye'ye gelen nüfus; Doğu Trakya ve Batı Anadolu'da Rum azınlığın ayrılışı ile boşalan yerlere iskân edilmişlerdir. Mübadillerin yoğun olarak iskân edildikleri şehirler; Adana, Balıkesir, Bilecik, Bursa, Çanakkale, Edirne, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kırklareli, Kocaeli, Manisa, Mersin, Niğde, Nevşehir, Samsun, Sinop, Tokat ve Tekirdağ idi. Değişimin çok büyük bir bölümü 1923-1924 yıllarında yaşanmış ancak geriye kalan az sayıda olayda 1930 İsmet İnönü-Venizelos sözleşmesine dek zorunlu göç uygulamasına devam edilmiştir. Zorunlu göç, gerek Türkiye gerek Yunanistan ekonomisinde yaklaşık yirmi yıl süren ağır bir krize yol açmıştır.

    1914 nüfus sayımının sonuçlarını gösteren resmi bir Osmanlı belgesi. Toplam nüfus (tüm milletlerin toplamı), 1.792.206'sı Rum olmak üzere 20.975.345 idi.

    Anlaşma öncesindeki durum

    Osmanlı Devleti, 1912 yılında Balkan Savaşı sonrasında Rumeli'deki topraklarının neredeyse tamamına yakınını kaybederken geride, Osmanlı tebaasıyken bir anda başka bir devletin azınlık statüsündeki vatandaşları konumuna düşen yüz binlerce Müslüman Türk bırakmıştı. Yunanlar tarafından potansiyel tehlike olarak görülen Epir bölgesindeki, Selânik ve çevresindeki şehirler ile birlikte adalardaki Müslümanlara karşı yoğun baskı ve yer yer katliamlar yapılmaktaydı. Bu durum yaklaşık on sene sürmüştü. 1914 yılının başlarında Yunanistan Atina Antlaşması'na aykırı olarak Müslüman Türkleri göçe zorlamıştır. Bunun yanında Balkan vilayetlerinin kaybedilmesiyle Anadolu'nun Türkleştirilmesi fikri dirilmiştir. Celal Bayar bu fikri gerçekleştirmek için Anadolu'da yaptığı çalışmalarla ege kıyılarındaki 20.000 civarı Rum Ortodoksu Yunanistan'a göç etmeye zorlamıştır. 1919 yılının ortalarında göç sorunu elle tutulur bir hal almıştır. Bunun üzerine Osmanlı'nın Atina'daki elçisi Galib Kemali Bey mübadele fikrini öne sürmüştür. Venizelos bu fikre karşı koymasa da Yunan Megali İdea'sını gerçekleştirmek için Anadolu'da Rum halkının yaşamaya devam etmesi gerektiğini düşünmüş ve mübadeleyi geciktirmiştir. Bunun yanı sıra I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte nüfus mübadelesi yapabilmek için savaşın bitmesi gerekliliği doğmuştur.

    1922'de Yunan Ordusu'nun Anadolu'dan mağlup ayrılmasının ardından artık Anadolu'da can ve mal güvenliğini kaybettiğini düşünen 1.069.957 Anadolulu Rum'un Yunanistan'a göç etmesiyle göçmenleri boş arazi ve evlere yerleştirme sorununun baş gösterdiği Yunanistan'da, Anadolu'dan gelen göçmenler Müslümanları evlerinden çıkarmaya ve onların evlerine yerleşmeye başlamıştı. Rum göçmenlerin barınması için gerekli arazi ve evlerin bir kısmı Müslümanların Türkiye'ye gitmesiyle sağlanacaktı. Hem Yunanistan'daki hem de Türkiye'deki azınlıkların sorunlarının daha da artması üzerine Lozan şehrinde barış antlaşmasının hazırlığı için görüşmelerin başladığı dönemde 30 Ocak 1923 tarihinde Türkiye ile Yunanistan arasında mübadeleyi öngören sözleşme imzalandı.

    Antlaşma

    Ana madde: Türk-Yunan Mübadele Sözleşmesi

    Mübadele döneminin Türk-Yunan ilişkilerini tasvir eden bir karikatür

    30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan sözleşme, on dokuz maddeden oluşuyordu. Sözleşme gereği, 1 Mayısıs 1923 tarihi itibarıyla Türkiye topraklarındaki Rum/Ortodoks nüfus ile Yunanistan topraklarındaki Türk/Müslüman nüfus arasında zorunlu göç uygulaması şarta bağlanmış oluyordu.

    Mübadeleye tabi tutulmayacak olanlar sözleşmenin ikinci maddesinde belirtildiği üzere Batı Trakya Türkleri ile İstanbul Rumları idi.

    İlk maddeye göre mübadiller Türk hükûmetinin izni olmadığı takdirde geri dönüp Türkiye'ye, Yunan hükûmetinin izni olmadan da Yunanistan'a yerleşemeyeceklerdir.

    Üçüncü madde ile 18 Ekim 1912 tarihinden itibaren yerlerinden göç etmiş olanlar da mübadele kapsamına alınıyordu.

    Sözleşmenin dördüncü maddesine göre, Yunanistan'a gönderilecek ilk kafileyi, aileleri daha önce Türkiye'yi terk etmesine rağmen ülkede kalan Rumlar içinde vücutça sağlam erkekler oluşturacaktır.

    Altıncı ve yedinci maddelere göre göçe tabi tutulanlara her iki hükûmet de gereken kolaylığı gösterecek, mübadil kişi terk ettiği ülkenin vatandaşlığından çıkacak yeni geldiği ülkenin vatandaşlığını alacaktı.

    Beşinci maddeye göre mübadillerin mülkiyet haklarına hiçbir zarar verilmeyecekti. Sekizinci maddeye göre ise mübadiller her çeşit taşınır mallarını hiçbir vergiye tabi olmadan yanlarında getirebileceklerdi.

    Dokuzuncu maddeye göre mübadillerin geldikleri yerde bırakmış oldukları mallar Karma Komisyon tarafından tasfiye edilecekti. Bu madde, 18 Ekim 1912'den sonra yerlerinden ayrılanları da kapsayacaktı.

    11, 12 ve 13'üncü maddeler, sözleşmenin uygulamasını üstlenecek karma komisyonun kurulması ile ilgiliydi. Karma Komisyonun sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen bir ay içinde kurulması öngörülüyordu.

    14'üncü maddede göçmenlere yeni geldikleri ülkede geride bıraktıkları mallara eş değer nitelikte ve değerde mal verileceği belirtilmişti.

    15-18'inci maddeler ise tarafların Karma Komisyona karşı yükümlülükleri, mübadelenin gerçekleşmesi sırasında sağlanacak kolaylıklar, mübadeleye tabi olacak kişilere duyuru yapılması, sözleşmenin yürürlüğünün emniyete alınması için her iki hükûmetin yapacağı yasal değişiklikler yer almıştır.

    Karma Komisyon

    Sözleşmenin 11. maddesi; azınlıkların mübadelesini denetleyecek, mallarına değer biçmek ve bu malları tasfiye etmek üzere bir Karma Komisyonun kurulmasını öngörmekteydi.

    Komisyonun dört üyesi Türkiye Hükûmetini, dördü Yunanistan Hükûmetini temsil edecek, geriye kalan üç üye ise 1914-1918 I. Dünya Savaşı'na katılmamış ülkelerin Milletler Cemiyeti tarafından seçilecek temsilcilerinden oluşacaktı.

    Karma Komisyonun merkezi 8 Ekim 1923'ten 21 Haziran 1924'e kadar Atina, bu tarihten sonra tasfiye edilene kadar ise İstanbul'du.

    1923-1926 arası Karma Komisyonun tahsis ettikleri ile Türkiye'ye gelen mübadil sayısı 355.635 idi. Bu sayıya kendi ulaşım olanaklarıyla Yunanistan'dan ayrılıp Türkiye'ye gelenler dâhil değildir. 1921-1928 arası Türk Hükûmetinin iskân ettirdiği mübadil sayısı 463.534 kişidir. 1912-1914 arası Balkan Savaşı sonrasındaki süreçte Yunanistan'dan gelen göçmen sayısı ise 125.000'dir. Adana, Edirne, Balıkesir, İstanbul, Bursa, Tekirdağ, Kırklareli, İzmir, Kocaeli, Manisa, Çanakkale, Mersin ve Samsun gibi iller; Yunanistan'dan gelen mübadillerin en yoğun olarak yerleştirildiği illerdir.

    1928 genel nüfus sayımına göre Yunanistan'daki göçmen nüfus 1.221.849 idi. Bunun 1.104.216'sı Türkiye'den, geri kalanı ise diğer ülkelerden gelmiştir.

    Türkiye'de mübadil yerleşim yerleri

    Mübadeleye tabi tutulan Müslüman mültecilerin bir kısmı

    1923 ile 1927 yılları arasında illere göre iskan edilmiş mübadil sayıları İller Mübadil sayısı İl toplam
    nüfusu (1927)
      % Adana 8.440 227.718 3,71 Çanakkale 11.638 181.753 6,40 Isparta 1.175 144.437 0,81 Mersin 3.330 119.107 2,80 Afyon 1.045 259.377 0,40 Cebelibereket 2.944 107.694 2,73 İstanbul 36.487 794.444 4,59 Muğla 4.968 175.390 2,83 Aksaray 3.286 127.031 2,59 Çorum 1.570 247.926 0,63 İzmir 31.502 526.065 5,99 Niğde 15.702 166.056 9,46 Amasya 3.844 114.884 3,35 Denizli 2.728 245.048 1,11 Kars 2.512 204.846 1,23 Ordu 1.248 202.354 0,62 Ankara 1.651 404.720 0,41 Diyarbakır 484 194.316 0,25 Kastamonu 842 336.501 0,25 Samsun 22.668 274.065 8,27 Antalya 4.920 204.372 2,41 Edirne 49.441 150.840 32,78 Kayseri 7.280 251.370 2,90 Şanlıurfa 290 203.595 0,14 Artvin 46 90.066 0,05 Elazığ 2.124 213.777 0,99 Kırklareli 33.119 108.989 30,39 Şebinkarahisar 5.879 108.735 5,41 Aydın 6.630 212.541 3,12 Erzincan 116 132.325 0,09 Kırşehir 193 126.901 0,15 Sinop 1.189 169.965 0,70 Balıkesir 37.174 421.066 8,83 Erzurum 1.095 270.426 0,40 Kocaeli 27.687 286.600 9,66 Sivas 7.539 329.551 2,29 Bayazıt 2.856 104.586 2,73 Eskişehir 2.567 154.332 1,66 Konya 5.549 504.384 1,10 Tekirdağ 33.728 131.446 25,66 Bilecik 4.461 113.660 3,92 Gaziantep 1.330 215.765 0,62 Kütahya 1.881 302.436 0,62 Tokat 8.218 263.063 3,12 Bitlis 3.360 90.631 3,71 Giresun 623 165.033 0,38 Malatya 76 306.882 0,02 Trabzon 404 290.303 0,14 Bolu 194 218.246 0,09 Gümüşhane 811 122.231 0,66 Manisa 13.829 374.013 3,70 Van 275 75.329 0,37 Burdur 448 83.614 0,54 Hakkâri 310 24.980 1,24 Maraş 1.143 186.855 0,61 Yozgat 1.635 209.474 0,78 Bursa 34.543 401.595 8,60 Hatay 1.037   - Mardin 200 183.471 0,11 Zonguldak 1.285 268.909 0,48 Türkiye 463.549 13.648.270 3,40

    Eleştiriler

    Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi hakkındaki eleştiriler genel olarak iki husus üzerinde toplanmaktadır. Birincisi, mübadelenin mecburi olmasıdır. Onca savaş ve kötü muamelelere rağmen doğup büyüdükleri, resmî vatandaşı oldukları ülkenin topraklarda kalan insanların temel bir insan hakkı olan "yerleşme ve seyahat hürriyeti" aksine devletler arası bir anlaşma üzerine zorla yerlerinden edilerek dilleri ve kültürleri yabancı topraklara gönderilmesinin bir "vatana iade" değil "sürgüne gönderme" olduğu iddia edilmiştir. İkinci eleştiri hususu "milliyet" kıstasının "dini aidiyet" üzerinden anlaşılmasıdır. Yani lisan olarak Türkçe konuşanlar dâhil, bütün Ortodokslar Türkiye'den Yunanistan'a; buna karşılık yine lisanına bakılmaksızın Müslüman olan bütün halklar Yunanistan'dan Türkiye'ye gönderilmiştir. Hâl böyle iken Katolik ve Protestan Rumlar yerlerinde kalmıştır. Bu uygulama Osmanlı "millet sistemi" anlayışının hâlâ işlevsel olduğunu göstermektedir. Ancak bu işlevin suistimal edildiği; Anadolu'da Müslümanların yeni devletçe kurulmak istenen ulusal birliğe daha kolay uyum sağlayacağı ön kabulünde, Müslümanlık kıstasının Türklük kıstasına baskın olmasının etkili olduğu iddia edilmiştir.

    Kültürel etkiler

    İnanca dayalı olarak yapılan zorunlu mübadele sonrası yaşanan dram ve ayrılık, Türk toplum yaşamında ve Balkanlarda yaşayan Türkler üzerinde derin kırılganlıklar yaratmış; mübadeleyi konu olan belgeseller, filmler, kitaplar ve müzikler yayımlanmıştır. Yönetmenliğini Çağan Irmak'ın yaptığı sinema filmi Dedemin İnsanları ve anonim Selanik türküsü "Bir Fırtına Tuttu Bizi", dikkat çeken eserler olmuştur.

  • 1930 - Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kuruldu.
  • 1931 - Boksör Küçük Kemal, Yunanistan şampiyonu Angelidis'i yendi.
  • 1933 - Adolf Hitler Şansölye oldu.
  • 1942 - Türkiye'de pasta yapımı ve ticareti yasaklandı, stokçulara uygulanacak cezalar belirlendi.
  • 1943 - Churchill Adana’ya gelerek, İsmet İnönü ile "Adana Görüşmesi" olarak bilinen görüşmeyi gerçekleştirdi.
  • Adana Görüşmesi

  • Görüşme sırasında İnönü ve Churchill.

    Adana Görüşmesi (Adana Mülakatı, Yenice Görüşmesi veya Yenice Mülakatı), 30-31 Ocak 1943 tarihlerinde, Türkiye Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile Birleşik Krallık Başbakanı Winston Churchill'in gerçekleştirdiği iki taraflı toplantıdır.

    Yeri

    Yenice Görüşmesi'ne dair istasyon duvarında yer alan bilgi ve fotoğraflar

    Toplantı, günümüzde Mersin'in Tarsus ilçesine bağlı Yenice'de, Adana – Mersin demir yolu hattı üzerindeki Yenice Tren İstasyonu'nun bir tren vagonunda gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle de Yenice Mülakatı, Yenice Görüşmesi gibi adlarla da anılmıştır. Türk ve İngiliz diplomatlar ve resmi yetkililerin görüşmelerinde Türk tarafı Ankara'da görüşülmesini, İngiliz tarafı ise Kıbrıs'ta görüşülmesini teklif etmişti. Nihayetinde taraflar bu istasyonda mülakatı gerçekleştirmeyi kararlaştırmışlardır.

    Hilmi Uran anılarında bu mevkiyi şöyle tarif etmiştir: "Sonraları bu görüşme Adana Mülakatı diye anılır oldu. Fakat hakikatte iki devlet adamının telâkisi Adana'da değil, Yenice istasyonunda ve vagon içinde olmuştu. Yenice, Tarsus'a bağlı küçük bir Nusayri köyüdür ve Adana'ya yirmi üç kilometre mesafededir. Konya istikametinden gelen trenler burada, Adana ve Mersin cihetine gitmek üzere ikiye ayrılır. İstasyon, yüksek okaliptüs ağaçlarının gölgelendirdiği şirin bir yerdir."

    İçeriği

    Türkiye Cumhurbaşkanı İsmet İnönü   Türkiye Cumhurbaşkanı İsmet İnönü

    Türkiye Cumhurbaşkanı İsmet İnönü

     

    Birleşik Krallık Başbakanı Winston Churchill

    1943 yılı Ocak ayında Kazablanka'da Kazablanka Konferansı'nı gerçekleştiren Amerika Birleşik Devletleri başkanı Franklin D. Roosevelt ve Birleşik Krallık Başbakanı Winston Churchill, Nazi Almanyası'na karşı Balkanlar'dan bir cephe açMayısı tasarlamışlardır. Kazablanka Konferansı'nın hemen ertesinde Adana'ya gelen Churchill, bu tasarı hakkında İsmet İnönü'yle görüşmüştür. Görüşmede İngiliz tarafının amaçladığı Türkiye'yi, Mihver Devletlerine karşı Müttefik Devletler ile birlikte II. Dünya Savaşına girmesi için ikna etmekti. Türk tarafı ise bu isteklere Sovyetler Birliği'ne ve savaş sonrası Avrupasındaki artan nüfuzuna ve gücüne yönelik kaygılarını belirterek karşılık vermiştir. Ayrıca Türk Ordusu'nun Mihver Devletlerine karşı savaşa girmesi isteniyorsa malzeme ve teçhizat eksikliğinin giderilmesi ve takviye edilmesi gerekliliği öne sürülmüştür. Churchill'in bunlara yanıtı ise Sovyetler konusunda endişeleri azaltıcı telkinler ve teçhizat tedariki için de Amerikan ve İngiliz yardımı vaatleri olmuştur.

    Görüşmenin sonucu

    Türk tarafının öne sürdüğü gerekçeler ve kaygılarla savaşa girme ısrarının üstesinden geldiği, Türkiye'nin savaşa girişini ötelediği bir netice ortaya çıkmıştır. Ayrıca Türkiye, bu görüşmede öne sürdüğü kaygılarını gidermeleri adına Batı'dan askeri malzeme yardımı sözü de almıştır. Öte yandan Sovyetler Birliği'nin 1943'teki Moskova Konferansında şiddetli biçimde gündeme getirdiği üzere Türkiye'nin müttefik kuvvetlerden yana açıkça tavır almadığı ve savaşa girmekten kaçındığı eleştirilerine neden olmuştur.

  • 1946 - Macaristan'da komünist rejim ilan edildi: Macaristan Halk Cumhuriyeti
  • 1948 - Hindistan lideri Mahatma Gandi, Yeni Delhi'de öldürüldü.
  • 1948 - British South American Airways'e ait bir uçak, Atlas Okyanusu'ndaki Bermuda Şeytan Üçgeni'nde kayboldu.
  • 1950 - Sovyetler Birliği, Kuzey Vietnam rejimini tanıdı. Fransa, Sovyetler Birliği'ni protesto etti.
  • 1951 - Sağlık Bakanı Ekrem Üstündağ, bakımsızlıktan her yıl 300 bin yurttaşın hayatını kaybettiğini açıkladı.
  • 1967 - İlk resmi televizyon yayını Ankara'da yapıldı.
  • 1969 - Türkiye'de ilk böbrek nakli, Beyoğlu Devlet Hastanesi'nde Yusuf Özer adlı hastaya yapıldı. Ancak Yusuf Özer, kendisine takılan böbreğin bir akıl hastasından alındığını öne sürerek savcılığa başvurdu.
  • 1971 - İstanbul'da Dev-Genç'liler "Özel Eğitimin Devletleştirilmesi" isteğiyle yürüyüş düzenledi.
  • 1972 - İngiliz askerleri, Kuzey İrlanda'da gösteri yapanların üzerine ateş açarak, 14 insan hakları savunucusunun ölümüne neden oldu. Bugün Birleşik Krallık tarihine Kanlı Pazar olarak geçti.
  • 1972 - Pakistan, İngiliz Milletler Topluluğu'ndan ayrıldı.
  • 1975 - THY'nin İzmir-İstanbul seferini yapan Bursa uçağı Marmara Denizi'ne düştü: 41 kişi öldü.
  • 1980 - Yabancı bankaların Türkiye'de şube açmaları Yabancı Sermaye ile ilgili kanun kapsamına alındı. Banka şubelerine kârlarını transfer etme hakkı tanındı.
  • 1982 - İlk PC virus kodu, Richard Skrenta tarafından yazıldı. Bu program 400 satır uzunluğundaydı ve kendisini "Elk Cloner" adlı bir Apple boot programı olarak kamufle ediyordu.
  • 1983 - 12 Eylül Darbesi'nin 36. idamı: 22 Mayısıs 1979'da dükkânında çalışmakta olan sol görüşlü bakkal Battal Türkaslan'ı 6-7 el ateş ederek öldüren sağ görüşlü militan Ahmet Kerse, idam edildi.
  • 1985 - Ege Denizi'nde düzenlenen "Deniz Kurdu-85" tatbikatı sırasında, bir tank çıkarma gemisi fırtına yüzünden battı: 39 denizci öldü.
  • 1987 - Bakanlar Kurulu, askerlik yasasındaki yeni düzenlemeyi onayladı. Çağdışı kalma yaşı 46'dan 41'e indirildi, mesleği öğretmen olanlar, askerliğini öğretmen olarak yapacak; her isteyen bedelli askerlikten yararlanacak.
  • 2001 - TBMM'deki iç tüzük görüşmeleri sırasında çıkan arbedede DYP Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu, kalp krizi geçirerek öldü.
  • 2020 - Dünya Sağlık Örgütü SARS-CoV-2 virüsünü bir pandemiye neden olabileceği sebebiyle "Küresel Acil Durum" ilan etti. Zaten bundan birkaç ay sonra virüs hala devam eden bir Pandemi ilan edildi.

Doğumlar

  • MÖ 58 - Livia, Roma İmparatorluğunun ilk imparatoru Augustus'un karısı (ö. 29)
  • 133 - Didius Julianus, Roma İmparatoru (ö. 193)
  • 1621 - II. György Rákóczi, Erdel Prensi (ö. 1660)
  • 1841 - Félix Faure, Fransa'da Üçüncü Cumhuriyet'in altıncı cumhurbaşkanı (ö. 1899)
  • 1846 - Francis Bradley, İngiliz idealist filozof (ö. 1924)
  • 1882 - Franklin D. Roosevelt, Amerikalı siyasetçi ve ABD'nin 32. Başkanı (ö. 1945)
  • 1894 - III. Boris, Bulgaristan Çarı (ö. 1943)
  • 1938 - İslam Kerimov, Özbekistan Devlet Başkanı (ö. 2016)
  • 1956 - Feridun Sinirlioğlu, Türk diplomat ve siyasetçi
  • 1962 - II. Abdullah, Ürdün Kralı
  • 1965 - Hazım Körmükçü, Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu
  • 1968 - VI. Felipe, mevcut İspanya kralı
  • 1973 - Hakan Kaygusuz, Türk futbolcu
  • 1977 - Ertuğrul Doğan, Türk iş adamı ve Trabzonspor başkanı
  • 1987 - Arda Turan, Türk futbolcu
  • 1989 - Kemal Cingirt, Türk futbolcu
  • 1997 - Meltem Avcı, Türk basketbolcu

Ölümler

  • 970 - I. Petr, 927-969 yılları arasında hüküm süren Tuna Bulgar Devleti çarı (d. 927)
  • I. Petr Tuna Bulgar Çarı Hüküm süresi 927-969 Önce gelen I. Simeon Sonra gelen II. Boris   Ölüm 30 Ocak 970 Eş(ler)i İrini Lekapene Çocuk(lar)ı II. Boris, Roman Hanedan Krum Babası I. Simeon

    I. Petr (Bulgarca: Петър I), 927-969 yılları arasında hüküm süren Tuna Bulgar Devleti çarı.

    Çar Simeon, büyük oğlunu verasetten mahrum bırakarak kendisine halef olarak oğlu Petr'ı seçti. I. Petr'ın tahta çıkmasıyla Simeon döneminde yapılan savaşların sonucu olarak Birinci Bulgar Devleti çöküş sürecine girmiştir. Yeni çar, Bizans ile 30 yıllık barış antlaşması imzalamış ve Romanos Lekapenos'un en büyük oğlu Hristoforos'un kızı İrini Lekapene ile evlenmiştir. Bulgar hükümdarı "çar" unvanını almış ve Bulgar Kilisesi'nin başına da patriklik statüsü verilmiştir.

    Bizans'la yakınlaşmaktan rahatsızlık duyan ve Petr'ın kardeşi İvan'ı çar yapmak isteyen Boyarların ayaklanması, herhangi bir sonuç vermemiştir. İçerideki problemlerin yanı sıra Petr, dışarıda da ciddi problemlerle karşılaşmıştır. Bulgaristan'daki ayaklanmalardan faydalanarak Simeon döneminde Bulgarlara tâbi olan Sırplar, bağımsızlıklarını kazanmışlardır. Başlayan Macar ve Peçenek akınlarına karşı Franklardan yardım isteyen ama buna ulaşamayıp Bizans'ın da baskısı altında kalan I. Petr'a karşı, Kiev Knezi I. Svyatoslav ile Bizans imparatoru II. Nikiforos ittifak kurdular. Bunun üzerine Svyatoslav, 967 yılında Tuna Nehri'ni geçerek Kuzey Dobruca'da 30.000 kişilik Bulgar ordusunu bozguna uğrattı ve Silistire surlarına kadar ilerledi. Bu durumu öğrenen Çar I. Petr, dünya işlerinden elini eteğini çekerek bir manastıra yerleşmiş ve 30 Ocak 970 tarihinde burada ölmüştür.

  • 1649 - I. Charles, 1625'ten 30 Ocak 1649'da idam edilmesine kadar İskoçya Krallığı ve İngiltere ile İrlanda krallıkları kralı (d. 1600)
  • 1730 - II. Petro, Rusya İmparatoru (d. 1715)
  • II. Petro Rusya imparatoru Hüküm süresi 18 Mayısıs 1727 - 29 Ocak 1730 Taç giymesi 25 Şubat 1728 Önce gelen I. Katerina Sonra gelen Anna İvanovna   Doğum 18 Ekim 1715
    Sankt-Peterburg Ölüm 30 Ocak 1730 (14 yaşında)
    Moskova, Rusya Tam adı II. Pyotr Alekseyeviç Hanedan Romanov Hanedanı Babası Aleksey Petroviç Annesi Charlotte Christine Dini Rus Ortodoks

    II. Petro (Rusça: Пётр II Алексеевич ya da II. Pyotr Alekseyeviç; 23 Ekim 1715 – 30 Ocak 1730), 1727 yılından ölümüne kadar Rusya imparatoruydu.

    II. Petro Çar Büyük Petro'nun torunudur. Babası Büyük Petro'nun oğlu olan Çareviç (Veliaht) Aleksey Petroviç idi. Ancak babası dedesinden önce öldü ve dedesinin 8 Şubat 1725 tarihinde ölümünden sonra tahta dedesinin eşlerinden biri olan I. Katerina geçti. I. Katerina da 17 Mayısıs 1727 tarihinde ölünce henüz 11 yaşında olmasına rağmen tahta geçti. Tahta geçmesinden 2,5 yıl sonra çiçek hastalığından öldü.

  • 1867 - Kōmei, Japonya'nın geleneksel veraset düzenine göre 121. imparatoru (d. 1831)
  • 1872 - Francis Rawdon Chesney, İngiliz general ve kaşif (d. 1789)
  • 1889 - Rudolf, Avusturya veliaht prensi (d. 1858)
  • 1890 - Tunuslu Hayreddin Paşa, Osmanlı devlet adamı (d. 1823)
  • Tunuslu Hayreddin Paşa Osmanlı Sadrazamı Görev süresi
    4 Aralık 1878 - 29 Temmuz 1879 Hükümdar II. Abdülhamid Yerine geldiği Mehmed Esad Safvet Paşa Yerine gelen Ahmed Arifi Paşa Kişisel bilgiler Doğum 1823
    Kafkasya Ölüm 30 Ocak 1890 (67 yaşında)
    İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu Ödülleri Osmaniye Nişanı Mecidiye Nişanı İftihar Nişanı İmtiyaz Nişanı

    Tunuslu Hayreddin Paşa (Osmanlıca: تونسلى خيرالدين پاشا; (1823, Kafkasya – 30 Ocak 1890, İstanbul), II. Abdülhamit saltanatında 4 Aralık 1878 - 29 Temmuz 1879 dōneminde sadrazamlık yapmış Abhaz asıllı Osmanlı devlet adamıdır.

    Hayatı

    Abhaz kökenli Hayreddin Paşa Kafkasya'da doğmuştur. Tunus'ta bahriye müdürü olarak görev yaptıktan sonra 1 Ekim 1878 tarihinde İstanbul'a tayin edilerek Islahat-ı Maliye komisyonu başkanı olmuştur. Tunuslu Hayreddin Paşa'nın oğlu Mehmed Salih Bey'de, 29 Temmuz 1907 yılında ile Şehzade Ahmed Kemaleddin Efendi'nin Tek Kızı Münire Sultan ile evlendi.

    2 ay sonra 4 Aralık 1878 tarihinde sadrazam olmuş, 7 ay 26 gün hizmet verdikten sonra 29 Temmuz 1879 tarihinde istifa ederek sadrazamlıktan ayrılmıştır.

    Yaşamının geri kalan kısmını İstanbul'un Kuruçeşme semtinde geçirmiştir.

    30 Ocak 1890 tarihinde hayatını kaybetti. Mezarı Eyüpsultan semtinde bulunan Bostan İskelesi civarındadır.

    Türbesi ise ancak 2012 yılında uzun süren araştırmalar sonucunda bulunabilmiştir.

    Değerlendirme

    Hayreddin Paşa'nın at sırtında portresi

    Sicil-i Osmani'de şöyle değerlendirilir:

    Zengin, sözünde durur, cesur ve gayretliydi.

     

  • 1955 - Mim Kemal Öke, Türk tıp akademisyeni ve hekim (d. 1884)
  • 1991 - Hulusi Sayın, Türk asker (Ankara'da evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda) (d. 1926)
  •  

    Hulusi Sayın
    J.1948-27

      Şehit Korgeneral Hulusi Sayın ; 28 Nisan 1926'da Elazığ'da doğdu. 1945  yılında Askerî Lise'den, 1948 yılında Harp Okulu'ndan, 1950'de Piyade  Okulu'ndan, 1952'de Jandarma Subay Okulu'ndan ve 1964 yılında da Harp  Akademisi'nden mezun

    Doğum 28 Nisan 1926
    Elazığ, Türkiye Ölüm 30 Ocak 1991 (64 yaşında)
    Ankara, Türkiye Defin yeri Cebeci Askerî Şehitliği Bağlılığı  Türkiye Branşı  Jandarma Hizmet yılları 1948-1989 Rütbesi  Korgeneral Komutası
    • 22. Jandarma Sınır Tugayı
    • 3. Jandarma Er Eğitim Tugayı
    • Jandarma Eğitim Komutanlığı
    • Jandarma Asayiş Komutanlığı
     

    Adalet Hulusi Sayın (28 Nisan 1926 – 30 Ocak 1991) Türk asker.

    1945 yılında Maltepe Askerî Lisesinden, 1948 yılında Harp Okulundan, 1964 yılında Kara Harp Akademisinden mezun oldu. 1974 yılında tuğgeneral, 1978 yılında tümgeneral ve 1983 yılında korgeneral rütbesine terfi etti. Olağanüstü Hal Bölgesi'nde oluşturulan Asayiş Birlikleri Kolordusu Komutanlığından 1 Eylül 1989 tarihinde emekli oldu. Başbakanlık başmüşavirliği görevini yürütürken 30 Ocak 1991 tarihinde Ankara'da evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldü. Gazeteleri arayan bir kişi eylemi yasa dışı Dev-Sol Silahlı Devrim Birlikleri Örgütü adına üstlenirken, Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican ise olay yerinde Kürdistan Ulusal Kurtuluş örgütü'nün bir bildirisinin bulunduğunu açıkladı.

  • 1998 - Ali Ulvi Ersoy, Türk karikatürist (d. 1924)
  • 2010 - Fatma Refet Angın, Türk eğitimci ve Türkiye'nin ilk kadın öğretmenlerinden (d. 1915)
  • 2015 - Hakkı Kıvanç, Türk sinema ve dizi oyuncusu (d. 1931)
  • 2015 - Seyfi Doğanay, Türk halk ve arabesk müzik sanatçısı (d. 1964)
  • 2025 - İlhan Usmanbaş, Türk besteci ve eğitimci (d. 1921)

 

Wikipedia.org

Türkçe Vikipedi - Vikipedi

Yorumlar

Yorum Yap

E-posta adresiniz gizli tutulur
Yukarıdaki işlemin sonucunu yazın

Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.